Dünya haritasına baktığımızda, neredeyse her coğrafyada bir fay hattının kırıldığını görüyoruz. Peki, ABD’nin İran’a yönelik olası bir saldırısı bu tabloyu nasıl değiştirir? Ve daha önemlisi: Bütün bu krizler 3. Dünya Savaşı’na giden bir yolun taşlarını mı döşüyor?
Son yıllarda dünya haritasına baktığımızda, neredeyse her coğrafyada bir fay hattının kırıldığını görüyoruz. Savaşlar artık yalnızca iki ülke arasında yaşanan klasik cephe çatışmaları değil; vekâlet savaşları, hibrit operasyonlar, siber saldırılar ve ekonomik yaptırımlar üzerinden yürüyen çok katmanlı mücadelelere dönüştü. Peki, ABD’nin İran’a yönelik olası bir saldırısı bu tabloyu nasıl değiştirir? Ve daha önemlisi: Bütün bu krizler 3. Dünya Savaşı’na giden bir yolun taşlarını mı döşüyor?
ABD – İran Gerilimi: Kıvılcım Nerede Çakar?
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki gerilim uzun yıllardır kontrollü bir tırmanma şeklinde ilerliyor. Saldırıda 50'dan fazla çocuk hayatını kaybetti...Nükleer program, bölgesel nüfuz mücadelesi ve Körfez’deki askeri varlık bu gerilimin ana başlıkları. İ
Olası bir ABD saldırısı;
Hürmüz Boğazı’nın kapanması riskini,
Körfez’de petrol fiyatlarının fırlamasını,
İran’ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’deki vekil unsurları üzerinden karşılık vermesini,
İsrail’in doğrudan hedef haline gelmesini beraberinde getirebilir.
Bu senaryoda çatışma, yalnızca iki ülke arasında kalmaz; tüm Orta Doğu’yu içine çeken zincirleme bir reaksiyona dönüşür.
Irak ve Suriye: Bitmeyen Vekâlet Savaşları
Irak ve Suriye, büyük güçlerin hesaplaştığı zemin olmaya devam ediyor. ABD, İran, Rusya ve Türkiye farklı alanlarda sahada. İran’a yönelik bir saldırı, bu ülkelerdeki milis grupların Amerikan üslerini hedef almasına yol açabilir. Bu da çatışmayı doğrudan genişletir.
İsrail – Filistin: Bölgesel Yangının Merkezi
İsrail – Filistin hattındaki gerilim artık sadece yerel bir mesele değil. İran’ın bölgesel stratejisinde İsrail karşıtlığı önemli bir yer tutuyor. ABD-İran çatışması, İsrail’i doğrudan savaşın tarafı haline getirebilir ve Lübnan’daki Hizbullah cephesini açabilir.
Ukrayna – Rusya: Büyük Güçlerin Açık Çatışması
Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş, zaten küresel güçlerin karşı karşıya geldiği bir cephe. NATO’nun dolaylı desteği ve Rusya’nın nükleer imaları, bu savaşın sınırlarını tehlikeli biçimde genişletiyor. Eğer Orta Doğu’da yeni bir cephe açılırsa, Rusya-ABD dengesi daha kırılgan hale gelebilir.
Güney Asya: Hindistan – Pakistan Fay Hattı
Hindistan ile Pakistan arasındaki Keşmir merkezli gerilim, iki nükleer gücü karşı karşıya getiriyor. Küresel bir kriz ortamında bu hattın da ısınması, savaşın bölgesel olmaktan çıkmasına yol açabilir.
Gözden Kaçan Diğer Cepheler
Tayvan – Çin gerilimi
Kuzey Kore – Güney Kore hattı
Yemen iç savaşı
Sudan’daki çatışmalar
Bu alanlar, küresel güç rekabetinin sessiz ama potansiyel olarak patlayıcı noktaları.
3. Dünya Savaşı İhtimali: Gerçek mi, Abartı mı?
Bugünkü tablo 1914’ü andırıyor: Çok sayıda ittifak, bölgesel krizler ve yanlış hesap riski. Ancak önemli bir fark var: Nükleer caydırıcılık. Büyük güçler doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınıyor; bunun yerine vekâlet savaşlarını tercih ediyor.
Bu nedenle kısa vadede topyekûn bir 3. Dünya Savaşı ihtimali düşük görünse de, eş zamanlı krizlerin zincirleme biçimde birleşmesi ihtimal dışı değil. Özellikle ABD-İran hattında çıkacak bir kıvılcım, enerji piyasaları ve bölgesel ittifaklar üzerinden küresel bir yangına dönüşebilir.
Sonuç olarak dünya bugün bir “küresel savaş”tan ziyade, çok merkezli ve süreğen bir “küresel istikrarsızlık” döneminden geçiyor. Asıl soru şu: Büyük güçler bu yangını kontrol edebilecek mi, yoksa tarih bir kez daha kazara patlayan bir kurşunla mı yön değiştirecek?