CHP lideri Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yargı, ekonomi ve ara seçim tartışmalarına ilişkin çarpıcı mesajlar verdi. Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklanması üzerinden iktidara yüklenen Özel, erken seçim çağrısını yineledi.
“Bu bir siyasi operasyon”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM’de düzenlenen grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklanmasına sert tepki gösterdi. Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya gelen il başkanlarının da katıldığı toplantıda konuşan Özel, yaşanan süreci “siyasi operasyon” olarak nitelendirdi.
Özel, yargının bağımsızlığını yitirdiğini savunarak, “Adalet sistemi iktidarın baskısı altındadır” dedi.
Erdoğan’a açık mesaj: “Boyun eğmeyeceğiz”
Konuşmasında doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Özel, sert ifadeler kullandı:
“Gerekirse boynumuzu vereceğiz ama bunlara boyun eğmeyeceğiz. CHP’nin 100 yıl sonra bir kez daha bu ülkeyi kurtarmaya ant içmiş neferleri var.”
Bu sözler salonda uzun süre alkışlandı.
Ekonomi eleştirisi: “Vatandaş eziliyor”
Ekonomik tabloya da değinen Özel, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı üzerinden hükümeti eleştirdi. Vatandaşın alım gücünün düştüğünü belirten Özel, “Türkiye’de geniş kesimler her geçen gün daha da yoksullaşıyor” ifadelerini kullandı.
Ara seçim ve erken seçim çağrısı
CHP lideri, konuşmasında ara seçim tartışmalarına da değinerek, mevcut tablonun sürdürülemez olduğunu savundu. Özel, hükümete bir kez daha sandık çağrısı yaptı:
“Milletin önüne sandığı getirin. Bu ülkenin sorunlarını çözmenin tek yolu halkın iradesidir.”
İl başkanları Ankara’da toplandı
Ümit Erkol’un tutuklanmasının ardından CHP yönetiminin çağrısıyla çok sayıda il başkanı Ankara’ya geldi. Toplantı, parti içinde birlik ve dayanışma mesajlarının öne çıktığı bir buluşma oldu.
Özgür Özel’in açıklamaları, CHP’nin hem yargı süreçleri hem de ekonomik kriz üzerinden iktidara karşı daha sert ve mobilize edici bir dil benimsediğini gösteriyor. Erken seçim çağrısının tekrarlanması ise önümüzdeki dönemde siyasi tansiyonun daha da yükseleceğine işaret ediyor.
Özgür Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Tüm milletvekillerimiz adına, 81 ilde baba ocağının dumanını tüttüren il başkanlarımıza, Türkiye'nin dört bir yanından buraya gelen, sesimize ses, nefesimize nefes olanlara selam olsun...
Çok yoğun bir haftayı geride bıraktık, daha yoğun geçecek bir haftaya hep birlikte merhaba dedik..
"HALKIN EKMEĞİNİ KÜÇÜLTEN İKTİDAR"
2018'den bu yana bitmeyen bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçilmesiyle birlikte kurumların, kuralların hiçe sayıldığı, Meclis'in sesinin kısıldığı bir sürecin içinde demokratik olarak ve ekonomik olarak bir gerileme yaşadık. Birisinin yanlış ekonomi ve faiz politikasıyla ekonomi zayıfladı. Merkez Bankası'nın başkanları laf dinlemiyor diye değiştirildi. Fatura hep milletimize kesildi.
Bizim tek haneli olması gereken enflasyonumuz yüzde 80'lerden döndü. Yabancı yatırımcı gelmedi, yerleşik olanlar bile paralarını dışarı çıkarmaya çalıştılar. Dünya devleri paralarını, yatırımlarını Balkan ülkelerine kaydırdılar. Son olarak da 19 Mart 2025'te yapılan sivil darbeyle 60 milyar dolar satıldı, yabancı yatırımcı ülkeyi terk etti. Bu iktidar, milletin ekmeğini küçülten bir iktidardır.
SAVAŞFLASYON DEĞİL DARBEFLASYON
Eskiden ekonomik krizler yaşandığı yıllarda anılırdı, şimdi yılı yok çünkü bitmek bilmiyor. Kronik çoklu kriz ortamındayız. İran savaşına da hazırlıksız yakalandık. Yoksullukta, yüksek enflasyonda, işsizlikte, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Hukukta da adaletsiz bir iktidarla muhatabız. Bu yönetim ekonomiye en ağır zararın verildiği 19 Mart darbesinin sonuçlarıyla yüzleşmekten kaçıyor ama dünyadan da bunu gizleyemiyor. Mehmet Şimşek, slaytlarla 1 Mart'ta yaptığı sunumda diyor ki 19 Mart'a çoklu şoklar dönemi.
Bu iktidar nasıl bir iktidardır diye soran olursa, şöyle dersiniz: Bu iktidar halkın ekmeğini küçülten bir iktidardır.
Milletin yoksullaşmasına neden olan Erdoğan'ın İmamoğlu'ndan ve CHP'den korkmasıdır... Bunun altını çizebiliriz.
KRİZİN İKİ SİMGE FOTOĞRAFI...
Ekonomik krizin örneğini iki fotoğrafla gösterebilirim. Ulus'ta bir hayırsever elma dağıtmaya kalkıyor. Emeklilerin 1-2 elma için giriştikleri mücadele hepimizi derinden yaraladı. Bu fotoğraf, Türkiye'yi yönetenlerin, iktidarın utanç fotoğrafıdır. Söz veriyoruz ki iktidar değişecek ve kimse böyle bir fotoğrafın parçası olmayacak.
Geçtiğimiz gün arkadaşlar bir veresiye defteri getirdi. Okuldaki veresiye defteri.. Bu veresiye defterlerinde 15 liralık çay, iki poğaça görüyorsunuz. Dayanmak zor ama yarım kaşarlı görüyorsunuz... Bu ülkenin kantinlerinde bu ülkenin evlatlarına bir kaşarlı tost alamayana yarım kaşarlı tost verildiğini, onun da veresiyeye kaydedildiğini görüyorsunuz. Evlatlarımızı veresiye defterlerine düşürenleri, kendi sefalarını sürenleri bu milletin elinden hiçbir şey kurtaramayacak...
LİDERLERE ARA SEÇİM TURU
Bugüne kadar 12 genel başkan ile belli bir noktaya kadar mutabakata varmış durumdayız. Meclis'te grubu ve milletvekili olan, önceki dönem olan partilerle görüştük. Bunların en önemli kısmı şüphe yok ki ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz kısmıydı. İran meselesine karşı alınacak önlemleri, önerileri anlatan bir rapor paylaştık. Yanı genel başkanlar kendi çalışmalarından bahsettiler.
Liderlerle bir mutabakatımız daha var. Melih Gökçek yargılanmadıktan sonra hiçbir siyasetçi yargılanamaz diye bir atasözümüz var bizim, bu bizim değil tüm siyasetin sözü. Siyasi ahlakta karnesi en kırık olan partinin siyasi ahlakta ahkam kesen hali herkesi acı acı gülümsetmiştir.
AKP'DE SİYASET YAPANLARA SESLENDİ
Geldiğimiz noktada, bir kere yenilince, gol atamayıp gol yiyince topu alıp 'kimseyi oynatmam' diyen bir anlayışla karşı karşıyayız.
AKP'lilerin, siyasette yetişenlerin, "Sayın cumhurbaşkanım nereye gidiyorsunuz, biz kazanınca iyi, kaybedince topu alıp kaçan olmamalıyız" demelidir. AKP'liler ya bunu diyecek ya bir hanedana teslim olacaktır.
Buradan AKP'de siyaset yapanlara ama siyaseti siyaset gibi yapmak isteyenlere sesleniyorum: Ya atanmışların ve hanedanın iktidarı için bu ayıba ortak olacaksınız ya da otokrasiye karşı demokrasi mücadelemizde bizimle birlikte olacaksınız...
Demirel'in kaçmadığı, Ecevit'in, Erbakan'ın, Türkeş'in kaçmadığı bir ara seçimden kaçmaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız.
Güven oyu seçeneğini de kaldırdılar. Muhalefette bu ülkeyi yoksulluktan, haksızlıktan kurtarmak isteyen tüm muhalefette bir özgüven patlaması, iktidarda ise dizlerin titremesi söz konusudur. Bir kez daha davet ediyoruz: Hodri meydan, cesaretiniz varsa çıkın karşımıza...
TAPU SORUSU YENİDEN...
ID numaralı olan 16 tapu var, bu taşınmazların hangi tarihte Adalet Bakanı'nın üzerinde olduğu görülebilir. Bu açıklamayı yapalı 1 ay oluyor, hiçbirine yanıt yok, bir tek "Erdoğan'dan talimat var, Özel'e yanıt verme" sözü var...
Buradan bir kez daha soruyorum, bu millete karşı nasıl susuyorsunuz, bu tapuları sorgulayınca benim söylediğim çıkmıyor mu?
Bu tapular, inanılmaz malvarlığı, eşte dosttaki mal-mülk izah edilemezken, Çayyolu ya da İstanbul'daki bazı avukat bürolarının da ne halde olduğu hem bizce hem Erdoğan'ca bilinirken birileri Adalet Bakanlığı'nda kendine kabul yaratmaya çalışıyor ve çok büyük bir yanlışa imza atıyor.
GÜLİSTAN DOKU OPERASYONU İÇİN BİLGİ NOTU İDDİASI
Bugün sabah Gülistan Doku cinayetiyle ilgili başlatılan operasyonu çok önemsiyoruz. Cinayetle ilgili tüm sır perdesinin ortadan kalkmasını istiyoruz.
Buna yönelik çabaları önemsiyoruz, destekliyoruz ama şimdi de şunu yapıyorlar:
Adalet Bakanlığı'nda koltuk sahibi olan, haysiyet cellatlığı yapan biri bugün bilgi notu atıyor: Gülistan Doku haberlerinde "Sayın Gürlek'in talimatıyla operasyonun başladığı", "Akın Gürlek talimatıyla harekete geçildiği" ifadesinin kullanılmasını istiyoruz diye bilgi notu atıyor.
Önceki Adalet bakanları, Abdülhamit Gül, Bekir Bozdağ, Yılmaz Tunç... Akın Gürlek'in basın danışmanı, ucu nereye çıkarsa çıksın diye davranmadığınızı öne sürüyor. Bu not bana karşı değildir, size karşıdır. Hepinizin mesleki ve siyasi ahlaklarına dil uzatan bir bilgi notudur. Furkan Torlak bu kez sizin haysiyetinize saldırdı. Hadi susun da göreyim...
Bir de kara para operasyonları... Elektronik ödeme operasyonları... Teker teker çıktılar, tutuklu kalmadı. Hadi alkışlayın bakanı...
"İL BAŞKANIMIZ OLDUĞU İÇİN TUTUKLANDI..."
Açık konuşalım: Ümit Erkol bizim il başkanımız olduğu için tutuklandı. Ümit Erkol CHP il başkanı olmasaydı acaba kendisine bu dosyayla ilgili tek soru sorulacak mıydı?
Buradan AK Parti'ye söylüyorum: İstanbul'a kayyumsu bir organizasyon atadınız, binasına saldırıyorsunuz, belediyesine saldırıyorsunuz...
Ankara'ya geliyor il başkanını tutukluyorsunuz, İzmir'in o zamanki başkanını alıyorsunuz. CHP'ye "Seninle mücadele edemiyorum, adayını içeri alıyorum, başkanlarını tutukluyorum, diğerini soruşturmayla sıkıştırıyorum çünkü senle baş edemiyorum, baş etmenin yolunu çirkeflikte buluyorum" diyorsunuz. Size bu çirkefliğin hesabını do soracağız, siyaset nasıl yapılır baştan sona, soldan sağa size okutacağız...
Bu ara dönemden çıkışın yolu ara seçimdir. Bu zor dönemde demokrasimiz için ara seçim, emekçimiz için ara zam olmazsa olmaz talebimizdir. Durmayacağız, çalışacağız, yorulmayacağız, gerekirse boynumuzu vereceğiz ama asla bunlara boyun eğmeyeceğiz.
Türkiye'yi seviyoruz, partimizi seviyoruz, genel başkanından en yeni üyesine kadar bu ülkeyi kurtarmak için boynumuz kıldan incedir, baş eğmeyeceğiz ama gerekirse baş vereceğiz. Bu ülkeye baş eğdiremeyeceksiniz.
Tayyip Erdoğan'a söyleyin: CHP'nin 100 yıl sonra bir kez daha bu ülkeyi kurtarmaya ant içmiş neferleri, evlatları var, yolumuz açık olsun...





