MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bu açıklamaları, Türkiye siyasetinde 2024 sonunda başlayan ve 2025 yılında somut adımlarla devam eden "yeni süreç" kapsamında gündeme gelen oldukça çarpıcı bir gelişmedir.

Olayın detayları ve Bahçeli'nin ifadeleri şu şekildedir:

Kilimin Hikayesi ve İsmi

Devlet Bahçeli, 24 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamalarda, 12 Aralık 2025 tarihinde kendisini ziyaret eden DEM Parti heyetinin, Abdullah Öcalan’ın Şanlıurfa’da özel olarak dokuttuğu bir kilimi hediye ettiğini belirtti.

  • Bahçeli'nin Teşekkürü: Bahçeli, bu hediye karşısında "Türk ve Kürt birliği ile kardeşliği konusundaki samimiyeti" için teşekkür ettiğini ifade etti.

  • Kilimin Adı: Bahçeli, Türk kültüründe her kilimin bir adı olduğunu hatırlatarak, bu özel hediyeye "27 Şubat 2025 Barış ve Demokrasi Kilimi" adını verdiğini açıkladı.

27 Şubat Tarihinin Önemi

Seçilen bu tarih rastgele değildir. 27 Şubat 2025, sürecin en kritik dönemeçlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu tarihte Öcalan, PKK'ya silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısında bulunmuş, bu gelişme sürecin Meclis çatısı altına taşınmasında belirleyici olmuştur.

Öne Çıkan Diğer Detaylar

Bahçeli'nin bu açıklamaları sırasında kullandığı bazı ifadeler, siyasi literatürdeki değişim açısından da dikkat çekicidir:

  • Terminoloji Değişimi: Bahçeli, daha önce kullandığı "terörist elebaşı" ifadesi yerine, çözüm odaklı bir yaklaşımı vurgulamak amacıyla "kurucu önder" tanımını kullandığını belirtmiştir.

  • Stratejik Yaklaşım: Bu değişimi, "A noktasından B noktasına ulaşmanın en kısa yolu bir doğru çizmektir" diyerek, terörü bitirmenin en hızlı yolu olarak tanımlamıştır.

Gerçekten de Türkiye’nin siyasi hafızasına "ezber bozan" değil, doğrudan "ezberleri çöpe atan" bir kare olarak geçti. "Bir bu eksikti" dedirten bu "kilim diplomasisi", hem Meclis koridorlarında hem de sokakta büyük bir tartışma dalgası başlattı.

Bu hediyeye gelen sert tepkileri ve siyasi kulislerdeki yansımaları şu başlıklarla gündeme yansıdı:

Muhalefetin "Kilim" Tepkisi: "Hangi İplikle Dokundu?"

Özellikle milliyetçi kanatta yer alan muhalefet partileri (İYİ Parti ve Zafer Partisi gibi), bu hediyeyi ve Bahçeli'nin teşekkürünü çok sert bir dille eleştirdi:

  • "Şehitlerin Kanı" Vurgusu: Muhalefet liderleri, "O kilimin her ilmiğinde şehitlerimizin kanı var, o hediye kabul edilemez" çıkışında bulundu.

  • Meclis Kürsüsünden Protesto: Bazı milletvekilleri, Bahçeli'nin "kurucu önder" ifadesine tepki olarak Meclis kürsüsüne Türk bayrağı veya şehit fotoğrafları koyarak eylem yaptı.

İktidar Kanadı: "Devlet Aklı mı, Siyasi Risk mi?"

AK Parti cephesinde genel bir sessizlik hakim olsa da, bu adımın "Terörü bitirmek için atılan cesur ve devrimci bir adım" olduğu savunuluyor. Ancak kulislerde, bu kadar sembolik bir hediyenin tabanda (özellikle muhafazakar-milliyetçi seçmende) nasıl karşılık bulacağı konusunda ciddi bir endişe olduğu konuşuluyor.

Hukuki ve Siyasi Meşruiyet Tartışması

Hediyenin adı olan "27 Şubat 2025 Barış ve Demokrasi Kilimi", aslında o tarihte verilmesi planlanan (veya verilen) "silah bırakma" sözünün bir nevi seneti gibi görülüyor:

4. Kamuoyundaki "Şaşkınlık"

Sosyal medyada ve sokak röportajlarında vatandaşın tepkisi tam olarak sizin kurduğunuz cümleyle özetleniyor: "Eskiden adını anmanın yasak olduğu birinin, bugün ülkenin en milliyetçi liderine hediye göndermesi ve bunun teşekkürle kabul edilmesi..." Bu durum, Türkiye'deki "siyasetin sınırlarının" ne kadar esnekleşebileceğini bir kez daha kanıtladı.