İstanbul Fatih’te onlarca yıllık binalar kentsel dönüşüm beklerken, yaklaşık 35 yıl önce inşa edilen Fatih Sitesi’nde yıkım tartışması büyüyor. 19 bloktan 13’ü hakkında mahkemeden yürütmenin durdurulması kararı bulunduğu belirtilirken, belediyenin yıkım işlemlerini başlatması site sakinlerinin tepkisine neden oldu. Yaklaşık 130 ailenin ise henüz evlerini boşaltmadığı ifade ediliyor.

Fatih’in yüz yıllık binaları dururken, gözler Fatih Sitesi’nde

İstanbul’un tarihi ilçesi Fatih’te kentsel dönüşüm tartışmaları yeni bir boyut kazandı.

İlçede yüz yılı aşkın geçmişe sahip çok sayıda yapı hâlâ ayakta dururken, Fatih Belediyesi Çalışanları Kooperatifi tarafından yaklaşık 35 yıl önce yapılan Fatih Sitesi’nin kentsel dönüşüm kapsamında yıkıma açılması, site sakinlerinin tepkisine neden oldu.

Fatih Belediyesi ise Silivrikapı’daki Fatih Sitesi’ni alan bazlı kentsel dönüşüm çalışmalarının yürütüldüğü bölgeler arasında gösteriyor. Belediye, 2026 yılında yaptığı açıklamada Silivrikapı Mahallesi 1341 ada Fatih Sitesi’nde proje geliştirme sürecinin devam ettiğini duyurmuştu.

Ancak site sakinlerinin itiraz ettiği asıl konu, dönüşümün kendisinden çok hukuki süreç tamamlanmadan yıkımın başlatıldığı iddiası.

5Fatih Sitesi Yıkım

19 bloktan 13'ü için “yürütmeyi durdurma” iddiası

Site sakinlerinin verdiği bilgilere göre Fatih Sitesi’nde bulunan 19 bloktan 13'ü hakkında mahkemeler tarafından yürütmenin durdurulması kararları verildi.

Buna rağmen yıkım çalışmalarının başlatılması, “Mahkeme kararları uygulanmıyor mu?” sorusunu gündeme getirdi.

Burada cevaplanması gereken kritik soru şu:

Yürütmenin durdurulması kararı bulunan bloklarda belediye hangi hukuki gerekçeyle yıkım işlemi gerçekleştiriyor?

Eğer söz konusu kararlar hâlâ geçerliyse, belediyenin bu kararların kapsamını ve yıkım işleminin hukuki dayanağını kamuoyuna açıkça anlatması gerekiyor.

Çünkü mesele yalnızca beton ve bina meselesi değil.

Ortada vatandaşların mülkiyet hakkı, barınma hakkı ve mahkeme kararlarına duyulan güven var.

1Fatih Sitesi Yıkım

130 aile hâlâ evini boşaltmadı

Site sakinlerinin bir bölümünün evlerini boşalttığı, ancak yaklaşık 130 ailenin hâlâ taşınmadığı belirtiliyor.

Bunun en önemli nedenlerinden biri ise İstanbul'daki kiralık konut sorunu.

Bugün Fatih'te evini boşaltmak zorunda kalan bir vatandaşın aynı bölgede uygun fiyatlı ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek yeni bir ev bulması hiç de kolay değil.

Dolayısıyla “Binayı boşaltın” demek, vatandaş açısından sorunu çözmüyor.

Asıl soru şu:

3Fatih Sitesi Yıkım

Vatandaş nereye taşınacak?

“Ev bulamıyoruz” diyen vatandaş ne yapacak?

Kentsel dönüşümün amacı elbette insanları riskli yapılardan kurtarmak ve daha güvenli konutlara kavuşturmak olmalı.

Ancak dönüşümün sosyal boyutu göz ardı edildiğinde, güvenli konut üretme projesi vatandaş açısından ciddi bir mağduriyete dönüşebilir.

Özellikle emekli, dar gelirli ve uzun yıllardır aynı sitede yaşayan vatandaşlar için yüksek kira bedelleri yeni bir ekonomik yük anlamına geliyor.

Üstelik mahkeme süreçleri devam ederken evini boşaltan vatandaş, “Ya mahkeme kararı lehimize sonuçlanırsa?” sorusuyla da karşı karşıya.

Bu nedenle site sakinleri, yargı süreçlerinin sonucunun beklenmesini istiyor.

Bakanlık da soruların muhatabı

Fatih Sitesi'ndeki tartışmanın yalnızca Fatih Belediyesi'yle sınırlı olmadığı görülüyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da kentsel dönüşüm politikalarının ve ilgili süreçlerin önemli aktörlerinden biri.

Fatih Belediyesi, kentsel dönüşüm çalışmalarında Bakanlık ile koordinasyon içerisinde hareket edildiğini belirtiyor. Belediye, 2026 tarihli açıklamasında dönüşüm süreçlerinin teknik, hukuki ve idari boyutlarının ilgili kamu kurumlarıyla eş güdüm içinde yürütüldüğünü ifade ediyor.

O halde Bakanlığa da şu sorular yöneltilmeli:

Fatih Sitesi'nde hangi bloklar için hangi risk tespitleri yapıldı?

19 bloktan 13'ü hakkında bulunduğu belirtilen yürütmenin durdurulması kararlarının hukuki durumu nedir?

Bu kararlar devam ederken yıkım işlemi yapılmasına Bakanlığın görüşü nedir?

Henüz taşınmayan yaklaşık 130 aile için hangi barınma ve kira desteği sağlanacaktır?

Ve en önemlisi:

Yargı süreci tamamlanmadan vatandaşın evinden çıkarılması neden aceleye getirilmektedir?

Kentsel dönüşüm mü, vatandaşın dönüşümü mü?

Kentsel dönüşümün karşısında olmak mümkün değil.

İstanbul deprem gerçeğiyle karşı karşıya.

Ancak kentsel dönüşümün adı üzerinde “kentsel” olması gerekiyor.

Yani yalnızca binaların yenilenmesi değil; insanın, mahallenin, komşuluk ilişkilerinin ve sosyal dokunun da korunması gerekiyor.

Fatih Belediyesi'nin kendi açıklamasında da Silivrikapı'daki dönüşümün yalnızca yapı güvenliğiyle sınırlı olmadığı, mahalle yaşamı, sosyal ihtiyaçlar ve yaşam kalitesinin de dikkate alınacağı belirtiliyor.

Öyleyse vatandaşın sorusu son derece basit:

“Biz nereye gideceğiz?”

Bu soruya somut cevap verilmeden yapılan her yıkım, beraberinde yeni bir mağduriyet tartışması getirecektir.

“Mahkeme kararına rağmen yıkım” iddiası açıklığa kavuşturulmalı

Fatih Sitesi'ndeki en kritik konu ise mahkeme kararları.

Eğer yürütmenin durdurulması kararları gerçekten yürürlükteyse, belediyenin hangi hukuki gerekçeyle yıkım başlattığını açıklaması gerekiyor.

Yok eğer söz konusu kararlar yalnızca belirli işlemleri kapsıyor, kaldırılmış veya yıkıma engel teşkil etmiyorsa bunun da kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerekiyor.

Bursa Osmangazi'den sıcak havalarda yeşil alanlara can suyu
Bursa Osmangazi'den sıcak havalarda yeşil alanlara can suyu
İçeriği Görüntüle

Çünkü vatandaşın kafasındaki soru işaretleri ancak belgeler ve açık hukuki gerekçelerle giderilebilir.

Fatih'te yeni bir dönüşüm tartışması

Fatih Sitesi'nde yaşananlar, aslında Türkiye'deki kentsel dönüşüm politikasının temel sorunlarından birini yeniden ortaya çıkarıyor:

Devlet ve belediye “dönüşüm” derken vatandaş kendisini evinden, mahallesinden ve geleceğinden endişe eder hale gelmemeli.

Kentsel dönüşüm;

Vatandaşı yerinden etmek değil,

Vatandaşı güvenli konuta taşımak,

Mülkiyet hakkını korumak,

Hukuka uymak

ve insanlara yeni yaşam alanlarını önceden göstermek zorunda.

Fatih Sitesi'nde ise şimdi gözler mahkeme kararlarına, Fatih Belediyesi'ne ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na çevrilmiş durumda.

Vatandaşın beklentisi açık:

“Evimiz yıkılacaksa önce hukuki süreç tamamlansın. Sonra nereye taşınacağımız, hangi şartlarda yeni konut sahibi olacağımız ve mağduriyetimizin nasıl giderileceği açıklansın.”

Çünkü kentsel dönüşüm, vatandaşın hayatını dönüştürme hakkı değildir.

Kentsel dönüşümün amacı insanı korumaktır; insanı mağdur etmek değil.