Tarım, su kaynakları ve ormanlar büyük tehdit altında… “Giresun’un yüzde 85’i maden sahası ilan edildi” iddiası kentte infial yarattı .Karadeniz’in yeşiliyle, fındığıyla ve su kaynaklarıyla öne çıkan şehirlerinden Giresun, son dönemde art arda gelen maden ruhsatları ve ihale süreçleriyle büyük bir çevre ve tarım kriziyle karşı karşıya. Kentte yükselen itirazların merkezinde ise tek bir soru var: Fındığın başkenti maden sahasına mı dönüştürülüyor?

Şehrin %85'i Maden Sahası İlan Edildi
Mart 2026’da yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararları ve son ihalelerle birlikte, Giresun yüzölçümünün yaklaşık %85'inin maden arama ve işletme sahası kapsamına alındığı belirtiliyor. Bu durum; istisnasız tüm ilçelerin, ormanların %90’ının ve tarım alanlarının %85’inin maden şirketlerinin kullanımına açılması anlamına geliyor.Son günlerde kamuoyuna yansıyan açıklamalar ve yerel kaynaklara göre, Giresun’un yaklaşık yüzde 85’lik bölümünün maden ruhsatlarıyla kuşatıldığı öne sürülüyor. Özellikle yeni ihale edilen alanların; tarım arazileri, yaylalar, ormanlar, su havzaları ve fındık bahçeleriyle çakıştığı yönündeki uyarılar, kentte büyük endişe yarattı. Yerel basında ve siyasetçilerin açıklamalarında, MAPEG’in 1-2 Nisan 2026 için yeni maden ihale süreçleri planladığı ve bu kapsamda yaklaşık 18 bin hektarlık yeni alanın gündeme geldiği aktarıldı.

Fındığın başkenti için en büyük tehdit: Toprak ve su
Giresun denildiğinde akla gelen ilk ürün olan fındık, sadece bölge çiftçisinin değil, binlerce ailenin doğrudan geçim kaynağı. Ancak maden faaliyetlerinin genişlemesi halinde, uzmanların ve bölgedeki üreticilerin en büyük korkusu; toprak yapısının bozulması, su kaynaklarının kirlenmesi ve tarımın geri dönülmez zarar görmesi.Kentte yükselen tepkilere göre mesele yalnızca birkaç ruhsat sahasından ibaret değil. Tartışma, aslında bir üretim havzasının geleceği ile ilgili. Çünkü Giresun’da maden arama ve işletme sahalarının yayılması, yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların tarımsal yaşam hakkını da tehdit ediyor.
“Fındık bahçeleri, yaylalar ve köyler risk altında”
Çevre örgütleri, yurttaş inisiyatifleri ve yerel temsilciler, ruhsat sahalarının sadece dağlık bölgelerle sınırlı kalmadığını; köy yaşamını, mera alanlarını ve fındık üretim merkezlerini de etkileyebileceğini savunuyor. Özellikle Bulancak, Dereli, Şebinkarahisar, Tirebolu, Görele ve çevresindeki alanlarda artan maden baskısına dikkat çekiliyor. Yerel haberlerde, bazı sahaların on binlerce dönümlük alanı kapsadığı ve çok sayıda köy ile yaylayı doğrudan etkileyebileceği ifade edildi.Bu tablo, bölge halkı açısından sadece ekonomik değil; aynı zamanda yaşam alanı mücadelesi anlamına geliyor. Çünkü Karadeniz’de madencilik tartışmaları çoğu zaman sadece kazı faaliyetleriyle sınırlı kalmıyor; beraberinde hafriyat, yol açma, orman tahribatı, dere yataklarının baskı altına alınması ve atık depolama riski gibi çok daha geniş bir çevresel yıkımı gündeme getiriyor.

İçme suyu kaynakları için de kritik uyarı
Giresun’daki itirazların en güçlü başlıklarından biri de su güvenliği. Bölgedeki dereler, kaynak suları ve içme suyu havzalarının maden sahalarıyla kesişmesi ihtimali, vatandaşları en çok tedirgin eden başlıkların başında geliyor.Yerel açıklamalarda sık sık dile getirilen uyarı şu: Fındık yeniden dikilebilir ama kirlenen su kaynağı kolay kolay geri getirilemez. Bu nedenle Giresun’da yükselen sesler, madencilik tartışmasını yalnızca çevre meselesi olarak değil, doğrudan halk sağlığı ve yaşam hakkı sorunu olarak değerlendiriyor.

Zaten zorlanan üreticiye bir darbe daha
Giresun’daki fındık üreticisi son yıllarda yalnızca maden tehdidiyle değil; iklim değişikliği, zirai don, zararlılar ve artan maliyetlerle de mücadele ediyor. Nitekim yerel tarım çevrelerinden yapılan son açıklamalarda, 2026 mahsulü için de alarm verildiği ve üreticinin zaten ciddi baskı altında olduğu vurgulanmıştı.Tam da bu nedenle, maden baskısının artması Giresun’da yalnızca bir çevre başlığı değil; aynı zamanda tarımsal üretimin çöküşü ve kırsal göçün hızlanması riskini de beraberinde getiriyor.
Kentte ortak çağrı: “Giresun sahipsiz değil”
Giresun’da yükselen toplumsal tepki, artık sadece çevrecilerle sınırlı değil. Siyasi partilerden sivil toplum kuruluşlarına, üreticilerden köylülere kadar geniş bir kesim, Giresun’un maden kuşatmasına karşı ortak ses verilmesi gerektiğini savunuyor.Çünkü mesele yalnızca bugünün ihalesi ya da bir şirketin sahası değil. Mesele, Karadeniz’in en önemli üretim havzalarından birinin geleceği. Ve bugün sorulan soru oldukça net:
Giresun fındıkla mı anılacak, madenle mi?





