Türkiye siyasetinde yeni bir parti doğdu.
Adı YENİ Parti...
Genel Başkan Özgür Özel, daha kuruluş aşamasında klasik parti örgütlenmelerinden farklı bir sistem kuracaklarını söyledi. Delege ağlarını, genel merkez tarafından belirlenen isimleri ve yukarıdan aşağıya yapılan atamaları mümkün olduğunca devre dışı bırakacaklarını açıkladı.
Özel'in yani Yeni Parti'nin açıkladığı sistem Türk siyasetinde örnek olacak bir yöntem. Bu sistem gerçek olabilse, siyasette çok şey değişir.
Başkanı genel merkez belirlemeyecek, üyeler belirleyecek.
Üstelik yalnızca ilçe başkanı değil; il başkanı ve genel başkanın da doğrudan üyelerin oylarıyla belirlenmesi hedefleniyor.
Özel, 4 Ağustos'taki TBMM Grup Toplantısı'nda sistemi anlatırken, eski delege düzeninden uzaklaşacaklarını ve her üyenin ilçe başkanını, il başkanını ve genel başkanı doğrudan seçebileceğini söyledi.
Özel'in son günlerdeki açıklamalarında da aynı anlayışın altı çiziliyor.
Gaziemir'deki ön seçimde kullandığı ifadeyle:
“Benim adayım da ilçe başkanım da üyeler kimi seçerse odur. Genel Merkezin bir adayı yoktur.”
İşte tam burada Türkiye siyasetinin alışılmış düzeninden farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
DELEGE YERİNE DOĞRUDAN ÜYE
YENİ Parti'nin 26-27 Eylül'deki ilçe başkanlığı ön seçimlerinde üyeler doğrudan sandığa gitti.
Son verilere göre 305 ilçede ön seçim tamamlandı. Bunların 145'inde birden fazla aday yarıştı. Çok adaylı yarışların yaklaşık yüzde 47'sinde kurucu ilçe başkanları değişti.
Bu rakam bile sistemin yalnızca göstermelik olmadığını ortaya koyuyor.
Çünkü sandık gerçekten değişim üretebiliyor.
Daha önce birçok siyasi partide gördüğümüz sistemde, ilçe başkanı çoğu zaman delege dengeleri, genel merkez tercihleri veya yerel siyasi grupların uzlaşması üzerinden belirlenebiliyordu.
Burada ise üye sandığa gidiyor.
Oyunu kullanıyor.
Başkanını seçiyor.
Ve kaybeden adayın siyasi hayatı da bitmiyor.
Asıl önemli nokta burası.
Özel'in Gaziemir'deki açıklamasına göre yarışan adayların seçimden sonra birlikte çalışması hedefleniyor.
Bu, parti içi demokrasiyi yalnızca “sandık kurmak” olarak değil, sandıktan sonra birlikte çalışabilmek olarak da tanımlayan bir anlayış.
Bence sistemin en önemli sınavı da burada başlayacak.
DEMOKRASİ VARSA REKABET DE OLACAK
Ancak bir gerçek var:
Demokrasinin olduğu yerde rekabet de vardır.
Birden fazla adayın yarıştığı her yerde gerilim çıkabilir.
Hele ki yeni kurulmuş, kısa zamanda yüksek sayıda üyeye ulaşmış bir siyasi yapıda...
Özel, son günlerde partisinin üye sayısının 723 bine ulaştığını açıkladı.
723 bin insanın aynı siyasi yapının içerisinde bulunduğu bir ortamda herkesin aynı düşünmesi zaten mümkün değildir.
Dolayısıyla tartışma çıkması tek başına şaşırtıcı değildir.
Fakat...
Tartışma başka, şiddet başka.
ESENYURT'TA KAVGA, MEZİTLİ'DE SİLAH
İşte YENİ Parti'nin önündeki asıl tehlike burada.
Esenyurt'taki ilçe kongresinde usulsüz oy kullanıldığı iddiasıyla başlayan tartışma arbedeye dönüştü ve seçim güvenliğinin sağlanamadığı gerekçesiyle seçim iptal edildi. Üstelik kamuoyuna yansıyan haberlerde usulsüz oy iddiasının kesinleşmiş bir tespit olmadığı da belirtiliyor.
Daha ağır olay ise Mersin Mezitli'de yaşandı.
27 Eylül'deki ilçe başkanlığı ön seçiminde tartışma çıktı.
Tartışma büyüdü.
Ve bir kişi havaya ateş açtı.
DHA'nın haberine göre, emekli polis memuru Bilal Yeniçeri olduğu belirtilen kişi bir el havaya ateş ettikten sonra gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Burada çok önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor:
Mezitli'deki olay teknik olarak ilçe kongresi değil, ilçe başkanlığı ön seçimiydi.
Yani üyelerin doğrudan oy kullandığı aşamada meydana geldi.
Bu ayrım önemli.
Çünkü tartışılan sistem tam da bu.
Üyenin doğrudan oy kullanması...
PEKİ SORU ŞU DEĞİL Mİ?
Burada artık siyaseten sorulması gereken bir soru ortaya çıkıyor:
Yeni Parti'nin getirdiği demokratik model mi sorunlu, yoksa bu demokratik modelin uygulanması sırasında ortaya çıkan bazı aktörler mi sorun yaratıyor?
Ben ikinci ihtimali de ciddi biçimde tartışmak gerektiğini düşünüyorum.
Ama burada çok dikkatli olmak zorundayız.
“Partinin içine ajanlar sokuldu.”
“Partiyi bölmek için operasyon yapılıyor.”
“Şu grup partinin içine yerleştirildi.”
gibi iddiaları kanıt olmadan gerçekmiş gibi yazamayız.
Bugün itibarıyla kamuoyuna açık kaynaklarda, YENİ Parti'nin ilçe seçimlerinde yaşanan olayların organize bir “ajanlaştırma” veya dışarıdan planlı bir bölme operasyonunun sonucu olduğunu kanıtlayan bir bilgi bulunmuyor.
Fakat bu ihtimalin araştırılması gerektiğini söylemek başka bir şeydir.
Çünkü siyasette yeni kurulan bir yapının en zayıf noktası, henüz kurum kültürünün tam olarak oluşmamış olmasıdır.
YENİ BİR PARTİYE HERKES GİREBİLİR Mİ?
Bir siyasi parti büyümek istiyorsa kapısını topluma açmak zorundadır.
Ama kapıyı topluma açmak ile parti kültürünü korumak arasında çok hassas bir denge vardır.
YENİ Parti'nin sistemi çok sayıda insanın doğrudan partiye katılmasını ve aday olmasını kolaylaştırıyor.
Bu demokratik açıdan önemli bir avantaj olabilir.
Ama aynı sistem, çok sayıda farklı siyasi geçmişten gelen insanın aynı anda parti içerisinde rekabet etmesine de yol açabilir.
Dolayısıyla bundan sonra YENİ Parti'nin sadece “kim kazandı?” sorusuna değil,
“Kim, hangi amaçla yarıştı?”
sorusuna da bakması gerekecek.
Daha doğrusu bunu bir istihbarat meselesine dönüştürmeden, siyasi ve örgütsel denetim meselesi olarak ele alması gerekiyor.
ASIL SINAV SANDIKTAN SONRA
Özgür Özel'in modelinin başarısı yalnızca üyelerin sandığa gitmesiyle ölçülmeyecek.
Asıl sınav, seçimden sonra başlayacak.
Bir aday kazanacak.
Diğeri kaybedecek.
Sonra ikisi aynı parti çatısı altında çalışabilecek mi?
Özel'in Gaziemir'deki mesajı tam da bu noktada önemliydi:
Genel merkezin adayı yok.
Üyeler kimi seçerse o.
Bu anlayışın doğal sonucu da şudur:
Kazananın rakibini dışlamaması, kaybedenin de sonucu kabul etmesi gerekir.
Aksi halde doğrudan demokrasi, parti içi demokrasiye değil, parti içi iktidar savaşına dönüşebilir.
KAVGA YENİ SİSTEMİN SONUCU MU?
Hayır.
En azından elimizde bunu söylemeye yetecek kanıt yok.
Bir sistemin demokratik olması, o sistem içerisinde bulunan herkesin demokratik davranacağı anlamına gelmez.
Sandık demokratik olabilir.
Seçim yöntemi demokratik olabilir.
Ama sandık başında şiddete başvuran kişinin davranışı demokratik değildir.
Dolayısıyla Mezitli'de yaşanan silah olayı üzerinden bütün YENİ Parti örgütünü suçlamak da doğru değildir.
Ancak bu olayın üzerinin kapatılması da doğru olmaz.
Tam tersine, parti yönetiminin olayları bütün yönleriyle incelemesi gerekir.
Kim kavga başlattı?
Neden başladı?
Sandık güvenliği yeterli miydi?
Adayların çevresinde kimler vardı?
Silah nasıl kongre alanına girdi?
Parti dışından gelen kişiler var mıydı?
Seçim sürecinde tehdit, baskı veya organize müdahale iddiası varsa bunların somut delilleri var mı?
Bunların hepsi araştırılmalı.
“AJAN” DEMEDEN DE GÜVENLİK SORUSU SORULABİLİR
Bence YENİ Parti'nin bundan sonraki süreçte yapması gereken en önemli şeylerden biri de budur.
Her kavganın arkasında “ajan” aramak değil...
Ama hiçbir ihtimali de peşinen dışlamamak.
Çünkü Türkiye siyasetinde siyasi partilerin içerisindeki mücadelelerin zaman zaman parti dışındaki aktörlerden etkilenebildiği bilinen bir gerçek.
Fakat somut delil olmadan belirli kişileri veya grupları “ajan” ilan etmek, demokratik bir siyasi hareketin kendi içerisinde daha büyük bir güvensizlik yaratabilir.
Yani tedbir ile paranoya arasındaki çizgiyi iyi çizmek gerekiyor.
ÖZEL'İN ÖNÜNDE TARİHİ BİR TEST VAR
Özgür Özel, yeni sistemini “doğrudan demokrasi” olarak tarif ediyor.
Balıkesir Karesi'deki açıklamasında da delege sistemi yerine YENİ Parti'ye üye olmuş herkesin oy kullanacağını ve bunun “doğrudan demokrasi” olduğunu söyledi.
Bu model Türkiye'de siyasi partilerin örgütlenme biçimi açısından önemli bir deneyim.
Ama her deneyimin olduğu gibi bunun da riskleri var.
Doğrudan demokrasi yalnızca oy kullanmak değildir.
Sonuca saygı göstermektir.
Rakibini düşman görmemektir.
Kaybedince parti kapısını kapatmamaktır.
Kazanınca rövanş peşine düşmemektir.
Ve en önemlisi...
Sandıkta çözülebilecek bir anlaşmazlığı silahla, yumrukla, tehditle çözmeye kalkmamaktır.
YENİ Parti'nin önündeki mesele tam olarak budur.
YENİ PARTİ'Yİ KAVGALAR DEĞİL, SİSTEM SINAYACAK
YENİ Parti'nin kuruluşundaki en iddialı taraf, “başkanları yukarıdakiler değil, aşağıdakiler seçsin” düşüncesidir.
Bu düşünce uygulanabilir ve sürdürülebilir hale gelirse Türkiye'deki parti örgütlenmesi tartışmasına yeni bir boyut getirebilir.
Ama bunun için parti içindeki rekabetin kuralları netleşmeli.
Seçim güvenliği güçlendirilmeli.
İtiraz mekanizmaları açık olmalı.
Usulsüzlük iddiaları bağımsız biçimde incelenmeli.
Şiddete sıfır tolerans uygulanmalı.
Ve bütün bunlar yapılırken de kaybeden adayların dışlanmadığı bir örgüt kültürü oluşturulmalı.
Çünkü yeni bir parti kurmak kolaydır.
Yeni bir tabela asmak kolaydır.
Yeni bir slogan bulmak kolaydır.
Asıl zor olan yeni bir siyasi kültür inşa etmektir.
YENİ Parti'nin gerçek sınavı da şimdi başlıyor.
Mesele yalnızca Özgür Özel'in söylediği gibi üyelerin başkanlarını seçmesi değil.
Mesele, o üyelerin birbirinin siyasi hakkına saygı gösterip göstermeyeceğidir.
Mezitli'de havaya ateş açılması, Esenyurt'ta kavganın seçim iptaline kadar gitmesi elbette ciddi uyarılardır.
Ama bunlardan yola çıkarak “parti içerisinde operasyon var” demek için henüz yeterli veri yoktur.
Şüphe başka, delil başka...
Gazetecinin görevi de tam burada başlar:
Soruyu sormak.
İddiayı araştırmak.
Delili aramak.
Ve delil yoksa, iddiayı gerçekmiş gibi sunmamak.
YENİ Parti gerçekten yeni bir siyaset modeli kurmak istiyorsa, önündeki en büyük sınav belki de tam olarak budur.
Sandığı kurmak yetmez.
Sandığın hukukunu da korumak gerekir.