Türkiye Cumhuriyeti Devleti tek başına kimseninin hegemonyasında olamaz. Bu ülkede yaşayan her vatandaş aynı eşit haklara  sahiptir ve olmalıdır.
Şu siyasetçiler germese bu ülkede herşey daha iyi, daha barışık ve daha kardeşçe yürüyecek.

Yukarıdaki planlar ve gerginlikler bu ülkenin gündemi olmamalı. Çünkü onları yaratan, o gerginlikleri önümüze koyanlar, bu ülke topraklarında tarihten bu yana gözü olan hainlerdir. Bu hainler, ülke içinde iradesi zayıf olan birilerini bulup, yetiştirip, destekleriyle biryerlere getiriyor ve söz sahibi yapıyor. Biz millet olarak bunlardan habersiz aşağıda önümüze ne konulursa onu yiyip içmekten başka birşey yapmıyoruz.

YARGIYA EMİR DEĞİL SUÇ DUYURUSU YAPILMALI

Bugün baktığınızda önümüzde 2 ayrı Türkiye var.  Biri Tayyip Erdoğan’ın Türkiyesi, biri ise Millet’in Türkiyesi...  Şimdi diyeceksiniz ki Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’sinde kim yaşıyor, diğerinde kim yaşıyor. Aslında 2’sinde yaşayanlarda bizleriz. Bu vatanın evlatları, bu yurdu kuranların torunları... Hepimiz Büyük Türk Milletinin birer parçasıyız...

Bugün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gerginlik politikasından vazgeçse ne yapar, ne duruma düşer... Bunu ancak bu politkikadan vazgeçtiğinde görürüz. Şu anda yasalara göre Cumhurbaşkanı’dır ancak, O bu ülkenin tek yönetenidir. Çünkü, görüldüğü üzere O’nun emri ve söylemi dışında hiç birşey yapılmıyor.  Her alanda Erdoğan ne derse o yapılıyor.  Bağımsız olması gereken yargıya suç duyurusu yerine resmen emir verir gibi konuşuyor.
Şimdi tuturmuş, bir paralel yapı gidiyor...

28 ŞUBATI BİLMİYOR OLAMAZ

Kimse de sormuyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Kimdir bu paralel yapı?’ diye... Bugün ülkede bir Paralel yapı varsa bunu gerçekten iyi irdelemek lazım. Bu paralel yapı yeni mi? Bunu da sormak lazım Erdoğan’a... Bu ülkede 12 yıl başbakanlık yapmış, şimdi de Cumhurbaşkanlığı yapan bir kişi olarak,  “28 Şubat kararları”nı hiç mi incelememiş. Bu gün anlattıkları, suçladıkları, ‘inlerine gireceğiz’ diye tutturup, yaptırdığı operasyonlardan  beklediğini bulamayan Erdoğan, döneminde gelişti herşey... Eğer bir parelellik varsa, 28 Şubat Kararları üzerinden ele alınmalı ve ondan sonra ve önce paralel olarak ortaya konulmalı.

Geçenlerde eski Genel Kurmay Başkanı şu meşhur Ergenekon silahlı örgütünün(!) başı dedikleri, değerli insan İlker Başbuğ bir televizyon kanalında anlatıyor. 

Başbuğ;  “2008-2010 sürecine gelelim. Olaylar netleşmeye başladığı zaman biz resmi daha iyi görmeye başladık. Bir oyun oynanıyor özellikle iddianameler ortaya çıktığında. Bir sıkıntı var ve ikili görüşmelerimde de Sayın Başbakan'a, Sayın Cumhurbaşkanı’na bu olayları anlattım.

“ POLİSLERİN İSİMLERİNİ BAŞBAKANA VERDİM”

Biz de bazı kanallardan dedik ki bu olayların arkasında madem polisler var, verin dedim bu isimleri. Bahsedilen grupla ilişkisi olan polislerin isimlerini Sayın Başbakan'a verdim. Kendisi aldı, inceleyeceğini ve değerlendireceğini söyledi. Buradan bir sonuç alamadık, görevlerine devam ettiler. Ben Başbakan'a o zaman bugün bize yapılanların yarın kendilerine yapılabileceğini söyledik. O dönemde dinlenmedi, eğer dinlenseydi bugün bu mağduriyetler olmazdı.
Kendisine bilgiler arzediliyor değil mi? Neler anlatılıyor acaba? Bunu bilemiyoruz. 2007 yılında 136 tane suikast ihbarı var, Başbakan'a... Neler anlatıyorlar acaba bu kurgularda. Biz çok anlattık, bu olayları izah ettik”  diyor.  Evet zaten İlker Başbuğ’un görevi ülkenin geleceği ile ilgili iç ve dış tehditleri ortaya çıkarmak ve yönetenlere bildirmek.

Ancak, Başbuğ, tutuklandıktan sonra Başbakan Erdoğan’ın da kendilerine yönelik ağır sözleri olduğunu unutmayalım. Ergenekon davasıyla ilgili “Bu davanın Savcısı’da yargıcı da benim” diye Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

1997 İLE 2014 ARALIK AYINDA YAPILAN MGK TOPLANTILARINDAN ÇIKAN TEK SONUÇ: FETHULLAH GÜLEN

Peki burada şimdi paralel kim oluyor. Düşünün 28 Şubat 1997... Bugün Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olarak yaptığı ilk Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınan kararlar  hemen hemen aynı. Yine Cemaatlerle ilgili karar var.  28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu’nda da öne çıkan hedef  Fethullah Gülen,  bugün de öne çıkan hedef Fethullah Gülen....

Arada tek fark, O gün Necmettin Erbakan Hoca’nın hükümeti yıkıldı, bugün Tayyip Erdoğan, paralel diye suçladığı yapı ile birlikte yürüyüp, 1997’de ortaya konulan ‘tehlike’leri görmeyip kendini bugüne getirdi. Yani  paralel dediği yapının ‘adamı’ olarak buraya geldi. Onların sayesinde Başbakan ve Cumhurbaşkanı oldu.

Yoksa onların adamları askere, yargıya operasyon yapmasalardı, Ak Parti de kapatılıp Erdoğan içeri atılırdı. Çünkü, o gücü elde edememiş olsaydı, bugün terör örgütü PKK açılımı, irticai faliyetler ve dinci söylemleri nedeniyle Erdoğan, siyaset dışında kalırdı.

İşte; Erdoğan bunun için sert söylemlerle kendine taraftar yapıyor. Ülkeyi geriyor ama kendine taraftar topluyor.

Kim kime paralel... Bunu bir kez daha düşünün...

Aslında her şeyin ardında rant kavgası var... En büyük tehlike ise yargıya müdahale. Allah sonumuzu hayır etsin.

Not: Acaba benim bu yazıda ‘Makül şüphe’ var mı?