Bu güne kadar yurt içi ve yurt dışında bir çok sergi açan, başka sanatçıların sergi açmasına ön ayak olan, gönüllü sanat hizmetleri veren, çocuklar için Türk Destanları kitabı yazan, kendi öğrencilerine burs sağlayan, onları motive eden ve bu güzel özellikleri sayesinde Yılın Kadını seçilen Ressam Esma Civcir ile resim sanatı üzerine hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

Zerafetini, güzelliğini, yeteneği ve kabiliyetini, mükemmel bir karışımla ve kaliteyle bütünleştirmiş olan Esma Civcir'in her sergisi yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da çok ses buluyor. Eserleri ve kişiliğiyle takdirleri toplayan, sürekli üreten, sadece tablolara değil, insanların yüreklerine de inanılmaz güzellikler yansıtan, aynı zamanda Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimari ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Görevlisi olan Esma CİVCİR, ülkemizin yetiştirdiği ender sanatçılardan. Çünkü o, geride sadece birbirinden değerli tablolar değil, birbirinden yaratıcı ressamlar da bırakacak. 

Esma Civcir, aydınlığa olan inancı ve umutlarıyla, aydınlık Türk kadınını, katıldığı her platformda örnek bir şekilde temsil etmeye devam ediyor.

İşte bizim 
Esma Civcir'le büyük keyif alarak  gerçekleştirdiğimiz o sohbet:

A.Ö. : Sizi tanımak isteriz. Kendinizden bahseder misiniz. Esma Civcir kimdir?

E. C. : 
Kendimi anlatmak istediğimde çok sevgi dolu bir ortam, beş kız kardeş ve evimiz gelir aklıma. Annem çok hamarat, yönetici, dominant bir karakter olarak anne kimliğinde bir ayrıcalıktır. Anadolu kadının tüm özelliklerini fazlasıyla taşıyan bir annedir. Hangisi erkek çocuğu olacak diye sanırım beş kız çocuğu büyütmüş, okutmuş bir kadın. Ve babam hiç bir zaman sevgisini esirgemeyen hoşgörülü, ilgili bir insandı. Kız çocuklarının eğitim alması ve ayaklarının üzerinde durması gerekliğine inanan bir Anadolu insanıydı. Aydınıydı desem daha doğru. ''Erdem''in diplomalarla kazanılamayacağını anlamam bu günün gerçeği oldu. Neden aileden başladım; sevgi paylaşım, hoşgörü, toplumsal kimlik ne özel bir şeydir ki aileden kaynaklanan ekilmiş bir tohumun dallanıp budaklanmasıdır. İnsanın kodlanmış kimliği DNA'larının yanında beslendiği atmosferle de ilgilidir. Yine geliştiği ortam, atmosfer, kültürel ve sosyolojik değerler onu biçimlendirir.

Konya'da doğup lise eğitimim bitene kadar orada yaşadım. Tam bir Selçuklu başkenti, kentsel kimlik dokusu gösteren bir yerdir Konya... Eğitim basamaklarındaki mihenk taşı hocalarımı da bu karmada anmadan edemem. Esma Civcir'in tasarlanmasında bu kimliklerin katkısı, rengi, dokusu hissedilir. Bazen bu kimliklerden izler, parçalar yakalarım kendimde. Eğitim ''haklı olarak'' aile ile birlikte kimliğimizin tasarlanmasında çok özel bir yer tutar.
Bu gün geçmişin tasarları insan ve toplum yaşamımıza yansır. Bireysel ayrıcalıklar yetenekler ve gelişimler farklılıkları biçimlendirir yalnızca. Toplumların tasarlandığını biliyoruz günümüzde.

Ve Konya'da kentsel dokusunda anılarımda Cumhuriyet dönemi eski bir köşk olan Konya kız Orta okulu, Modern bir labaratuar eğitimi aldığım Matematik ağırlıklı okuduğum Atatürk Lisesi bu günkü Esma Civcir'i oluşturmuştur elbette. Orta okulda bu günkü perspektif çizim, renk derslerini aldığım, desen çalıştığımız bir programda Vahide Solaklar, Lisede Mimar Sinan üniversitesi Mezunu Güner Özkan Hocam ile bu sanat yönelimleri kesinleşti. Yetenek ve bilgi merak seçimimi yüksek üniversite puanıma rağmen, sanata tercihimle kesinleştirmiştim. Öğrenmeye olan merakım ve ilgim sonsuz bir açlık olarak tanımlayabileceğim bir alandır.'' Öğrenmeyi sevmeyi sevdirmeyi''de daha sonra eğitimci olarak özümsedim.'' sanat canlı ve yaşayan bir organizmadır. Değişir gelişir ve araştırır, bilime eş bir değerdir ...''ilkeleri ile içten buluştuğum Nevide Gökaydın Hocamla Gazi Üniversitesi Yüksek Lisans eğitimi için buluşmamda, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Usta Sanatçı Parisien Şeref Bigalı'nın ilgi, destek, matematiksel ve konsturiktif desen anlayışı tezgahı üzerine tam bir gelişme olmuştu. Andre Lothe Atölyesi Paris mezunu olan hocamın, eşsiz desen çizgi değerleri ile buluşmuştum. Şeref Bigalı hocamın ''Resim Sanatı'' kitabını hazırladığı yıllarda düzeltmelerini yaptığı sıralarda okumasını yapmaktan çok zevk alırdım. Okumak hayatımın başlangıcı, çizmek ise anlatımı olmuştu...

ESMA CİVCİR FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN! ( FOTO GALERİ)


Televizyonun olmadığı dünyada, okuyarak hayal imgesel gücümüzü geliştirdiğimiz, bütün dünya klasık eserlerini okumak zorunda olduğumuz bir dünyaydı o. Jules Verne eserleri ile başlayan seyahatler. Dünya coğrafyası ile kültürünü birleştiren Gorki'ler, Emil Zola'lar insanlığın tarihi ve yaşamları ile Victor Hugolar ve sanırım Türk Kültür yaşamını anlatan Ömer Seyfettin, Halit Karay, Sait Faik, Eflatun Cem Güney, Halikarnas Balıkçısıyla mitoloji merakı, Ceyhun Atıf Kansu ile Anadolu sevgisi ve eğitimci kimliğim...Gençlik başkaldırım Nazım ile tanışmam ve evrensel değerlere ulaşma isteğim.

Masterde Y.Bingöl ve Beyhan Karamağaralı hocalarımla buluşmam da arkeoloji ve mitoloji araştırmalarımı destekledi. Beyhan hocamla dünya dinleri mitolojileri,Türk kültürü ve mitolojisi geçmişi ile ilginç bir araştırma sürecini yaşadım.Sınırları kaldırmayı Prof.Dr.Beyhan Karamağaralı öğretti bana. Önyargı ve sınırları öğrenmede kaldırdım. Evreni ve globu kavramaya çalıştım. Şaman yaşam biçiminin izlerini Anadolu yaşamında sürdüm. Anadolu yaşamımda izledim. Roma, Helen, Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet izlerini sürdüm. ben ile ilgili uzlaştım. Ben ve insan yanımı kabullenmeyi tanımayı ama karşı olmayı, değişim için uğraşmayı öğrenmeye çalışıyorum. Geçmiş kültürlerin bizleri nasıl inşa ettiğini nasıl oluştuğumuzu izlemeye çalıştım. Sonuçta temel bilimleri yaşayarak okuyarak öğrenmek zorunda olduğumuzu anladım. Bir sanatçının oluşumunda nelere gereksinimi var? sorusunu cevaplamaya da hazırlandım. Kitaplarımı yazmaya bu süreçte başladım. Yaşam yolculuğunda öğrenme bilgilenme de yolcunun gereklerini nasıl karşılamalı, seçme haklarını nasıl korumalıyızı da düşündürdü bu süreç.Ve yazmaya başladım. Üç ders kitabım temel bilimler ve 8-14 yaş içinde görsel tasarım bilgilerini hazırladım. Yaşamımdaki varoluş nedenlerimin karşılığı bunlar mı diye de merak ediyorum. Sanat çileli ve sınırsız bir yolda bir arpa boyu ilerleme midir.? Yoksa evreni görmek bile görebilmek bile sanat mıdır? ın cevabını birlikte bulacağız.'' Görebilmek algılamak anlatabilmek. eğitimin temel amacı ise gelişebilir '' diye düşündüren bir eğitim sürecini yaşamaktayım.

Yalnızca aldığı eğitimi savunan sıkı sıkı öğrendiklerine bağlı yaşayan bilim ve sanata karşı olayı yaşıyorum. ''Öğrenmeyi öğretici'' bir eğitimci ve eğitim yanlısıyım.

A.Ö. :  Ressam olma fikri sizde nasıl oluştu? Çevresel etkiler mi aile desteği mi daha etkili oldu? 

E. C. : İnsanların bir kodla geldiğine inanıyorum. Bilimsel olarak nasıl açıklanır bilemem ama bir mesajla geliyoruz. Yani bir yazılım programı var diye düşünüyorum. Her insan bir bilgisayar makinası gibi düşünelim.Bazılarının kapasitesi word bazıları design bazıları ise daha çok program için olabilir. Bu makinaları donatırız ama kapasiteleri hacimleri genişleme sınırlarına uygunluğu vardır. İnsanlarda program geliştirebilir, gelişebilirler ama asıl amaçları ile doğarlar gibi geliyor. Sanat gelişebilir öğretilebilir. Doğru ortamda ise ilerler. Yetenek, bilgi ile geliştirilirse oluşumu tamamlar. Elbette, aile, ortam ve eğitim yönelimleri toplumun değerleri seçimleri etkiler. Yetenek yönlenmelere de bağlıdır. Toplumlar sanata değer verirse bireyler seçerler. Bende, ailem ve eğitim desteğimle yeteneğimin buluşması oldu. Toplumsal olarak ise sanatta değer olarak buluştuk mu? Çok göreceli bir anlatım gerektiriyor. Çok acıklı bir durum...

A.Ö.: Resmi nasıl tanımlarsınız? Resim sanatı Esma Civcir için neleri ifade ediyor?

E.C. : Yaşam biçimi, yemek içmek gibi bir şey, bir gereksinim, bir dil...Evrensel bir dil. Sizi tanımadığınız bir insanında anladığı, okuduğu evrensel bir dil. Milliyeti, dini, dili, sınırları yok. Bu yüzden dünyada bir varlık. Sanata geçmişte kutsal bakılmasının ve bu gün batı toplumlarının sıra dışı ilgisinin temelinde, bilgi, geçmiş kültürler yatar. Resim estetik- doğa, insan bütünlüğüdür. Doğa matematiktir, matematik ise estetik değerleri tanımlar,sanat estetiğin kuralları ile oynar. Resimci iyi bir matematikçi olmalıdır. Renk, biçim, denge, leke, çizgi, benek, hepsi birer matematik denklemi gibidir, çözülmeyi bekler. Boyacılık başka şey...
''Hiç bir sanat eseri ve sanat yoktur ki toplumların talebi ile olmasın''. Bu sözleri Gombrich söylüyor. Sanat ve sanat tarihini irdeleyen insan.Toplumlar talep etmemiş ise sanat yoktur. Resim sanatına nasıl bir talep var bu ülkede merak ediyorum, eğlence arabesk bir durumdayız .Destek almayan bir sanat alanı işlevsizleşmiş sanki. Toplum diziler talep ediyor, pop arabesk talep ediyor. Resim sanatı ise belediyelerin kurslarında katlediliyor.

A:Ö. :  Peki Esma Civcir kendini nasıl tanımlar?

E. C: Savaşçı. ama renkleri,dili, anlatım,ı eğitici ve yaratıcı kimliği ile özgür bir savaşçı. Bilginin aşığı, gerçek aydınlanmanın evrenin efendisi ''bilgi kulübune'' girmeye çalışan bir er olarak görür.

A:Ö : Kadın ve sanatın hak ettiği değeri bulamadığı günümüzde, kadın sanatçı olmanın zorluklarını ve sıkıntılarını çekiyor musunuz? Sizce sanat ülkemizde hak ettiği değere nasıl ulaşır ve kadınlar sanatın içinde nasıl daha fazla yer alır?

Çok zor iki şey ''KADIN VE SANAT'' imkansızlar....

Bunu Fransa Poitiers sergi açılış konuşmamda da söylemiştim. Konya'da doğ beş kız kardeş, sanat eğitimi yapmaya çalış. Babacığım beni uyarmıştı. Üzgündü bu seçimimde ama sevgiyle destekledi. Dinledi, elinden geleni yaptı. Uyardı da. Sanatta çok şey beklersem, başarılı olamayacağımı ondan öğrendim. Yalnızca ürettim. Ne kazanırım diye düşünmedim. Özgür kalmaya çalıştım. Sanatta özgür ve özgün düşünmenin yollarını aradım. Akademisyen ve sanatçı olunamayacağını da özellikle sanatta doktora yapmak falan gibi batının da güldüğü durumları, kendimize göre arabesk bir hale -YOK - ile getirdik sanat eğitimini yok- ettik. Kimliğimizi ve evrensel değerleri de yitirdik.Bologna sürecinde kriterleri ezberden yazdık. Gencimizi gözden çıkardık. Ne arıyoruz şimdi karanlıkta merak ediyorum. Işıkları açınca ne komiklikler çıkacak. İlim ve bilim aydınlıkta olur. Sanat bilimle eş değerdir. Bilimsel gelişmeler sanatı tetikler ve paralel ilerler. Kadın ...Kadınımız önce kendine inanmalıdır. Biz kadınlar hazır verilmiş Atatürk'ün mirasını, haklarımızı bile korumaktan aciziz. Bunu kadınlara binlerce yasa yap, yasalar yapamaz. Kadın eğitimi ile yapar. Kendine inanmayı yitirmiş bir insandan daha kötü bir durum olamaz. Bizim kadınımız kendini yitirdi... Aşırı tüketici kapitalisst süreç, modern yaşamın tüketici yıpratıcı ortamı, kadın kimliğinin aile ortamında değerlerini kaybetmesi ile zor zamanlar yaşıyor, sendeliyoruz. Neredeyiz, reel tespitler yapmalıyız. Sorgulamalıyız. Yapay doğadan uzak kadın olamaz. Varlığı, fizikselliği ile işlevselliği arasındaki dengeleri de akord etmeli. Zor zamanlar yaşıyoruz.

Kariyer duygular, kapitalist düzenin ritmi bizi biyo-ritmimizden kopardı. her şeyi istiyoruz olamıyoruz. Kimliğimiz, rol modellerimiz çok karıştı. Bunun tek nedeni -EĞİTİMSİZLİK-
Bir de eğitimli eğitimsizler var. Bunun ana nedeni eğitimde -TEMEL BİLİMLER- öğrenmeden alan eğitimi ve -OLDUM- sendromu var. Pişmeden olmuş ham meyveler tadsızlık çeşnisizlik bir karma ortam var. Sonuçta herkes rahatsız. Ama teşhis -EĞİTİMSİZLİK-

Sanat ve kadına gelince yani...zor ama çok da güzel. Üretim ve kadın çok yakışıyor birbirine estetik doğanın kanunları ,yaşamanın kendisi elbette kadının sanatla buluşması toplumları barışçı hale getirir.

Sanat ve kadın nasıl buluşsun, ekonomik özgürlük önemlidir. Sanatın ederi yok ise sanatçı nasıl oluşur, üretir. Ben eğitimle para kazanıyorum, sanatçı ESMA CİVCİR yaşamını sürdürüyor. Zor. Bu tercihleri yöneticiler yapıyor. Eğitim ve toplum mühendislerinin tasarımı bu günler. Sanatı seçmek çok zor. Getirisiz bir hale getirilerek seçimi engelleniyor. Sanat nasıl desteklenir...
Sanatçı yalnız. Toplumsal süreçte arz talep takıntılı diziler, eğitim kısır döngüyü bu çirkin düzeni oluşturuyor. Estetikten yoksun bir toplum, çirkin mimariler, kopya eserler, taklit camiler, taklit kostümler. Of tam bir çirkinlikler manzumesi. Ama bunda da bir güzellik vardır. Bunu sanat tarihçiler yorumlayacaklar sonra.


ESMA CİVCİR FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN! ( FOTO GALERİ)

A:Ö : Etkilendiğiniz bir sanatçı veya akım var mı?

E.C. : Leonardo da Vinci ve Mimar Sinan...

A:Ö. : Tablolarınızda daha çok hangi araç gereçleri tercih ediyorsunuz?

E.C. : Her tür malzemeyi seviyorum. Ne bulursam yaparım. Malzeme ve teknik sınırım yoktur.

A.Ö : Özellikle tercih ettiğiniz renkler nelerdir? Hiç kullanmam dediğiniz bir renk var mı?

E.C. : Materyal ve duygu işleve göre değişiyor. Ama renk tehlikelidir. Ustalık gerektirir. Dozlar çok önemli, armoni usta bir matematik düzen bilgisi ister.

A.Ö. : Resimlerinizi isimlendiriyor musunuz?

E.C. : Zaman zaman. Sebepsiz resim yapmam. Her sergim bir kitap bir araştırma gibidir. Ar-ge yapmadan sergi yapmam. Bir mesaj ve anlatım vardır. Sergi ismi oluyor o da.

A.Ö : Resim yaparken sizin için en uygun ortam nedir? Nasıl konsantre olursunuz?

E.C. : Özgür.rahat,ne sıcak ne soğuk,geniş mekanlar. Güneş ışığı olan ve gece de yeterli teknik aydınlanma. Müzik elbette. TRT 3 hep açık olmalı (radyo)

A.Ö. : Bulunduğunuz yerden baktığınızda resmin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

E.C. : Sanat bilimle birlikte gelişir. Teknolojide, bilimde ilerleme varsa sanatta yönlenir. Artık resim sanatında pentür dönemi bitti. Gelecek teknolojiye yeni teknikler göre biçimleniyor.Doğal olarak gelişmelere açık. Sanatçı üretir. Bir arı gibi. Balı kim yer yemez bilmez. Gelecekte de böyle olacak o enerji dürtü ürettirecektir.Varoluş nedenidir. Sonuçta toplumsal bir iletişim nedenidir.

A.Ö : Resim sanatıyla ilgilenenlere neler söylemek istersiniz? Kabiliyetlerini nasıl geliştirebilirler?

E.C. : Bilgi, okuma, araştırma, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri izleme, doğayı ve sırlarını çözmek, estetiği çözmek, estetik ise matematiksel bir değerdir bilgisine erecekler.

A.Ö. : Resim dışında başka hobileriniz var mı?
Tasarımın her alanı. Müzik dinlemek, Uzay, NASA hayranıyım.

A.Ö : Sanatçı kimliğinizin yanında, eğitimci kimliğiniz de ön planda, bu başarının arkasındaki itici güçler nelerdir?
E.C. : İnsan sevgisi. Gelecek kaygısı, öğrenciler geleceğimiz. Yani gençlik. Bildiklerimi ve bilgiye ulaşmayı, elimden geldiğince cömertçe sunarım. Doğal olarak alabildikleri kadar. Asla atıl öğrencim olamaz. Her bireyden bir işlev çıkarırım. İnsanı geliştirmek geleceği tasarlamaktır. Bu tasarım, insani, etik, ahlaklı ve estetik olmalıdır. ''Gelişmiş bir zevk, ahlaki bir değerdir"William Morris'in bu sözünü ilke edindim.

A.Ö. : Teknolojinin sanat üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

E.C. : Sanat ve teknoloji at başıdır.''TORUS''gibidir. Döner çoğalır. Yani yumurta civciv hikayesi gibidir. Teknoloji ve sanat, bilim, eşdeğer boyutlarda yolculuk yaparlar. Sanat tarihini okumak teknolojiyi okumak gibidir. Anlatana da bağlı anlayana da denmeyecek kadar bilimseldir.Teknolojide ilerleyen toplumlar sanata ve yaratıcılığa destek veren toplumlardır.
Teknoloji ve tasarım eğitimi ve sanat eğitimcisi eğitimi, uygarlığın temel eğitimidir. Bunu fark eden yöneticiler ve eğitimciler, geleceği kazanırlar.

A.Ö. : Siz yurtdışında da sergiler düzenleyerek Türk kadınını başarılı bir şekilde temsil ediyor ve takdirleri topluyorsunuz.
En iyi sergim dediğiniz serginiz hangisiydi ve teması neydi?

E.C. : Böyle bir ayırımı yapamıyorum.Ama'' Anadolu ve doğuda Batıda kadın '' benim anlatmak istediğim bir konuydu ve başarılı oldum da. Bu beni sevindirdi.İnsanlığın ortak değerlerini gördük.

A.Ö. : Türk kadınını başarıyla temsil eden ve aynı zamanda yılın kadını da seçilen Esma Civcir, yaptıkları işte başarıya ulaşmaları için Türk kadınına neler tavsiye eder?

E.C. : Kendinize inanın. Kendinizi tanıyın. Kendi enerjinizi iyi kullanın. Kadın olmak çok güzel bir şey inanın. Kendinize saygı duyun. Başkaları da duyacaktır. Saygı, sevgiyi getirecektir. Doğayı sevin ve koruyun onun için doğayı ve evreni iyi tanıyın. Ön yargılardan uzak durun. Bilimi öğrenin. Kadın, sevginin doğduğu ve öldüğü, yaşamın başladığı kutsal bir varlıktır. Bu duyguyu benliğinizde hissedin ve hissettirin. İlahi aydınlanma, bilgiden geçer.

A.Ö. : Bundan sonraki projeleriniz nelerdir, bizimle paylaşabilir misiniz?

E.C. : Uluslar arası mix media bir performansım olacak. ''EVREN'' konulu. Ve televizyonda sanat eğitimi programı yapmaya dönmek istiyorum. Daha yaygın ve evdeki kadına ulaşan, bilgiyi paylaşan bir programla.

A.Ö. : Eserlerinize olumsuz tepkiler oluyor mu hiç? Eğer oluyorsa bunda en büyük etken sizce nedir?

Olumsuz tepki hiç almadım. Anlaşıldığına emin miyim bilemem. Herkesin aldığı farklıdır. Sanatçının şahsına veya baskı kurmak için eserlerine yapılan saldırı yeryüzünde çok ender
zamanlarda görülür. Bu insanlığın yüz karası durumlardadır. Bu konuda yorum şimdilik yapmayacağım.

A.Ö. : Sanatın daha çok yayılması ve daha çok sanatçının yetişip gelişebilmesi için sizce nasıl bir yol izlenmeli?

E.C. : Eğitim, bilimsellik, matematik eğitiminin sanatsal yolla yapılması.
Temel bilimlerin herkesçe öğrenilmesi, estetik eğitimin verilmesi, doğaya insana saygı emeğe saygı ile başlar ama bilimsellik şart, Bilimle sanat aynıdır.Bilim yoksa sanat yoktur sanat yoksa bilim yoktur.

ESMA CİVCİR FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN! ( FOTO GALERİ)

A.Ö. : Resim meraklıları sizin bu muhteşem tablolarınıza nasıl ulaşabilirler?

Bana ulaşabilirler. Özel çalışmalar için tasarımlar da yapıyorum. Çok sevdiğim maceralar bunlar. Mekanı yeniden yaratmak gibi. Veya oraya bir yıldız koymak gibi bir şey. Mekanın söylediği resmi de yapıyorum. Bana her zaman ulaşabilirler.

A.Ö. : Bu güzel bilgilerinizi ve vaktinizi aydınses okurlarıyla paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Bir hayalim var eğitim parasız ve sınırsız bir destekle olmalı. İnsanlar birbirine saygılı sınırlarına saygılı olmalı. Evrende hepimize çok güzellikler ve sürprizler var....
Teşekkür eder,  Aydınses Gazetesinin 15. yılını da kutlarım.

Bizler aydınSes olarak sanatın önemine ve toplumlara katkısına inanıyor ve sanatçılarımıza sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyoruz. Sanatın ve sanatçının hakettiği değere ulaşması dileğiyle, başka bir Kültür- Sanat röportajında buluşmak üzere HOŞÇAKALIN...

Ayla Özdemir-aydınSes