İstanbul’da günler boyunca etkili olan şiddetli yağışlar, birçok ilçede sel ve su baskınlarına neden oldu. Araçlar sürüklendi, evler ve iş yerleri zarar gördü. Felaketin ardından yürütülen arama kurtarma çalışmalarında can kayıpları yaşanırken, hasarın boyutu da gün yüzüne çıktı. İstanbul’daki can kaybı ile çevre illerdeki olayların toplam bilançosunun birbirinden ayrılması gerekiyor.
Şiddetli yağış İstanbul’u etkisi altına aldı
İstanbul’da ekim ayının ortasında etkisini artıran sağanak, kent genelinde hayatı olumsuz etkiledi. Kısa sürede yoğunlaşan yağış nedeniyle yollar göle döndü, bazı bölgelerde araçlar su altında kaldı, ev ve iş yerlerini su bastı.
Özellikle Sarıyer’in Ayazağa Mahallesi’nde yaşanan sel, felaketin en dikkat çekici noktalarından biri oldu. Sel suları araçları sürüklerken, vatandaşlar evlerinde ve iş yerlerinde mahsur kalma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Yağışların etkisi yalnızca Sarıyer’le sınırlı kalmadı. Beykoz, Şile ve Eyüpsultan başta olmak üzere birçok bölgede su baskınları ve ulaşım sorunları yaşandı.
Bazı ilçelerde yağış miktarı olağanüstü seviyelere çıktı
Yağış ölçümleri, İstanbul’un farklı bölgelerinde çok yüksek miktarlara ulaşıldığını ortaya koydu. Beykoz’da metrekareye 305 kilogram, Şile’de 294 kilogram, Sarıyer’de 238 kilogram ve Eyüpsultan’da 220 kilogram yağış düştüğü bildirildi.
Kısa süre içerisinde bu ölçekte yağış alınması, su tahliye sistemleri üzerinde büyük baskı oluşturdu. Özellikle düşük kotlu bölgelerde, alt geçitlerde ve dere yataklarına yakın yerleşimlerde taşkın riski arttı.
Arama kurtarma çalışmaları günlerce sürdü
Selin ardından kaybolan vatandaşlara ulaşmak için ekipler bölgede arama kurtarma çalışmaları yürüttü. İstanbul’da kayıp olarak aranan Ahmet Derin’in cansız bedeni, 20 Ekim’de Eyüpsultan’da Altın Boynuz Sosyal Tesisleri yakınlarında bulundu.
Bu gelişmeyle İstanbul’daki can kaybının 7’ye yükseldiği bildirildi. Kayıp vatandaşlara ulaşmak amacıyla sürdürülen çalışmaların tamamlanması, felaketin insani boyutunu bir kez daha ortaya koydu.
Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yaşanan sel olayında hayatını kaybedenlerle birlikte, iki ildeki olayların toplam can kaybı daha yüksek bir seviyeye ulaştı. Bu nedenle İstanbul’a ilişkin rakamlarla bölgesel toplamların birbirine karıştırılmaması gerekiyor.
Binlerce konut ve iş yerinde hasar tespit edildi
Felaketin ardından ortaya çıkan tablo, yalnızca can kayıplarıyla sınırlı kalmadı. Çok sayıda ev, dükkân ve iş yeri zarar gördü. Vatandaşların araçları kullanılamaz hale gelirken, bazı bölgelerde günlük yaşamın normale dönmesi için temizlik ve onarım çalışmaları başlatıldı.
Yetkililerin açıkladığı ilk verilere göre yaklaşık 19 bin 300 ihbar alındı. İlk hasar tespitlerinde yaklaşık 2 bin konut ile 900 iş yerinde ciddi zarar meydana geldiği bildirildi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri de yağış süresince binlerce personel, araç ve iş makinesiyle sahada görev yaptı. Su baskınlarına müdahale edilmesi, yolların temizlenmesi ve ulaşımın yeniden sağlanması için çalışmalar yürütüldü.
Selden etkilenen vatandaşlara yardım
Afetin ardından zarar gören vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi için yardım çalışmaları gündeme geldi. Selden etkilenen kişilere yönelik nakdi desteklerin başlatıldığı, yeni başvuruların ve hasar tespitlerinin de değerlendirildiği bildirildi.
Konut ve iş yerlerinde oluşan zararların yanı sıra tarım alanları, seralar ve hayvancılık faaliyetlerinde meydana gelen kayıplar da incelemeye alındı. Hasarların kesin boyutunun, tespit çalışmalarının tamamlanmasıyla daha net ortaya çıkması bekleniyor.
İstanbul’da altyapı ve afet hazırlığı yeniden gündemde
Yaşanan felaket, İstanbul’un yoğun yağışlara karşı hazırlığını yeniden tartışmaya açtı. Kısa sürede düşen yüksek miktardaki yağış, bazı bölgelerde suyun tahliyesini zorlaştırırken dere yatakları ve düşük kotlu yerleşimlerde riskleri artırdı.
Bu tür afetlerde yağışın şiddeti kadar şehir altyapısının kapasitesi, yağmur suyu kanallarının durumu, dere yataklarının korunması ve erken uyarı sistemlerinin etkinliği de önem taşıyor.
Özellikle geçmişte su baskınları yaşanan bölgelerde risk analizlerinin güncellenmesi, tahliye güzergâhlarının belirlenmesi ve vatandaşların zamanında bilgilendirilmesi gerekiyor. Kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi de olası can ve mal kayıplarının azaltılması açısından kritik önem taşıyor.
Felaketin ardından gözler alınacak önlemlerde
İstanbul’da yaşanan sel, afet yönetiminin yalnızca felaket sırasında müdahaleyle sınırlı kalamayacağını gösterdi. Riskli alanların önceden belirlenmesi, altyapı yatırımlarının ihtiyaca göre planlanması ve acil durum hazırlıklarının sürekli güncellenmesi gerekiyor.
Can kayıplarının yaşandığı, konutların ve iş yerlerinin zarar gördüğü bu felaketin ardından vatandaşların beklentisi, yaraların hızla sarılması ve benzer olayların ağır sonuçlara yol açmasını önleyecek kalıcı tedbirlerin hayata geçirilmesi.
İstanbul’da selin bıraktığı hasarın tamamen giderilmesi zaman alacak. Bundan sonraki süreçte hem mağduriyetlerin karşılanması hem de kentin aşırı yağışlara karşı dayanıklılığının artırılması önem taşıyor.




