ÇEVRE

75 kurum Zehirsiz Kentler için harekete geçti

Zehirsiz Sofralar Platformu, yaşam alanlarımızda insan ve çevre sağlığını tehdit eden zehirli kimyasalların belediyeler öncülüğünde kullanımının sonlandırılması ve ekolojik, doğa dostu alternatiflerin uygulanması talebiyle Zehirsiz Kentler Kampanyası’nı başlattı.

Zehirsiz Sofralar Platformu, yaşam alanlarımızda insan ve çevre sağlığını tehdit eden zehirli kimyasalların belediyeler öncülüğünde kullanımının sonlandırılması ve ekolojik, doğa dostu alternatiflerin uygulanması talebiyle Zehirsiz Kentler Kampanyası’nı başlattı.

İnsan ve çevre sağlığı alanında çalışan sivil toplum örgütleri ve sivil inisiyatifler, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği'nin, Zehirsiz Sofralar Platformu işbirliği ile yürüttüğü “Zehirsiz Kentlere Doğru” projesi kapsamında sağlıklı bir gelecek için güç birliği yapmak üzere bir araya geldi.

Zehirsiz Sofralar Platformu tarafından 23 Aralık Perşembe günü düzenlenen basın toplantısı ile Zehirsiz Kentler Kampanyası başlatıldı. Kampanyada, belediyelerden en geç 2025 yılına kadar herbisitlerin (ot zehiri) tamamen sonlandırılmasına, 2030 yılına kadar diğer tüm pestisit ve biyosidal ürün kullanımının %50 azaltılmasına, 2040 yılına kadar tamamen sonlandırılmasına dair taahhütte bulunmaları ve bu kapsamda katılımcı bir stratejik eylem planı oluşturmaları talep ediliyor.

Pestisitler ve biyosidal ürünlerin zararları hakkında toplumda farkındalık yaratmak, zehirsiz kentlerin mümkün olduğu ve bununla ilgili ekolojik ve doğa dostu alternatiflerin varlığı ve uygulanabilirliği konusunda belediyelerin teşvik edilmesi de kampanyanın amaçları arasında yer alıyor.

Zehirsiz Sofralar Platformu ve kampanyayı destekleyen diğer sivil toplum örgütleri ve sivil inisiyatifler, zehirsiz kentler için birlikte mücadele ederek; kampanyayı okulların, üniversitelerin, kent konseylerinin, spor kulüplerinin ve yerel basının gündemine taşımaya karar verdi. Paydaşlar ayrıca, Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehir belediyeleri başta olmak üzere, taleplerini bütün yerel yönetimler ağında yaygınlaştırmak için de kampanyacılık, savunuculuk ve lobicilik faaliyetlerinde bulunacak. 

Platform, belediyeler ile birlikte yurttaşları da zehirsiz kentler için harekete geçmeye ve katılımcı olmaya çağırıyor. Yurttaşlar, kampanyaya imza vererek destek olmanın yanı sıra, “Zehirsiz Kentlere Doğru” kararlı bir adım atmaları için belediyelerin söz vermesini talep eden dilekçeler ile sağlıklı bir çevrede yaşama haklarını savunmuş olacaklar.

Çocuklar daha fazla risk altında

Kampanya basın toplantısında pestisitlerin zararlarına yönelik konuşan Biyosidal İş ve Çevre Sağlığı Derneği’nden Doç. Dr. Tufan Nayır, “Yapılan yerli ve yabancı araştırmalar, pestisit maruziyetinin sadece tarım çalışanları ile sınırlı olmadığını, tarım çalışanı olmayan kişilerden alınan saç ve kan örneklerinde de pestisitlere rastlandığını ortaya koyuyor. Pestisitlerin özellikle büyüme çağındakileri daha fazla etkilediğine, kanser, hormonal (endokrin) sistem bozuklukları, üreme hastalıkları, doğum kusurları, genotoksisite, nörotoksisite ve nörodavranışsal bozukluklara sebep olduğuna dair birçok çalışma mevcut.” açıklamasında bulundu.

İtalya’nın Güney Tirol bölgesindeki 19 çocuk oyun alanından, 4 okul bahçesinden ve 1 pazar yerinden alınan 96 çim örneğinin analiz sonuçlarına göre, tespit edilen 32 pestisit etken maddesinin %76’sının hormonal sistemi bozucu kimyasallar olduğu ortaya çıktı.

Proje ortaklarından Pestisit Eylem Ağı’nın (Pesticide Action Network – PAN) yayınladığı ve proje kapsamında Türkçeye çevrilen “Tüketici Rehberi” ise, hormonal sistemi bozucu kimyasalların hamile ve bebekler için daha toksik olduğunun altını çiziyor ve insanların zehirli kimyasallardan nasıl korunabileceğine yönelik önerilerde bulunuyor. Birçok kimyasal maddenin fetüse ulaşabileceğini belirten PAN, anne karnındaki çocuk (ve dolayısıyla hamile kadınlar) için tam anlamıyla bir sıfır tolerans yaklaşımının benimsenmesini tavsiye ediyor. 

Belediyelerin öncülüğünde “Zehirsiz Kentler” mümkün

Halk, sivil toplum örgütleri, kamu, özel sektör ve diğer paydaşların katılımcı ve kararlı bir biçimde hareket etmesinin önemine vurgu yapan Buğday Derneği Genel Müdürü Batur Şehirlioğlu, konuya ilişkin açıklamasında, “Uzun vadede, insan sağlığı, çevre ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki zararlar dikkate alındığında, ekolojik ve doğa dostu alternatiflerin uygulanması çok daha ekonomik. Dünyada zehirsiz kent olmayı başaran pek çok yerel yönetim mevcut. Ülkemizde de hassas grupları ve alanları öncelikleyen, aşamalı bir geçişi temel alan stratejik eylem planını hayata geçirerek 2030 yılına kadar zehirsiz bir kent olmak mümkün. Proje kapsamında hazırladığımız ‘Türkiye’deki Belediyelerde Zararlı Mücadelesi Durum Analizi Raporu’ sonuçlarına göre, anket çalışmasına katılan belediyelerin %96,3’ü alternatif yöntemlerin kullanılmasının gerekli olduğunu belirtiyor. Çalışma, belediyelerin zararlı mücadelesinde kimyasallar yerine çevre dostu alternatif yöntemleri daha fazla kullanma konusunda teşvike ihtiyacı olduğunu bizlere gösteriyor.” dedi.

Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Diyalogu VI programı kapsamında desteklenen, Nisan 2021’de uygulamasına başlanan proje kapsamında, pestisitlerin ve biyosidal ürünlerin zararlarını ve zehirsiz yöntemleri anlatan kaynakların yer aldığı bir web sitesinin (www.zehirsizkentler.org) ve belediyelere yönelik zararlılarla alternatif mücadele rehberinin hazırlanması planlanıyor.

Yeşil Düşünce Derneği’nden Yağız Abanus, yeşil dönüşüm gündeminin belediyeler açısından önemine vurgu yaparken; Marmara Belediyeler Birliği Çevre Yönetimi Koordinatör Yardımcısı Mustafa Özkul, Buğday Derneği ile proje kapsamında başarılı bir işbirliği sürdürdüklerini ve Zehirsiz Kentlere Doğru Projesi’nin belediyelerin özellikle zararlılarla mücadele konusundaki operasyonel faaliyetleri açısından çok önemli çıktıları olacağına inandıklarını belirtti.

Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Müdürü Murat Ar ise yaptığı açıklamada, “Büyükşehir Yasası ile pek çok köy ve beldenin mahalleye dönüşmesi sonucunda 2020 verilerine göre, Türkiye nüfusunun %93’ü il ve ilçe merkezlerinde, yani kentlerde yaşıyor. Bu sebeple zararlılarla mücadele ağırlıklı olarak büyükşehirlerin sorumluluğu haline geldi. Zehirsiz kent olmak bu konuda daha sistemli çalışmalar yürütülmesini zorunlu kılıyor. Kent sağlığı temasında çalışan bir belediyeler birliği olarak biz de konuyu belediyelerimizin gündemine taşımak için önümüzdeki dönemde gerekli adımları atmayı planlıyoruz.” dedi.