SİYASET

Mansur Yavaş’tan Özgür Özel’e siyasi şok!

CHP ile YENİ Parti arasındaki bölünmenin ardından Mansur Yavaş’ın YENİ Parti’ye katılmayacağı, CHP’den ayrılması halinde bağımsız kalmayı değerlendirdiği öne sürüldü. Kulislerde asıl hesabın ise 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu konuşuluyor.

Ankara kulisleri yeniden hareketlendi. CHP ile YENİ Parti arasındaki bölünmenin ardından gözler Mansur Yavaş’a çevrilirken, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın YENİ Parti’ye katılmayacağı, CHP’den ayrılması halinde ise bir süre bağımsız kalmayı değerlendirdiği öne sürüldü. Kulislerde asıl hesabın ise 2028 Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu konuşuluyor.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın siyasi geleceği, CHP'deki bölünmenin ardından muhalefet siyasetinin en kritik başlıklarından biri haline geldi.

Özgür Özel ve beraberindeki milletvekillerinin CHP'den ayrılarak YENİ Parti'yi kurmasının ardından gözler, CHP'nin önemli büyükşehir belediye başkanlarından Mansur Yavaş'a çevrilmişti.

Ancak Yavaş şu ana kadar Özgür Özel'in kurduğu YENİ Parti'ye katılmadı.

Şimdi ise Ankara kulislerinde daha farklı bir senaryo konuşuluyor:

Yavaş'ın YENİ Parti'ye geçmek yerine, CHP'den ayrılması halinde bir süre bağımsız kalmayı değerlendirdiği iddia ediliyor.

Bu iddia henüz Yavaş tarafından doğrulanmış değil. Üstelik Yavaş, son açıklamasında siyasi geleceğiyle ilgili kararları başkalarından değil, kendisinden duyulacağını özellikle vurguladı.

Yavaş neden YENİ Parti'ye gitmiyor?

Siyasi kulislerdeki değerlendirmelere göre Yavaş'ın herhangi bir partiye hemen dahil olmak istememesinin arkasında yalnızca CHP'deki iç hesaplaşma bulunmuyor.

Asıl hesabın Cumhurbaşkanlığı seçimi olduğu öne sürülüyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre Yavaş'ın önündeki temel mesele, herhangi bir siyasi partinin çatısı altına girmekten ziyade, Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 50+1'e ulaşabilecek geniş bir toplumsal destek zemini oluşturabilmek.

Bu senaryoda CHP, YENİ Parti, İYİ Parti, Zafer Partisi ve farklı siyasi çevrelerden seçmenin destekleyebileceği ortak bir aday formülü tartışılıyor. İşte bu nedenle Yavaş'ın bugün YENİ Parti'ye katılması halinde siyasi hareket alanının daralabileceği değerlendirmesi yapılıyor. Çünkü bir partiye katılan adayın, o partinin siyasi çizgisi ve örgüt yapısıyla birlikte değerlendirilmesi kaçınılmaz hale geliyor. Bağımsız kalması halinde ise Yavaş'ın farklı siyasi kesimlerle aynı anda temas kurabilmesinin daha kolay olacağı düşünülüyor.

“Önceliğimiz Ankara” mesajı dikkat çekti

Yavaş hakkında son haftalarda çok sayıda senaryo ortaya atıldı. Kimi kulislerde YENİ Parti'ye geçeceği, kimilerinde İYİ Parti ile yakınlaşacağı, bazı değerlendirmelerde ise CHP içerisinde kalacağı öne sürüldü.

Yavaş ise 14 Ağustos'ta yaptığı açıklamada bu iddialara doğrudan isim vermeden yanıt verdi. Yavaş, kendisiyle ilgili bir gelişme olması halinde bunun başkalarından değil doğrudan kendisinden duyulacağını belirterek siyasi tartışmaların dışında kaldığını ve önceliğinin Ankara olduğunu söyledi. Bu açıklama, “Yavaş kararını verdi” şeklinde yorumlanabilecek kesinlikte değil. Fakat bir başka açıdan bakıldığında önemli bir mesaj içeriyor:

Yavaş, siyasi geleceği konusunda kontrolü kendi elinde tutmak istiyor.

Özgür Özel açısından kritik kayıp

Özgür Özel'in YENİ Parti'yi kurmasının ardından en önemli siyasi beklentilerden biri, büyükşehir belediye başkanlarının yeni partiye katılmasıydı. Ancak beklenen tablo tam olarak ortaya çıkmadı. Mansur Yavaş'ın yanı sıra Vahap Seçer, Ahmet Akın, Candan Yüceer ve bazı büyükşehir belediye başkanları CHP'de kalmayı tercih etti. YENİ Parti'ye geçen belediye başkanlarının sayısının beklentilerin altında kalması, Özel açısından siyasi açıdan ayrıca tartışılmaya başlandı.

Burada Mansur Yavaş'ın pozisyonu diğer isimlerden farklı. Çünkü Yavaş yalnızca Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı değil. Aynı zamanda uzun süredir muhalefetin Cumhurbaşkanı adaylığı tartışmalarının merkezinde bulunan bir siyasi aktör. Dolayısıyla Yavaş'ın vereceği karar, sıradan bir belediye başkanının parti tercihi olarak görülmüyor.

Özel'in Yavaş'a ilişkin hesabı ne?

Özgür Özel, daha önce Yavaş konusunda temkinli açıklamalar yaptı. 27 Temmuz'daki açıklamasında Yavaş'ın o sırada CHP'de bulunduğunu belirten Özel, kendilerinin Yavaş'a yönelik bir davette bulunmadığını söyledi. Ayrıca Yavaş'ın “butlancı” olarak nitelendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Bu açıklama, Özel cephesinin Yavaş'la açık bir siyasi çatışmaya girmek istemediğini gösteren önemli işaretlerden biri olarak değerlendirilebilir. Çünkü Özel açısından Yavaş'la yaşanacak sert bir kopuş, CHP-YENİ Parti rekabetinden daha büyük sonuçlar doğurabilir. Yavaş'ın CHP'den ayrılması ancak YENİ Parti'ye katılmaması durumunda ise Özel'in karşısında çok daha farklı bir tablo çıkacak. Partisiz fakat güçlü bir kamuoyu desteğine sahip bir Yavaş modeli. Bu durum, YENİ Parti'nin kendi Cumhurbaşkanı adaylığı hesabını da etkileyebilir.

Yavaş Cumhurbaşkanı adayı mı olacak?

İşte kulislerin en kritik sorusu bu. Yavaş'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığı uzun süredir muhalefet siyasetinin gündeminde. Son araştırmalardan birinde de Yavaş'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında güçlü bir seçenek olarak öne çıktığı görülüyor. Ağustos ayında yayımlanan GÜNDEMAR araştırmasına ilişkin haberlerde Yavaş'ın Erdoğan karşısında önde olduğu, Özgür Özel'in ise Ekrem İmamoğlu'nu geride bıraktığı aktarıldı. Ancak Yavaş'ın kendisi henüz “adayım” demiş değil. Tam tersine, siyasi geleceği konusunda sürekli farklı senaryolar üretilmesine karşı mesafeli duruyor. Kulislerdeki iddia ise daha farklı:

Yavaş, ancak kazanabileceğine inandığı bir denklem oluşursa Cumhurbaşkanlığı yarışına girmeyi düşünüyor.

Bu nedenle yüzde 50+1 hesabının kritik olduğu öne sürülüyor.

Bir başka ihtimal: Siyaseti bırakmak

Ankara kulislerinde konuşulan senaryolar bununla da sınırlı değil. Yavaş'ın herhangi bir partiye katılmadan bağımsız kalması ihtimalinin yanında, siyasetten tamamen çekilme seçeneğinin de zaman zaman gündeme geldiği ileri sürülüyor. Ancak bu senaryonun şu aşamada diğer iddialardan daha zayıf olduğu görülüyor. Çünkü Yavaş'ın adı hâlâ Cumhurbaşkanlığı seçimi açısından en fazla konuşulan muhalefet aktörlerinden biri. Dolayısıyla aktif siyaseti bırakması halinde yalnızca kendi siyasi geleceğini değil, muhalefetin seçim denklemindeki dengeleri de değiştirecek bir karar vermiş olacak.

“CHP'den ayrılırsa nereye gider?” sorusu

Asıl düğüm burada. Yavaş'ın CHP'den ayrılması halinde önünde üç temel seçenek bulunuyor:
Birinci seçenek: CHP'de kalmak.
İkinci seçenek: CHP'den ayrılıp YENİ Parti'ye katılmak.
Üçüncü seçenek: CHP'den ayrılıp bağımsız kalmak ve Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar farklı siyasi kesimlerle temas kurmak. Kulislerde son günlerde ağırlık kazanan iddia üçüncü seçenek. Bu nedenle Yavaş'ın YENİ Parti'ye katılmaması, “siyasetten tamamen çekiliyor” şeklinde değil, daha geniş bir siyasi alanı koruma stratejisi olarak yorumlanıyor.

Yavaş'ın önündeki en büyük risk

Bağımsız bir siyasi aktör olarak Cumhurbaşkanlığı yarışına girmek teorik olarak geniş bir seçmen kitlesine ulaşma imkânı sağlayabilir. Ancak bunun ciddi bir siyasi riski de var. Bir partinin teşkilat yapısı olmadan ülke genelinde seçim kampanyası yürütmek kolay değil. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi gibi Türkiye'nin tamamında örgütlenme gerektiren bir yarışta, adayın yalnızca kişisel popülaritesi yeterli olmayabilir. Bu nedenle Yavaş'ın önündeki asıl soru şu:

“Partisiz bir aday olarak geniş tabanı bir araya getirebilir mi?”

Kulislerde konuşulan yüzde 50+1 hesabı da tam olarak bu noktaya dayanıyor.

Özgür Özel'i neden zor durumda bırakabilir?

Yavaş'ın bağımsız kalması, Özgür Özel açısından iki yönlü bir siyasi risk oluşturabilir. Birincisi, Yavaş CHP'den ayrılırsa CHP'nin Ankara'daki sembolik ve siyasi ağırlığı zedelenebilir. İkincisi, Yavaş bağımsız bir siyasi aktör haline gelirse YENİ Parti'nin dışında ayrı bir merkez oluşturabilir. Bu da muhalefet içerisindeki yarışın üçlü hale gelmesine yol açabilir:

CHP – YENİ Parti – Mansur Yavaş ekseni.

Böyle bir tablo, Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylık pazarlıklarını daha da karmaşıklaştırabilir. Öte yandan Yavaş'ın CHP'de kalması da Özel açısından farklı bir sorun yaratıyor. Çünkü Yavaş'ın CHP çatısı altında kalması, parti içindeki ve muhalefet tabanındaki adaylık tartışmasının devam etmesi anlamına geliyor.

Yavaş'ın sessizliği neden önemli?

Yavaş'ın son açıklamalarında dikkat çeken en önemli unsur, siyasi geleceği hakkında kesin bir yol haritası açıklamaması;
“Şuraya geçiyorum” demiyor.
“CHP'den ayrılıyorum” demiyor.
“Cumhurbaşkanı adayıyım” demiyor.

Ama aynı zamanda önüne konulan bütün siyasi senaryoları da tamamen reddetmiyor. Bu nedenle Ankara kulislerinde Yavaş'ın bekle-gör stratejisi izlediği değerlendirmeleri yapılıyor. Seçim takvimi netleşmeden, muhalefetin hangi siyasi zeminde birleşeceği ortaya çıkmadan ve adaylık dengeleri belirginleşmeden karar vermemesi, Yavaş açısından daha fazla hareket alanı sağlayabilir.

Son söz: Karar verilmedi, ama seçenekler masada

Bugün itibarıyla “Mansur Yavaş CHP'den istifa etti” demek doğru değil. Aynı şekilde “Yavaş kesin olarak bağımsız kalacak” veya “Cumhurbaşkanı adayı olacak” demek de mümkün değil. Resmi olarak bilinen, Yavaş'ın YENİ Parti'ye katılmadığı ve parti değiştireceği yönündeki iddialara karşı siyasi geleceğiyle ilgili açıklamayı kendisinin yapacağını söylediği. Bunun ötesindeki bilgiler kulis iddiası niteliğinde. Ancak siyaset kulislerinde konuşulan senaryo gerçekleşirse, Türkiye muhalefetinde dengeler ciddi biçimde değişebilir. Çünkü mesele yalnızca Mansur Yavaş'ın hangi partiye gideceği değil.

Mesele, Yavaş'ın parti siyasetinin dışına çıkarak doğrudan Cumhurbaşkanlığı hesabı yapıp yapmayacağı.

Eğer Yavaş gerçekten CHP'den ayrılır ve YENİ Parti'ye de katılmadan bağımsız kalırsa, Özgür Özel'in karşısına yeni ve güçlü bir siyasi denklem çıkacak. Ve o zaman soru artık, “Mansur Yavaş hangi partiye geçecek?” olmayacak. Asıl soru şu olacak: “Mansur Yavaş, hiçbir partiye geçmeden Cumhurbaşkanı adayı olabilir mi?” Ankara'nın siyasi kulislerinde önümüzdeki dönemin en kritik sorularından biri şimdiden bu.