Su uyur darbeci uyumaz.

Sonuçta ''Bu halk koyun gibidir vur tepesine al ekmeğini sesini çıkarmaz'' ''Göbeğini kaşıyan cahil cühela takımıdır'' fikirlerini dillendirenleri mahcup edecek bir hamleyle sokağa ve demokrasiye sahip çıkmıştır.

T0rrkiye demokrasisi açısından bu durum azımsanacak, küçümsenecek bir durum değildir.

Bazı fikirler yazarlar şunu da söylüyor.

 Sokakta olan insanların demokrasiye sahip çıkmak yerine sayın R.T.Erdoğan'a sahip çıkıyor o ne derse,hangi rejim önerirse o rejime sahip çıkacaklardır anlamında görüşler öne sürüyorlar.

Ben aynı kanaatte değilim, sokaktaki halkın ''Ya Allah Bismillah Allahüekber'' sloganlarını söylemiş olmaları onların demokrasiden vazgeçip şeriat istedikleri anlamı çıkarılmasına yeterli değildir.

Çünkü muhafazakar kesimin son yıllarda sokak eylem kültürü olmadığı için çıkmış olduğu anda da bu slogan dışında yeni bir şey üretilememiş olmasına bağlamak gerekir.

Ayrıca gene muhafazakar kesimin Türk- İslam sentezcilerinin de yıllardır söyledikleri bir slogan vardır.

''Şehitler ölmez vatan bölünmez''.

Otuz yaşın altındaki genç muhafazakar nesil bu iki slogan dışında başka bir slogan duymadığı için ve yeni fikirlerin sloganları da oluşmadığı için bu günün sokaklarında bunları duymamız gayet doğal karşılanmalıdır.

Bu sloganlar o kitlelerin ortak ses çıkarabilecekleri bir alanı yaratmıştır.

Ben halkın demokrasi bilincinin çok ileri seviyelerde olmasa bile yaşamış olduğu özgür ortamlardan ve az da olsa demokrasi kırıntılarından vazgeçeceğini sanmıyorum.

Bunun dışında önümüzdeki günlerde en büyük tehlike FETÖ üzerinden emperyalist ülkelerin darbe amaçlarını gerçekleştirmek için fırsat kollayacağını ve önümüzdeki üç yıl içinde tekrar darbe şartlarını oluşturabileceklerini sanıyorum.

12eylül 1980 darbesi olduğunda halkın tamamına yakın bir bölümü  darbenin olmasından sevinç duyduğuna ben şahit olmuştum.

Neden halk darbeyi destekledi?

 Sağ- sol çatışmaları yüzünden her gün onlarca insan can veriyordu ve halk canından bezgin hale getirilmişti.

Hiç kimsenin can güvenliği kalmamıştı.

Mahalleler,okullar, kahveler,camiler,evler bölünmüş parçalanmış ve düşmanlaştırılmıştı.

Herkes birbirini yok etmek için fırsat kollar hale getirilmişti.

Oysa sağ sol çatışmasının bütün şartlarını oluşturan ve bu çatışmalarda her iki tarafa da silahları aynı kaynakların verdiği daha sonra ispatlanmıştı.

Aynı silah hem solcuların kahvesini daha sonrada sağcıların kahvesini taradığı için halk bölünmüş parçalanmış ve birbirine düşman edilmişti.

Öyle bir ortam yaratılmıştıki, kardeş kardeşi vurur hale gelmişti.

İşte böyle bir ortamı önümüzdeki bir kaç yıl içinde derin sosyolojik alanlar üzerinden yaratılarak iç çatışmalar körüklenebilir.

Bunun içinde toplumun hassas değerleri olan Alevi, Sünni, Kürt ,Türk fay hatlarında depremler oluşturabilirler.

Böyle bir süreç sonucunda tıpkı 12 eylül 1980 darbesi öncesinde olduğu gibi sokaklar kan gölüne çevrilebilir.

 Böyle bir ortama Türkiye gidebilir mi?... Evet gidebilir.

Çünkü Kürt ,Alevi, Sünni, Suriyeli fay hatları çok hareketli ve deprem olmaya çok yakın görünüyor.

Mevcut yöneticilerin ülkeyi yönetenlerin üst akıl dediği fakat bir türlü net adresini tarif edemediği emperyalist gözü dönmüş katiller FETÖ örgütü üzerinden bu çatışma alanlarını kullanabilir.

Burada en büyük görev sayın R.T.Erdoğan'a ve diğer siyasi partilere düşüyor.

Bu fay hatlarındaki derin ayrılıkları yumuşatacak hamleler arttırılmalı ve sık sık bir araya gelerek toplum yumuşatılmalı, gerginlikler azaltılmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı toplumun gergin alanlarını yumuşatacak konuşmalar yapmalı, muhalefet partileri de bu süreçte diyalog yollarını açık tutmalıdır.

Bu olmadığı takdirde nasılki 12 eylül 1980 öncesi toplum ikiye bölünerek birbirine düşman edildiyse bu gün de emperyalistlerin ve yerli işbirlikçi dinci FETÖ'cü yapılanmanın bu zayıf kanamaya müsait alanları kaşımaya hazır olduklarını görmemiz gerekir.

Bundan dolayı iç çatışmaların olduğu kanlı çatışmaların devam ettiği  ortamlarda ordu veya birileri gelir düdüğü çalar ''Oyun bitti herkes evine'' derse  işte o zaman o darbeye direnecek halkı da bulamayabiliriz.12 eylül 1980 de de böyle olmadı mı?

 

Bundan dolayı önümüzdeki üç yıl bu sürecin olabileceği ve kavgalarla darbe ortamının hazırlanacağı bir süreç işletilecektir diye düşünüyorum.

Bu oyunu bozacak kuvvetler Türkiye de mevcuttur yeterki kavga etmeden, gerginlik yaratmadan  bir arada olsunlar ve ortak payda da buluşabilsinler.

Bu ortak payda ise Atatürk devrimlerinin getirdiği laik, demokratik, özgürlükçü demokrasiyi savunan sosyal hukuk devleti olmalıdır.