Kabahat senin.

”Ben siyasetle uğraşmıyorum, politikacıları dinlemiyorum, politikacılardan nefret ediyorum” diyen bir yurttaşın ben aklından şüphe ederim.

Neden?

Bu gün ülkenin her şeyine karar veren, yediğin ekmekten, giydiğin kazağa, aldığın maaşa, yaktığın yakıta, ödediğin kiraya, sağlığına, ilacına, domatesin fiyatına, ve de bildiğin ve bilmediklerin ne varsa hepsine karar veren siyaset ve siyasetçi.

Peki siyasetle ilgilenmiyorum demekle yaşadığın hayatı başkalarının eline teslim edip, kendini akışa bırakmak, insanım diyen hiç kimseye yakışmaz.

Böyle demekle siyasetten uzak mı kalıyorsun?

Hayır.

Her ay aldığın aylığın az veya çok olmasına siyaset karar veriyor.

Senin vermiş olduğun vergilerin sana yani halka adaletli biçimde dağıtmasına veya on yandaşa vermesi konusuna siyaset karar veriyor.

Yani isterse senin bu gün iki bin lira aldığın emekli aylığını bir anda bin lira artıracak olan siyasettir.

İsterse on kişiye verdiği parayı sana vererek aylığını iki bin liradan üç bin liraya çıkarabilir.

Yani sana vereceği bin lirayı toplam da on iki milyon emekliye vereceği her ay on iki milyar lirayı on tane arkadaşına verecek olan da siyaset ve siyasetçi.

Yani sen ben siyasetle ilgilenmiyorum diyerek siyasetçiyi takip etmeyerek boğazından geçen lokmayı başkalarının yemesine de göz yumuyorsun.

Sen siyasetten uzaklaştıkça, siyasette söz sahibi olanlar senin hazinendeki, merkez bankasındaki paraları istediği gibi eşine, dostuna dağıtmak konusunda en küçük bir tereddüt duymuyor.

Yani siyasetçinin bu şekilde davranmasına, hazinendeki parayı keyifle yiyen, eşine dostuna dağıtmasına sebep olan da sensin.

Bu ülkede halkın siyasetten uzak kalması ve siyasetçiden nefret etmesi aslında ülkeyi soymak isteyen siyasetçilerin de işine geliyor.

Çünkü milyonlarca insanın gözü kulağı vermiş olduğu vergilerin denetiminde olsa, merkez bankasının kapısında, hazinenin kasasında olsa milyonlarca gözün o kasaları bekleyenlerin üstünde olsa, o kasalar soyulabilir mi?

Sen siyasetle ilgilenmediğin için kasaların soyuluyor, milyarlarca doların kimlere verildiğinin hesabı verilmiyor.

Aslında sen çarşıya pazara gittiğinde, aldığın ekmeğin fiyatını da siyaset belirliyor.

Senin yemiş olduğun ekmeğin buğdayına siyaset, siyasetin elinde olan devlet destek verse, taban fiyat uygulasa, planlı ekim -biçim başlatsa belki ekmeği elli kuruşa yiyeceksin.

Sen siyasetle uğraşmadığın için siyasete seçimden seçime yetki verdiğin siyaset erbapları senin yani seksen dört milyon insanın vermiş olduğu vergilerden oluşan bir trilyon üç yüz milyarlık bütçeyi istediği gibi kullanıyor, istediği arkadaşlarına verebiliyor.

O siyasetçi biliyor ki, o paraları, o kasadan alırken/çalarken senin gözlerin kapalı, sen siyasetle ilgilenmiyorsun.

Sadece sandığa gidiyorsun, oy kullanıyorsun ondan sonra dört yıl uyuyorsun.

Ondan sonra benim emekli maaşım neden bin beş yüz lira diye soruyorsun

Cevap çok basit, sen siyasetle ilgilenmediğin için.

İşte bu gün ülkenin en büyük sorunu budur.

Ben siyaseti sevmiyorum, partilerden nefret ediyorum, derneklere gitmiyorum, politikacılardan nefret ediyorum.

Sen böyle söylediğin sürece, sen bir partiye, bir derneğe gidip ”Benim verdiğim vergiler nerede” diye sormadığın sürece, sen siyasetten nefret ettiğin sürece, sürünmeye müstahaksın sevgili kardeşim.

Onun için ağlama, sızlama, açım, yoksulum deme git bir derneğe, bir partiye üye ol benim vergilerim nerde diye sor.

Merkez bankasının, hazinenin kapısını gözetle.

İşte sen bunu yaptığın gün soygun düzeni biter, sen de adam gibi yaşayacağın, vergilerinin adaletli bir şekilde dağıtıldığı, hukuka saygılı, şefkatli, halkına hizmet eden bir düzene sahip olursun.

Sen bu tavrını değiştirmediğin sürece sürünmeye müstahaksın sevgili kardeşim.

Suçu hiç kimse de arama, büyük şairin altmış yıl önce dediği gibi kabahat senin, kabahatin en büyük sorumlusu da sensin sevgili kardeşim.