Ak Parti'de ne değişti, neyi değiştirdi?



Ak Parti kongresinde gördüğüm en önemli şey, Başbakan Erdoğan’ın karizmatik liderliği ve hatipliği… Bunu da bilmeyen yok.

Erdoğan bu durumuyla Türkiye’yi sallıyor…

Türkiye’de sorunları çözücü yeni bir şey söylemedi kongrede.

Kongre öncesi kanal kanal dolaşıp verdiği röportajlarda söylediklerine de bir netlik getiremedi.

Herkes Erdoğan’dan terör sorununun çözümüne ilişkin net söylemler beklerken, Başbakan bu konuda Kürtlere çağrı yapıp, topu CHP’ye attı.

Spor salonu çok güzel hazırlanmıştı, her şey yerli yerinde tıkır tıkır işliyordu, Başbakan Erdoğan’ın salona girişinden sonraki geçtiği noktalarda, partililere atacağı karanfillerin bile hesabı yapılmıştı.

Başbakan konuşmasında bildik söylemlerinin ötesine geçmedi. Sadece 2023’e bin yıllık hedef olarak 2071’i ekledi.

Yani “bir tarihi köke bağlı olarak gelen bir devletiz biz” mesajı verdi dünyaya!

Başbakan’ın yaklaşık 200 civarında yabancı misafiri vardı salonda. Bunlardane n önemlisi Mısır Devlet Başkanı Mursi, Hamas Lideri Halid Meşal ve Kürt lider Celal Talabani idi.

Salonda Tayyip Erdoğan’dan sonra en büyük alkışı, Hamas Lideri Halid Meşal aldı. Meşal, Ak Parti Lideri Erdoğan’dan ‘İslam Dünyası’nın lideri’ olarak söz etti.

Bir diğer isim Kürt lider Barzani de Ak Parti kongresine dogmasını vurdu. Ak Partililer Barzani’ye ‘Türkiye sizinle gurur duyuyor’ sloganları attı.

Bu sloganları çok yadırgadım doğrusu.

Türkiye neden Barzani ile gurur duysun?

Barzani Türkiye ile gurur duysun. Barzani’nin bu güne kadar yürüdüğü yolu açan hep Türkiye olmuştur. Barzani Türkiye’ye ne yapmıştır ki?

Her seferinde söz vermesine rağmen kendi toprağım dediği ‘Kandil’de PKK terörünü beslemektedir.

Bizim Ak Partililer bu adamın neyinden gurur duydular bilmiyorum. Ben bir Türk (ve onların deyimiyle söyleyeyim Türkiyeli) olarak Barzani ile gurur duymuyorum. Onun için Ak Partililer bu sözlerini düzeltip Barzani’yi o kadar seviyorlarsa;

-‘Ak Parti sizinle gurur duyuyor’ diye düzeltsin…

Belki bizim Türkler olarak bilmediğimiz bir konuda Barzani Ak Parti’nin gurur duyacağı bir şey yapmıştır parti lehine…

Belki de Oslo görüşmeleriyle ortaya çıkan, sadece seçim öncesi PKK ile ateşkesi Barzani sağlamıştır.

Şu bir gerçek ki; şu anda siyasi liderler bazında AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ı arka plana atacak biri yok. Erdoğan, sahneye hakimiyeti, diksiyonu, cümleleri kullanışı ve ifadeleri, beden dili ile kongre salonunda büyük bir coğrafyaya seslendi.

Bu coğrafya Osmanlı coğrafyasıydı. Suudi Arabistandan Trablusgarp’a, Balkanlardan Kafkaslara kadar olan Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasını kapsayan bir alana hitap etti.

Bu hitabeti, Hamas Lideri Meşal’in dediği gibi ‘Ümmete aidiyeti’ hatırlatan, ardında da bir cümle ile Mustafa Kemal’i anan sözleriyle bir manifestoydu.

Erdoğan’ın söylemleriyle öteden beri bahsedilen Büyük Ortadoğu Coğrafyası’nı da çizdi.

Bu çizgi kimine medeniyetler ittifakını hatırlattı, kimine BOP’u… Kimine de Osmanlı’yı…

Bir çok ülkenin şimdiden Osmanlı fobisine kapılabildiğini görür gibiyim.

Başbakan her ne kadar barış, kardeşlik ve özgürlük söylemlerini dilinden düşürmese de, bu coğrafya da kullanılan uluslararası argümanların, bu iddiaları tam tersine işletebileceği şüphesi de her zaman vardır.

Nasıl ki ‘Kardeş Suriye’ ve komşu İran ile geldiğimiz nokta gibi…

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Avrupa’dan hiç bahsetmemesi dikkat çekiciydi.

Bunun yanında demokrasi ve anayasa söylemleri de yeni bir şey değildi.

Hele ki basına uygulanan sansür ve ayrıcalık, ‘ileri demokrasi’ söylemlerini yerle bir etti.

Obama bile daha bir hafta önce, kendisine ne kadar ters gelmesine rağmen medyada yazılıp çizilen bir takım eleştirileri ‘Bu ülkede basın özgürdür. Haber alma hakkı vardır’ diye engellemeyeceğini ve dava etmeyeceğini açıklamıştı.

Bizde ise muhalif gazeteler bir partinin kongresine alınmadı. Bu eylem ve söylem hiçbir demokraside olamaz.

Yasayı yapmak önemli değil, buna uymak ve yürütmek önemlidir.

Anayasamız, “Basın hürdür, Haber alma özgürlüğü engellenemez’ der. Ama bizde ülkeyi yöneten iktidar partisi böyle bir sansürleme içine girmişse, bunun izahı yoktur.

Ben bu demokrasi anlayışından şüphe ederim. Böyle demokrasi, kendine demokrasi olur. Halka yönelik demokrasi olmaz.

Bir de hep veda kongresi diye bahsedildi Erdoğan için. Tayyip Erdoğan kendisi de ‘son genel başkanlığım’ dedi. Ancak kongrede verdiği mesaj bana hiçte öyle gelmedi. Günün şartlarına göre herşey değişebilir diye bir mesaj aldım.

Bakın hemen bir tüzük değişikliği ile 3 dönemi bitirenlerin önü başka görevlerle açıldı.

Erdoğan 2014’te Cumhurbaşkanı olursa zaten partide kopmuş olacak. Ancak başka bir hamle ile partinin başında kalırsa, 2015’te bir bakmışsınız AKP tüzüğü değişmiş. Bunlar zor işler değil…

Türkiye’de önemli olan, siyasi partiler yasasının değişmesi ve seçim kanunun elden geçirilmesi…

Bakalım önümüzdeki dönemde bunlar yapılabilecek mi?

Milli Görüş omurgası üzerine kurulan Ak Parti’deki değişen hücreler ne kadar hareket sağlayabilecekler. Yoksa eski hücreler onları yiyip bitirecek mi?

Her şeyi zaman gösterecek…