<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son dakika haberleri aydinses'de</title>
    <link>https://www.aydinses.com</link>
    <description>Gündemi aydinses.com'dan takip edin son dakikalari kaçırmayın. Sizin sesiniz aydinses.com</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.aydinses.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © Aydinses Medya Bilişim Eğitim Gıda Sanayi Tic. Ltd. Şti</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 07 May 2026 14:58:13 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Küresel hemşire göçünde denge değişiyor... Avrupa ve Güneydoğu Asya öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/kuresel-hemsire-gocunde-denge-degisiyor-avrupa-ve-guneydogu-asya-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/kuresel-hemsire-gocunde-denge-degisiyor-avrupa-ve-guneydogu-asya-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TruMerit 2025 Hemşire Göçü Raporu, bölgeler arasında iş gücü eşitsizliklerinin giderek arttığını ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ACCESS Newswire / PHILADELPHIA, PENSILVANYA</strong><strong> (İGFA) - </strong>TruMerit™ (eski adıyla CGFNS International) bugün <u><strong>2025 Hemşire Göçü Raporu</strong></u>'nu yayımlayarak, küresel hemşire göçü eğilimlerinde önemli değişimler yaşandığını ve sağlık ihtiyaçları büyük farklılıklar gösteren bölgeler arasında hemşire iş gücü dağılımındaki eşitsizliklerin derinleştiğini ortaya koydu.</p>

<p align="LEFT">Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verileri ile TruMerit'in tescilli VisaScreen® başvuru kayıtlarının analiz edildiği rapor, uluslararası hemşire göçünün giderek daha güçlü sağlık altyapısına sahip bölgelere yoğunlaştığını; buna karşılık ciddi hemşire açığı yaşayan bölgelerin uluslararası eğitim almış hemşireleri istihdam etme kapasitesinde geride kalmaya devam ettiğini gösteriyor.</p>

<p align="LEFT">Avrupa ve Güneydoğu Asya'da uluslararası hemşire istihdamında keskin artış. TruMerit'in Dünya Sağlık Örgütü (WHO) hemşire iş gücü verilerine dayanan analizine göre Avrupa'da uluslararası eğitim almış hemşirelerin sağlık iş gücündeki oranı, on yıllık ortalama olan %5,96'ya kıyasla %8,01 seviyesine yükselmiş olup kalıcı ve önemli bir artış eğilimine işaret ediyor. Güneydoğu Asya'da ise bu oran, on yıllık ortalama %20,15'e kıyasla %24,87 seviyesine ulaşmış olup, son on yıldaki dalgalanmalara rağmen dikkat çekici ve istikrarlı bir yükseliş trendini yansıtıyor. Aynı dönemde Doğu Akdeniz ve Afrika bölgelerinde çalışan uluslararası eğitimli hemşirelerin oranı düşüş göstererek, halihazırda yetersiz hizmet alan bölgelerdeki hemşire açığını daha da artırdı.</p>

<p align="LEFT">TruMerit Başkan ve CEO'su Dr. Peter Preziosi, 'Bu veriler büyüyen küresel bir dengesizliği ortaya koyuyor: güçlü kaynaklara sahip sağlık sistemleri uluslararası eğitimli hemşireleri daha hızlı şekilde bünyesine katarken, en ciddi hemşire açığı yaşayan bölgeler acilen ihtiyaç duydukları bu profesyonelleri istihdam etme kapasitesini kaybediyor. Bu dengesizliğin giderilmesi; etik işe alım çerçevelerine dayanan, kaynak ülkelere eğitim ve yetiştirme maliyetlerini dengeleyen daha güçlü ikili anlaşmaların oluşturulması ve yetersiz hizmet alan bölgelerde hemşirelik eğitimi ile sağlık sistemi kapasitesine sürdürülebilir yatırımlar yapılması için hem kaynak hem de hedef ülkelerin koordineli adımlar atmasını gerektiriyor' şeklinde konuştu.</p>

<p align="LEFT"><img height="969" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/28/whatsapp-image-2026-04-28-at-17-28-19-1777387513-847-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p align="LEFT"><strong>ULUSLARARASI HEMŞİRE KARİYER YOLLARINDA ARTAN KARMAŞIKLIKLAR</strong></p>

<p align="LEFT">Rapor, uluslararası eğitimli hemşireler arasında artan hareketliliğe de dikkat çekiyor. TruMerit'in 2021-2024 dönemine ait VisaScreen yetkilendirme verilerine göre Amerika Birleşik Devletleri'ne göç eden hemşirelerin yaklaşık %3'ü, ABD yetkilendirmesine başvurmadan önce başka bir ülkede uluslararası deneyim kazanmış durumda. Bu durum, birden fazla uluslararası kariyer geçişinin giderek daha yaygın hale geldiği, yüksek mobiliteye sahip küresel bir hemşire iş gücüne işaret ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p align="LEFT">TruMerit Küresel İlişkiler Direktörü Rodrigo Gouveia, 'Bu rapordaki veriler hemşire göçünün yalnızca arz ve talep meselesi olmadığını açıkça ortaya koyuyor; aynı zamanda sağlık eğitimi, istihdam kapasitesi ve sağlık kaynaklarının küresel ölçekte nasıl dağıtıldığına ilişkin daha derin yapısal eşitsizlikleri yansıtıyor. Uluslararası hemşire göçünün küresel sağlık eşitliğini zayıflatmak yerine desteklemesini sağlamak için koordineli politika çerçeveleri oluşturulması, hemşirelik eğitim sistemlerine yatırım yapılması ve yetersiz hizmet alan bölgelerde sağlık altyapısının güçlendirilmesi kritik önem taşıyor' dedi.</p>

<p align="LEFT"><strong>YENİ RİSKLER: YAPAY ZEKÂ TARAFINDAN </strong><strong>Ü</strong><strong>RETİLEN MESLEKİ SAHTECİLİK, HEMŞİRELİK İŞ GÜCÜNÜN BÜTÜNLÜĞÜNÜ TEHDİT EDİYOR</strong></p>

<p align="LEFT">2025 Hemşire Göçü Raporu ayrıca sağlık iş gücünün bütünlüğünü tehdit eden yeni riskleri de inceliyor. Bunlar arasında, yapay zekâ tarafından üretilen mesleki sahtecilikte beklenen artış da yer alıyor. Sektör analistleri, 2026 yılına kadar her dört iş adayı profilinden birinin yapay zekâ tarafından oluşturulmuş olabileceğini öngörüyor. Bu durum, hasta güvenliğinin korunması açısından doğrulanmış hemşire yetkilendirme sistemlerinin öneminin giderek arttığını ortaya koyuyor.</p>

<p align="LEFT">2025 Hemşire Göçü Raporu'nun tamamı<u><strong> buradan </strong></u>indirilebilir.</p>

<p align="LEFT"><strong>TRUMERİT HAKKINDA</strong></p>

<p align="LEFT">TruMerit, yaklaşık 50 yıllık deneyimiyle sağlık iş gücü geliştirme alanında dünya çapında lider bir kuruluştur. Eski adıyla CGFNS International olan kuruluş, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerde mesleki yetki almak isteyen uluslararası eğitimli sağlık profesyonellerinin eğitim, mesleki deneyim ve yeterliliklerini doğrulamaktadır. Genişleyen misyonu ve Global Health Workforce Development Institute aracılığıyla TruMerit; araştırma, standartlar ve sertifikasyon alanlarında çalışmalar yürüterek küresel sağlık iş gücünü güçlendirmekte ve adil, sürdürülebilir kariyer hareketliliğini desteklemektedir.</p>

<p align="LEFT"><strong>KAYNAK: </strong><i>TruMerit</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/kuresel-hemsire-gocunde-denge-degisiyor-avrupa-ve-guneydogu-asya-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/04/kuresel-hemsire-gocunde-denge-degisiyor-avrupa-ve-guneydogu-asya-one-cikiyor.webp" type="image/jpeg" length="30270"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşlanan nüfusta aşılamanın önemi artıyor... 65+ yaş aşıları hayati önemde]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/yaslanan-nufusta-asilamanin-onemi-artiyor-65-yas-asilari-hayati-onemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/yaslanan-nufusta-asilamanin-onemi-artiyor-65-yas-asilari-hayati-onemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, 24-30 Nisan Aşı Haftası kapsamında özellikle 65 yaş sonrası dönemde bazı aşıların belirli aralıklarla tekrarlanması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Türkiye'de 65 yaş üstü nüfusun yüzde 11'e ulaşması, ülkemizin hızla yaşlanan bir topluma dönüştüğünü ortaya koyuyor. Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, 24-30 Nisan Aşı Haftası kapsamında özellikle 65 yaş sonrası dönemde bazı aşıların belirli aralıklarla tekrarlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Aşıların bir kısmı ömür boyu koruyuculuk sağlamadığı için, özellikle 65 yaş sonrasında belirli aşıların düzenli aralıklarla tekrarlanması büyük önem taşır.</p>

<p>Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, geriatrinin yalnızca hastalıkları değil, bireyin genel sağlık durumu ve yaşam kalitesini bütüncül olarak ele aldığını belirterek, 65 yaş sonrasında demans (bunama), depresyon, osteoporoz (kemik erimesi), idrar kaçırma, malnütrisyon (yetersiz beslenme) ve sarkopeni (kas kaybı) gibi sağlık sorunlarının görülme sıklığı arttığına dikkati çekerek, bu sorunların yaşlanmanın doğal bir parçası olarak kabul edildiği için dile getirilemeyebildiğini söyledi. Hiçbir şikâyeti olmasa bile her yaşlı bireyin yılda en az bir kez geriatri değerlendirmesinden geçmesini önerdiklerini belirten Prof. Dr. Halil, 'Bu yaklaşım hem geriatrik sendromların erken dönemde fark edilmesini hem de koruyucu hekimlik uygulamalarının hayata geçirilmesini sağlar. Örneğin kemik erimesi (osteoporoz) taraması 65 yaş üzerindeki tüm kadınlara, 70 yaş üzerindeki tüm erkeklere önerilmektedir. Bunun yanında aşılar ve kanser taramaları gibi koruyucu sağlık uygulamaları da sağlıklı yaşlanmanın vazgeçilmez bir parçasıdır' dedi.</p>

<p><img height="456" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/22/download-45612883892-europe-west1-run-1776841422-224-x750.png" width="750" /></p>

<p>Aşıların hastalıkları ortaya çıkmadan önleyerek bireysel ve toplumsal sağlığın korunmasında hayati bir rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, 'Türkiye, aşılama alanında önemli başarılar elde etmiş bir ülke olup, toplumsal bağışıklama sayesinde birçok hastalığın görülme sıklığı da belirgin şekilde azalmıştır. Ayrıca aşılar, tedavi maliyetlerini önleyerek sağlık sistemine ekonomik katkı sağlar' diye belirten Prof. Dr. Meltem Gülhan Halil, sözlerine şöyle devam etti: 'Ben bir geriatri uzmanı olarak özellikle yaşlı nüfusa vurgu yapmak isterim. Aşılar çoğunlukla çocukluk dönemiyle ilişkilendirilse de aslında her yaş grubunda koruyucu sağlık açısından son derece önemli bir yere sahiptir. Özellikle yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte geriatrik grupta aşılama çok daha kritik hale gelmiştir' diye konuştu.</p>

<p>Yaşla birlikte bağışıklık sisteminde doğal bir zayıflama meydana geldiğini belirten Halil, diyabet, kalp hastalıkları ve KOAH gibi kronik hastalıkların da enfeksiyon riskini artırdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akademik Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Meltem Gülhan, uzun süreli hareketsizliğin kas kaybı, düşme ve bağımlılık riskini artırdığını vurguladı.</p>

<p>Bazı aşıların yılın her döneminde yapılabildiğini, ancak özellikle solunum yolu viral enfeksiyonları açısından belirli riskli dönemler bulunduğunu belirten Prof. Dr. Halil, aşılama zamanlamasının önemine dikkat çekerek, 'İleri yaş grubunda influenza (grip), RSV ve pnömokok gibi etkenler ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilir. İnfluenza ve RSV enfeksiyonları özellikle sonbahar aylarından itibaren artar, kış mevsiminde ise en yüksek seviyeye ulaşır. Bu nedenle bu dönemler, özellikle riskli gruplarda aşılama açısından kritik önem taşır. Buna karşılık tetanos, zona, hepatit ve pnömokok gibi bazı aşılar mevsimden bağımsız olarak yılın herhangi bir döneminde uygulanabilmektedir.' diye konuştu.</p>

<p>Halil, 65 yaş üstü bireylerin, hekimlerine başvurduklarında mutlaka aşılanma programı hakkında bilgi almaları ve önerilen aşıları zamanında yaptırmaları büyük önem taşıdığının altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/yaslanan-nufusta-asilamanin-onemi-artiyor-65-yas-asilari-hayati-onemde</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/04/yaslanan-nufusta-asilamanin-onemi-artiyor-65-yas-asilari-hayati-onemde.webp" type="image/jpeg" length="48475"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Buluşmaları'nda çocukluk aşıları bilinci]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/nilufer-saglik-bulusmalarinda-cocukluk-asilari-bilinci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/nilufer-saglik-bulusmalarinda-cocukluk-asilari-bilinci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa'da Nilüfer Belediyesi tarafından 'Çocukluk Çağı Aşıları Koruyucu Sağlığın Temeli' konulu bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilara Yılmaz'ın konuşmacı olarak katıldığı seminere, ebeveynler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi'nde düzenlenen seminerde, aşıların bağışıklık sistemini eğiten en önemli unsurlardan biri olduğunu açıklayan Dr. Dilara Yılmaz, toplum bağışıklığının korunması için aşılama oranının yüzde 85'in altına düşmemesi gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin aşılama konusunda başarılı bir ülke olduğunu ifade eden Yılmaz, çiçek hastalığının dünya üzerinden silinmesi ve çocuk felcinin ülkemizde son bulmasının bu başarının kanıtı olduğunu dile getirdi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/16/cocukluk-asilari-3-1776323845-902-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sosyal medya spekülasyonları ve ebeveynlerin aşı kararsızlığına da değinen Dr. Yılmaz, aşıların otizm veya kısırlık yaptığına dair iddiaların hiçbir bilimsel temeli olmadığını açıkladı. Aşılardaki belli içeriklerin sanılanın aksine vücuda zarar verecek düzeyde olmadığını, hatta günlük hayatta maruz kalınan miktarlardan çok daha düşük olduğunu kaydeden Yılmaz, 'Doğal yolla hastalık geçirmek daha iyidir inanışı yanlıştır. Aşısız geçirilen kızamık gibi hastalıkların yıllar sonra ölümle sonuçlanabilecek hasarlara yol açabileceğini unutmamak gerekir' dedi.</p>

<p><strong>AŞILANMAYAN HER ÇOCUK TOPLUMU TEHDİT EDİYOR</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seminerin sonunda aşı takibinin hem aile hekimleri hem de çocuk doktorları tarafından titizlikle yapıldığını belirten Dr. Dilara Yılmaz, 'Aşılanmayan her çocuk, toplumdaki diğer çocukların da sağlığını tehdit etmektedir. Aşılar hayat kurtarır' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/nilufer-saglik-bulusmalarinda-cocukluk-asilari-bilinci</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/04/nilufer-saglik-bulusmalarinda-cocukluk-asilari-bilinci.webp" type="image/jpeg" length="56686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite hastalığı bel ağrısını tetikliyor!]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık ve yaşam koşullarınıniyileşmesi nedeniyle artan yaşlı nüfusun yanı sıra obeziteoranlarının da yükseldiği günümüzde eklem ve bel ağrılarınabağlı şikayetler de artıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA)- </strong> Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Arman Öztürk, uzayan ortalama yaşam süresi, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarınınbel hastalıklarına davetiye çıkardığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Omurganın vücudun temel taşıyıcısıolduğunu ve artan yaşla birlikte kas - iskelet yapısınınbozulmaya başladığını belirten Uzm. Dr. Arman Öztürk, herbel ağrısının fıtık nedeniyle olmadığını bu konuda uzman hekimin doğru tedaviyi uygulaması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI</strong></p>

<p>Bel ağrısı tedavisinin kişiye özelplanlanması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Öztürk, 'Belağrısı uzun süredir var olan ve tıp insanlarının da üzerinde durduğu önemli konulardan biri olduğuna dikkati çekerek, 'Eğer hastada bel ağrısı ve hafifkalça ağrısı varsa, ağrı bacağa ve dizin altına doğruyayılmıyorsa, kuvvet kaybı ve ciddi uyuşma yoksa ya da idrar,büyük abdest tutamama gibi belirtiler yoksa bel fıtığı olma ihtimali de düşük oluyor. Bu belirtilerin olmadığı belağrılarının neredeyse yüzde 90'ı fıtık ilişkisiz olarak belirlenmiş. Hatta kişinin MR'ında fıtık çıksa bile bu ağrınınfıtık ilişkisiz olduğu gösterilmiş. Çünkü her fıtığın derecesi aynı olmuyor, vücut zaman içinde kendisini onarabiliyor. Fıtık aslında omurga yaşlanmasının doğal bir eşlikçisiolarak görülüyor' diye konuştu.</p>

<p><img height="380" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/13/uzm-dr-arman-o-ztu-rk-103854337-1776083409-99-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>AŞIRI KİLO VE HAREKETSİZ YAŞAM RİSKİ ARTIRIYOR</strong></p>

<p>Bel ağrısında muayene hasta hikayesi ve şikayetlerinin yol gösterici olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Arman Öztürk, 'Hastanın MR sonucuna göre fıtık olmadığınakarar verdiğimizde eğer aşırı kilo varsa hastanın kilo vermesi için yönlendirdiklerini belirterek, 'Verilen her kilo bel üzerindeki baskınında azalmasını sağlıyor. Hastamızın günlük yaşam aktivitelerini düzenliyoruz. Bunlar, araba kullanırken cüzdanı cebine bir cebine koyup asimetrik oturuşlar yapmamak. Masa veya bilgisayar başında çok çalışıyorsa kambur ya da kaykılarak oturuşlar yapmamak. Ağır sırt çantaları ya da tek kola takılan asimetrik yükleri mümkün olduğunca hayatından uzaklaştırmak' olarak sıraladı.</p>

<p>Cerrahi müdahalenin en son çare olarak uygulandığını dile getiren Uzm. Dr. Öztürk, ' Eğer hastanın bacağında kuvvet kaybı veciddi uyuşma varsa ya da idrar, büyük abdest tutamama gibi belirtiler bulunuyorsa hızlıca cerrahi müdahaleye yönlendiriyoruz. Tabi bel ağrısı için önerdiğimiz günlük yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi ve obeziteden uzak durulması gibikonular burada da geçerli oluyor. Her hastanın durumu farklılık gösterdiği için tanı ve tedavinin de mutlaka uzman hekimlergözetiminde yürütülmesi büyük önem taşıyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 15:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/04/obezite-hastaligi-bel-agrisini-tetikliyor.webp" type="image/jpeg" length="22683"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kepçe kulakta ameliyatsız tedavi yenidoğan döneminde mümkün]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, kepçe kulağın yenidoğan döneminde ameliyatsız yöntemlerle düzeltilebildiğini ve ilerleyen yaşlarda cerrahiyle kalıcı çözüm sağlanabildiğini paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong>Kepçe kulak, özellikle çocukluk ve gençlik döneminde dış görünümü etkileyen estetik bir durum olarak dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kulakların baş ile normalden daha fazla dışa doğru durmasıyla tanımlanan kepçe kulağın tıbbi adının otapostaz olduğunu açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Emre Üstündağ, özellikle erkeklerde kısa saç kullanımı nedeniyle daha belirgin hale geldiğini dile getirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Üstündağ, yenidoğan döneminde yapılan müdahalelerin etkili olabildiğini belirterek, bu dönemde ameliyatsız tedavinin mümkün olduğunu söyledi.</p>

<p>Tedavi seçeneklerini değerlendiren Prof. Dr. Üstündağ, 'Bebeklerde ilk aylarda özel bant veya kalıplarla düzeltme yapılabilirken, çocuk ve yetişkinlerde kepçe kulak görünümü otoplasti denilen kulak estetiği ameliyatı ile kalıcı olarak düzeltilebilir. Kulak gelişiminin yaklaşık yüzde 90'ı tamamlanmış olacağı için en ideal dönem 5-6 yaş sonrasıdır. Yetişkinlerde ise her yaşta uygulanabilir. Genellikle 5-6 yaşından sonra yapılan bu işlem, kulakların başa daha yatık ve doğal görünmesini sağlamak amacıyla uygulanır. Ameliyat sırasında kulak arkasından küçük bir kesi yapılır, kulak kıkırdağı yeniden şekillendirilir (antiheliks plasti) ve kulağın baş ile arasındaki açı azaltılır. Gerekirse kıkırdağın bir kısmı inceltilir veya dikişlerle yeni şekil verilir. Kesi, kulak arkasında kaldığı için iz genellikle görünmez. Ortalama 45 dakika ile 2 saat süren bu operasyon çoğu zaman günübirliktir ve hasta aynı gün evine dönebilir' diye konuştu.</p>

<p><strong>AMELİYATTAN BİR HAFTA SONRA NORMALE DÖNÜŞ</strong></p>

<p>Ameliyat sonrasına da değinen Prof. Dr. Üstündağ, 'Operasyon sonrası kulaklara bandaj veya tenisçi bandı gibi bir bant takılır. İlk bandaj genellikle 3-7 gün kalır. Sonrasında birkaç hafta gece bandı önerilebilir. Çoğu kişi 1 hafta içinde normal hayatına döner. Genellikle güvenli bir ameliyat olsa da nadiren; enfeksiyon, kanama, dikişlerin açılması ve kulakta hafif asimetri gibi durumlar görülebilir. Ancak bu nadir yan etkilerin yanında işlemin başarı oranının yüzde 90'dan fazla olduğunu bilmek gerekir' dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/04/kepce-kulakta-ameliyatsiz-tedavi-yenidogan-doneminde-mumkun.webp" type="image/jpeg" length="62975"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Parkinsonla Yaşamak' masaya yatırıldı]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/buras-niluferde-parkinsonla-yasamak-masaya-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/buras-niluferde-parkinsonla-yasamak-masaya-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Nilüfer Belediyesi'nin 'Dünya Parkinson Günü' nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa Nilüfer Belediyesi, 'Dünya Parkinson Günü' kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi'nde 'Parkinsonla Yaşamak' başlıklı bir seminer düzenledi.</p>

<p>Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek'in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi'nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi'nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/nilufer-buyukkoyuncu-pekel-1775831738-947-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı.<br />
<br />
<strong>ÖLÜMCÜL HASTALIK KATEGORİSİNDE DEĞİL</strong></p>

<p>Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/cigdem-sevda-erer-ozbek-1775831772-540-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>1960'lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, 'Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz' dedi.</p>

<p>Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, 'Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor' diye konuştu.<br />
<br />
<strong>ERKEN TANI ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, 'Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir' dedi.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/demet-yildiz-1775831746-526-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, 'Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz' şeklinde konuştu.<br />
<br />
<strong>GÜNDE 8-10 BARDAK SU TÜKETİN</strong></p>

<p>Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı.</p>

<p>Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, 'Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz' diye konuştu.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/10/parkinson-gunu-3-1775831764-291-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Hastaların yüzde 90'ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, 'Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız' dedi.</p>

<p>Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/buras-niluferde-parkinsonla-yasamak-masaya-yatirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/04/buras-niluferde-parkinsonla-yasamak-masaya-yatirildi.webp" type="image/jpeg" length="77015"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Katı tümörler için dünyanın ilk CAR-T tedavisi yakında Çin'de]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İleri evre mide ve pankreas kanseri hastaları için yeni bir umut]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>PRNewswire / ŞANGHAY (İGFA)- </strong>İleri evre gastrointestinal kanserler için çığır açan yeni bir <strong>CAR-T hücre tedavisinin</strong> 2026 yılının ilk yarısında Çin'de kullanıma sunulması bekleniyor; bu, kanser tedavisinde önemli bir ilerleme anlamına geliyor. Jiahui Uluslararası Kanser Merkezi, uygun hastalar için bu yenilikçi tedaviye erişim imkanı sunan önde gelen tıbbi kurumlar arasında yer alacak.</p>

<p><strong>Satri-cel (CT041)</strong> olarak bilinen bu tedavi, <strong>mide ve pankreas kanserlerinde sıklıkla görülen bir biyobelirteç olan Claudin18.2'yi </strong>hedef alan ve katı tümörler için özel olarak geliştirilmiş dünyanın ilk CAR-T tedavisidir.</p>

<p><strong>KANSER TEDAVİSİNDE YENİ BİR DÖNEM</strong></p>

<p>CAR-T tedavisi, kanser hücrelerini hassas bir şekilde tanıyıp saldırmak üzere yeniden programlanmış, hastanın kendi bağışıklık hücrelerini kullanan, son derece kişiselleştirilmiş bir tedavi yöntemidir. Geleneksel tedavilerin aksine, CAR-T hücreleri vücut içinde çoğalabilir ve zaman içinde kanserle mücadeleye devam edebilir.</p>

<p>CAR-T tedavisi kan kanserlerinde sonuçları halihazırda dönüştürmüş olsa da, bu yeni tedavi yöntemi, tarihsel olarak etkili tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu <strong>katı tümörlerin tedavisinde önemli bir dönüm noktası</strong> niteliğindedir.</p>

<p><strong>UMUT VERİCİ KLİNİK SONUÇLAR</strong></p>

<p>Çin'de yürütülen klinik çalışmalar, ileri evre mide ve gastroözofageal kanserli hastalar için umut verici sonuçlar ortaya koymuştur:</p>

<ul>
 <li><strong>Objektif yanıt oranı (ORR): ~41%</strong>, bu oran, standart tedavilere kıyasla önemli ölçüde daha yüksektir</li>
 <li><strong>Bazı karşılaştırmalarda geleneksel tedavilere kıyasla 10 kattan fazla iyileşme</strong></li>
 <li><strong>Standart tedaviye kıyasla, hastalığın ilerlemesiz sağkalım süresi ~1,7 aydan yaklaşık ~4,7 aya uzamıştır</strong></li>
</ul>

<p>Bu sonuçlar, önde gelen uluslararası konferanslarda sunulmuş ve üst düzey tıp dergilerinde yayınlanmış olup, bu tedavinin küresel önemini ortaya koymaktadır.</p>

<p><strong>KARŞILANMAMIŞ BÜYÜK BİR İHTİYACIN GİDERİLMESİ</strong></p>

<p>İleri evre mide ve pankreas kanserleri, tedavi edilmesi en zor kanser türleri arasında yer almaya devam etmektedir; bu kanser türlerinde ileri tedavi aşamalarında etkili seçenekler sınırlıdır ve sağkalım sonuçları kötüdür.</p>

<p>Bu CAR-T tedavisi, <strong>geleneksel tedavi seçeneklerini tüketmiş olan hastalar için yeni bir tedavi yolu</strong> sunmaktadır.</p>

<p><strong>KİMLER YARARLANABİLİR</strong></p>

<p>Bu tedavi aşağıdaki hastalar için uygun olabilir:</p>

<ul>
 <li><strong>İleri evre veya metastaz yapmış mide kanseri veya gastroözofageal kanseri olan</strong></li>
 <li>Daha önce <strong>en az iki farklı tedavi yöntemi uygulanmış</strong></li>
 <li><strong>Claudin18.2-pozitif tümörleri gösteren</strong></li>
 <li>Klinik uygunluk kriterlerini karşılayan</li>
</ul>

<p>Her hasta, uygunluğunun belirlenmesi amacıyla ayrıntılı bir tıbbi değerlendirmeden geçecektir.</p>

<p>Bu tedavi, <strong>onkolojide bir dönüm noktası</strong> niteliğinde olup, CAR-T tedavilerinin kan kanserlerinin ötesine geçerek katı tümörlere de uygulanmasının önünü açmaktadır.</p>

<p>Devam eden araştırmalar, erken evre tedavi ve ek tümör türleri de dahil olmak üzere daha geniş uygulamala alanlarını inceliyor.</p>

<p><strong>İLETİŞİM BİLGİLERİ:</strong></p>

<p>Daha fazla bilgi, telekonsültasyon randevuları ve uygunluk değerlendirmeleri için lütfen iletişime geçin:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>E-posta: <a href="mailto:internationaloffice@jiahui.com ">internationaloffice@jiahui.com </a><br />
WhatsApp: +852 4619 1904</p>

<p><strong>Tam makale: </strong><a href="https://jiahui.com/en/news/200" rel="nofollow">https://jiahui.com/en/news/200</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 01:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/04/kati-tumorler-icin-dunyanin-ilk-car-t-tedavisi-yakinda-cinde.webp" type="image/jpeg" length="11990"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul'da 'Yuvamız Bakırköy'de miniklere sağlık taraması]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/istanbulda-yuvamiz-bakirkoyde-miniklere-saglik-taramasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/istanbulda-yuvamiz-bakirkoyde-miniklere-saglik-taramasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da Yuvamız Bakırköy Gündüz Çocuk Bakımevlerinde eğitim gören çocuklar, belediyenin tıp merkezinde görevli uzmanlar tarafından sağlık taramasından geçirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Bakırköy Belediyesi, Yuvamız Bakırköy Gündüz Çocuk Bakımevlerinde eğitim alan çocukların sağlığını korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Bu kapsamda, miniklere yönelik kapsamlı sağlık taramaları gerçekleştiriliyor. Yapılan taramalar çerçevesinde belediyenin tıp merkezinde görev yapan çocuk doktoru tarafından çocukların genel sağlık muayeneleri yapılırken, diş hekimi ise ağız ve diş sağlığı kontrollerini gerçekleştiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="562" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/04/01/yuvamiz-bakirkoy-de-miniklere-saglik-taramasi-2-1775048227-238-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Gerçekleştirilen uygulama ile çocukların olası sağlık sorunlarının erken dönemde tespit edilmesi ve gerekli yönlendirmelerin yapılması hedeflenirken, ailelerin de çocuklarının sağlık durumuna ilişkin bilgilendirilmesi sağlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/istanbulda-yuvamiz-bakirkoyde-miniklere-saglik-taramasi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 15:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/aydinses-com/uploads/2026/04/istanbulda-yuvamiz-bakirkoyde-miniklere-saglik-taramasi.webp" type="image/jpeg" length="20805"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Günlük 1 gram daha az tuz, hayat kurtarabilir]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fazla tuz tüketiminin, sadece tansiyonu etkilemediğini belirten uzmanlar, bu tüketimin kilo kontrolünü ve motivasyonu da etkileyebildiğine dikkati çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Diyetisyen Hülya Yiğit İspiroğlu, fazla tuz tüketiminin kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığına dikkat çekti. İspiroğlu, tuzun vücut için gerekli bir mineral olduğunu ancak fazlasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, sinir iletimi, kas kasılması ve sıvı dengesi gibi temel işlevlerde rol oynayan tuzun, aşırı tüketildiğinde özellikle hipertansiyon, kalp-damar ve böbrek hastalıkları riskini artırdığı vurgulandı.</p>

<p>Yapılan araştırmalara göre günlük tuz tüketiminde sadece 1 gramlık azalmanın bile toplum genelinde inme ve kalp hastalıkları riskinde önemli düşüş sağladığını belirten İspiroğlu, küçük değişikliklerin büyük etkiler yaratabileceğini ifade etti.</p>

<p>Fazla tuz tüketiminin büyük kısmının sofrada eklenen tuzdan değil, farkında olmadan tüketilen gıdalardan geldiğini belirten İspiroğlu; ekmek, beyaz peynir, zeytin, turşu ve işlenmiş et ürünlerinin yanı sıra paketli gıdaların günlük sodyum alımını ciddi şekilde artırdığını söyledi. Yüksek sodyumun vücutta su tutulmasına yol açarak ödem oluşturabileceğini dile getiren İspiroğlu, bunun tartıda ani kilo artışı şeklinde görülebileceğini ancak doğrudan yağ artışı anlamına gelmediğini kaydetti.</p>

<p><strong>'TUZ ALIŞKANLIĞI ÖĞRENİLİR'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tuzlu beslenmenin genetikten çok alışkanlıklarla ilgili olduğunu vurgulayan İspiroğlu, çocukluk döneminden itibaren edinilen beslenme alışkanlıklarının belirleyici olduğunu ifade etti. Bu nedenle damak tadının değiştirilebileceğini belirtti.</p>

<p>Tuz tüketimini azaltmak isteyenler için ani kesintiler yerine kademeli azaltım öneren İspiroğlu, damak tadının 2-4 hafta içinde uyum sağlayabileceğini söyledi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük tuz tüketimi için 5 gramın altını önerdiğini hatırlatan İspiroğlu, Türkiye'de bu miktarın yaklaşık iki katına ulaştığını ifade ederek, yemeklerde tuz kullanımını azaltmak için sofraya tuzluk koymamak, etiket okumak ve yemeklere tuzu son aşamada eklemek gibi pratik önerilerde bulunan İspiroğlu; limon, sirke, sarımsak ve baharatların lezzet artırıcı alternatifler olduğunu kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/03/gunluk-1-gram-daha-az-tuz-hayat-kurtarabilir.webp" type="image/jpeg" length="77091"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Down sendromu hakkında bilinmesi gerekenler]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Zeynep Arıkan, Down sendromunun genetik bir farklılık olduğunu, erken tanının ve doğru eğitim ile destekleyici müdahalelerin yaşam kalitesini artırdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Çocuk Alerjisi ve Çocuk İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Arıkan, Down sendromunun en sık görülen genetik farklılık olduğunu belirterek, bu durumun normalde 46 olması gereken kromozom sayısının 47'ye çıkmasıyla oluştuğunu açıkladı.</p>

<p>Fazladan 21'inci kromozomun varlığının vücudun ve beynin gelişimini etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Arıkan, 'Down sendromu anne ya da babanın yaptığı bir şeyden kaynaklanmaz; tamamen rastgele oluşan genetik bir olaydır. En önemli risk faktörü ise ileri anne yaşıdır' dedi.</p>

<p>Her 800 doğumda bir görülen Down sendromu, Türkiye'de yılda yaklaşık bin 500 bebeği etkiliyor. Prof. Dr. Arıkan, gebelikte uygulanan tarama testleri ve kesin tanı testleriyle erken teşhisin mümkün olduğunu söyledi. 'Erken tanı, ailelerin bilinçli karar alabilmesini ve doğumdan hemen sonra uygulanacak erken müdahale programlarına başlanmasını sağlar' dedi. Down sendromunun tamamen ortadan kaldıran bir tedavi olmadığını belirten Arıkan, ancak kapsamlı destek ve müdahale ile bireylerin sağlıklı ve bağımsız yaşam sürdürebileceğini ifade etti. İleri anne yaşı, ailede daha önce Down sendromlu bir çocuğun varlığı ve translokasyon tipleri en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Arıkan, Down sendromlu bireylerin fiziksel ve gelişimsel farklılıklarının kişiden kişiye değiştiğini belirtti. Kaslarda gevşeklik, basık yüz ve burun yapısı, yukarı eğimli gözler, kısa parmaklar ve ensede fazla deri gibi doğumda görülebilen özelliklerin yanı sıra, dil gelişimi, motor beceriler ve sosyal uyumda da farklılıklar yaşanabileceğini vurguladı.</p>

<p>Sağlık takibinin kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Arıkan, kalp hastalıkları, görme ve işitme sorunları, hormonal problemler, sindirim sistemi rahatsızlıkları ve bağışıklık sorunlarının daha sık görülebileceğini belirtti. Düzenli kontroller ve erken müdahale ile bu sorunların yönetilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Eğitim sürecinin doğumdan itibaren başlaması gerektiğini söyleyen Arıkan, 'Erken müdahale programları, Down sendromlu çocukların potansiyellerini en üst düzeye çıkarır. Kaynaştırma ve bütünleştirme eğitimi sosyal ve akademik gelişim açısından son derece önemlidir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumda Down sendromuna dair yanlış inanışların bulunduğunu belirten Arıkan, 'Down sendromlu bireyler doğru eğitim ve destekle öğrenebilir, meslek sahibi olabilir ve topluma katılabilirler. Yaşam süresi de tıptaki gelişmeler sayesinde ortalama 60 yılın üzerine çıktı' dedi. Prof. Dr. Arıkan, doğru bilgilendirme ve kapsayıcı bir yaklaşımın, Down sendromlu bireylerin ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmada kritik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/03/down-sendromu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler.webp" type="image/jpeg" length="39966"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık çalışanları 14 Mart'a çözüm bekleyen sorunlarla giriyor]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/saglik-calisanlari-14-marta-cozum-bekleyen-sorunlarla-giriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/saglik-calisanlari-14-marta-cozum-bekleyen-sorunlarla-giriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, 14 Mart Tıp Bayramı öncesinde yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının ağır iş yükü, nöbet sistemi, sağlıkta şiddet ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek kalıcı reform çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının yıllardır biriken sorunlarına dikkat çekti. Akarken, Tıp Bayramı'nın yalnızca bir kutlama günü değil, sağlık çalışanlarının emeğinin ve yaşadığı sorunların görünür kılınması gereken önemli bir tarih olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2025 OECD verilerine göre Türkiye'de bin kişiye düşen hekim sayısının 2,4, hemşire sayısının ise 2,9 olduğunu hatırlatan Akarken, buna karşın kişi başına yıllık hekime başvuru sayısının 11,4'e ulaştığını belirtti. Akarken, bu durumun sağlık çalışanlarının üzerindeki iş yükünü ciddi şekilde artırdığını ifade etti.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/1773400423-saglik-genel-1773402644-512-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sağlık kurumlarında çalışan tüm meslek gruplarının sorunlarının giderek büyüdüğünü dile getiren Akarken, '14 Mart Tıp Bayramı'na yine alkışla değil, çözüm bekleyen sorunlarla giriyoruz. Hekimler yalnızca hastayı iyileştirmeye değil, sistemin açıklarını kapatmaya da zorlanıyor. Bugün birçok sağlık çalışanı için meslek sevgisinin önüne geçim kaygısı geçmiş durumda' dedi.</p>

<p><strong>'RANDEVU SORUNU AZALSA DA İŞ YÜKÜ SÜRÜYOR'</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı'nın 2025 sonunda yaptığı açıklamada Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nde (MHRS) bekleyen hasta sayısının 4 milyondan 400 binin altına düştüğünü ve bekleyen hasta oranında yüzde 90 azalma sağlandığını duyurduğunu hatırlatan Akarken, buna rağmen sağlık çalışanlarının üzerindeki yükün azalmadığını söyledi.</p>

<p>Bakanlık verilerine göre günlük ortalama 1,7 milyon randevu üretildiğini ve 2025'in ilk 10 ayında aile sağlığı merkezlerine 374 milyon başvuru yapıldığını aktaran Akarken, Türkiye'de bir hekime düşen hasta sayısının birçok gelişmiş ülkenin üzerinde olduğunu belirtti. Akarken, 'Bugün bir hekim çoğu zaman hastasına ayırmak istediği zamanı ayıramıyor. Gün içinde yüzlerce hastaya bakmak zorunda kalan sağlık çalışanları hem fiziksel hem de psikolojik olarak ciddi baskı altında' ifadelerini kullandı.</p>

<p><img height="500" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/1773400401-zlem-akarken-1773402453-949-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>YOĞUN NÖBET SİSTEMİ ELEŞTİRİSİ</strong></p>

<p>Sağlık çalışanlarının özellikle nöbet sistemi nedeniyle ağır bir çalışma temposuna maruz kaldığını belirten SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, birçok sağlık çalışanının gece nöbetlerinden sonra yeterli dinlenme imkânı bulamadan yeniden göreve başladığını söyledi.</p>

<p>'Nöbet sistemi yalnızca bir çalışma düzeni değil aynı zamanda bir sağlık ve güvenlik meselesidir' diyen Akarken, uykusuz ve yorgun çalışan sağlık personelinin hem kendi sağlığı hem de hizmet verdiği hastalar açısından risk oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p>Sağlıkta şiddetin de sağlık çalışanlarının en önemli sorunlarından biri olmaya devam ettiğini dile getiren Akarken, 2025 yılında yayımlanan bir araştırmada sağlık çalışanlarının yüzde 69'unun meslek hayatında en az bir kez şiddete maruz kaldığını belirttiğini aktardı.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının güvenli bir ortamda görev yapması gerektiğini vurgulayan Akarken, 'Sağlıkta şiddet münferit bir olay değil, yapısal bir sorundur. Caydırıcı ve etkin yaptırımlar eksiksiz uygulanmadan, iş yükü azaltılmadan bu sorunun çözülmesi mümkün değildir' dedi.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/1773400422-saglik-calisanlari-vergide-adalet-istiyor-1773402466-897-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>GENÇ HEKİMLER YURT DIŞINA YÖNELİYOR</strong></p>

<p>Son yıllarda genç hekimlerin yurt dışında çalışma eğiliminin arttığına dikkat çeken Akarken, çalışma koşulları, gelir düzeyi ve gelecek kaygısının bu durumun başlıca nedenleri olduğunu söyledi.</p>

<p>Özellikle diş hekimlerinin atanma ve uzmanlık kadrolarının yetersizliği ile özel kliniklerdeki düşük ücretlerin de yurt dışına yönelimi artırdığını belirten Akarken, sağlık sisteminin geleceği açısından bu tablonun ciddi risk oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p>Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının ekonomik koşullarının giderek zorlaştığını ifade eden Akarken, emekliliğe yansıyan tek kalem maaş sisteminin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, adil nöbet ücretleri, ek gösterge düzenlemesi ve vergi adaletinin sağlanması artık ertelenmemesi gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/saglik-calisanlari-14-marta-cozum-bekleyen-sorunlarla-giriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/03/saglik-calisanlari-14-marta-cozum-bekleyen-sorunlarla-giriyor.webp" type="image/jpeg" length="34246"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hekimlerden 'sağlık hakkı' yürüyüşü]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/bursada-hekimlerden-saglik-hakki-yuruyusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/bursada-hekimlerden-saglik-hakki-yuruyusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Tabip Odası, 14 Mart Tıp Haftası kapsamında Setbaşı'nda basın açıklaması, yürüyüş ve çelenk bırakma töreni düzenledi. Hekimler sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Bursa Tabip Odası (BTO), 14 Mart Tıp Haftası kapsamında 'Sağlık Hakkı Yürüyüşü' düzenledi. Setbaşı'nda gerçekleştirilen etkinlikte hekimler ve sağlık emekçileri bir araya gelerek sağlık sistemindeki sorunlara dikkat çekti.</p>

<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş ile Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmiye Funda Coşkun, Atatürk Anıtı'na çelenk bıraktı.</p>

<p>Yürüyüşe Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Kadir Binbaş, BTO Genel Sekreteri Dr. Muhsin Güllü, yönetim kurulu üyeleri Dr. Ferda Firdin, Dr. Deniz Alpan, Dr. Kenan Ergus ve Dr. Ertuğrul Mehmetoğlu'nun yanı sıra Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Güzide Elitez, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sivil toplum kuruluşları, sendika temsilcileri ve çok sayıda hekim katıldı.</p>

<p>Basın açıklamasını yapan BTO Başkanı Dr. Kadir Binbaş, 14 Mart'ın yalnızca bir kutlama günü değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluğun simgesi olduğunu söyledi.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/mailservice2-1773401657-481-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Binbaş, 14 Mart'ın köklerinin 1919 yılında işgal altındaki İstanbul'da tıp öğrencilerinin başlattığı direnişe dayandığını hatırlatarak hekimliğin yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil, toplumun geleceğine sahip çıkmak anlamına geldiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'14 MART'I BAYRAM HAVASINDA KUTLAMAK ZOR'</strong></p>

<p>Türkiye'de sağlık sisteminde ciddi sorunlar yaşandığını belirten Binbaş, sağlıkta dönüşüm politikalarının sağlık hizmetini kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırarak piyasa odaklı hale getirdiğini savunarak, randevu sistemindeki sorunlar, kısa muayene süreleri, sağlık çalışanlarının artan iş yükü ve sağlıkta şiddetin yaygınlaşmasının hem hekimleri hem de hastaları olumsuz etkilediğini söyledi.</p>

<p>Türkiye'de yıllık hekime başvuru sayısının 1 milyarı aştığını ve kişi başına başvuru sayısının Avrupa ortalamasının yaklaşık iki katına ulaştığını söyleyen Binbaş, bu durumun sağlık sisteminin sağlıklı işlemediğinin göstergesi olduğunu ifade etti.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/13/mailservice-1773401671-732-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Hekimlerin aşırı iş yükü, güvencesiz çalışma koşulları ve şiddet tehdidi altında görev yaptığını dile getiren Binbaş, genç hekimlerin yurt dışına gitmeyi düşündüğünü, deneyimli hekimlerin ise ekonomik nedenlerle emekli olamadığını belirterek, özelleştirmeye son verilmesi, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, hekim ücretlerinin emekliliğe yansıyan tek maaş üzerinden düzenlenmesi ve sağlıkta şiddeti önleyecek yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/bursada-hekimlerden-saglik-hakki-yuruyusu</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/03/bursada-hekimlerden-saglik-hakki-yuruyusu.webp" type="image/jpeg" length="40157"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul'da bin 114'üncü ASM Silivri'de hizmete girdi]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/istanbulda-bin-114uncu-asm-silivride-hizmete-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/istanbulda-bin-114uncu-asm-silivride-hizmete-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Valisi Davut Gül, 'Aziz İstanbul'a İyiliğin 1000 Hali' projesi kapsamında hayırsever Metin Zafer tarafından yaptırılan Silivri Nermin-Metin Zafer Aile Sağlığı Merkezi'nin açılışını gerçekleştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>İstanbul'da sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlar sürüyor. İstanbul Valiliği'nin 'Aziz İstanbul'a İyiliğin 1000 Hali' projesi kapsamında Silivri'de yaptırılan Nermin-Metin Zafer Aile Sağlığı Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p>

<p>Hayırsever iş insanı Metin Zafer tarafından yaptırılan merkez, İstanbul genelinde hizmet veren 1114'üncü Aile Sağlığı Merkezi oldu. Açılış törenine İstanbul Valisi Davut Gül başta olmak üzere yerel yöneticiler ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/05/hcpvhjdakae5u2n-1772725527-45-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Törende konuşan Vali Davut Gül, İstanbul'da sağlık alanında önemli yatırımların hayata geçirildiğini belirterek, 'İstanbul'umuzun her tarafında Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde sağlık hizmetinde adeta devrim niteliğinde işler yapılıyor' dedi.</p>

<p>Yeni aile sağlığı merkezinin Silivri ve çevresinde yaşayan vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişmesine katkı sağlaması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/03/05/hcpvhulxgaailju-1772725538-642-x750.jpeg" width="750" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/istanbulda-bin-114uncu-asm-silivride-hizmete-girdi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 18:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/03/istanbulda-bin-114uncu-asm-silivride-hizmete-girdi.webp" type="image/jpeg" length="66622"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çanakkaleli iki kız kardeş kanseri aynı gün Bursa'da yendi]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/canakkaleli-iki-kiz-kardes-kanseri-ayni-gun-bursada-yendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/canakkaleli-iki-kiz-kardes-kanseri-ayni-gun-bursada-yendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale'de yaşayan Hatice ve Nurten isimli iki kız kardeş Bursa'da Doruk Nilüfer Hastanesi'nde gerçekleşen başarılı operasyonla aynı gün meme kanserinden kurtuldular.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Çanakkale'de yaşayan 61 yaşındaki Hatice Özkan, 4 yıldır meme kanseri tedavisi görüyordu. Bursa'da Doruk Nilüfer Hastanesi'nde Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer tarafından yapılan başarılı bir operasyonla sol meme kanseri saptanıp ameliyat edildi. Yapılan tetkik ve değerlendirmeler sonucunda hastalığın genetik olduğu tespit edilerek 54 yaşındaki kız kardeşi Nurten Korkmaz'da da meme kanseri saptandı. Bunun üzerine iki kız kardeş Hatice Özkan ve Nurten Korkmaz, kansersiz bir yaşamı tercih ettikleri için hastaneye başvurdular.</p>

<p><strong>MEME KANSERİNDEN KURTURDULAR</strong></p>

<p>Bursa'da Doruk Nilüfer Hastanesinde ileri düzeyde yapılan tetkik ve incelemeler sonucunda her iki kardeşin meme dokusunun tamamen alınması ve sonrasında fonksiyonel kayıp olmaması amaçlanarak, aynı gün içinde Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Kemal Karaca tarafından ardı ardına gerçekleşen başarılı operasyonlarla iki kız kardeş meme kanserinden tamamen kurtuldular.</p>

<p><strong>BURSA'DA ÖZEL HASTANENİN BAŞARISI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, 'Hatice teyzemize 4 yıl önce sol memenin tamamen alınması (sol mastektomi) yapılmış, şimdi ise sağ memenin tamamen alınması (sağ mastektomi), kız kardeşi Nurten hanıma ise iki memenin iç kısmındaki dokuların tamamen alınması ve boşalan alana silikon konulması ameliyatı uygulandı. Koridorlarda beraber yürüyerek kadınlar için en ciddi kanserlerden olan meme kanserini yendiler. Şimdi hastalığı geçmişte bırakarak sevdiklerine vakit ayırabilmektedirler' dedi.</p>

<p>Meme kanserinde önemli bir deneyime sahip Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, 20 yaşından sonra kadınların kendi kendine meme muayene yapması, 40 yaşından sonra ise yıllık mamografi taramalarını yaptırmaları ve en ufak farklılıkta doktorlarına başvurması gerektiğini özellikle vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/canakkaleli-iki-kiz-kardes-kanseri-ayni-gun-bursada-yendi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/02/canakkaleli-iki-kiz-kardes-kanseri-ayni-gun-bursada-yendi.webp" type="image/jpeg" length="10760"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser hastaları Ramazan'da oruç tutabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/kanser-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/kanser-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayı yaklaşırken kanser hastalarından sıkça gelen 'Oruç tutabilir miyim?' sorusu, uzmanlar tarafından bireysel ve tıbbi değerlendirme şartıyla ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, aktif tedavi gören hastalarda orucun ciddi riskler oluşturabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, kanser hastalarının oruç tutup tutamayacağı konusunda tek bir yanıtın olmadığını belirterek, kararın mutlaka bireysel ve tıbbi değerlendirme ile verilmesi gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polat, aktif kemoterapi veya radyoterapi gören hastalar için uzun süreli açlık ve sıvı kısıtlamasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini söyledi. 'Yeterli kalori, protein ve sıvı alımı; bağışıklık sisteminin korunması, kas kaybının önlenmesi ve tedavinin tolere edilebilmesi açısından hayati öneme sahip. Özellikle kilo kaybı ve iştahsızlık yaşayan hastalarda oruç mevcut tabloyu ağırlaştırabilir' dedi.</p>

<p>Kanserle mücadelede en önemli hedefin vücudu güçlü ve dengede tutmak olduğunu ifade eden Polat, 'Oruç kararı bedeni zorlamak değil, koruyacak şekilde verilmelidir. Sağlığı korumak da dini bir sorumluluktur' dedi.</p>

<p>Aktif tedavisi tamamlanmış ve genel durumu iyi olan bazı hastalar için ise orucun hekim gözetiminde bireysel olarak değerlendirilebileceğine dikkati çeken Polat, bu süreçte dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı:</p>

<ul>
 <li><strong>Sıvı alımı kritik: </strong>İftar ve sahur arasında yeterli su tüketimi ihmal edilmemeli. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz.</li>
 <li><strong>Protein ve kalori dengesi korunmalı: </strong>Kas kaybı ve bağışıklık zayıflığını önlemek için dengeli beslenme şart.</li>
 <li><strong>Ani kilo kaybı uyarıcıdır:</strong> İstemsiz kilo kaybı, oruç kararının yeniden gözden geçirilmesini gerektirir.</li>
 <li><strong>İlaçlar aksatılmamalı: </strong>Düzenli kullanılan ilaçlar, hekim önerisine göre zamanlanmalı.</li>
 <li><strong>Uyarı belirtileri ciddiye alınmalı:</strong> Şiddetli halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı veya idrar azalması durumunda oruç ısrar edilmemeli.</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/kanser-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/02/kanser-hastalari-ramazanda-oruc-tutabilir-mi.webp" type="image/jpeg" length="78618"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukluk çağı kanserlerinde yeni umut dönemi... Tedavi oranı yüzde 87'ye ulaştı]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/cocukluk-cagi-kanserlerinde-yeni-umut-donemi-tedavi-orani-yuzde-87ye-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/cocukluk-cagi-kanserlerinde-yeni-umut-donemi-tedavi-orani-yuzde-87ye-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu, 15 Şubat Uluslararası Çocukluk Çağı Kanserleri Günü öncesinde çocukluk çağı kanserlerinde tedavide ulaşılan yeni dönemi ve ailelere düşen kritik görevleri anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Çocukluk çağı kanserlerinde son yıllarda kaydedilen hızlı ilerleme, aileler ve sağlık camiası için büyük umut oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Funda Vesile Çorapçıoğlu, 'Artık çocukluk çağı kanserlerinde çok daha güçlü bir noktadayız. Bilimsel gelişmeler, moleküler tedaviler ve ileri teknoloji uygulamalarıyla yeni bir döneme girdik. Amacımız sadece çocuğu iyileştirmek değil, sağlıklı bir erişkin olarak hayata devam etmesini sağlamak' dedi.</p>

<p><strong>TEDAVİDE BAŞARI ORANLARI YÜKSELDİ</strong></p>

<p>Prof. Dr. Çorapçıoğlu, çocukluk çağı kanserlerinde başarı oranlarının önemli ölçüde arttığını belirterek, '1970'lerde tedavi edilebilme oranı yüzde 50-60 civarındayken, günümüzde bu oran yaklaşık yüzde 87'ye yükseldi. Özellikle lösemi ve lenfoma gibi kanserlerde erken tanı ve tedavi çok kritik' diye konuştu.</p>

<p>Erken tanının tedavi başarısında belirleyici olduğunu vurgulayan Çorapçıoğlu, ebeveynlere, bacak, bel ve kemik ağrısı, ateş, halsizlik, morluklar veya sık burun/diş eti kanamaları gibi belirtiler ciddiye alınması gerektiğine dikkati çekerek, 'Büyüme ağrısı' denilen ama geçmeyen ağrıların altında kanser olabileceği unutulmamalı' dedi.</p>

<p>Son yıllarda kanserin genetik ve moleküler yapısının daha iyi anlaşılması sayesinde kişiselleştirilmiş tedaviler mümkün hale geldiğini söyleyen Prof. Dr. Çorapçıoğlu, 'Moleküler tetkiklerle hedefi doğru belirleyebiliyorsak, doğrudan o değişikliğe yönelik ilaçlar kullanabiliyoruz. Bu, çocukluk çağı kanserlerinde büyük bir kazanım. Bazı durumlarda kemoterapiye hiç gerek kalmadan tedavi sağlanabiliyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/cocukluk-cagi-kanserlerinde-yeni-umut-donemi-tedavi-orani-yuzde-87ye-ulasti</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/02/cocukluk-cagi-kanserlerinde-yeni-umut-donemi-tedavi-orani-yuzde-87ye-ulasti.webp" type="image/jpeg" length="22846"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk Bilim İnsanı Doç. Dr. Turhan Alçelik'ten Kanser tedavisinde başarılı sonuç...]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/turk-bilim-insani-doc-dr-turhan-alcelikten-kanser-tedavisinde-basarili-sonuc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/turk-bilim-insani-doc-dr-turhan-alcelikten-kanser-tedavisinde-basarili-sonuc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresunlu hekim ve bilim insanı, Giresun eski Milletvekili Doç. Dr. Turhan Alçelik, kanser hastalığına yönelik uzun yıllardır yürüttüğü araştırmaların olumlu sonuçlar vermeye başladığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaptığı bilimsel araştırmalarla dikkat çeken Giresunlu hekim ve bilim insanı, Giresun eski Milletvekili <strong>Doç. Dr. Turhan Alçelik</strong>, kanser hastalarına umut olacak sonuçlara ulaştı. <strong>Doç. Alçelik</strong>, uzun yıllardır yürüttüğü araştırmaların olumlu sonuçlar vermeye başladığını açıkladı.</p>

<p>Daha önce göz doktoru olması nedeniyle araç farlarının göz sağlığına etkilerine yönelik geliştirdiği buluşla Türkiye’nin yanı sıra Avrupa ve dünya gündeminde yer alan Doç. Dr. Alçelik, bu kez kanser alanında yürüttüğü bilimsel çalışmalarla dikkat çekti.</p>

<p>Kanserle ilgili araştırmaları hakkında kamuoyuna bilgi veren Alçelik, çalışmaların <strong>dört farklı üniversiteden</strong> Onkoloji, İmmünoloji, Onkogenetik, Onkoloji Cerrahisi, Biyoloji, Biyokimya, Kimya ve GETAT alanlarında uzman yaklaşık <strong>10 profesörün katılımıyla</strong> gerçekleştirildiğini ve <strong>15 yıl sürdüğünü</strong> belirtti. Araştırmaların hem insan kanser hücreleri üzerinde laboratuvar ortamında hem de doğrudan kanser hastaları üzerinde yapıldığı ifade edildi.<img alt="Ekran Resmi 2026 01 12 12.29.21" class="detail-photo img-fluid" height="445" src="https://aydinsescom.teimg.com/aydinses-com/uploads/2026/01/ekran-resmi-2026-01-12-122921.png" width="650" /></p>

<p>Çalışmalarda, <strong>13 farklı doğal vitamin, mineral ve antioksidandan oluşan</strong>, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan ruhsatlı bitkisel içerikli bir <strong>gıda takviyesinin</strong> kullanıldığı kaydedildi.</p>

<h3><strong>Bilimsel Raporlarla Desteklendi</strong></h3>

<p>Araştırma sonuçlarının <strong>TÜBİTAK</strong> ve <strong>Akdeniz Üniversitesi Kanser Araştırma Merkezleri</strong> tarafından raporlandığını belirten Doç. Dr. Alçelik, raporlara göre in vitro ortamda kanser hücrelerinin yüzde 90’ının öldüğünü, yüzde 95 oranında ise hücre çoğalmasının durduğunu, yani metastazın önlendiğini söyledi. Ayrıca sağlıklı hücreler üzerinde herhangi bir olumsuz yan etki tespit edilmediği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma sürecinde geliştirilen kürün <strong>2.000’den fazla kanser hastasında</strong> kullanıldığını ifade eden Alçelik, klinik sonuçların oldukça olumlu olduğunu vurguladı.</p>

<h3><strong>Yurt İçi ve Yurt Dışında Kullanılıyor</strong></h3>

<p>Araştırma raporlarının<strong> Cumhurbaşkanına</strong> sunulduğunu belirten Alçelik, ilgili makamların talimatları doğrultusunda çeşitli toplantılar ve çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Halen yurt içinde ve yurt dışında çok sayıda kanser hastasının <strong>Kanser Destek Kürü'</strong>nü kullandığını kaydeden Alçelik, “Tedavi sonuçlarımız çok başarılı” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>EĞİTİM, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/turk-bilim-insani-doc-dr-turhan-alcelikten-kanser-tedavisinde-basarili-sonuc</guid>
      <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/01/ekran-resmi-2026-01-12-122935.png" type="image/jpeg" length="81136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Migren, 'aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı'na dönüşebilir!]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/migren-asiri-ilac-kullanimina-bagli-bas-agrisina-donusebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/migren-asiri-ilac-kullanimina-bagli-bas-agrisina-donusebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Migrenin, şiddetli ve yaşam kalitesini düşüren özellikli bir baş ağrısı olduğunu belirten uzmanlar, atakların 3 saatten 3 güne kadar sürebildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Üroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migrenin türlerinden tetikleyicilerine, tedavi seçeneklerinden ne zaman doktora başvurulması gerektiğine kadar önemli bilgiler paylaştı.</p>

<p>Üroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migrenin primer baş ağrıları arasında yer alan, kendine özgü özellikleri bulunan bir hastalık olduğunu belirterek, migrenin genellikle tek taraflı, zonklayıcı karakterde ve nabız atışı şeklinde hissedildiğini ifade etti. Uzman Dr. Şalçini, ataklara sıklıkla ışık ve ses hassasiyeti, bulantı ve kusmanın eşlik ettiğini dile getirdi. Fiziksel aktivitenin migren ağrısını artırdığını vurgulayan Dr. Şalçini, merdiven çıkmak, eğilmek, öksürmek ya da zorlanmanın ağrıyı şiddetlendirdiğini belirtti. Migren ağrısının çoğu zaman 10 üzerinden 7-8 şiddetinde olduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Migrenin auralı ve aurasız olmak üzere iki temel tipi bulunduğunu aktaran Dr. Şalçini, auralı migrende baş ağrısından önce görsel belirtilerin ortaya çıktığını söyledi. Görme alanında ışık çakmaları, zikzaklı çizgiler, bulanıklık ve parlamaların en sık görülen aura belirtileri olduğunu belirten Şalçini, bu belirtilerin genellikle baş ağrısından yaklaşık yarım saat önce başladığını ifade etti.</p>

<p>Migren ataklarını tetikleyen faktörlerin kişiye göre değiştiğine dikkat çeken Dr. Şalçini, parlak ışıklar, keskin kokular, çikolata, mayalı içecekler, lodos, deterjanlar, parfümler ve klima ortamlarının sık görülen tetikleyiciler arasında yer aldığını söyledi. Hastaların kendi tetikleyicilerini tanımasının tedavide büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Aşırı ağrı kesici kullanımının da ayrı bir baş ağrısı türüne yol açabileceğini belirten Dr. Şalçini, ayda 10-15 günden fazla ağrı kesici kullanan kişilerde 'aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı' gelişebileceğini ifade etti. Bu durumun tanı ve tedavi sürecini zorlaştırdığını dile getirdi.</p>

<p>Migrenin bazı kişilerde ömür boyu sürebildiğini, bazı kişilerde ise zamanla kaybolabildiğini belirten Dr. Şalçini, tedavide atak tedavisi ve koruyucu tedavi olmak üzere iki temel yaklaşım bulunduğunu söyledi. Koruyucu tedavinin amacının atakların sıklığını ve şiddetini azaltmak olduğunu kaydetti. Ayda 3-4'ten fazla, şiddetli ve yaşam kalitesini bozan baş ağrıları olan kişilerin mutlaka doktora başvurması gerektiğini vurgulayan Dr. Şalçini, özellikle ilk kez ortaya çıkan, 50 yaş sonrası başlayan, ilaçlara yanıt vermeyen ya da nörolojik belirtilerle seyreden baş ağrılarının ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Migrenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Dr. Şalçini, günümüzde klasik ilaçların yanı sıra yeni nesil enjeksiyon tedavileri, akıllı ilaçlar ve botulinum toksini gibi farklı seçeneklerin bulunduğunu belirterek, hasta-hekim iş birliğinin ve doğru bilgilendirmenin tedavi başarısını artırdığını söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/migren-asiri-ilac-kullanimina-bagli-bas-agrisina-donusebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/01/migren-asiri-ilac-kullanimina-bagli-bas-agrisina-donusebilir.webp" type="image/jpeg" length="29542"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş beyazlatmada doğru bilinen yanlışlar!]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/dis-beyazlatmada-dogru-bilinen-yanlislar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/dis-beyazlatmada-dogru-bilinen-yanlislar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş beyazlatmanın sıklıkla başvurulan bir işlem olduğunu belirten uzmanlar, bu işlemle ilgili toplumda birçok yanlış inanış bulunduğunu söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Diş beyazlatmanın diş minesine zarar vermediği, hassasiyetin ise geçici olduğunu vurgulayan Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, 'Diş beyazlatma işlemi kalıcı değildir. Ancak iyi bir ağız bakımı ve düzenli ağız hijyeni ile beyazlatmanın etkisi 1 ila 3 yıl boyunca korunabilir.' dedi. Evde uygulanan kontrolsüz 'doğal' yöntemlerin diş sağlığı için risk oluşturduğunu ifade eden Yıldırım, işlemin mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş beyazlatma işlemiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar, uygulamanın güvenli sınırları ve kimler için uygun olmadığı hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Diş beyazlatmanın, diş renginden memnun olmayan hastalara önerilebilen minimal invaziv bir estetik diş hekimliği uygulaması olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, 'Hekim kontrolünde klinikte uygulanan ofis tipi beyazlatma yöntemleri ya da hastanın evde, kişiye özel hazırlanan plaklar yardımıyla uygulayabildiği ev tipi beyazlatma yöntemleri bu amaçla kullanılabilir. Bu uygulamalar sayesinde hastaların doğal diş rengi birkaç ton açılabilir.' dedi.</p>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/01/01/1767191863-rabia-y-ld-r-m-1767261571-307-x750.jpeg" width="750" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DİŞ BEYAZLATMAYLA İLGİLİ YAYGIN YANLIŞ İNANIŞLARA DİKKAT! </strong></p>

<p>Diş beyazlatma hakkında yaygın yanlış inanışlar olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, bu yanlış inanışları şöyle sıraladı:</p>

<p>'Mit 1; diş beyazlatma diş minesine zarar verir.<strong> </strong>Diş hekimi kontrolünde, uygun ajanlar ve doğru konsantrasyonlar kullanılarak yapılan beyazlatma işlemleri diş minesine kalıcı zarar vermez. Bilimsel çalışmalar, uygun sürede ve uygun konsantrasyonlarla gerçekleştirilen beyazlatma işlemlerinin diş minesinde herhangi bir yapısal bozukluk oluşturmadığını gösteriyor.</p>

<p>Mit 2; diş beyazlatma dişleri aşırı hassas yapar.<strong> </strong>Beyazlatma sonrası hassasiyet görülebilir; ancak bu durum geçicidir. Genellikle 24 ila 72 saat arasında kısa süreli bir hassasiyet oluşabilir. Uygun hassasiyet giderici ajanlar kullanılarak bu durum kontrol altına alınabilir.</p>

<p>Mit 3; beyazlatma işlemi kalıcıdır.<strong> </strong>Diş beyazlatma işlemi kalıcı değildir. Zaman içerisinde çay, kahve ve sigara tüketimi gibi faktörlere bağlı olarak beyazlıkta azalma görülebilir. Ancak iyi bir ağız bakımı ve düzenli ağız hijyeni ile beyazlatmanın etkisi 1 ila 3 yıl boyunca korunabilir.</p>

<p>Mit 4; herkesin dişi aynı derecede beyazlar.<strong> </strong>Beyazlatma işleminin etkisi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Hastanın doğal diş rengi, mevcut lekelerin tipi ve hastanın yaşı gibi faktörler beyazlatma sonucunu doğrudan etkiler.</p>

<p>Mit 5; evde yapılan doğal yöntemler güvenilirdir.<strong> </strong>Limonla veya karbonatla diş fırçalama gibi yöntemlerin sık uygulanmasının güvenli olduğu düşünülse de bu tür doğal yöntemlerin kontrolsüz şekilde kullanılması kesinlikle tavsiye edilmez. Bu uygulamalar diş minesine kalıcı zarar verebilir, dişlerin daha hızlı renklenmesine yol açabilir ve zamanla hassasiyete neden olabilir. Bu nedenle söz konusu yöntemler güvenli değildir ve hekimler tarafından önerilmez.</p>

<p>Mit 6; beyazlatma dolgu ve kaplamaları da beyazlatır.<strong> </strong>Beyazlatma işlemi yalnızca doğal diş dokularının rengini açabilir. Dolgu ve kaplama gibi restoratif materyaller üzerinde herhangi bir beyazlatıcı etkisi bulunmaz.</p>

<p>Mit 7; beyazlatma her yaşta yapılabilir.<strong> </strong>Diş beyazlatma işlemi 18 yaş altındaki bireylere genellikle önerilmez. 18 yaşını doldurmuş erişkin hastalarda ise beyazlatma işlemi güvenli bir şekilde uygulanabilir.'</p>

<p><strong>BEYAZLATMA İŞLEMİ HEKİM KONTROLÜNDE, UYGUN DOZ VE RANDEVU SAYISIYLA YAPILMALI!</strong></p>

<p>Beyazlatma işlemiyle ilgili bir diğer yanlış inanışın, yüksek konsantrasyonlu ajanların daha etkili sonuçlar sağlayacağı yönünde olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, 'Hekimler olarak hedefimiz, uygun ve yeterli konsantrasyonda beyazlatma uygulamaktır.</p>

<p>Yüksek konsantrasyonlu ajanlar hızlı etki gösterebilir; ancak bu durum daha yüksek riskler barındırır. Bu nedenle beyazlatma işleminin hekim kontrolünde, önerilen doz ve randevu sayısı doğrultusunda yapılması önerilir.' dedi.</p>

<p>Diş beyazlatma işleminin etkisinin genellikle 1-3 yıl boyunca korunabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, 'Oluşabilecek hassasiyet kontrol altına alınabilir. Ancak bazı gruplarda beyazlatma işlemi önerilmez. Hamilelik, emzirme dönemi ve 18 yaş altı bireylerde beyazlatma yerine farklı tedavi seçenekleri tercih edilebilir.' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/dis-beyazlatmada-dogru-bilinen-yanlislar</guid>
      <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/01/dis-beyazlatmada-dogru-bilinen-yanlislar.webp" type="image/jpeg" length="99016"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soğuklarda cilt kuruluğuna karşı 10 tavsiye]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/soguklarda-cilt-kuruluguna-karsi-10-tavsiye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/soguklarda-cilt-kuruluguna-karsi-10-tavsiye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soğuk hava, rüzgâr ve kapalı ortamlarda artan ısı derken kış aylarında ciltte kuruluk neredeyse herkesin ortak sorunu hâline geliyor. Ayrıca günlük alışkanlıklar ve cilt bakım hataları gerginlik, pullanma ve hassasiyet hissini artırabiliyor. İşte, soğuklarda cilt kuruluğuna karşı 10 tavsiye...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong>Soğuk hava, rüzgâr ve kapalı ortamlarda artan ısı derken kış aylarında ciltte kuruluk neredeyse herkesin ortak sorunu hâline geliyor. Ayrıca günlük alışkanlıklar ve cilt bakım hataları gerginlik, pullanma ve hassasiyet hissini artırabiliyor. İşte, soğuklarda cilt kuruluğuna karşı 10 tavsiye...</p>

<p>Kış aylarında yapılan bazı bakım ve temizlik alışkanlıklarının cilt bariyerini daha da zayıflattığını vurgulayan Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Aşkın, sıcak ve uzun duşların cildin doğal yağ tabakasını azaltırken, sık sabun kullanımının da cilt bariyerini bozduğunu söyledi. Alkol, parfüm ve köpüren temizleyicilerin cildi kuruttuğunu ifade eden Doç. Dr. Aşkın, 'Fazla peeling, asit veya retinoid kullanmak, düzenli nemlendirici sürmemek, güneş koruyucuyu bırakmak, el yıkama sonrası krem kullanmamak ve rüzgârda dudakları yalamak kışın en sık yapılan cilt bakım hataları arasında yer alır' dedi.</p>

<p>Bazı kişiler soğuk havaya bağlı cilt kuruluğunu daha sık yaşadığını belirrten Uzm. Doç. Dr. Aşkın, gerginlik hissi, pullanma, mat görünüm, hafif kızarıklık ve kaşıntı ile ortaya çıkan cilt kuruluğunun ilerlemesi halinde; tahriş, egzama alevlenmeleri ve elde fissürler yani derin çatlakların oluşabildiğini söyledi.</p>

<p><img height="499" src="https://www.igfhaber.com/static/2025/12/30/1766996914-asm-ozgeaskin-gorseli-1767110065-830-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Aşkın, yeterli su tüketimi ve güneş koruyucu kullanımının da önemine dikkati çekerek, 'Yetersiz su tüketimi fazla kafein alımıyla birleştiğinde dehidrasyon riski artar' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Deri Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özge Aşkın, soğuk havada cilt sağlığını korumak için pratik bakım önerileri şöyle paylaştı:</p>

<ul>
 <li>Duş alırken <strong>suyun ılık olmasına </strong>özen gösterin, duş süresini 10 dakikayla sınırlayın ve çok sıcak derecelerden kaçının.</li>
 <li>Cildi kurutmamak ve tahriş etmemek için <strong>sabun içermeyen, </strong>yumuşak temizleyiciler kullanın, syndet formüller bu açıdan daha uygun olabilir.</li>
 <li>Duştan sonra <strong>nemlendirici uygulamasını </strong>geciktirmeyin. Cilt hafif nemliyken yani ilk 3 dakika içinde krem sürmeye dikkat edin.</li>
 <li>Cilt bariyerini güçlendirmek için seramid, kolesterol, <strong>yağ asidi, </strong>skualan ve hyaluronik asit içeren ürünleri bakım rutininize ekleyin.</li>
 <li>Ev ortamındaki kuru havayı dengelemek için <strong>nemlendirici cihazlardan </strong>faydalanın ya da kaloriferlerin yanına su kapları yerleştirin.</li>
 <li>UVA ışınlarının kış aylarında da etkili olduğunu unutmayın ve güneş koruyucu kullanımını ihmal etmeyin.</li>
 <li>Her yıkamadan sonra elleri mutlaka <strong>nemlendirin, </strong>dudaklar için ise <strong>koruyucu </strong>ve yoğun yapılı bir balm tercih edin.</li>
 <li>Soğuk ve rüzgârlı havalarda cildi korumak için <strong>özellikle yüz bölgesini örtmeye </strong>özen gösterin.</li>
 <li>Gün içinde yeterli miktarda <strong>su için </strong>ve omega-3 içeren besinlerle cilt bariyerini içeriden destekleyin.</li>
 <li>Sert lifler, kese ve peeling gibi ürünleri sık kullanmaktan kaçının. Bu tür uygulamalar cilt bariyerini zayıflatarak kuruluğu artırabilir.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/soguklarda-cilt-kuruluguna-karsi-10-tavsiye</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 18:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2025/12/soguklarda-cilt-kuruluguna-karsi-10-tavsiye.webp" type="image/jpeg" length="31608"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
