<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son dakika haberleri aydinses'de</title>
    <link>https://www.aydinses.com</link>
    <description>Gündemi aydinses.com'dan takip edin son dakikalari kaçırmayın. Sizin sesiniz aydinses.com</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.aydinses.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © Aydinses Medya Bilişim Eğitim Gıda Sanayi Tic. Ltd. Şti</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 08 Sep 2026 12:22:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Tek tip ve kısa süreli diyetler kalıcı kilo kaybı sağlamıyor]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/tek-tip-ve-kisa-sureli-diyetler-kalici-kilo-kaybi-saglamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/tek-tip-ve-kisa-sureli-diyetler-kalici-kilo-kaybi-saglamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hızlı kilo verme isteğinin, kişileri tek tip diyetlere ve kısa süreli detoks programlarına yöneltebildiğini belirten uzmanlar, bu uygulamaların tartıda hızlı düşüş sağlasa da bunun her zaman yağ kaybı anlamına gelmediğini söylüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[İSTANBUL (İGFA) - </strong>Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, hızlı kilo verme amacıyla uygulanan tek tip diyetlerin kısa vadede tartıda düşüş sağlasa da sağlıklı ve kalıcı kilo yönetimi için doğru bir yöntem olmadığını söyledi.</p> <p>İspiroğlu, tek bir besine ya da sınırlı besin grubuna dayanan diyetlerin, vücudun ihtiyaç duyduğu besin ögelerinin yeterli ve dengeli alınmasını zorlaştırdığını belirterek, bu tür uygulamaların uzun vadede sürdürülebilir olmadığını vurguladı.</p> <p><strong>'TARTIDAKİ DÜŞÜŞ HER ZAMAN YAĞ KAYBI DEĞİLDİR'</strong></p> <p>Tek tip beslenmede görülen hızlı kilo kaybının her zaman yağ kaybı anlamına gelmediğine dikkat çeken İspiroğlu, tartıdaki değişimin bir kısmının su ve glikojen depolarındaki azalmadan kaynaklanabildiğini ifade etti.</p> <p><img height='422' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/09/06/1788597050-h-lya-yi-it-1788703254-731-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>DETOKS KÜRLERİNE DİKKAT</strong></p> <p>Kısa süreli detoks programlarının da kalıcı kilo kaybı açısından doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit İspiroğlu, sağlıklı bireylerde vücudun temizlenme görevini zaten karaciğer, böbrekler ve bağırsakların sürekli olarak yerine getirdiğini hatırlattı. Meyve kürleri gibi uygulamaların çoğu zaman yalnızca kalori ve protein alımını azalttığı için geçici kilo düşüşü sağladığını söyleyen İspiroğlu, bunun gerçek bir yağ kaybı anlamına gelmediğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Sağlıklı beslenmede amaçların birkaç gün süren katı uygulamalar değil, uzun vadede sürdürülebilen alışkanlıklar olması gerektiğini vurgulayan İspiroğlu, kilo verme sürecinde tek bir besini mucizevi şekilde öne çıkarmak yerine kişiye özel, yeterli ve dengeli bir beslenme planı oluşturulması gerektiğini ifade etti.</p> <p><strong>MEYVE TEK BAŞINA DEĞİL, DENGELİ PLANDA TÜKETİLMELİ</strong></p> <p>Meyvelerin tek tip diyetlerin değil, dengeli beslenme planlarının bir parçası olması gerektiğini belirten İspiroğlu, porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti. Prediyabeti olan veya diyabet riski taşıyan bireylerin meyveyi uygun porsiyonlarda tüketmesi, mümkünse protein kaynaklarıyla birlikte tercih etmesinin kan şekeri kontrolü açısından daha uygun olacağını söyledi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/tek-tip-ve-kisa-sureli-diyetler-kalici-kilo-kaybi-saglamiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 18:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/09/tek-tip-ve-kisa-sureli-diyetler-kalici-kilo-kaybi-saglamiyor.webp" type="image/jpeg" length="77210"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa sağlık için yürüdü]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/bursa-saglik-icin-yurudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/bursa-saglik-icin-yurudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla 'Her Gün Halk Sağlığı' temasında planlanan etkinlikler, yürüyüşle başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[BURSA (İGFA) - </strong>Bursa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle Bursa'da 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası çerçevesinde bir dizi etkinlik planlandı.</p> <p><img height='562' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/09/03/37704-mtzhotk4zd-2-1788448399-526-x750.jpeg' width='750' /></p> <p>'Her Gün Halk Sağlığı' temasıyla hazırlanan program, Cumhuriyet Caddesi'nde Büyükşehir Belediye Bandosu eşliğinde düzenlenen yürüyüşle başladı. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve sağlıklı yaşam bilincinin toplumun geneline yayılması amacıyla 'Sağlıklı Anne, Sağlıklı Nesil' programı organize edildi. Bu kapsamda Gazi Orhan Parkı'nda halk sağlığı farkındalık stantları kuruldu ve vatandaşlara yönelik çeşitli sağlık uygulamaları ve bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirildi. Programa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba'yı temsilen katılan Başkan Vekili Kevser Öztürk, halk sağlığı alanındaki çalışmaların önemine vurgu yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><img height='499' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/09/03/37704-mtzhotk4zd-8-1788448421-964-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>SAĞLIKLI ÇOCUK, SAĞLIKLI GELECEK</strong></p> <p>4 Eylül Cuma günü gerçekleştirilecek halk sağlığı etkinliklerinin adresi Bursa Millet Bahçesi olacak. Saat 16.00-18.00 arasında gerçekleştirilecek 'Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek' etkinliğinde beslenme ve hareketli hayat konusunda farkındalık oluşturulurken, çocuk oyun alanı ve çeşitli bilgilendirme stantları da vatandaşlarla buluşacak.</p> <p><img height='499' src='https://www.igfhaber.com/static/2026/09/03/37704-mtzhotk4zd-6-1788448393-316-x750.jpeg' width='750' /></p> <p><strong>HÜDAVENDİGAR'DA SAĞLIKLI YAŞAM BULUŞMASI</strong></p> <p>Haftanın kapsamlı programlarından biri de 7 Eylül Pazartesi günü Hüdavendigar Kent Parkı'nda gerçekleştirilecek. 'Sağlığa Yaş Al, Sağlıklı Kal' temalı etkinlikte saat 16.00'dan itibaren halk sağlığı farkındalık stantları ve çocuk aktiviteleri düzenlenecek. Büyükşehir Belediyesi Kadın Ritim Grubu'nun performansının da yer alacağı programda Sağlıklı Hayat Merkezleri tanıtılacak, fizyoterapist eşliğinde fiziksel aktivite etkinliği ve nefes egzersizleri gerçekleştirilecek. Günün ilerleyen saatlerinde ise Karagöz-Hacivat gösterisi ve nostaljik film müzikleri konseri Bursalılarla buluşacak.</p> <p>8 Eylül Salı günü Kent Konseyi Koza Salonu Halk Okulu'nda düzenlenecek 'Bedenini Dinle, Harekete Geç' programında ise sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve obeziteyle mücadeleden kanserde erken teşhise, aşı ve sağlık okuryazarlığından bağımlılığa kadar önemli başlıklar ele alınacak.</p> <p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/bursa-saglik-icin-yurudu</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/09/bursa-saglik-icin-yurudu.webp" type="image/jpeg" length="64934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağız kuruluğu uyarısı! Sürekli su içme ihtiyacı başka hastalıkların habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/agiz-kurulugu-uyarisi-surekli-su-icme-ihtiyaci-baska-hastaliklarin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/agiz-kurulugu-uyarisi-surekli-su-icme-ihtiyaci-baska-hastaliklarin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağız kuruluğunun, özellikle sıcak havalarda ve yetersiz sıvı tüketiminde sık görülebildiğini belirten uzmanlar, ancak bu durumun her zaman basit bir susuzluk belirtisi olmayabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, ağız kuruluğunun yalnızca susuz kalmaktan kaynaklanmadığını, diyabetten tiroit hastalıklarına, kullanılan ilaçlardan bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar birçok nedene bağlı gelişebileceğini söyledi.</p>

<p>Dr. Öğretim Üyesi Yavuz, sürekli su içme ihtiyacının özellikle uzun sürmesi halinde mutlaka altta yatan nedenin araştırılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>'AĞIZ KURULUĞU SADECE SUSUZLUK HİSSİ DEĞİL'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağız kuruluğunun, tükürük bezlerinin yeterli miktarda tükürük üretememesi sonucu ortaya çıktığını belirten Yavuz, tıbbi adıyla kserostomi olarak bilinen bu durumun geçici susuzluk hissinden farklı olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><img height="422" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/12/12/1733903882-sedanur-yavuz-1733988457-131-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sıcak hava ve yetersiz sıvı alımının geçici ağız kuruluğu yapabileceğini söyleyen Yavuz, ancak şikâyetin kalıcı hale gelmesi durumunda diyabet, tiroit hastalıkları, Sjögren sendromu, nörolojik hastalıklar, radyoterapi öyküsü ve bazı ilaçların yan etkilerinin araştırılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>BAZI İLAÇLAR AĞIZ KURULUĞU YAPABİLİYOR</strong></p>

<p>Tansiyon ilaçları, antidepresanlar, alerji ilaçları ve bazı idrar söktürücülerin ağız kuruluğuna yol açabileceğini belirten Yavuz, bu nedenle sürekli su içme isteğinin hafife alınmaması gerektiğini söyledi. Tükürüğün sadece ağızı ıslatan bir sıvı olmadığını dile getiren Yavuz, bunun ağız içini temizlediğini, asitleri nötralize ettiğini, diş minesini koruduğunu ve zararlı bakteri ile mantarların çoğalmasını sınırlandırdığını aktardı.</p>

<p>Tükürük miktarı azaldığında çürüklerin, diş eti iltihaplarının, ağız kokusunun ve özellikle Candida kaynaklı enfeksiyonların daha sık görülebileceğini söyleyen Yavuz, ağız kuruluğunun ağız sağlığı açısından önemli bir risk faktörü olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>GECE UYANMA, YUTMA GÜÇLÜĞÜ VE ÇATLAYAN DUDAKLARA DİKKAT</strong></p>

<p>Ağız kuruluğunun bazı belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Yavuz, özellikle; gece ağız kuruluğu nedeniyle sık uyanma, sürekli su içmeden konuşamama, yutma güçlüğü, dilde yanma ve çatlaklar, dudaklarda sürekli çatlama, sık mantar enfeksiyonu, kısa sürede birden fazla diş çürüğü ve sürekli ağız kokusu durumlarında hekime başvurulması gerektiğini kaydetti. Bu şikâyetlerin birkaç haftadan uzun sürmesi halinde değerlendirme yapılmasının önemli olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>SADECE SU İÇMEK YETMEZ</strong></p>

<p>Ağız kuruluğunu yalnızca su içerek gidermeye çalışmanın yanlış olduğunu belirten Dr. Sedanur Yavuz, alkol içeren ağız gargaralarının da şikâyeti artırabileceğini söyledi. Şekersiz, tercihen ksilitol içeren sakızların bazı hastalarda tükürük akışını artırabileceğini ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını aktardı. Yavuz ayrıca, fazla kahve tüketimi, sigara, ağızdan nefes alma ve şekerli içeceklerin de ağız kuruluğunu artırabileceğini söyledi.</p>

<p>Ağız kuruluğunun çoğu zaman tek başına bir hastalık değil, başka bir sağlık sorununun belirtisi olduğunu vurgulayan Yavuz, tedavi sürecinde kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi, sistemik hastalıkların değerlendirilmesi ve tükürük bezlerinin fonksiyonlarının incelenmesi gerektiğini belirtti. Gerekli durumlarda ilgili branşlarla iş birliği yapıldığını söyleyen Yavuz, bol sıvı tüketimi, sigara ve alkolden uzak durma, florürlü diş macunu kullanma, düzenli diş hekimi kontrolü ve gerekirse yapay tükürük ürünlerinden faydalanılmasını önerdi. Yavuz, erken tanı ve doğru tedaviyle diş çürükleri, diş eti hastalıkları ve ağız enfeksiyonlarının önüne geçilebileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/agiz-kurulugu-uyarisi-surekli-su-icme-ihtiyaci-baska-hastaliklarin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/08/agiz-kurulugu-uyarisi-surekli-su-icme-ihtiyaci-baska-hastaliklarin-habercisi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="73259"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MSB'den hayati görev... Kalp grefti kısa sürede İstanbul'a ulaştırıldı]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/msbden-hayati-gorev-kalp-grefti-kisa-surede-istanbula-ulastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/msbden-hayati-gorev-kalp-grefti-kisa-surede-istanbula-ulastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı, acil organ nakli bekleyen bir hasta için Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait ambulans uçağın Bandırma'dan İstanbul'a kalp grefti taşıdığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), organ nakli bekleyen bir hastanın hayata tutunabilmesi için gerçekleştirilen hava ambulans görevine ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p>Bakanlığın paylaşımına göre, Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 11'inci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı bünyesindeki ambulans uçak, acil kalp nakli bekleyen bir hasta için görevlendirildi.</p>

<p>Ambulans uçak, Bandırma/Balıkesir'den aldığı kalp greftini İstanbul'a kısa sürede ulaştırdı. Böylece nakil için gerekli organın hastaneye zamanında sevk edilmesi sağlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MSB, göreve ilişkin paylaşımında 'Umuda açılan kanatlarımız, bu kez şifa bekleyen bir vatandaşımız için havalandı' ifadelerini kullanarak, operasyonda görev alan personele teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/msbden-hayati-gorev-kalp-grefti-kisa-surede-istanbula-ulastirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 18:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/08/msbden-hayati-gorev-kalp-grefti-kisa-surede-istanbula-ulastirildi.webp" type="image/jpeg" length="70483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakanı Memişoğlu'ndan Organ Bağışı açıklaması; İyilik paylaştıkça çoğalır]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışında dijitalleşmeyle birlikte ulaşılan rakamları paylaştı. Memişoğlu, 143 bin 887 kişinin dijital vasiyet oluşturarak organ bağışı sürecine katıldığını, 2 milyon 510 bin 18 organ ve dokunun bağışlandığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, organ bağışına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Organ bağışı süreçlerinin e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijitalleştirilerek vatandaşlar için daha kolay hale getirildiğini belirten Memişoğlu, bu uygulamayla birlikte bağış sürecine katılımın arttığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>143 BİN 887 KİŞİ DİJİTAL VASİYET OLUŞTURDU</strong></p>

<p>Memişoğlu, dijital vasiyet oluşturarak organ bağışı hareketine katılan vatandaşların sayısının 143 bin 887'ye ulaştığını bildirdi. Paylaşımında organ ve doku bağışı rakamlarını da açıklayan Memişoğlu, bugüne kadar 2 milyon 510 bin 18 organ ve dokunun bağışlandığını belirtti.</p>

<p>Organ bağışının hayatlara umut olduğunu vurgulayan Memişoğlu, paylaşımında Zübeyde Hanım ve Özgür Bey'e sağlık ve mutluluk dilerken, 'İyilik paylaştıkça çoğalır' ifadelerini kullanarak tüm vatandaşları organ bağışında bulunmaya davet etti.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">İyilik paylaştıkça çoğalır. ????<br />
<br />
Organ bağışı süreçlerini e-Devlet ve e-Nabız üzerinden dijitalleştirerek vatandaşlarımız için çok daha kolay hâle getirdik.<br />
<br />
O günden bugüne:<br />
<br />
✅ 143 bin 887 vatandaşımız dijital vasiyetini oluşturarak bu iyilik hareketine katıldı.<br />
✅ 2 milyon 510: <a href="https://t.co/0LhP3zG9FE" rel="nofollow">https://t.co/0LhP3zG9FE</a></p>
— Prof. Dr. Kemal Memişoğlu (@drmemisoglu) <a href="https://x.com/drmemisoglu/status/2087480176737214833?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 12, 2026</a></blockquote>
<script async src='https://platform.x.com/widgets.js' charset='utf-8'></script>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/08/bakani-memisoglu-iyilik-paylastikca-cogalir.webp" type="image/jpeg" length="73342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Plajda kalp sağlığına dikkat! Susamayı beklemeden su için]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/plajda-kalp-sagligina-dikkat-susamayi-beklemeden-su-icin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/plajda-kalp-sagligina-dikkat-susamayi-beklemeden-su-icin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak hava, yüksek nem ve uzun süre güneş altında kalma kalbin iş yükünü artırabiliyor. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, özellikle kalp hastalarının yaz aylarında sıvı tüketimine, güneşlenme saatlerine ve fiziksel aktiviteye dikkat etmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong>Sıcak hava, yüksek nem ve uzun süre güneş altında kalmak kalbin iş yükünü artırabiliyor. Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, özellikle kalp hastalarının yaz aylarında sıvı tüketimine, güneşlenme saatlerine ve fiziksel aktiviteye dikkat etmesi gerektiğini belirterek, göğüs ağrısı, nefes darlığı, şiddetli çarpıntı ve baygınlık hissinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıcak havalarda vücudun serinleyebilmek için damarları genişlettiğini ve terlemeyi artırdığını belirten Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, bu durumun kalbin daha fazla çalışmasına ve sıvı-elektrolit kaybının artmasına yol açabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Koylan, özellikle yüksek nem, uzun süre güneş altında kalma, yetersiz su tüketimi ve yoğun fiziksel aktivitenin kalp üzerindeki yükü artırabileceğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>'SUSAMAYI BEKLEMEYİN'</strong></p>

<p>Plajda kalp sağlığını korumak için en önemli konuların başında yeterli sıvı tüketiminin geldiğini belirten Koylan, susama hissinin ortaya çıkmasını beklemeden düzenli aralıklarla su içilmesi gerektiğini söyledi. Sıcak havalarda terlemeyle yalnızca su değil, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi elektrolitlerin de kaybedilebildiğini belirten Koylan, bunun çarpıntı, halsizlik, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü ve kalp ritim bozukluklarına zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Koylan, çok şekerli içeceklerin sınırlandırılmasını, aşırı alkol tüketiminden kaçınılmasını ve uzun süre güneş altında kalınan günlerde sıvı tüketiminin artırılmasını önerdi.</p>

<p><img height="767" src="https://www.igfhaber.com/static/2024/07/24/1721806800-asm-nevrezkoylan-gorseli-1721828860-378-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>11.00-16.00 SAATLERİ İÇİN UYARI</strong></p>

<p>Güneş ışınlarının daha yoğun olduğu 11.00-16.00 saatlerinde uzun süre doğrudan güneşe maruz kalmanın kalp-damar sistemi üzerindeki stresi artırabileceğini belirten Koylan, özellikle kalp hastalarının bu saatlerde daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Şemsiye veya gölgelik kullanılması, açık renkli ve hafif kıyafetler tercih edilmesi ve geniş kenarlı şapka takılması önerildi. İleri yaş grubunda sıcak çarpması riskinin daha yüksek olduğuna da dikkat çekildi.</p>

<p><strong>SICAK HAVADAN SONRA SOĞUK SUYA DİKKAT</strong></p>

<p>Uzman Koylan, sıcak ortamdan çıktıktan sonra bir anda soğuk suya girmenin de kalp ve damar sistemi üzerinde ani stres oluşturabileceği uyarısında bulundu. Ani ısı değişiminin damar spazmı, tansiyon dalgalanması, çarpıntı ve baygınlık hissine yol açabileceğini belirten Koylan, özellikle hipertansiyon ve koroner arter hastalığı bulunanların yanı sıra ileri yaştakilerin suya kademeli olarak girmesini önerdi.</p>

<p><strong>PLAJDA BESLENMEYE DE DİKKAT</strong></p>

<p>Tuzlu atıştırmalıklar, işlenmiş gıdalar, aşırı yağlı yiyecekler ve şekerli içeceklerin yerine meyve, yoğurt, ayran, hafif salatalar, ızgara balık ve zeytinyağlı yiyeceklerin tercih edilmesi önerildi. Koylan, Akdeniz tipi beslenmenin yaz aylarında kalp sağlığının korunmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.</p>

<p>Yaz aylarında yürüyüş ve yüzme gibi aktivitelerin kalp sağlığı açısından yararlı olduğunu belirten Koylan, ancak egzersizin günün en sıcak saatlerinde yapılmaması gerektiğini söyledi. Yoğun fiziksel aktivitenin sıcak havayla birleşmesi halinde kalp hızının artabileceğini, sıvı kaybının hızlanabileceğini ve tansiyon dengesinin bozulabileceğini ifade eden Koylan, egzersiz için sabah erken saatlerin veya gün batımına yakın zamanların tercih edilmesini önerdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/plajda-kalp-sagligina-dikkat-susamayi-beklemeden-su-icin</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 17:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/08/plajda-kalp-sagligina-dikkat-susamayi-beklemeden-su-icin.webp" type="image/jpeg" length="47984"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sporcu sağlık raporunda yeni dönem... Geçerlilik süresi 3 yıla çıktı]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni yönetmelikle sporcu sağlık raporu ve sağlık durum belgelerinin düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden belirlendi. Sporcu sağlık raporları, aksi belirtilmedikçe 3 yıl; sağlık durum belgeleri ise 1 yıl geçerli olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Spor faaliyetlerine katılacak kişilerin sağlık durumlarının değerlendirilmesine ilişkin Sporcu Sağlık Raporları Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle sporcu lisansı, vize ve transfer işlemlerinde kullanılacak sağlık raporlarının yanı sıra okul ve sosyal amaçlı spor faaliyetlerinde kullanılacak sağlık durum belgelerinin düzenlenme süreci yeniden şekillendirildi.</p>

<p><strong>HANGİ DURUMDA RAPOR, HANGİ DURUMDA BELGE?</strong></p>

<p>Yönetmeliğe göre A grubu spor dallarında her durumda sporcu sağlık raporu düzenlenecek. B grubu spor dallarında ise sağlık bilgi sistemi tarafından kişinin tabip değerlendirmesine yönlendirilmesi halinde rapor alınacak.</p>

<p>Sistemin tabip değerlendirmesine yönlendirmediği durumlarda ve C grubu spor dalları ile okul ve sosyal aktivite amaçlı spor faaliyetlerinde sağlık durum belgesi düzenlenecek.</p>

<p>Başvurular öncesinde e-Devlet veya sağlık bilgi sistemi üzerinden 'spora katılım sağlık durumu değerlendirme formu' doldurulacak ya da güncellenecek.</p>

<p><strong>SAĞLIK GEÇMİŞİ SİSTEM ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLECEK</strong></p>

<p>Sağlık durum belgesi başvurularında kişinin beyanlarının yanı sıra sistemde yer alan hastalık tanıları, kullanılan ilaçlara ilişkin raporlar, sağlık raporları ve aşılama bilgileri elektronik ortamda değerlendirilecek.</p>

<p>Sağlık açısından tabip değerlendirmesi gereken bir durum tespit edilirse kişi, sağlık raporu düzenlemeye yetkili sağlık kuruluşuna sevk edilecek.</p>

<p>Sporcu sağlık raporları yalnızca Sağlık Bakanlığına bağlı hastaneler, üniversitelerin sağlık uygulama ve araştırma merkezleri, aile hekimliği birimleri ile mevzuata göre yetkilendirilen özel hastane ve tıp merkezlerinde düzenlenebilecek.</p>

<p><strong>RAPOR 3 YIL, BELGE 1 YIL GEÇERLİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yönetmeliğin dikkat çeken düzenlemelerinden biri de geçerlilik süreleri oldu. Sporcu sağlık raporu, tabip tarafından daha kısa süreli kontrol öngörülmediği takdirde 3 yıl süreyle geçerli olacak. Sağlık durum belgesinin geçerlilik süresi ise 1 yıl olacak. Ancak kişinin sağlık durumunda değişiklik olması veya spor faaliyetinin gerçekleştirileceği kurumun gerekçeli talepte bulunması halinde rapor ya da belge süresi dolmadan yeniden düzenlenebilecek. Daha önce düzenlenmiş sporcu sağlık raporları ise raporda belirtilen sürenin sonuna kadar geçerliliğini koruyacak.</p>

<p>Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/08/20260811-2.htm" rel="nofollow"><strong>tıklayabilirsiniz</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, SPOR</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/08/sporcu-saglik-raporunda-yeni-donem-gecerlilik-suresi-3-yila-cikti.webp" type="image/jpeg" length="98626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yağış sonrası deniz uyarısı! Bulanık ve kötü kokulu suda yüzmeyin]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/yagis-sonrasi-deniz-uyarisi-bulanik-ve-kotu-kokulu-suda-yuzmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/yagis-sonrasi-deniz-uyarisi-bulanik-ve-kotu-kokulu-suda-yuzmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoğun yağışların ardından yağmur sularıyla taşınan mikroorganizmaların deniz suyunu etkileyebileceğini belirten Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, özellikle dere ağızları, yağmur suyu kanalları ve şehir kıyılarında enfeksiyon riskinin artabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yoğun yağışların ardından deniz suyu kalitesinde değişiklikler yaşanabileceğine dikkat çekildi.</p>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rıza Aytaç Çetinkaya, yağmur sularıyla sokaklarda, toprakta ve atık alanlarında bulunan mikroorganizmaların denize taşınabileceğini söyledi.</p>

<p>Kanalizasyon altyapısının yetersiz kaldığı bölgelerde atık suların denize karışma ihtimalinin bulunduğunu belirten Çetinkaya, özellikle şehir kıyıları, dere ağızları ve yağmur suyu kanallarının yakınlarında enfeksiyon riskinin artabileceğini ifade etti.</p>

<p><img height="1100" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/08/06/1786000082-asm-aytaccetinkaya-gorseli-1786028182-549-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Her yağış sonrası tüm sahillerin riskli olduğu değerlendirmesinin doğru olmadığını vurgulayan Çetinkaya, 'Su bulanık veya kötü kokuluysa, bölgede yüzme yasağı varsa ya da yoğun yağış yeni sona ermişse denize girmemek daha güvenli kabul edilir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>DENİZ SUYU YUTULMASINA DİKKAT</strong></p>

<p>Deniz suyu yutmanın çoğu sağlıklı kişide ciddi bir soruna yol açmayabileceğini belirten Çetinkaya, kirli sularda bakteri, virüs veya parazitlerin bulunabileceğine dikkat çekti. Kirlenmiş deniz suyunun ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı ve ateş gibi sindirim sistemi sorunlarına neden olabileceğini aktaran Çetinkaya, özellikle çocukların yüzerken daha fazla su yutabildiği için daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Deniz suyu yutulmasının ardından şiddetli veya uzun süren ishal, yüksek ateş, sürekli kusma ya da belirgin sıvı kaybı görülmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/yagis-sonrasi-deniz-uyarisi-bulanik-ve-kotu-kokulu-suda-yuzmeyin</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/08/yagis-sonrasi-deniz-uyarisi-bulanik-ve-kotu-kokulu-suda-yuzmeyin.webp" type="image/jpeg" length="94796"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Her 5 çocuktan birini etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkileyen 'Alerjik rinit' hastalığıyla ilgili bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BURSA (İGFA) - BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda rahat nefes almanın yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinim olduğuna dikkat çekerek, burun akıntısı, tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren alerjik rinit rahatsızlığının zamanında tedavi edilmemesi durumunda orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozuklukları gibi sorunların ortaya çıkabileceğini, uyku kalitesi bozulan çocuklarda da dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini kaydetti.</p>

<p>Çocuklarda bitmeyen burun şikayetlerinin çoğu zaman 'geçer' diye beklendiğini, oysa haftalarca süren burun akıntısının, sık hapşırık ve burun tıkanıklığı basit bir soğuk algınlığından çok daha fazlasını işaret ediyor olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, 'Özellikle belirtiler belirli mevsimlerde artıyor ya da yıl boyunca devam ediyorsa akla ilk gelmesi gereken durumlardan biri alerjik rinittir. Alerjik rinit; burun akıntısı-tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren, çocukluk çağında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediği bilinmektedir. Anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda görülme riski daha fazladır. Bazı çocuklar yalnızca ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde şikâyet yaşarken, bazıları yıl boyunca yakınmalarla mücadele eder ' dedi.</p>

<p>Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin çocuklarda alerjik riniti tetikleyen başlıca nedenler olduğunu dile getiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican şöyle konuştu :</p>

<p>'Özellikle şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırık nöbetleri, burun ve genizde kaşıntı dikkat çekicidir. Bu çocuklar çoğu zaman burundan rahat nefes alamadığı için ağızdan nefes alır; horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma görülebilir. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık da tabloya eşlik edebilir. En önemli ipuçlarından biri ise genellikle ateşin olmamasıdır.'</p>

<p>Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabildiğini söyleyen Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini dile getirdi.</p>

<p>Uzm. Dr. Ufuk Sevgican, alerjik rinitte tedavinin ilk basamağını alerjenlerden korunmanın oluşturduğunu söyleyerek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı :</p>

<p>'Mevsimsel allerjik riniti olan çocuklar polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun kalmamalı, eve gelince el-yüzlerini yıkayıp kıyafet değiştirmelidir. Ev tozu akar maruziyetini azaltmak, rutubet ve sigara dumanından uzak durmak büyük önem taşır. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol altına alır ve komplikasyonları önlemeye yardımcı olur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Unutulmamalıdır ki çocuklarda rahat nefes almak yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir gereksinimdir. Erken tanı ve doğru tedaviyle alerjik rinit kontrol altına alınabilir, çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/07/her-5-cocuktan-birini-etkiliyor.webp" type="image/jpeg" length="30774"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz tatilcilere omega-3 uyarısı]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/yaz-tatilcilere-omega-3-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/yaz-tatilcilere-omega-3-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, tatile gidenleri uyararak, 'Yaz tatilinde omega-3 desteği, çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimini korumaya yardımcı olabilir.' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (İGFA) - Yaz tatili, çocukların dinlenip yenilendiği önemli bir dönem olsa da beslenme düzenindeki değişiklikler bazı temel besin öğelerinin yetersiz alınmasına neden olabiliyor. Özellikle deniz kenarında tatil yapmayan ya da balık tüketmeyi sevmeyen çocuklarda omega-3 yağ asitlerinin eksik alınması, gelişim süreci açısından dikkat edilmesi gereken konular arasında yer alıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Omega-3 yağ asitleri vücudumuzda sentezlenemediği için dışardan mutlaka alınmalıdır. Özellikle çocuklarda beyin sağlığı, erişkinlerde de kalp damar sağlığını korunması için kaliteli omega-3 alımı dünya sağlık örgütün tarafından da önerilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yaz aylarında da balık yağı vermek gerekir!</strong></p>

<p style="text-align:justify">Beyinde omega-3 depolanamaz ve günlük alınması gerekir. Bu bakımdan yaz aylarında da çocuklarımıza omega-3 kaynaklarını besin veya gıda takviyesi olarak sunmak gelişim açısından oldukça önemlidir</p>

<p style="text-align:justify">Hekim İlaç CEO'su ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı <strong>Dr. Murat Doğan</strong>, omega-3 yağ asitlerinin yalnızca okul döneminde değil yaz aylarında da çocukların gelişimini destekleyen önemli besin öğelerinden biri olduğunu belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p><strong>Beyin gelişiminin en önemli destekçilerinden biri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Omega-3 yağ asitlerinin özellikle DHA ve EPA bileşenleri sayesinde çocukların beyin gelişimi, öğrenme süreçleri, dikkat becerileri ve görme fonksiyonlarının desteklenmesinde önemli rol oynadığını belirten Dr. Murat Doğan, şu değerlendirmeyi yaptı: <i>'Çocukların beyin gelişimi yalnızca eğitim döneminde değil yılın her gününde devam eder. Yaz tatilinde okul stresi azalsa da beynin gelişim süreci devam ettiği için doğru beslenme büyük önem taşır. Haftada en az iki kez yağlı deniz balığı tüketilmesi öneriliyor. Ancak birçok çocuk ya balığı sevmiyor ya da tatil döneminde bu besine yeterince ulaşamıyor.'</i></p>

<p><strong>Yaz tatilinde beslenme düzeni değişiyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tatilde fast-food tüketiminin artması, düzensiz öğünler ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının zayıflaması nedeniyle çocukların omega-3 alımının daha da azalabildiğine dikkat çeken Dr. Doğan, <i>'Ailelerin çocuklarının günlük beslenmesini planlarken bu konuya özellikle dikkat etmeleri gerekiyor.</i> <i>Omega-3, çocukların sadece zihinsel performansını değil bağışıklık sistemini, kalp-damar sağlığını ve genel gelişimini de destekleyen değerli yağ asitlerinden biridir. Yaz aylarında hareketlilik artsa bile beslenme kalitesi düşmemelidir' </i>dedi.</p>

<p><strong>Ailelere 5 önemli öneri</strong></p>

<p>Dr. Murat Doğan, yaz tatilinde çocukların sağlıklı gelişimini desteklemek için ailelere şu önerilerde bulundu:</p>

<p>Haftada en az iki kez yağlı deniz balığı tüketmeye özen gösterin. Tatilde fast-food yerine dengeli ve doğal beslenmeyi tercih edin. Çocukların açık havada fiziksel aktivite yapmasını destekleyin. Yeterli su tüketimi ve düzenli uyku alışkanlığını ihmal etmeyin. Balık tüketemeyen çocuklarda omega-3 desteği konusunda mutlaka çocuk hekiminize danışın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Sağlıklı gelişim tatilde de devam eder'</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dr. Murat Doğan sözlerini şöyle tamamladı: <i>'Yaz tatili yalnızca dinlenme dönemi değildir; çocukların büyüme ve gelişimlerinin kesintisiz devam ettiği önemli bir süreçtir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının korunması, yeterli omega-3 alımı ve bilinçli aile yaklaşımı çocukların hem bugünkü hem de gelecekteki sağlıkları için değerli bir yatırımdır.'</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/yaz-tatilcilere-omega-3-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/07/yaz-tatilcilere-omega-3-uyarisi.webp" type="image/jpeg" length="19614"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan otizm uyarısı: Eğitim yaşam kalitesini belirliyor]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nda erken tanı ve bilimsel temelli eğitimin büyük önem taşıdğunu belirterek, ailelerin ilk belirtileri fark ettiklerinde vakit kaybetmeden uzmana başvurmaları gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL -NP İstanbul Beyin Hastanesi </strong>Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Melek Gözde Luş, Otizm Spektrum Bozukluğu'nun (OSB) nedenleri, erken belirtileri ve tedavi sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Otizmin sosyal iletişim becerilerinde farklılıklar ile sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir durum olduğunu belirten Luş, belirtilerin her bireyde farklı düzeylerde görülebileceğini ifade etti.</p>

<p>Bilimsel çalışmaların otizmin ortaya çıkmasında en önemli etkenin genetik yatkınlık olduğunu gösterdiğini vurgulayan Luş, ileri anne ve baba yaşının da risk faktörleri arasında değerlendirildiğini söyledi. Aşıların veya ebeveyn ilgisizliğinin otizme neden olduğuna ilişkin iddiaların ise bilimsel olarak geçerliliğinin bulunmadığını kaydetti.</p>

<p><img alt="Uzmandan Otizm Uyarısı: Eğitim Yaşam Kalitesini Belirliyor" class="detail-photo img-fluid" height="undefined" src="https://aydinsescom.teimg.com/aydinses-com/uploads/2026/07/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor.webp" width="undefined" /></p>

<p><strong>İLK BELİRTİLER BEBEKLİK DÖNEMİNDE GÖRÜLEBİLİYOR</strong></p>

<p>Otizmin ilk belirtilerinin çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında ortaya çıktığını belirten Luş, isme tepki vermeme, göz teması kurmama, gülümsemeye karşılık vermeme, bakım verenle iletişim kurmakta isteksizlik ve 'ce-ee' gibi karşılıklı oyunlara ilgi göstermemenin önemli uyarı işaretleri arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Dil gelişimindeki gecikmelerin de dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade eden Luş, bir yaş civarında anlamlı sözcüklerin başlamaması ve iki yaşında iki kelimelik cümlelerin kurulamamasının uzman değerlendirmesi gerektirdiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Otizm ile zekâ arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını vurgulayan Luş, otizmli bireylerin bilişsel özelliklerinin farklılık gösterebildiğini ifade etti. Bazı bireylerin üstün bilişsel becerilere sahip olabileceğini, bazılarında ise zihinsel gelişim geriliğinin tabloya eşlik edebileceğini belirten Luş, her bireyin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>TANI KLİNİK DEĞERLENDİRMEYLE KONULUYOR</strong></p>

<p>Genetik testlerin bazı durumlarda uygulanabildiğini ancak tek başına otizm tanısı koydurmadığını dile getiren Luş, otizmin Down sendromunda olduğu gibi belirli bir gen üzerinden teşhis edilen bir hastalık olmadığını, tanının çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarının ayrıntılı klinik değerlendirmesiyle konulduğunu ifade etti.</p>

<p>Bilimsel olarak etkinliği kanıtlanan temel yaklaşım eğitim</p>

<p>Otizm tedavisinde bilimsel etkinliği kanıtlanmış en önemli yöntemin eğitim olduğunu belirten Luş, erken tanı alan ve bireysel ihtiyaçlarına uygun, düzenli eğitim programlarına katılan çocukların sosyal iletişim ve bağımsız yaşam becerilerinde önemli gelişmeler gösterebildiğini söyledi.</p>

<p>Otizm şüphesi oluştuğunda ailelerin vakit kaybetmeden uzman desteği alması gerektiğini vurgulayan Luş, doğru tanı, bireyselleştirilmiş eğitim programı ve aileye yönelik rehberlik hizmetlerinin sürecin en önemli basamakları olduğunu belirtti. Erken tanının hem tedavi başarısını hem de bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/uzmandan-otizm-uyarisi-egitim-yasam-kalitesini-belirliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/07/otizm.png" type="image/jpeg" length="64788"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dişte çürüğün en büyük nedeni şekerin miktarı değil, tüketim sıklığı]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, yapışkan ve şekerli gıdaların diş yüzeyinde uzun süre kalarak çürük riskini artırdığını belirterek, asitli içeceklerle birlikte tüketimin diş minesine ciddi zarar verdiğini söyledi. Yıldırım, şekerli gıdaların ardından diş fırçalamak için en az 30-60 dakika beklenmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şekerli ve asitli gıdaların diş sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Yapışkan şekerlemeler, karamel, lokum ve kuru meyveler gibi gıdaların diş yüzeyine tutunarak uzun süre temizlenemediğini belirten Yıldırım, bu durumun ağızdaki bakterilerin şekeri fermente etmesine ve çürük oluşumunu başlatan asitlerin ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Diş minesinin büyük bölümünün kalsiyum ve fosfat minerallerinden oluştuğunu ifade eden Yıldırım, ağız ortamındaki pH'ın 5,5'in altına düşmesiyle birlikte diş minesindeki minerallerin çözünmeye başladığını belirtti. Bu sürecin 'demineralizasyon' olarak adlandırıldığını kaydeden Yıldırım, başlangıçta beyaz lekelerle kendini gösteren bu hasarın ilerlemesi halinde kalıcı diş çürüklerine dönüştüğünü dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="421" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/01/01/1767191863-rabia-y-ld-r-m-1767261571-307-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>ŞEKERİN MİKTARINDAN ÇOK TÜKETİM SIKLIĞI ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Diş çürüğü açısından en önemli risk faktörünün gün içinde sık sık şeker tüketmek olduğuna dikkat çeken Öğretim Üyesi Dr. Rabia Yıldırım, aynı miktardaki şekerin tek seferde tüketilmesi ile gün boyu küçük porsiyonlar halinde tüketilmesi arasında önemli fark bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Sık şeker tüketiminde ağız pH'ının sürekli düşük kaldığını ve tükürüğün diş minesini onarması için yeterli zaman bulamadığını belirten Yıldırım, bu durumun çürük riskini önemli ölçüde artırdığını ifade etti.</p>

<p>Diş minesindeki mineral kaybının erken dönemde geri döndürülebileceğini belirten Yıldırım, asit atağı sona erdiğinde tükürüğün içerdiği kalsiyum, fosfat ve florür sayesinde diş minesinin yeniden güçlenebildiğini söyledi. Ancak sık şeker tüketimi ve yetersiz ağız bakımının bu doğal onarım mekanizmasını engellediğini, bunun sonucunda geri dönüşü olmayan çürüklerin oluştuğunu kaydetti.</p>

<p><strong>ASİT VE ŞEKER BİRLİKTE DAHA BÜYÜK TEHDİT OLUŞTURUYOR</strong></p>

<p>Asitli ve şekerli gıdaların birlikte tüketilmesinin diş minesine iki yönlü zarar verdiğini vurgulayan Yıldırım, asidin mineyi doğrudan zayıflattığını, şekerin ise bakteriler tarafından parçalanarak ilave asit oluşumuna neden olduğunu söyledi.</p>

<p>Kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar ve şekerli meyve sularının çürük riskini artıran içecekler arasında yer aldığını belirten Yıldırım, diyet veya şekersiz olarak satılan gazlı içeceklerin de asit içerikleri nedeniyle diş minesine zarar verebildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Şekerli veya asitli yiyecek ve içeceklerin tüketilmesinin ardından dişlerin hemen fırçalanmaması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, bu dönemde diş minesinin geçici olarak zayıfladığını ve fırçalamanın mine kaybını artırabileceğini söyledi. Yıldırım, en doğru yaklaşımın ağzı suyla çalkalamak, şekersiz sakız çiğneyerek tükürük akışını artırmak ve dişleri fırçalamadan önce yaklaşık 30 ila 60 dakika beklemek olduğunu belirtti. Tatlı olmayan her gıdanın diş dostu olmadığını da hatırlatan Yıldırım, cips, kraker, bisküvi, beyaz ekmek ve lavaş gibi nişasta bakımından zengin gıdaların da ağızda şekere dönüşerek çürük riskini artırabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/07/diste-curugun-en-buyuk-nedeni-sekerin-miktari-degil-tuketim-sikligi.webp" type="image/jpeg" length="96157"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarının gizli astım tehlikeleri... Polen, klor, nem, mangal dumanına karşı dikkat!]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında astımlı çocuklarda şikâyetleri artırabilecek polen, klima kullanımı, nem karşı aileleri uyaran Uzman Dr. İmran Bari, Düzenli tedavi ve çevresel önlemlerle çocukların sağlıklı bir yaz geçirebileceği kayldetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yaz aylarında artan sıcaklık, nem ve çevresel faktörler astımlı çocukların solunum yollarını olumsuz etkileyebiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İmran Bari, ailelerin bu dönemde astımı tetikleyebilecek etkenlere karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Astımın kontrol altında tutulabilmesi için düzenli doktor takibinin ve tedaviye devam edilmesinin önemine dikkat çeken Dr. Bari, doktor önerisi olmadan ilaçların bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Astımlı çocukların yaz aylarında da rahatlatıcı ilaçlarını ve inhalerlerini yanlarında bulundurmaları gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong>POLENLER ASTIMI TETİKLEYEBİLİYOR</strong></p>

<p>Yaz aylarında en önemli tetikleyicilerden birinin polenler olduğunu belirten Dr. Bari, özellikle alerjik astımı bulunan çocuklarda polenlerin solunum yollarında daralmaya, mukus artışına ve astım belirtilerine yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Polen yoğunluğunun fazla olduğu sabah erken saatlerde pencerelerin kapalı tutulması, dışarı çıkılması gerekiyorsa maske kullanılması ve araçlarda polen filtresi tercih edilmesi önerildi. Yaz sonunda çim biçme gibi faaliyetlerden de kaçınılması gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>YANLIŞ KLİMA KULLANIMI RİSKE YOL AÇABİLİR</strong></p>

<p>Klima kullanımının sıcak havalarda konfor sağladığını ancak yanlış kullanımın astımı tetikleyebileceğini ifade eden Dr. Bari, düzenli temizlenmeyen klima filtrelerinde biriken toz ve küflerin alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini söyledi. Klimanın ortamı aşırı soğutmaması gerektiğini belirten Bari, ideal sıcaklığın yaklaşık 22-24 derece arasında tutulmasını ve filtrelerin düzenli temizlenmesini önerdi.</p>

<p><strong>MANGAL DUMANI, KÜF VE NEMDEN UZAK DURUN</strong></p>

<p>Yaz aylarında tercih edilen piknik alanlarında bulunan mangal dumanı, egzoz gazları, nemli bölgelerdeki küf ve mantarların da astımı tetikleyebileceği uyarısı yapıldı.</p>

<p>Uzmanlar, astımlı çocukların sigara, mangal ve egzoz dumanından uzak tutulmasını, rutubetli ve güneş almayan alanlar yerine kuru ve hava akımı olan bölgelerin tercih edilmesini önerdi.</p>

<p><img height="610" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/07/12/1783664483-dr-mran-bar-1783864479-387-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Sporun astımlı çocuklar için faydalı olduğunu ancak aşırı yoğun aktivitelerin risk oluşturabileceğini belirten Dr. İmran Bari, yoğun egzersiz sırasında ağızdan solunum yapılmasının bronşlarda kuruluk ve daralmaya neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Sporun sabah erken veya akşam saatlerinde yapılması, egzersiz öncesinde ısınmaya zaman ayrılması ve gerekli ilaçların ihmal edilmemesi gerektiği belirtildi.</p>

<p><strong>VİRÜS VE BAKTERİLERE KARŞI HİJYEN ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Yaz aylarında seyahatler ve kalabalık ortamların enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Dr. Bari, virüs ve bakterilerin astımlı çocuklarda hava yolu hassasiyetini artırarak nefes darlığına yol açabileceğini söyledi.</p>

<p>Ailelere el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişilerle yakın teması azaltmaları, gerekli durumlarda maske kullanmaları ve çocukların aşılarını düzenli yaptırmaları önerildi.</p>

<p><strong>NEM ORANI VE KAPALI HAVUZLARA DİKKAT</strong></p>

<p>Yüksek nem oranının astımlı çocuklarda nefes almayı zorlaştırabileceğini belirten uzmanlar, evlerde ideal nem oranının yüzde 40-50 arasında tutulmasını önerdi. Kapalı havuzlarda kullanılan klorun bazı çocuklarda astım atağını tetikleyebileceği belirtilirken, yoğun klor kokusu bulunan, yeterince havalandırılmayan ve kalabalık havuzlardan kaçınılması gerektiği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. İmran Bari, çevresel faktörlere karşı önlem alındığında ve tedavi düzenli sürdürüldüğünde astımlı çocukların da sağlıklı ve keyifli bir yaz mevsimi geçirebileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 19:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/07/yaz-aylarinin-gizli-astim-tehlikeleri-polen-klor-nem-mangal-dumanina-karsi-dikkat.webp" type="image/jpeg" length="12353"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı terleme hastalık habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak hava veya fiziksel aktiviteyle açıklanamayan yoğun terleme; diyabet, tiroit hastalıkları ve hormonal değişimler gibi farklı nedenlere bağlı gelişebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">İSTANBUL (İGFA) -</font></font></strong><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"> Terleme, sıcaklığın korunması için gerçekleştirilen doğal bir mekanizma olarak bilinirken, aşırı titreşim günlük bazı titreşim yaşam ve sosyal yaşamdaki bozulmayı bozacak boyutlara ulaşabiliyor.</font></font></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">Uzmanlara göre aşırı salınım, parçanın ısı düzenlemesi için ihtiyaç duyduğundan daha fazla ter üretmesiyle ortaya çıkıyor. Ter bezlerinin herhangi bir sıcak ortamda, egzersiz veya belirgin bir neden olmaksızın aşırı çalışma durumunda, kişilerin kıyafetini değiştirebilmesi kalabiliyor, günlük aktivitelerde zorluk yaşayabiliyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">Aşırı dalgalanmanın en sık görülen bölgeleri arasında avuç içleri, ayak tabanları, koltuk altları ve yüz bölgesi yer alıyor.</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">PEK ÇOK FARKLI NEDENİ OLABİLİR</font></font></strong></p>

<p><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">Aşırı terleme; genetik yatkınlık, gidiş, diyabet, tiroit hastalıkları, obezite, kalp tedavisi gibi sağlık sorunlarının yanı sıra menopoz ve hamilelik gibi hormonal değişimlere bağlı olarak da gelişebiliyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">Hastalıkla değişmeyen primer sistemin kırılması ise genellikle stres, egzersiz, sıcaklık artışı ve genetik faktörlerle tetiklenebilmektedir. Sekonder aşırı ısınma olarak parçalanır ve başka bir sağlık sorununa bağlı olarak değişime uğrarsa diyabet, tiroit bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları, alkol kullanımı, solunum ve kalp terapisi gibi nedenler araştırılıyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">Aşırı dalgalanma belirtileri yaşa göre değişiklik gösterebiliyor. Ciltte sürekli nem hissi, kıyafetlerde ter izleri, vücut kokusunda aşınma, cilt tahrişi ve aşınmaya karşı sık görülen belirtiler arasında bulunur.</font></font></p>

<p><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">Çocuklarda aşırı titreme; yazı yazarken kağıdın islenmesi, bilgisayar klavyelerinin kullanımı zorlanma veya enstrüman çalmada zorluk gibi işlevsel problemlere neden olabilirken, çocuklarda daha çok sosyal yaşamı değiştirebilir. Bazı kişilerin gevşemesinden kaçınabiliyor veya sosyal değişimler hissedebiliyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">İleri vakalarda veya silindikten kısa bir süre sonra yeniden yoğun sızıntı görülebilirken, nadiren ciltte renk değişimi ve pullanma gibi dermatolojik bulgular da ortaya çıkabiliyor.</font></font></p>

<p><strong><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">TANI VE TEDAVİDE NEDEN ARAŞTIRILIYOR</font></font></strong></p>

<p><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">Aşırı akıntı şikayeti olan kişinin öncelikle dahiliye veya dermatoloji prosedürlerine başvurması öneriliyor. Gerekli olan endokrinoloji, nöroloji veya ilgili diğer branşlardan destek alınabiliyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">Tanının en büyük öyküsü ve fizik muayene ile sunulurken; kan testleri, tiroit kapasitesi, kan şekeri ölçümleri ve hormonal incelemelerle birlikte mevcut durumda sağlanıyor.</font></font></p>

<p><font dir="auto" style="vertical-align:inherit"><font dir="auto" style="vertical-align:inherit">İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meral Maralcan, aşırı dalgalanmanın diğer türüne, yaralanmaya, etkilenen bölgeye ve bölgede yatan nedene göre kişiye özel planlandığını söyledi. Maralcan, aşırı ısınmanın yalnızca bir konfor problemi olmadığını, bazı sıcaklıklarda farklı sağlık sorunlarının belirtip göstermediğini, yaşam alanlarında yoğun ısınma şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</font></font></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 18:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/07/asiri-terleme-hastalik-habercisi-olabilir.webp" type="image/jpeg" length="39116"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı Tuz Tüketimi Böbrekleri Sessizce Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/asiri-tuz-tuketimi-bobrekleri-sessizce-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/asiri-tuz-tuketimi-bobrekleri-sessizce-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tuz, yaşam için vazgeçilmez olsa da ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde başta böbrekler olmak üzere kalp, damar sistemi ve birçok organ üzerinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tuz, yaşam için vazgeçilmez olsa da ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde başta böbrekler olmak üzere kalp, damar sistemi ve birçok organ üzerinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Prof. Dr. Murathan Uyar, özellikle Türkiye'de önerilen miktarın oldukça üzerinde tuz tüketildiğine dikkat çekerek, küçük alışkanlık değişikliklerinin uzun vadede büyük sağlık kazanımları sağlayabileceğini vurguladı.</p>

<p>Tuz: Soframızdaki Sessiz Dost mu, Gizli Düşman mı?</p>

<p>Sabaha zeytin ve peynirle başlıyoruz, öğlen bir dilim ekmekle yemeğimizi tamamlıyor, akşam da çoğu zaman farkında bile olmadan tuz tüketmeye devam ediyoruz. Üstelik yemek daha ağzımıza gitmeden elimiz tuzluğa uzanıyor. Oysa bu küçük beyaz kristaller, yaşam için vazgeçilmez olduğu kadar, fazla tüketildiğinde sağlığımızı sessizce tehdit eden en önemli etkenlerden biridir.</p>

<p>Tuz, yaklaşık %40 sodyum ve %60 klorürden oluşur. Vücudumuz için gerekli olan aslında sodyumdur. Sinir hücreleri onun sayesinde haberleşir, kaslarımız onun sayesinde kasılır, kalbimiz düzenli çalışır ve hücrelerimizdeki su dengesi korunur. Kısacası sodyum olmadan yaşam mümkün değildir.</p>

<p>Ancak doğa bize ihtiyaç duyduğumuz sodyumu zaten sunuyor. Sebzelerde, süt ürünlerinde, etlerde ve birçok doğal besinde yeterli miktarda bulunuyor. Sorun, ihtiyacımızdan çok daha fazlasını tüketmeye başlamamızla ortaya çıkıyor.</p>

<p>İnsanlık tarihinin büyük bölümünde insanlar günde 1 gramdan bile az tuz tüketiyordu. Besinler doğal hâlleriyle yeniyor, hazır gıdalar ise henüz hayatımıza girmemişti. Günümüzde ise işlenmiş gıdalar, fast-food ürünleri, hazır soslar, atıştırmalıklar ve ekmek sayesinde çoğu kişi farkında olmadan önerilen miktarın birkaç katı tuz alıyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, günlük tuz tüketiminin 5 gramı, yani yaklaşık bir silme çay kaşığını geçmemesini öneriyor. Ne yazık ki Türkiye'de yapılan çalışmalar ortalama tüketimin bunun yaklaşık üç katına ulaştığını gösteriyor.</p>

<p>Peki fazla tuz vücudumuza ne yapıyor?</p>

<p>İlk hedef damarlarımız oluyor. Kandaki sodyum arttıkça vücut daha fazla su tutuyor. Damarların içindeki sıvı miktarı yükseliyor ve bunun sonucu olarak tansiyon artıyor. Yüksek tansiyon ise yıllarca hiçbir belirti vermeden kalbi, beyni, böbrekleri ve damarları yıpratıyor. Bu nedenle hipertansiyona boşuna "sessiz katil" denmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak tuzun zararları sadece tansiyonla sınırlı değil. Bilimsel çalışmalar, aşırı tuz tüketiminin böbrek hastalıklarının ilerlemesini hızlandırabileceğini, böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırabileceğini, kemiklerden kalsiyum kaybını artırabileceğini ve mide kanseri riskini yükseltebileceğini gösteriyor. Kalp kasında kalınlaşma ve damar sertliği üzerinde de olumsuz etkileri olduğu artık iyi biliniyor.</p>

<p>Pek çok kişi "Ben yemeklere fazla tuz atmıyorum." diyerek kendini güvende hissediyor. Oysa aldığımız tuzun önemli bir bölümü tuzluktan değil, mutfaktan ve market raflarından geliyor. Ekmek, peynir, zeytin, turşu, sucuk, salam, hazır çorbalar, paketli atıştırmalıklar ve soslar gün boyunca fark ettirmeden soframıza ciddi miktarda tuz taşıyor.<br />
<br />
<img alt="prof-dr-murathanuyar" src="https://aydinsescom.teimg.com/aydinses-com/uploads/2026/07/prof-dr-murathan-uyar.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Son yıllarda Himalaya tuzu, kaya tuzu, deniz tuzu veya çeşitli "doğal" tuzlar oldukça popüler hâle geldi. Oysa isimleri farklı olsa da büyük ölçüde aynı maddeden, yani sodyum klorürden oluşurlar. İçerdikleri eser miktardaki mineraller, fazla tüketilmelerini haklı çıkaracak düzeyde bir sağlık avantajı sağlamaz. Başka bir deyişle, hangi tuzu seçerseniz seçin, fazlası yine fazladır.</p>

<p>İyi haber şu ki küçük değişiklikler büyük kazanımlar sağlayabilir. Sofraya tuzluk koymamak, yemeğin tadına bakmadan tuz eklememek, paketli gıdaları daha az tüketmek ve yemeklere lezzet katmak için limon, sarımsak veya baharatlardan yararlanmak, günlük tuz tüketimini belirgin şekilde azaltabilir.</p>

<p>Tuz ne tamamen dosttur ne de tamamen düşman… Doğru miktarda tüketildiğinde yaşam için vazgeçilmezdir; ancak fazlası yıllar içinde sessizce kalbimizi, damarlarımızı ve böbreklerimizi yorar.</p>

<p>Belki de bugün yapabileceğimiz en basit ama en etkili sağlık yatırımı, sofradaki tuzluğu bir adım uzağa koymaktır.</p>

<p>Unutmayın; sağlık bazen büyük değişimlerle değil, küçük alışkanlıklarla korunur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/asiri-tuz-tuketimi-bobrekleri-sessizce-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/07/asiri-tuz-tuketimi-3.jpeg" type="image/jpeg" length="92315"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nca yönetmeliği yayımlandı... Esenlik merkezlerine yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın hazırladığı 'Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği' Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle esenlik merkezleri ve ünitelerinin açılış, ruhsatlandırma, personel, hizmet standartları ve denetimine ilişkin kurallar ilk kez kapsamlı şekilde düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANKARA (İGFA) - </strong>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Esenlik Hizmetleri Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeyle, bireylerin sağlıklı yaşam alışkanlıklarını desteklemeye yönelik hizmet sunacak esenlik merkezleri ve ünitelerinin çalışma esasları netleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni yönetmelikle birlikte, Türkiye'de hızla yaygınlaşan esenlik ve sağlıklı yaşam merkezlerinin faaliyetleri ilk kez kapsamlı bir mevzuat çerçevesine kavuşturulmuş oldu.</p>

<p>Yönetmeliğe göre esenlik merkezlerinde tedavi amacı taşımayan, sağlıklı yaşamı destekleyen çok sayıda hizmet sunulabilecek. Bunlar arasında fizyoterapi, ergoterapi, dil ve konuşma terapisi, psikolojik destek, beslenme danışmanlığı, meditasyon, rehabilitasyon, hidroterapi, balneoterapi, tuz terapisi (haloterapi), güneş terapisi, uyku sağlığı hizmetleri, sanat terapileri, egzersiz programları ile Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamaları yer alacak.</p>

<p><strong>RUHSAT ZORUNLULUĞU GETİRİLDİ</strong></p>

<p>Yönetmelikle, esenlik merkezi veya ünitesi açacak gerçek ve tüzel kişilerin İl Sağlık Müdürlüklerinden ruhsat alması zorunlu hale getirildi. Ruhsat alan merkezlerin en geç 6 ay içinde faaliyete başlaması gerekecek. Bu süre içinde hizmet vermeyen merkezlerin ruhsatları iptal edilecek.</p>

<p>Yeni düzenlemeye göre; müstakil esenlik merkezlerinin en az 500 metrekare kapalı alana sahip olması, esenlik ünitelerinin ise en az 300 metrekare kapalı alanda ve müstakil girişe sahip olarak faaliyet göstermesi gerekecek. Konaklama tesisleri, spor kulüpleri ile yaşlı ve engelli bakım merkezleri de gerekli izinleri almak şartıyla bünyelerinde esenlik merkezi veya ünitesi açabilecek.</p>

<p>Her merkez ve ünitede bir mesul müdür görevlendirilmesi zorunlu olacak. Ayrıca tüm merkezlerde acil müdahale odası bulunacak ve olası acil durumlarda sevk yapılabilmesi için bir hastane veya uygun sağlık kuruluşuyla iş birliği yapılması gerekecek.</p>

<p><strong>ÜRÜN SATIŞI YASAKLANDI</strong></p>

<p>Yönetmelik kapsamında dikkat çeken düzenlemelerden biri de merkezlerde herhangi bir ürün satışının yasaklanması oldu. Ayrıca ruhsat almadan faaliyet gösterilemeyecek, hizmetler merkez dışına taşınamayacak ve kişi mahremiyeti ile kişisel sağlık verilerinin korunmasına ilişkin hükümler titizlikle uygulanacak.</p>

<p>Merkezlerde sunulan tüm hizmetler elektronik ortamda kayıt altına alınacak ve kişisel sağlık verileri ilgili mevzuat çerçevesinde Sağlık Bakanlığı'nın merkezi sağlık veri sistemine aktarılacak.</p>

<p>Yönetmeliğe aykırı faaliyet gösteren merkezlere idari yaptırımlar uygulanacak. Denetimlerde sağlık ve güvenliği tehlikeye düşüren durumların tespit edilmesi halinde merkezin faaliyeti eksiklik giderilinceye kadar durdurulabilecek. Gerçeğe aykırı belge sunulması veya yanıltıcı bilgi verilmesi durumunda ise ruhsat iptal edilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/07/saglik-bakanliginca-yonetmeligi-yayimlandi-esenlik-merkezlerine-yeni-donem.webp" type="image/jpeg" length="66838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat... Kalitesiz güneş gözlüğü katarakt riskini artırabiliyor!]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/kalitesiz-gunes-gozlugu-katarakt-riskini-artirabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/kalitesiz-gunes-gozlugu-katarakt-riskini-artirabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 27 Haziran Dünya Güneş Gözlüğü Günü'nde; göz sağlığı için UV400 korumalı, CE işaretli ve güvenilir noktalardan alınan gözlüklerin önemini vurgulayarak mevsimsel cam kategorilerine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Dünya Güneş Gözlüğü Günü dolayısıyla güneş gözlüğü seçimi konusunu değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, güneşin zararlı ışınları göz sağlığını tehdit ettiğini kaydetti.</p>

<p>Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımının arttığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 'Ancak birçok kişi güneş gözlüğünü yalnızca bir moda aksesuarı olarak görüyor. Oysa güneş gözlüğü, gözleri güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarından koruyan önemli bir sağlık gerecidir. Güneşten gelen UV ışınları yalnızca cildimizi değil, gözlerimizi de etkiler. Uzun süre korunmasız şekilde UV ışınlarına maruz kalmak; katarakt, kornea hasarları, göz yüzeyi hastalıkları ve sarı nokta hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarının gelişme riskini artırabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü kullanımı estetik bir tercih değil, göz sağlığını korumaya yönelik bir gerekliliktir.' dedi.</p>

<p><strong>GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</strong></p>

<p>Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Dr. Özdemir, 'Tüketicilerin dikkat etmesi gereken ilk ve en önemli özellik, gözlüğün UV koruma özelliğine sahip olmasıdır. Camın koyu renkli olması tek başına koruma sağladığı anlamına gelmez. Bir güneş gözlüğünün ne kadar koyu olduğu değil, UV ışınlarını ne ölçüde engellediği önemlidir. Bu nedenle satın alınacak ürünün UV400 koruma özelliğine sahip olması gerekmektedir. UV400 ibaresi, gözlüğün 400 nanometreye kadar olan UVA ve UVB ışınlarının büyük bölümünü engelleyebildiğini gösterir. Ayrıca ürün üzerinde CE işaretinin bulunması ve güneş gözlükleri için geçerli olan EN ISO 12312-1 standardına uygun olması önemlidir. Bu standart, güneş gözlüklerinin güvenlik ve performans kriterlerini belirlemektedir.' diye konuştu.</p>

<p><img height="599" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/28/1782543236-naz-es-n-ba-kan-zdem-r-002-1782639042-412-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>KOYU CAM HER ZAMAN DAHA FAZLA KORUMA SAĞLAMIYOR</strong></p>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlışlardan birinin de koyu renkli camların gözleri daha iyi koruduğunu düşünmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 'Oysa UV filtresi bulunmayan koyu camlar, bazı durumlarda hiç gözlük kullanmamaktan daha zararlı olabilir. Koyu cam nedeniyle göz bebeği büyür ve göz içerisine daha fazla ışık girer. Eğer cam yeterli UV korumasına sahip değilse, kişi gözlerini koruduğunu düşünürken daha fazla zararlı ışına maruz kalabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü seçerken sadece camın renginin koyuluğuna değil, UV koruma özelliğine odaklanılmalıdır' diye konuştu.</p>

<p>Güneş gözlüğü seçiminde mevsimsel koşulların da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Dr. Özdemir, camların ışık geçirgenliklerine göre kategori 0'dan kategori 4'e kadar sınıflandırıldığını söyledi ve 'Kategori 0 ve 1 camlar düşük ışık koşullarında kullanılırken, kategori 2 orta ışık koşullarında ve kategori 3 camlar yoğun güneş ışığında günlük kullanım için en uygun seçeneklerdir. Kategori 4 camlar ise yüksek dağlık bölgeler, kar yansımalarının yoğun olduğu alanlar ve çok güçlü güneş ışığına maruz kalınan ortamlar için tasarlanmıştır.' şeklinde konuştu.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, günlük kullanımda en yaygın olarak kategori 2 ve kategori 3 camların tercih edildiğini ifade etti. Kategori 4 camların görünür ışığın yaklaşık yüzde 95'ini engelleyebildiğini belirten Dr. Özdemir, 'Kategori 4 camlar görünür ışığın yaklaşık yüzde 95'ini engelleyebildiğinden araç kullanımı sırasında tercih edilmemelidir. Bu camlar sürücünün görüşünü olumsuz etkileyebilir ve trafik güvenliği açısından risk oluşturabilir.' dedi.</p>

<p>Güneş gözlüğü seçiminde yalnızca cam kalitesinin değil, çerçeve yapısının da önemli olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 'Gözlüğün yüz yapısına uygun olması, buruna rahat oturması ve göz çevresini mümkün olduğunca kapatması gerekir. Büyük çerçeveli gözlükler, güneş ışınlarının üstten, alttan ve yanlardan göze ulaşmasını azaltır. Özellikle bombeli tasarıma sahip gözlükler yanlardan gelen ışınlara karşı ilave koruma sağlayabilir. Bu nedenle güneş gözlüğü seçerken yalnızca görünüşüne değil, göz çevresini ne ölçüde koruduğuna da dikkat edilmelidir.' diye konuştu.</p>

<p><strong>GÜNEŞ GÖZLÜĞÜ GÜVENİLİR SATIŞ NOKTALARINDAN ALINMALI</strong></p>

<p>Günümüzde güneş gözlüklerinin marketlerden internet sitelerine kadar pek çok farklı noktada satılabildiğini hatırlatan Dr. Özdemir, 'Güneş gözlükleri günümüzde tıbbi cihaz kapsamında değerlendirilmemekte, koruyucu ürün kategorisinde yer almaktadır. Bu nedenle marketlerde, benzin istasyonlarında, tekstil mağazalarında, internet sitelerinde ve seyyar satış noktalarında dahi satılabilmektedir. Ancak göz sağlığını doğrudan etkileyen bir ürünün yalnızca görünüşüne veya fiyatına bakılarak satın alınması doğru değildir. Optisyenlik müesseseleri İl Sağlık Müdürlükleri ve ilgili kamu kurumları tarafından düzenli olarak denetlenmektedir. Buna karşın farklı satış noktalarında satılan güneş gözlüklerinin UV koruma özelliklerinin doğrulanması mümkün değildir. Bu nedenle tüketicilerin güneş gözlüğü satın alırken güvenilir satış noktalarını tercih etmeleri ve ürünün teknik özelliklerini sorgulamaları büyük önem taşımaktadır.' ifadesinde bulundu.</p>

<p>Yeterli UV korumasına sahip olmayan güneş gözlüklerinin uzun süre kullanımının önemli riskler taşıdığına dikkat çeken Dr. Özdemir, 'Yeterli UV korumasına sahip olmayan güneş gözlüklerinin uzun süre kullanılması; katarakt gelişim riskinin artmasına, kornea hasarlarına, göz yüzeyinde tahriş ve hassasiyete, sarı nokta bölgesinde hasara ve görme kalitesinde bozulmalara neden olabilir. Özellikle çocuklar, açık havada çalışan bireyler ve güneşe uzun süre maruz kalan kişiler risk altındaki gruplar arasında yer almaktadır.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ÇOCUKLARIN GÖZLERİ DAHA FAZLA KORUNMALI</strong></p>

<p>Çocukların göz yapılarının yetişkinlere göre UV ışınlarına karşı daha hassas olduğunu vurgulayan Dr. Özdemir, 'Çocukların göz merceğinin daha geçirgen olması nedeniyle zararlı UV ışınları gözün daha derin yapılarına ulaşabilmektedir. Bu nedenle çocuklarda güneş gözlüğü kullanımı ihmal edilmemelidir. Çocuklar için seçilecek güneş gözlüklerinde UV400 koruması, CE işareti, kırılmaya dayanıklı malzeme kullanımı ve yüz yapısına uygunluk mutlaka dikkate alınmalıdır.' diye konuştu.</p>

<p>Güneş gözlüğünün bir moda ürünü olmanın çok ötesinde, göz sağlığını koruyan önemli bir yardımcı olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Naz Esin Başkan Özdemir, 'Tüketicilerin yalnızca fiyatına, markasına veya görünümüne göre değil; UV korumasına, standartlara uygunluğuna ve satın aldıkları satış noktasının güvenilirliğine göre seçim yapmaları gerekir. Unutulmamalıdır ki doğru seçilmiş bir güneş gözlüğü yalnızca daha konforlu bir görüş sağlamakla kalmaz, aynı zamanda göz sağlığının korunmasına da önemli katkı sunar.' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/kalitesiz-gunes-gozlugu-katarakt-riskini-artirabiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/06/kalitesiz-gunes-gozlugu-katarakt-riskini-artirabiliyor.webp" type="image/jpeg" length="49319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pankreas kanserinde yeni tedavi yaşamı iki katına çıkarıyor]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ASCO Yıllık Kongresi 2026'de sunulan çalışmada, daraxonrasib adlı yeni ilacın metastatik pankreas kanserinde yaşam süresini kemoterapiye kıyasla yaklaşık iki katına çıkardığı ve ölüm riskini yüzde 60 azalttığı açıklandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>ABD'nin Chicago kentinde düzenlenen ASCO Yıllık Kongresi 2026'nde paylaşılan klinik çalışma, pankreas kanseri tedavisinde önemli bir gelişmeye işaret etti.</p>

<p>Çalışmada, KRAS ve benzeri RAS mutasyonlarını hedefleyen daraxonrasib adlı yeni ilaç, standart kemoterapi ile karşılaştırıldı. Yaklaşık 500 metastatik pankreas kanseri hastasının dahil edildiği araştırmada, daha önce en az bir tedavi almış hastalar değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://www.medicaldunya.com/images/upload/Ekran_Resmi_2026-06-08_08.23.28.png" /></p>

<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım,  daraxonrasib kullanan hastalarda ortalama yaşam süresinin 13,2 ay, kemoterapi alanlarda ise 6,7 ay olarak ölçüldüğünü belirtti. Çalışmada ayrıca yeni ilacın ölüm riskini yaklaşık yüzde 60 oranında azalttığı kaydedildi.</p>

<p>Pankreas kanserlerinin yüzde 90'ından fazlasında görülen RAS mutasyonları, yıllardır bilim insanlarının hedefinde olmasına rağmen etkili şekilde kontrol altına alınamadığını ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, 'Çünkü bu mutasyonların yapısı nedeniyle uzun yıllar boyunca 'hedeflenemez' olduğu düşünülüyordu. RASolute 302 çalışmasında değerlendirilen daraxonrasib ise tüm RAS mutasyonlarını hedefleyebilen ilk ilaçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu yeni ilaç, kanser hücrelerinin büyüme sinyallerini baskılamayı amaçlıyor' dedi.</p>

<p>Elde edilen sonuçların her hasta için kesin bir tedavi anlamına gelmediğini ancak özellikle genetik özelliklere göre kişiselleştirilmiş tedavilerin önünü açabileceğini belirten Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, kanserde genetik testlerin önemine dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 18:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/06/pankreas.png" type="image/jpeg" length="53978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uykusuzluğa karşı 5 etkili önlem]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, horlama ve uyku apnesi gibi burun ve boğaz kaynaklı sorunların kaliteli uykuyu engelleyebileceğini ve ciddi sağlık riskleri doğurabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Modern yaşamın getirdiği stres, kaygı ve ekran kullanımının artmasıyla birlikte uyku problemleri giderek yaygınlaşıyor. Ancak uzmanlar, uykusuzluğun yalnızca psikolojik nedenlerle değil, kulak burun boğaz kaynaklı sağlık sorunlarıyla da ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar, 'Sabah yorgun uyanıyorum, gece sık sık uyanıyorum veya hiç uyumamış gibi hissediyorum' diyen kişilerin mutlaka KBB uzmanına başvurması gerektiğini belirtti. Tatlıpınar, horlama, burun tıkanıklığı, geniz eti, bademcik büyümesi ve uyku sırasında nefes durması gibi durumların uyku kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü ifade etti. Özellikle 'uyku apnesi'ne dikkat çeken Tatlıpınar, bu hastalıkta kişinin gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabildiğini söyledi. Uyku apnesinin; sabah yorgunluğu, gün içinde uyuklama, dikkat dağınıklığı ve unutkanlık gibi sorunlara yol açabileceğini aktardı.</p>

<p><img height="945" src="https://www.igfhaber.com/static/2026/06/01/1780293702-prof-dr-arzu-tatl-p-nar-1780326246-852-x750.jpeg" width="750" /></p>

<p>Burun eğriliği, alerjik tıkanıklık ve damak yapısındaki sorunların hava yolunu daraltarak uyku sırasında nefes almayı zorlaştırabildiği belirtilirken, tedavi edilmeyen uyku apnesinin yüksek tansiyon, kalp hastalıkları, diyabet, depresyon ve felç riskini artırabileceği vurgulandı.</p>

<p>Çocuklarda da görülebilen uyku bozukluklarının geniz eti ve bademcik büyümesine bağlı olarak horlama, ağız açık uyuma ve huzursuz uykuya yol açabileceği ifade edildi. Uzmanlar, bu durumun dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü gibi sorunlara neden olabileceğini belirterek aileleri uyardı.</p>

<p><strong>UYKUSUZLUĞA KARŞI 5 ETKİLİ ÖNLEM!</strong></p>

<p>Prof. Dr. Arzu Tatlıpınar sağlıklı, kaliteli ve yeterli uykunun hem ruhsal hem de fiziksel açıdan son derece önemli olduğunu vurgulayarak, uykusuzluğa karşı 5 etkili önlemi şöyle sıralıyor;</p>

<ul>
 <li>Sabah yorgun uyanıyor, gün içinde uyukluyorsanız mutlaka sağlık kontrolünüzü yaptırın.</li>
 <li>Burun tıkanıklığı, ağız açık uyuma, geniz eti, bademcik ve burun eğriliği şikayetlerini önemseyin ve mutlaka tedavi olun.</li>
 <li>Yatmadan önce telefon, tablet ve televizyon kullanımını azaltın.</li>
 <li>Her gün aynı saatlerde uyuyup uyanmaya özen gösterin.</li>
 <li>Akşam saatlerinde kahve, çay ve ağır yemek tüketiminden kaçının.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/06/uykusuzluk-modern-cagin-yayginlasan-sorunu-uykusuzluga-karsi-5-etkili-onlem.webp" type="image/jpeg" length="22596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülleri Verildi]]></title>
      <link>https://www.aydinses.com/akif-manaf-saglik-ve-baris-odulleri-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.aydinses.com/akif-manaf-saglik-ve-baris-odulleri-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı Yaşam Vakfı, bireylerin ve toplumun daha sağlıklı, mutlu ve barış içinde yaşamasını hedefleyen önemli bir sivil toplum kuruluşu olarak faaliyetlerini sürdürüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Topluma sürdürülebilir ve sağlıklı bir yaşam anlayışı kazandırmak amacıyla kurulan Sağlıklı Yaşam Vakfı, bireylerin ve toplumun daha sağlıklı, mutlu ve barış içinde yaşamasını hedefleyen önemli bir sivil toplum kuruluşu olarak faaliyetlerini sürdürüyor.<br />
Vakfın amaçları arasında; başta kadınlar ve engelliler olmak üzere toplumun tüm kesimlerine daha kaliteli ve sürdürülebilir bir yaşam sunmaya yönelik faaliyetlerde bulunmak, bu doğrultuda araştırmalar yapmak, köy projeleri geliştirmek ve uygulamak, sağlıklı yaşam ve spor programları oluşturmak ile sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamak yer alıyor.<br />
Sağlıklı Yaşam Vakfı'nın temel faaliyet alanlarından biri de çevre bilincinin artırılması ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakılması amacıyla çeşitli çalışmalar ve etkinlikler düzenlemek olarak öne çıkıyor.<br />
Vakfın en önemli projelerinden birini, her insanın sağlıklı bir yaşamı hak ettiği anlayışından hareketle "Barış İçinde Sağlıklı Yaşam Köyü" projelerinin hayata geçirilmesi oluşturuyor.<br />
<strong>Akademisyen ve Doktorlar Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülleri'ne Layık Görüldü</strong><br />
Bu amaç ve hedefler doğrultusunda Sağlıklı Yaşam Vakfı, bireylerin ve toplumun sürdürülebilir, sağlıklı ve barış içinde bir yaşam sürmesine katkıda bulunan kişi, kurum ve kuruluşlara “Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü” verilmesini kararlaştırdı.<br />
Bu kapsamda, 31 Mayıs tarihinde sağlık bilincinin ve evrensel barış değerlerinin gelişmesine ve sürdürülebilir, sağlıklı ve barış içinde bir yaşamın tesis edilmesine yönelik özverili ve örnek çalışmaları nedeniyle ödüle layık görülen akademisyen ve doktorlara ödülleri, <strong>Sağlıklı Yaşam Vakfı Başkanı Sayın Akif Manaf tarafından takdim edildi.</strong><br />
Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülü'ne layık görülen isimler Prof. Dr. Arif Ruhi Özyürek, Doç. Dr. Cemal Murat Özkut, Doç. Dr. Eylem Bal, Öğr. Gör. Sema İslim Utandı, Dr. Ahmet Alperen Damar ve Dr. Aylin Pınar Ertaş oldu.<br />
<strong>Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülleri Verilmeye Devam Edecek</strong><br />
Edinilen bilgilere göre, Akif Manaf Sağlık ve Barış Ödülleri'nin sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilmesi ve ilerleyen dönemlerde de sağlık ve barış alanlarında özverili çalışmalar yürüten kişi ve kurumlara verilmesi planlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.aydinses.com/akif-manaf-saglik-ve-baris-odulleri-verildi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 17:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://aydinsescom.teimg.com/crop/1280x720/aydinses-com/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-06-173009.png" type="image/jpeg" length="39108"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
