banner314

banner325

Son Dakika

Mor Çatı'dan Kadına ve Sağlıkta Şiddet'e karşı Yasa Düzenleme notu

Kadına Karşı Şiddet ve Sağlıkta Şiddetle Mücadele Kapsamında Yapılması Öngörülen Değişiklikler Hakkında Kanun Teklifi’ne dair Mor Çatı Bilgi Notu

GÜNDEM 21.03.2022, 08:57 Murat Aydın
Mor Çatı'dan Kadına ve Sağlıkta Şiddet'e karşı Yasa Düzenleme notu

Son zamanlarda kadına karşı şiddetin yoğun bir şekilde artamsının ardından iktidarın  yeni yasal düzenlemeler yapacağını duyurması Sivil toplum kuruluşlarını da harekete geçirdi. Kadına yönelik şiddetle mücadele etmek amacıyla feministler tarafından 1990'da kurulan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, 16 Mart 2022’de TBMM Başkanlığına sunulan teklif le ilgili açıklama yaptı:  Morçatı Vakfı'ndan yapılan açıklama şöyle:

KAMUOYUNU YATIŞTIRMAK İÇİN GÖSTERMELİK BİR ÇÖZÜM

16 Mart 2022’de TBMM Başkanlığına sunulan teklif, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında değişiklikler içeriyor.  Bir kez daha ne kanun teklifinin yazım sürecinde ne de taslak hazırlandığında alanda uzman kadın örgütlerinden görüş alınmayan tepeden inme bir karar alma yöntemi ile karşı karşıyayız. Bu alanda atılması gereken her adımda, devletin mutlaka alanda yıllardır kadınlarla dayanışma kurarak deneyim biriktiren ve mücadele yürüten örgütleri de dahil etmesi gerekiyor. Fakat bu gereklilik, devlet tarafından görmezden gelinip yok sayılıyor. Yönteminden başlayarak sorunlu bulduğumuz bu yasa teklifinin kadına yönelik şiddetle mücadeleyi ceza kanuna indirgeyerek şiddet ve kadın cinayetlerine tepkili kamuoyunu yatıştırmak için göstermelik bir çözüm sunduğunu düşünüyoruz. 

Mor Çatı olarak, alanda sahip olduğumuz deneyim ve kadınlardan edindiğimiz bilgi ışığında değerlendirip baktığımızda, bu tasarıyla devletin şiddetle mücadelede toplumsal cinsiyet eşitliğini tesis edecek önleyici ve bütüncül politika üretme yükümlülüğünü görmezden gelerek çözümü yalnızca ceza hukukuna havale ettiğini görüyoruz.

TEKLİFTE SUNULAN CEZA TEKLİFLERİ CAYDIRICI DEĞİL

Teklifte ısrarlı takip suçu için öngörülen 6 aydan 2 yıla ve nitelikli halinde 1 yıldan 3 yıla olarak belirlenen hapis cezaları caydırıcı nitelikte değil. Uygulamada ertelemeye tabi olan bu süreler failin cezaevine bile girmemesini ve cezasızlığın devam etmesini getiriyor. Kağıt üstünde olan bir yasal düzenleme uygulamada etkili bir çözüm sunmaktan uzak görünüyor.

Teklifte sunulan takdiri indirim nedenlerinin sınırlandırılması önerisi ise hakimlerin kadın düşmanı ve patriyarkal yaklaşımına dayalı uygulamalarına dair bir çözüm getirmiyor. Feministler olarak yıllardır kadın cinayetleri davalarını takip ediyoruz ve duruşma salonlarında hakimlerin cinsiyetçi kararlarlarına, “erkeklik indirimi” olarak adlandırdığımız haksız tahrik indirimini verdiklerine şahit oluyoruz. Bu kararların gerekçesi kadınların yemek yapmamasından cilveli saat sormasına, kocasını aldatmasından “kadınlık görevlerini” yerine getirmemesine kadar varabiliyor. Hakimler kadınların kendilerinden beklenen toplumsal cinsiyet rollerine uymamalarını öldürülmelerini meşru kılacak bir sebep olarak algılıyor.

TEKLİFTE KADINA ŞİDDETİN AÇIK BİR TANIMI BULUNMUYOR

En son Hatice Kaçmaz’ı öldüren fail erkeğe Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından verilen failin cinayeti “tasarlayarak” değil, kadının kendisini reddetmesi nedeniyle “duygusal çöküntü ve anlık hiddetle işlediği”ne yönelik karar bize yargının her aşamasında esas olarak erkeklerle dayanışma içinde olan patriyarkal zihniyetin var olduğunu tekrar gösterdi. Bunun çözümü olabilecek meslek içi eğitimler İstanbul Sözleşmesi’nde yükümlülük olarak getirilmiş olmasına rağmen Sözleşme’den çıkan devlet bu önleyici mücadele yöntemini uygulamadan Ceza Hukuku’nda yasal değişiklikler yaparak çözüm getirdiğini söylüyor. Teklifte kadına yönelik şiddet ifadesinin açık ve net bir tanımı bulunmuyor. Bu tanımın olmadığı ve bu tanımı en net şekilde ortaya koyan ve kadına yönelik şiddetin kökenini de toplumsal cinsiyet eşitsizliği olarak işaret eden İstanbul Sözleşmesi’nin reddedildiği güncel durumda yapılan hiçbir yasal değişikliğin dayanaklarının sağlam temeller üzerine kurulamayacağını düşünüyoruz.

Failleri cezalandırmak, adaleti tesis etmek ve suçu önlemek için elbette çok önemli. Fakat devletin suçun oluşmasını beklemeden önlemek ve suça maruz kalanlara ihtiyaç duydukları destekleri sunma yükümlülükleri de bulunuyor. Bu nedenle ceza düzenlemeleri ancak önleyici ve destekleyici sosyal politikalar ile anlam kazanabilir ve gerçekten bir mücadelenin ajandasının parçası olabilir.

YASALAR VE UYGULAMALAR ARASINDA ÖNEMLİ BİR BOŞLUK VAR

Kadına yönelik erkek şiddetinin kaynağı toplumsal cinsiyet eşitsizliğidir. Ancak devletin politikalarının ve söylemlerinin bu olguyu reddettiği ise aşikâr. Kadın örgütlerinin, feministlerin ve yaratılmak istenen yanılgının aksine toplumun genelinin itirazlarını hiçe sayarak bir gecede Sözleşme’den çıkma kararı alan, şiddetle mücadele için hayati önemde olan nafaka hakkını ve Medeni Kanun’da kazanılmış olan eşitliği yerleştirmeye yönelik düzenlemeleri bir bir hedefe koyan devlet, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi Ceza Kanunu’nda yapılacak değişikliklere sıkıştırmaya çalışıyor. Bir diğer yandan, alanda çalışan kadın örgütleri ve dava takipleri yapan feministler olarak mevcut yasaların dahi işlemediğini, çünkü Türkiye’de yasalar ve uygulamalar arasında önemli bir boşluk olduğunu görüyoruz. Bu nedenle tekrar tekrar yasa ile uygulamaların arasındaki gittikçe artan uyumsuzluğa dikkat çekiyoruz; esas olanın uygulama, erkek egemen yaklaşımdaki uygulayıcıların rolü ve siyasi irade olduğunu vurguluyoruz. Bu teklifin de toplumsal cinsiyet eşitliğini ve İstanbul Sözleşmesi’nin zeminini reddeden bağlamı kadına yönelik şiddetle mücadelede çözüm üretmeyi imkansız hale getiriyor.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE GERİ DÖNÜLMELİ

Kadına yönelik şiddetle mücadele etme iradesi gösteren bir iktidarın yapması gereken derhal İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararından geri dönmek, sözleşmeyi eksiksiz uygulamak, uygulama sorunlarını tespit ederek gerekli önlemleri almak ve her alanda toplumsal cinsiyet eşitliğinin tesis edilmesi için çalışmaktır. Kadınların şiddete maruz kalarak geçen ömürlerinin, şiddet tehdidi nedeniyle kısıtlanan ve erkek şiddeti nedeniyle kaybettikleri hayatlarının telafisi yok. Kadınlar hayattayken, özgür ve bağımsız hayat kurabilmeleri için alınacak önlemlere ihtiyacımız var.

MOR ÇATI HAKKINDA;  MOR ÇATI VAKFI NİÇİN KURULDU?

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı 1990 yılında kadına yönelik şiddetle mücadele etmek amacıyla feministler tarafından kuruldu. Mor Çatı’da erkek şiddetine karşı mücadele feminist yöntemlere dayalı olarak yürütülür ve kadınların özgür ve eşit koşullarda yaşadığı, toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık ve erkek şiddetinden uzakta bir yaşam kurabilmeleri hedeflenir. Erkek şiddetinin, toplumda kadınlarla erkekler arasında var olan eşitsizliklerden kaynaklandığı ve kadın dayanışmasını güçlendirerek eşitsizliklere karşı mücadele etmenin gerekli olduğu düşünülür. Bu amaçla dayanışma merkezi ve sığınakta kadınları güçlendirici sosyal çalışma yapılır. Kadınlarla birebir dayanışma kurmanın yanı sıra şiddetle mücadele etmek ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için ulusal ve uluslararası sözleşme, kanun ve yönetmeliklerin uygulamaları izlenir, raporlanır ve karar vericilere gerekli politikalara dair öneriler sunulur. Alandaki bilgi ve deneyimi paylaşmak için şiddet alanında çalışan kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları, barolar ve belediyelerle atölyeler yapılır. Ulusal ve uluslararası kadın örgütleri ile dayanışma içinde kampanyalar ve eylemlilikler yoluyla patriyarkaya karşı, kadınların özgür ve bağımsız hayatlar kurabilmeleri için mücadele edilir.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
23
açık
Günün Anketi Tümü
2023'te Cumhurbaşkanı kim olmalı?
2023'te Cumhurbaşkanı kim olmalı?
Namaz Vakti 20 Mayıs 2022
İmsak 03:46
Güneş 05:35
Öğle 13:06
İkindi 17:02
Akşam 20:26
Yatsı 22:07
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 37 81
2. Fenerbahçe 37 70
3. Konyaspor 37 67
4. Başakşehir 37 62
5. Alanyaspor 37 61
6. Beşiktaş 37 58
7. Antalyaspor 37 58
8. Karagümrük 37 57
9. Adana Demirspor 37 52
10. Sivasspor 37 51
11. Galatasaray 37 51
12. Kasımpaşa 37 50
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 37 47
15. Giresunspor 37 45
16. Gaziantep FK 37 43
17. Rizespor 37 36
18. Altay 37 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 37 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 35 67
2. Ümraniye 35 67
3. Bandırmaspor 35 61
4. İstanbulspor 35 59
5. Erzurumspor 35 58
6. Eyüpspor 35 54
7. Manisa Futbol Kulübü 36 49
8. Tuzlaspor 35 49
9. Samsunspor 35 48
10. Gençlerbirliği 35 48
11. Keçiörengücü 35 48
12. Boluspor 35 47
13. Denizlispor 35 46
14. Altınordu 35 45
15. Adanaspor 35 45
16. Bursaspor 35 41
17. Kocaelispor 35 41
18. Menemen Belediyespor 35 38
19. Balıkesirspor 35 12
Takımlar O P
1. M.City 37 90
2. Liverpool 37 89
3. Chelsea 37 71
4. Tottenham 37 68
5. Arsenal 37 66
6. M. United 37 58
7. West Ham United 37 56
8. Wolverhampton Wanderers 37 51
9. Leicester City 37 49
10. Brighton 37 48
11. Brentford 37 46
12. Newcastle 37 46
13. Crystal Palace 37 45
14. Aston Villa 37 45
15. Southampton 37 40
16. Everton 37 39
17. Burnley 37 35
18. Leeds United 37 35
19. Watford 37 23
20. Norwich City 37 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 37 85
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 37 64
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Osasuna 37 47
10. Celta Vigo 37 46
11. Valencia 37 45
12. Rayo Vallecano 37 42
13. Espanyol 37 41
14. Elche 37 39
15. Getafe 37 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 37 32
20. Deportivo Alaves 37 31
Günün Karikatürü Tümü
sanalbasin.com üyesidir