banner314

banner325

19.03.2019, 08:17 26

Öğretmen ve Dozer

Eğitim, insanlığın ilk devirlerinden beri hep çok önemli olagelmiştir. Doğal olarak eğitimin yalnız okullarda verildiğini düşünmeyelim. Okullar olmadan önce de, okullar varken de eğitim var olmuştur.

O, mevcut kuşakların, kendi ihtiyaç ve alışkanlıklarını yeni kuşaklara aktarma işidir. Ananın kızına, babanın oğula, arkadaşlarının birbirlerine ve öğretmeninin öğrenciye öğrettikleri de eğitimdir. Bu biçimlendirme sendika, dernek ve vakıfların üyelerine, gazete ve televizyonların izleyicilerine ve okurlara öğrettiklerini de kapsar.

Kısaca, bütün insanlık başından beri bir eğitim süreci içindeyiz. Bundan uzak durmanın imkân ve ihtimali de yoktur.

Fakat bu, her eğitimin iyi ve yararlı olduğu anlamına gelmez. İnsanlığın mutluluğu, refahı ve barış içinde yaşamasını isteyen insanlar da, zalim, kan dökücü, sömürücü ve yalancı insanlar da bu özelliklerini eğitimle kazanmışlardır.

Burada eğitimin sınıfsal karakteri ortaya çıkar. Her sınıfın eğitim görüşü farklı, hatta bazılarınınki birbirine zıttır. Bu, toplumun her bireyinde ortaya dökülen bir özelliktir.

İktidarda bulunan sınıf, bütün milletin, bu sınıfın çıkarlarını gözetecek biçimde eğitilmesini ister. Buna göre programlar yapar, öğretmen yetiştirir ve öğretmenlerden bunları genç kuşaklara aktarmasını ister. İster feodal, kapitalist sömürücü bir sınıf olsun, ister iktidarı ele geçirmiş emekçi sınıf olsun, bu gerçek değişmez.

Türkiye’de emekçiler hiç iktidar olmadıkları için onların böyle bir program yapma imkânları olmadı. Buna karşılık, eskiden beri eğitim sistemi içinde görev alıp da sermayedarların değil, halkın çıkarını gözeten ve buna göre öğrenci yetiştiren çok öğretmen olmuştur. Denebilir ki, kendileri de birer emekçi oldukları için öğretmenlerin çoğu, bilinç sıçraması olan dönemlerde böyle bir tavır almışlar, dernekleri ve sendikaları yoluyla da gerici eğitime karşı durmuşlardır. Hükümetlerle bu öğretmenler arasında daima bir gerginlik olmuştur.

ÖĞRETMENİN DEĞİŞTİRME GÜCÜ

Kötü bir eğitim sisteminden geçmiş insanların, kendi mantıklarını ve dışarıdan öğrendiklerini de kullanarak iyi birer insan olmaları mümkündür, ama bunu öğretmenlerinden kapanların sayısı azımsanamaz.

Fakat öğretmenliğin toplumu dönüştürme gücü nedir? Bu konuyu sorgulamakta fayda vardır. Çünkü Türkiye’de son 150-200 yıl içinde bu dönüştürme gücüne aşırı bir görev yüklenmiştir. Buna göre, Türkiye’nin kurtuluşu, kalkınması eğitimle mümkündür. Her sınıfın temsilcileri kendi çıkarları doğrultusunda bir eğitime önem vermekle birlikte ülkenin eğitimle kurtulacağı daha çok Batıcı bürokrat burjuvazinin görüşüdür. Bunun nedeni, imparatorluktan devraldıkları feodal eğitimin yerine modern bir eğitimi ülkeye onlar getirmişlerdir ve eğitim, onların ideolojisine yapışmış bir kavramdır.

Bütün bir Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemini eğitimin toplumu kurtaracağı söylemiyle yaşadık.

Fakat görüldü ki öğretmenler, milleti ve memleketi kurtaramadılar. Bu kurtuluştan ülkenin bağımsızlığını, halkın bilimle aydınlanmasını ve emeğin kurtuluşunu kast ediyoruz.

Köy Enstitüleri bir on yıl daha devam etseydi, Türkiye’nin kurtulabileceğini söyleyenler vardır.

Öğretmen okulu mezunu olsun, Köy Enstitüsü mezunu olsun, başka bir kaynaktan gelmiş olsun, aydın bir öğretmenin 20-30 yıl bir köyde çalıştığını farz edelim, ki çalışanlar da vardır veya bu 20-30 yıl içinde köyde birbirlerini değiştirmişlerdir, köyde ne gibi büyük değişiklikler yapabilir? Uyguladıkları ilkokul programıyla okuryazar öğrenci yetiştirebilirler, açacakları gece kurslarıyla yetişkinlere de okuma yazma öğretebilirler. Daha da başarılı olanları helaların üstünü kapatmış, köye ağaç fidanları getirmiş olsun. Bunlarla köyün ekonomik ve sosyal hayatını değiştirmek mümkün olabilir mi? Köylerde çalışmış köy enstitülü öğretmenlerin anıları, böyle bir mucizeye işaret etmiyor.

BİR DOZERİN YAPTIKLARI

Bir öğretmenin 20-30 yılda yapabileceklerinin daha fazlasını bir dozer, biraz abartarak söylemekte sakınca yoktur, 15 gün çalışıp köy yolunu açarak yapabilir. Dozer, burada teknolojiyi ve onun satın alıp köy yolunda çalıştıracak sermayeyi temsil etmektedir.

Bir köye yol yapılırsa köylüler ürünlerini pazarlara daha kolay indirecekler, inşaat malzemelerini ve satın aldıkları malları köye daha kolay getirecekler, tarımda makineleşme ile daha bol ürün elde edecekler, köydeki atıl işgücünün bir kısmı boşa çıkarak kentlere gidecek, yeni iş alanları yaratılacaktır.

Bu süreci aslında Türkiye yaşamıştır. 1950 sonrası yapılan limanlar ve karayolları, tarımda makineleşme, büyük ölçüde kapalı bir tarım ekonomisinden sanayi ve ticaret toplumu olmamızı sağlamıştır. Nüfusun yüzde sekseninin yaşadığı köylerdeki değişim gözle görülür bir şekilde değişmiş, kentler büyümüş, Türkiye büyük bir değişimin içine girmiştir.

O tarihten beri köylülerin ve kentlere yığılmış olanların, sandıkta bürokratik burjuvaziyi değil de liberal-sağ burjuvaziyi tercih etmesi ve hâlâ da tercih etmeye devam etmesinin nedeni budur. Bazı aydınlar, 1950 sonrası iktidarlarının dini kullandığı için halk tarafından tercih edildiği görüşünde diretiyorlar. Ana muhalefet partisinin bazı yöneticileri de bu görüştedirler. Muhafazakâr ve milliyetçi söylemlere ağırlık vermelerinin nedeni bu yanılgıdır.

Şimdi filmi geriye sayarak düşünelim: Köylülerden ağır vergiler alan, taşradaki dayanakları yerel eşraf ve ağalar olan, köylere yalnız jandarma ve tahsildarla giden, buna karşılık halkın örgütlenme, söz ve oy hakkının bulunmadığı bir dönem çatlayıp sona ererken, halkın iktidar partisini tercih etmesi düşünülebilir miydi? O iktidar laik değil de tamamen dinci olsaydı ayakta kalabilir miydi?

Ne yazık ki bu dönem, aynı zamanda ülkenin Batı sermayesine eklemlendiği bir dönemdir. Çünkü yabancı sermaye ve krediler, bu değişimde asıl etmendir. Bu nedenledir ki, aydınlar daha 1946’dan başlayarak emperyalist bağımlılığa itiraz ettikleri halde kurtuluş savaşının asıl yükünü çeken emekçi kitleler, bu olguyu görmezlikten geldiler.

Sorun, hem bağımsızlığı korumak, hem kalkınma ve refahı sağlamaktan geçiyor. Türkiye burjuvazisi buna başaramamıştır. Bu köklü bir bağımsızlık ve halkçılık bilincini gerektiriyor. Bunu yapan milletler var. (19 Mart 2019)
Yorumlar (0)
27°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Bugün seçim olsa oyunu hangi partiye verirsin?
Namaz Vakti 09 Temmuz 2020
İmsak 03:37
Güneş 05:34
Öğle 13:14
İkindi 17:13
Akşam 20:45
Yatsı 22:33
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 31 66
2. Trabzonspor 30 61
3. Sivasspor 30 54
4. Galatasaray 30 52
5. Fenerbahçe 31 50
6. Beşiktaş 30 50
7. Alanyaspor 30 48
8. Göztepe 30 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 30 37
11. Kasımpaşa 30 36
12. Gençlerbirliği 31 33
13. Denizlispor 31 32
14. Kayserispor 30 31
15. Konyaspor 30 30
16. Malatyaspor 30 29
17. Çaykur Rizespor 30 29
18. Ankaragücü 30 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 32 60
2. Erzurum BB 32 56
3. Adana Demirspor 32 55
4. Bursaspor 32 55
5. Akhisar Bld.Spor 32 54
6. Fatih Karagümrük 32 53
7. Altay 32 51
8. Ümraniye 32 44
9. Keçiörengücü 32 44
10. Giresunspor 32 44
11. Menemen Belediyespor 32 42
12. İstanbulspor 32 37
13. Balıkesirspor 32 35
14. Altınordu 32 33
15. Boluspor 32 30
16. Osmanlıspor 32 27
17. Adanaspor 32 21
18. Eskişehirspor 32 12
Takımlar O P
1. Liverpool 33 89
2. Man City 33 66
3. Chelsea 34 60
4. Leicester City 34 59
5. M. United 33 55
6. Wolverhampton 33 52
7. Arsenal 34 50
8. Tottenham 33 48
9. Sheffield United 33 48
10. Burnley 33 46
11. Everton 33 44
12. Newcastle 33 43
13. Southampton 33 43
14. Crystal Palace 34 42
15. Brighton 33 36
16. West Ham 33 31
17. Watford 34 31
18. Aston Villa 33 27
19. Bournemouth 33 27
20. Norwich City 34 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 34 77
2. Barcelona 34 73
3. Atletico Madrid 35 63
4. Sevilla 34 60
5. Villarreal 34 54
6. Getafe 34 53
7. Real Sociedad 34 51
8. Valencia 35 50
9. Athletic Bilbao 34 48
10. Granada 34 47
11. Osasuna 34 45
12. Levante 34 43
13. Real Valladolid 35 39
14. Real Betis 34 38
15. Celta de Vigo 35 36
16. Deportivo Alaves 34 35
17. Eibar 34 35
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 34 28
20. Espanyol 34 24
Günün Karikatürü Tümü
sanalbasin.com üyesidir