banner314

banner325

08.12.2019, 16:51 34

Ödev öğrenmeyi sağlar mı?

Öğrenciye ödev verilmeli mi, verilmemeli mi tartışmalarının yoğun olduğu bu dönemde konu ile ilgili ayrıntılı bir değerlendirme yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Önce ödev tanımına bir bakalım. TDK’ya göre ödev “öğretmenin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma” demektir. Bu tanımın öğretmen ve öğrenci olmak üzere iki tarafı vardır. Bir görevi veren taraf, bir görevi yerine getirmesi gereken taraf ve asıl üzerine düşünmemiz gereken unsur ise yerine getirilmesi gereken ‘GÖREV’dir. Ödev konusundaki tartışmaların odağında da bu görev kısmı yer almaktadır. Biz de bu unsur üzerine bir değerlendirme yapalım.

Tartışmanın merkezinde “ödev verilmeli mi, verilmemeli mi?” sorusu yer almaktadır. Konu ile ilgili farklı çalışmalar mevcuttur. Bazı araştırmalar ödev verilmesinin gerekliliğini belirtirken bazı araştırmalar da ödevin bir yararı olmadığı görüşünü ortaya koyar. Doğal olarak savunucu taraflar da buna göre kendilerine bir yer edinirler. Ben konu ile ilgili bilimsel çalışma örneklerine girmeden değerlendirme yapmak istiyorum. Uzun yıllardır öğretmenlik yapıyorum ve ilk günümden itibaren bu konu çözmeye çalıştığım en önemli sorunlarımdan biri olmuştur. Ödev konusunda çok farklı deneyimler ve gözlemler yaptım. Bütün bunlardan çıkardığım sonuçlarla bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Özellikle ilkokul dönemi için ödevin öğrencinin öğrenmesine bir katkısı olmadığını düşünüyorum. Bunun gerekçelerini de ayrıntılı olarak açıklayayım;

Öğretmen sınıfta bir konu işler. Daha sonra konu ile ilgili ödev verir ve evde çalışmalarını ister. Bir konu ne kadar çok tekrar edilirse o kadar kalıcı olduğu görüşü yaygındır. Bu nedenle okulda öğrenilen toplama işlemi diyelim. Çocuk toplamanın mantığını kavramaz, neden ve neyi topladığını anlamaz ama işlemi doğru olarak yapabilmesi için bolca alıştırma yapmak zorundadır. Bu şekilde yapılan ödevler ezberci eğitim anlayışının bir ürünüdür. Öğrenme değil öğretmen anlayışına dayanır. Bu ev ödevleri çocuklar ve aileler için işkenceye dönüşür. Çünkü konuyu anlamış olan çocuk daha fazla alıştırma yapma istemeyecektir. Ancak verilen görevi yerine getire baskısı ile zorlanarak da olsa ödevi yapmaya çalışacaktır. Bu şekilde ödevini geç saatlere kadar tamamlamaya çalışan çok çocukla karşılaştım. Oyun ve uykudan feragat edilen bu zamanlar çocukların bir daha geri gelmeyecek olan çocukluklarını çalmaktır. Genellikle aile ve öğretmen baskısı birleşince bu tür çocukların hiç kaçış yeri kalmaz. Gelelim konuyu anlamamış olan çocuğa; bu çocuğa verilen ödev daha büyük bir işkencedir. Ne yapacağını, nasıl yapacağını bilmezken önündeki çalışmayı tamamlaması gerekmektedir. Kendisine yardım edecek birilerini bekler. Bu tür çocuklar yalnız başlarına ders çalışamazlar. Ailelerinden biri mutlaka onları çalıştırmalıdır. Bu çalışma artık evrim geçirir. Yardımcı olan kişi sonuçları söyler, çocuk da dikte eder. Ödev tamamlanmıştır. Peki, ödevin işlevi tamamlanmış mıdır?

Burada çocuğa yardımcı olan anne ya da baba çocukla ebeveyn ilişkisi yaşamadan öğretmen öğrenci ilişkisi ile hayatını sürdürür. Bu aileler çocukları ile sohbet edemezler, eğlenemezler. Çocukları ile ilişkileri ödev yapma ile sınırlıdır. Çocuklarına okul çıkışı sordukları ilk soru “ödevin ne?”, evdeki sohbetlerinin en önemli konusu “ödev bitti mi?” şeklindedir.

Çocuk ilkokula başladığı zaman aileleri bir telaş sarar. Çocukların ödevleri. Çocuktan çok düşünürler onların ödevlerini. Herkesten iyisini yapmaları gereklidir. Okulda öğretmeni tarafından “Aferin!” denilmelidir. Bu güzel bir şey ama hak ediliyorsa güzel, hak edilmeden alınan “Aferin!” çocuğu kolaycılığa yöneltir. Burada ödev savunucuları şunu der; “ama ödevler çocuğun sorumluluğu, aile yapıyorsa bu ailenin suçu, yapmasınlar, çocuklarına bu sorumluluğu kazandırsınlar” doğru bu ailenin suçu da aileyi buna hiç mi zorlamıyoruz? Ödev yapılmamışsa ya da kötü yapılmışsa çocuk düşük not alacak, karnesi zayıf olacak, başkalarının yanında mahcup olacak, öğretmen aileye “çocuğunuzla ilgilenin” diyecek vs. bütün bunların önünü baştan almak gerekir diyerek aileler ödev sorumluluğunu alıyorlar kendi üstlerine. Hatırlayalım, 2004 programı ile başlayan performans ve proje furyasını. Aileler harıl harıl mükemmel projeler yapıp çocukları üzerinden sunmuyorlar mıydı?

Ödev savunucularının bir dayanağı da şöyledir; çocuk ödev yapmazsa zamanını boşa geçirir, öğrendiklerini unutur, başarısız olur. Hayır, ödev yaparak da zamanını boşa geçirir. Üstelik kişiye özel değilse ödevin bir anlamı yoktur. Her çocuk özeldir, her çocuk kendi öğrenmesini sürdürür ve her çocuğa ilgisi ve becerisi yönünde eğitim verilmelidir görüşünü savunup herkese aynı ödevi vermek angarya yüklemekten başka çocuğu okuldan soğutmaya yarar. Ödevler yüzünden okula gitmek istemeyen çocuklar hiç de azımsanacak boyutta değildir.

Buraya kadar söylediklerim ödevin yapılma şekli ile ilgili boyutuydu ve gösterdiğim gerekçelerle ödevin ilkokul çocuklarında gerekli olmadığını anlatmaya yeter. Ancak bir de ödevlerin içerik boyutu ile ilgili bir değerlendirme yapalım.

Yine ilkokula başladığı andan itibaren uzun yazma ödevleri çocukların karşısındadır. Yazısı düzgün olsun diye yazı ödevleri verilir. Sürekli yazan çocukların yazısı düzgün olmaz. Yazı el kasları ile alakalı bir durumdur. Zaten kasları gelişmemiş olduğundan yapamadığı işi zorla yaptırmak bıktırmaktan başka bir amaca hizmet etmez. Ve tabii okuma süreci tamamladığı andan itibaren verilen testler. Henüz okuduğunu anlamakta ve anlatmakta zorlanan çocuklar önüne konulan cevap şıklarından doğru kabul edileni işaretlemeyle çalışmış mı oluyorlar? Neden sonuç ilişkisi kuramadan, düşünce üretmeden, zihni çalıştırmadan, kıyaslama yapmadan, karar verme özgürlüğünü kullanmadan yapılan kaç soru başarı getirir?

İlkokulda çocuklar öğrenme için yeterince zamana sahipler. Ödev konusunda ısrarcı olan öğretmen sınıf içerisindeki zamanı iyi planlayamıyordur. Öğrenme etkinliklerini “öğrenme” odaklı olacak şekilde gerçekleştiremiyordur. Sınıfta eksik kalan bölümü evde ailelerin tamamlamasını istemektedir.

Çocuklar hayatı oyunla öğrenir. Çocukları oyundan mahrum edecek her etkinlik onların çocukluklarını çalmaktır. Çocukluğunu çocuk olarak yaşamayan bireyler sağlıklı bir yetişkin olamazlar. Bu nedenle ilkokul döneminde çocukların okul dışı zamanlarını özgürce geçirmelerine fırsat vermek için ödev verilmemelidir diyorum.

Daha sonraki dönemlerde verilecek ödevlerin içerikleri her çocuğun kendi seçimine bırakılmalıdır. Bunun için tekrar söyleyeyim. “öğretme” odaklı olmaktan çıkıp “öğrenme” odaklı eğitim anlayışına geçmek gerekir. Her çocuk kendi öğrenmesinin farkına varmalıdır. Kendi öğrenmesini fark ettikçe yerine yeni öğrenmeler eklemek ister. Kendi isteği ile ve istediği yönde okul dışı çalışmalar yapabilir. Öğretmen burada çocuğa yol gösterici olmalı, yönlendirici değil. Öğrenme hayat boyu sürer ve öğrenme sürecinde elde edilen karar verme yetisi hayat boyunca bir insanın en çok işine yarayacak becerisidir.

Ödev olmazsa olmazımız değildir. Ama bu çıkmazdan kurtulmanın yolu da eğitime olan bakış açımızı değiştirerek olur. Okulda öğrenemeyen çocuk ödevle öğrenemez. En büyük ihtimalle sınavı geçene kadar hafızasında tutması gereken bilgiyi ezberler. Amacımız öğrenmek ve öğrendiğinin farkında olmaktır. Öğrenme sürecinde edindiği tecrübeyi de tüm yaşamı boyunca ve yeri geldikçe kullanmaktır.

Yorumlar (0)
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Bugün seçim olsa oyunu hangi partiye verirsin?
Namaz Vakti 04 Nisan 2020
İmsak 05:07
Güneş 06:35
Öğle 13:12
İkindi 16:48
Akşam 19:39
Yatsı 21:01
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20
Günün Karikatürü Tümü
sanalbasin.com üyesidir