banner314

banner325

24.10.2019, 13:22 34

MIŞ gibi Eğitim

Konumuz, olmazsa olmazımız eğitim tabii ki.

Her yerde her şekilde ifade edilen DEĞİŞİM, ‘değişiyim mi’ ye dönüşmüş durumda.

Çocuğun öğrenmesi “-mış gbi yaparak” olur. Bu nedenle oyun önemlidir dedik. Ama bu “mış gibi” çocuk için geçerlidir. Eğitimi yönlendirenler “-mış gibi” yaparsa bir değişim olmaz. Aksine eğitim sistemi batar.

Güzel bir vizyon belgesi hazırlandı. Kimine göre başka bir ülkeden kopya edildiği, kimine göre orijinal olduğu söylense de bu ülkemizde bir ilk. Eğitimde değişim, dönüşüm, yenilik söylemleri aldı başını yürüdü. Öğretmen akademilerinden, öğrenci atölyelerine kadar yeni uygulamalar konuldu.

Öğrencinin bireysel farkındalıkları herkes tarafından dile getirilmeye başlandı. Her çocuğun kendi hızında öğrenmesi üzerine vurgular yapıldı. Herkesin akademik eğitime devam zorunluluğu olmadığından yola çıkılarak meslek edinmenin daha etkili yolu olarak meslek liselerine ağırlık verilmeye başlandı.

Öğrencilerin sadece sınav başarısının yeterli olmadığı görüşü ile katıldıkları sosyal etkinlikler sanal ortamda kayıt altına alınmaya başlandı. Ve en son olarak da eportfolyo uygulaması hayata geçirildi.

Şimdi bütün bu söylediklerimiz görünürde çok olumlu şeyler. Sorun nerede o zaman?

Sorun “mış gibi” yapmakta. Bunların başarıya ulaşmasının önündeki en büyük engel ölçme değerlendirme, yerleştirme sistemimizdir.

Sınavları kaldırabilir miyiz? Bir üst eğitime geçişte belki hemen kaldıramayız ama sınavların önemini azaltıcı çalışmalar yapabiliriz. Bu da söylemlerde var. Bekliyoruz belki uygulamalarını da görürüz.

Ama bütün bu söylemlere uymayan ve ne işe yaradığı tartışılır uygulamalar da var. Bu uygulamalar da bizi yapılanlar ile söylenenlerin birbiri ile çeliştiğin şeklinde düşünmeye itiyor.

Çocukların mutluluğu dedik, çocukların beceri ve yeteneklerinin keşfedilmesi dedik. Spor, sanat vs. başarıları dedik. Bunların öğrenciye yansıması nasıl olacak, herhalde bir uygulama görürüz diye beklerken karşımıza IYEP çıkıverdi.

İlkokullarda yetiştirme programı. Her çocuğun öğrenme hızı farklıdır derken, ilkokulda her öğrencinin akademik başarısından çok kendi yeteneklerini keşfetmesi önemlidir derken öğrencileri sınav yaparken bulduk kendimizi.

IYEP kapsamında bu yıl 3.sınıf öğrencileri, Türkçe ve Matematik derslerini kapsayan bir sınava tabi tutuldular. Tabi gereken her türlü önlem alınmıştı. Adına sınav demeyecektik çocuklar olumsuz etkilenmesin diye. Sınav süresince çocuklara baskı yapmayacak gerekirse teneffüste ara verip sonra devam edecektik. Matematik sorularını öğrenci kendi başına sessizce çözebilirdi. Ama Türkçe dersi sorularında öğrenciye birebir sormanız gereken ve verdiği yanıtları da birebir değerlendirmeniz gereken sorular vardı. Ne güzel her öğrenciye özel zaman ayırmanız ve bireysel öğrenmelerini tespit etmeniz. Ama bu esnada sınıfın geri kalan öğrencileri sınıfta sınava devam ediyor ve öğretmen sınıfın sessiz kalmasını sağlıyor. 30 öğrenci varsa sınıfta her birine soracağınız soru için ayıracağınız süre –çocuğun okumak zorunda olduğu metinler de hesaplanırsa- ortalama beş dakika diyelim. Basit matematik ile 150 dk eder. Bu süre boyunca diğer çocukların sessizce sıralarını bekleyeceğini düşünmek biraz hayal olmuyor mu? Bunları hallettik diyelim. Her çocuk kendi öğretmeni ile sınava giriyor. Çünkü sınav algısı ve kaygısı oluşturmak istemiyoruz. Bu değerlendirmenin adil olduğuna inanıyor musunuz? Öğretmenlerimize güveniyoruz, onlar haksızlık yapmaz diyebilirsiniz. Ne kadar güvenilir olsa da bu etik midir?

Herhangi bir okulda IYEP kursu verecek zaman ve öğretmen olmadığı için IYEP’e kalan öğrenci olmasın düşüncesi ile uygulama yapılmış olamaz mı?

Bütün bu kötü düşünceleri bir yana bıraktım ve iyi niyetle bakmaya başladım. Her şey olması gerektiği gibi ve kuralına uygun yapıldı. IYEP kursunun kendisi normal mi?

Hem ilk üç sınıfta sınavla değerlendirme olmaz diyoruz. Çocuklara test uygulamaktan vazgeçelim diyoruz. Hem Türkçe ve Matematik derslerinin önemini azaltıp diğer derslerin önemini arttıralım diyoruz hem de sadece bu derslerden bir sınav yapıyoruz.

Yaptığımız sınav sonucunda da çocuğu okul saatleri dışında yine bu derslerden kursa alıyoruz. Bu kurslarda ne yapacağız? Yeni bir öğretim tekniği mi uygulayacağız? Farklı etkinliklerle kalıcı öğrenme mi sağlayacağız? Yoksa çocuğun kendi yeteneğini fark etmesini mi sağlayacağız?

Hiç biri de değil tabi ki. Olacak olan şu; çocukları sınıftan ayrı, çoğunlukla da günlük altı saat ders yaptıktan sonra bu konuları öğrensin diye alıkoyacağız. Onlara yeni bir şey öğretemeyeceğiz. Bizim söylediğimiz şekilde doğru yanıtı ezberlemelerini sağlayacağız. Doğru cevapları ezberledikleri zaman konuyu öğrenmiş olduklarını varsayarak, kendimizle “başardık” diye gurur duyacağız.

Bırakalım şu –mış gibi” yapmayı lütfen. Bu sınavlarda başarılı sayılmayan çocuklar zaten faklı ilgileri olan, öğrenme şekilleri farklı olan, dikkatleri ve dikkat süreleri farklı olan, soyut düşünme yetisi gelişmemiş, aile ve çevre etkisi ile pasif kişilik geliştirmiş yani zaten dezavantajlı durumdaki öğrenciler. Bunların gerçek nedenleri üzerine çözüm üretmeden yüzeysel çözümlerle başarıya ulaşamayız.

Yapmamız gereken sınıfta diğerlerinden geride olduğu düşünülen –ki bunu her öğretmen kendi sınıfında tespit eder zaten- çocukların da diğerleri ile eşit öğrenme deneyimi yapacağı çalışmaları zenginleştirmektir. Sınıflardaki öğrenme ortamlarını çeşitlendirmektir. Okullarda beceri atölyeleri kurmak değil ama her sınıfı bir atölye ortamına çevirmektir.

Bir işi başarmak için eylemler ve söylemlerin uyuşması gerekmektedir.

Eğitimde artık “mış gibi” yapmaya son verelim lütfen.

İLKAY KUMTEPE/24.10.2019

Yorumlar (0)
25°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Bugün seçim olsa oyunu hangi partiye verirsin?
Namaz Vakti 04 Temmuz 2020
İmsak 03:32
Güneş 05:30
Öğle 13:14
İkindi 17:13
Akşam 20:47
Yatsı 22:36
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 29 60
2. Trabzonspor 29 58
3. Sivasspor 29 53
4. Galatasaray 29 52
5. Beşiktaş 29 50
6. Fenerbahçe 29 46
7. Alanyaspor 29 45
8. Göztepe 29 38
9. Gaziantep FK 30 38
10. Antalyaspor 29 37
11. Kasımpaşa 29 35
12. Denizlispor 30 32
13. Gençlerbirliği 29 31
14. Çaykur Rizespor 29 29
15. Malatyaspor 29 28
16. Kayserispor 29 28
17. Konyaspor 29 27
18. Ankaragücü 29 25
Takımlar O P
1. Hatayspor 31 57
2. Adana Demirspor 31 54
3. Erzurum BB 31 53
4. Bursaspor 31 52
5. Akhisar Bld.Spor 31 51
6. Fatih Karagümrük 31 50
7. Altay 31 50
8. Ümraniye 31 44
9. Keçiörengücü 31 44
10. Giresunspor 31 44
11. Menemen Belediyespor 31 39
12. Balıkesirspor 31 35
13. İstanbulspor 31 34
14. Altınordu 31 33
15. Boluspor 31 30
16. Osmanlıspor 31 24
17. Adanaspor 31 21
18. Eskişehirspor 31 12
Takımlar O P
1. Liverpool 32 86
2. Man City 32 66
3. Leicester City 32 55
4. Chelsea 32 54
5. M. United 32 52
6. Wolverhampton 32 52
7. Sheffield United 32 47
8. Arsenal 32 46
9. Tottenham 32 45
10. Burnley 32 45
11. Everton 32 44
12. Crystal Palace 32 42
13. Newcastle 32 42
14. Southampton 32 40
15. Brighton 32 33
16. West Ham 32 30
17. Watford 32 28
18. Aston Villa 32 27
19. Bournemouth 32 27
20. Norwich City 32 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 33 74
2. Barcelona 33 70
3. Atletico Madrid 34 62
4. Sevilla 33 57
5. Villarreal 33 54
6. Getafe 33 52
7. Real Sociedad 33 50
8. Athletic Bilbao 33 48
9. Granada 33 46
10. Valencia 33 46
11. Osasuna 33 44
12. Levante 33 42
13. Real Betis 33 37
14. Real Valladolid 33 36
15. Deportivo Alaves 33 35
16. Eibar 33 35
17. Celta de Vigo 33 34
18. Mallorca 34 29
19. Leganés 33 25
20. Espanyol 33 24
Günün Karikatürü Tümü
sanalbasin.com üyesidir