Bugün: 25 Mayıs 2012 Cuma
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Künye
Yeni Üyelik Üye Girişi
Mehmet Altan Erdoğan'ı topa tuttu!
  • Ana Sayfa
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Seri İlanlar
  • Firma Rehberi
  • Tüm Yazarlar
  • İletişim
  • SON DAKİKA
    • GÜNDEM
    • GÜNCEL
    • SİYASET
    • EKONOMİ
    • DÜNYA
    • SPOR
    • MAGAZİN
    • MEDYA
    • YAŞAM
    • POLİTİKA
    • EĞİTİM
    • TEKNOLOJİ
    • KÜLTÜR-SANAT
    • SAĞLIK
    • YEREL HABERLER
    • YURT HABER
    • ASTROLOJİ
    • KADIN
    • ŞİFALI BİTKİLER
    • CİNSELLİK
    • CEVAP VE DÜZELTME
    • +
    Abdullah Gül Google'ı ziyaret ettiAbdullah Gül Google'ı ziyaret etti
    PKK, Lice'de 10 köylüyü kaçırdıPKK, Lice'de 10 köylüyü kaçırdı
     DenizBank’ın yeni sahibi belli olduYeni sahibi belli oldu!
    Türkiye: 3 - Gürcistan: 1Gürcistan'ı Av'ladık!

    Mehmet Altan Erdoğan'ı topa tuttu!

    Türkiye'de 2. Cumhuriyeti'in savunucu Altan iktidarından bugüne desteklediği Başbakan Tayyip Erdoğan ile ters düşmeye başladı.Bu ise 2. Cumhuriyetçiler ile Tayyip Erdoğan'ın yol ayırımına geldiği sorusunu gündeme getiriyor? Hükümet yanlısı Star gazetesinden kovulan Mehmet Altan Ruşen çakır'a konuştu.

    05 Şubat 2012 Pazar 12:02
    Tweet
    Star Gazetesi’ndeki köşesine son vermek zorunda kalan Prof. Mehmet Altan, Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlarken sert ve çarpıcı öngörülerde bulundu.
    KANLI BİR GELECEĞİN ZEMİNİ HAZIRLANIYOR! MEHMET ALTAN YİNE BOMBALADI! ‘Cami-kışla savaşında kanlı bir gelecekten korkuyorum’

    Star Gazetesi’ndeki köşesine son vermek zorunda kalan Prof. Mehmet Altan, Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtlarken sert ve çarpıcı öngörülerde bulundu. “Askeri rejimler dahil bana nereye, nasıl konuşacağıma dair bir akıl verme cüreti gösterilmesine ilk defa bu dönemde rastlıyorum” diyen Altan’a göre siyasi iktidar cami-kışla ikileminde Kemalizm’den rövanş alma anlayışında

    Mehmet Altan’ın hem Star Gazetesi’ndeki yazarlığını sonlandırmak zorunda kalması, hem de bunun ardından söyledikleri epey tartışma yarattı. Biz de kendisiyle bu tartışmaları yeniden ele aldık, en önemlisi onun fikir babalığını yaptığı 2. Cumhuriyet kavramının, arzusunun serüvenini konuştuk:

    - Gazeteyle yaşadığınız kopuş sonrası gelen tepkiler nasıl?
    Eskiden ideolojik farklar belirleyici zannederdim. Asıl meselenin haset olduğunu ise daha sonraları anladım. Bununla birlikte gerçekten büyük bir destek gördüm. Şunu unutmamak lazım: Çıkar, menfaat gözetmeyen bir duruş hep haklı çıkar. 2007’de türban konusunda yöntemin yanlış olduğunu söylemiştim. O zaman da bağırılıp çağrıldı, ama türban sorunu hâlâ devam ediyor. İdari olarak çözülmüş ama hukuki olarak çözülmüş değil. Değişim siyaseti başka, siyasetçinin kendine odaklı siyaseti başka.

    -Sonrasında yaptığınız açıklamalar çok konuşuldu. Hakkınızda söylenenleri nasıl değerlendiriyorsunuz?


    Çok eğleniyorum çünkü pek çok kişi söylemediğim bir cümleyi tartıştı, tartışıyor. 30 yıldır hocalık yapıyorum. Türkiye’nin kalitesini, niteliğini, insan malzemesini çok derinlemesine biliyorum. Daha önce de siyasetçiler ve gazetecilerin pek gazete okumadıklarını bilirdim. Dolayısıyla verdiğim röportajı okumadan, editörün verdiği başlık üzerinden laf söylenmesine bu tecrübem nedeniyle hayret etmedim ama bir kere daha Türkiye adına ürktüm. Benim kurumlarla, insanlarla derdim yok. Ben sistemin değişmesini istiyorum. O söyleşide de bir sistem anlattım, ancak kimse o sistem üzerinde durmadı. Gazetecilik ilkelerine ihanet ettikçe artan zararı finanse edersen o kısır döngüden çıkamazsın. Bir de tabii esas olan insan hakları ve özgürlükler. Halbuki belli bir çevre bu tür olayları siyaset kavgası haline getiriyor. Bunun ne kadar sığ ve niteliksiz bir kavga olduğunu bu vesileyle bir kez daha gördüm.

    -1991’de ortaya attığınız 2. Cumhuriyet kavramı hâlâ tartışılıyor. AKP iktidarının yaptıklarıyla birlikte nihayet 2. Cumhuriyet’in hayata geçmekte olduğunu düşündünüz mü?

    Sosyolojik olarak 2. Cumhuriyet’e doğru bir gidiş var. Bu nedir?

    Halkın iktidara sahip olduğu, halkın var olması gerektiği, toplumun öneminin, ağırlığının, egemenliğinin, gerçek bir demokrasinin aslında temel aktörün halk olduğu anlayışı daha yerleşik hale geldi. Ama siyaseten cami-kışla ikileminde Kemalizm’den rövanş almaya çalışan bir anlayış var. Kavramsal olarak Kemalist gençlikten dindar gençliğe geçiş özleminin beyanı da bunu ispatlıyor. Devleti, iktidara yakın bürokratlar üzerinden ele geçirme sevdası var. Halbuki devlet ele geçtiği vakit devlet olmaktan çıkar. “Devleti ele geçiririz” mantığı sonunda insanın kendisinin başının belaya girmesi için bir tuzaktır. Çünkü ele geçirilecek devlet görüntüsü altında başka bir örgütlenme var ise onu zaten bir başkası da zaman içinde ele geçirir ve sana karşı kullanır. Askeri vesayetin deşifre edilmesi çok önemli ama 12 Eylül rejimini dönüştürüp, AB standartlarında bir yapıya dönüştürme konusunda sıkıntılı bir durumdayız. “Türkiye halkı” denmiyor, “Müslümanlar iktidara geldi” gibi algılar var. Bu ne demek? Kışlaya karşı cami rövanşı demek. Ben daha demokrat ve dolayısıyla daha akılcı bir yaklaşım bekliyordum. Askeri vesayeti sona erdirip, AB standardlarında bir ülke haline geleceğimizi umuyordum. Çok temel konuların hiçbiri konuşulmuyor. Mesela kadın yok. Ayrıca tasarruf oranı yüzde 12 olan bir ülkenin ekonomik sağlığı da çok uzun sürmez.

    2. Cumhuriyet dediğimiz şey, halka ayar vermeyecek ve hukuka göre hareket eden bir devlet ile birbirine ayar vermeyecek temel hak ve özgürlüklere saygılı bireylerden oluşan bir toplumdur. Bugün yapılansa, “sistemi nasılsa ele geçirdik o yüzden eski sistem devam etsin” anlayışıdır. “Militer imajla ilgili değişiklik yapalım ama yapıyı değiştirmeyelim” yaklaşımı gittikçe güç kazanıyor. Örneğin, “Evren’in anayasal elbisesini biz giyelim” ya da “YAŞ’da oturma düzeninin değiştirelim, ama YAŞ kanununu değiştirmeyelim” gibisinden. Böylelikle cami-kışla savaşında Türkiye’nin başını belaya sokabilecek kanlı bir geleceğe zemin inşa ediliyor diye korkuyorum.

    - Çok sert bir öngörü olmadı mı?

    Sert olabilir ama doğru ve çok haklı bir endişe. Bunları öngörebiliyorum.

    Özal zamanında gelseydin ve “yarın bir gün Türkiye’de 28 Şubat olur, çünkü hiç mevzuatı değiştirmiyor” deseydim çok sert mi bulurdun? Mevcut siyaset eski sistemden nemalandığı için mevzuat değişmiyor. 30 yıldır 12 Eylül’ün bütün rejimi duruyor. Parti içi demokrasiyi yok eden, Türkiye halkına siyaseten nizam veren Siyasi Partiler Yasası’nı kimse ağzına almıyor. 12 Eylül’ün bu yasasını konuşmayan bir ülke ne kadar demokratikleşebilir ki!

    - Gelecekteki potansiyel tehlikelerin altını çiziyorsunuz. Buradaki temel kırılma nerede yaşanabilir? Kürt meselesi mi yoksa daha başka bir sebep mi?


    Örneğin ABD’de Cumhuriyetçiler iktidara gelir, Ortadoğu’da kan gövdeyi götürmeye başlar. Cumhuriyetçiler askerle işbirliği yapar ve ortam tamamen değişir. Türkiye çok güvensiz bir yer. Kırılıganlık çok yüksek çünkü yapısal sorunların tamamı aynen devam ediyor. AK Parti hizmet düzeyinde, yani sağlıkta, ulaşımda ve diğer alanlarda önemli yenilikler getirdi. Bu alanlarda Türkiye modernleşti. İktidara gelmeden önce yaşadıkları günlük sorunları gidermede çok başarılılar ama sistem değiştirmede, demokratikleşmede çok istekli değiller. Ne Kürt meselesi, ne Kıbrıs meselesi, ne azınlıklar, ne Alevi meselesinde sorunlar çözüldü, çünkü pusula evrensel hukuk ve demokrasi değil...

    - Denediler ama...

    Oy hesabıyla bu sorunları çözemezsin. Hukukla ve özgürlüklerle çözebilirsin ancak bu sorunları. Örneğin Ruhban okulunu niye açmıyorsun? Niye cemevleri sorununu çözmüyorsun? Niye Kürt alfabesini özgürleştirmiyorsun? Yerleşim yerlerinin eski adlarını iade etmiyorsun? Halbuki bunlar bir günde çözülebilir. Oy hesabı ve kişisel ikbal üzerinden hayata yaklaşınca patinaj artıyor. Genelkurmay bile kendi konumu ve çıkarı üzerinden bu ülkeyi yönetemedi. Siyaset de aynı hataya düşer, kendi çıkarı üzerinden 75 milyona ayar vermeye kalkarsa başı büyük belaya girer. Kimse götüremez bunu.

    Topluma kimse ayar vermeye kalkmasın. Türkiye kendi ayarını demokratik bir şekilde bulur. Yeter ki 12 Eylül rejiminin yerini AB standartlarında bir rejim alsın, Kemalist bir cumhuriyetten demokratik bir cumhuriyete geçelim! Kemalist gençlik anlayışından dindar gençlik anlayışa geçme zihniyetine bakılırsa galiba bundan gittikçe uzaklaşıyoruz.

    -Daha erken olabilir ama bundan sonrası için ne planlıyorsunuz?

    Bir korku olduğu çok açık. Bazen susmak, yazamamak belki daha güçlü bir mesaj haline gelebilir. 28 Şubat’ta bile yazabilmiş birinin ileri demokrasi noktasında yazı yazamaması... Bunların hepsi gelip geçiçi. Ben neler yaşadım. Kendi yaşamıma babamın yaşamını da ekle.

    Müslüman bir Kemalizm’e dindarlar tepki gösterir

    Böyle bir müdahaleyi ilk defa yaşamanız çok ilginç. En hafif deyimiyle, böyle bir densizliği ilk defa görüyorum.

    -“Dindar nesiller yaratmak” mümkün mü? İstemek ayrı. Bu çağda, bu Türkiye’de bir devlet bir tür gençlik yaratma konusunda başarılı olabilir mi? Dindar gençlik yaratmak Türkiye’nin muhafazakâr yapısı sebebiyle daha mümkün gibi gözüküyor. Sizce mümkün mü?

    Mümkün değil ama dünyayı algılamadığın vakit Türkiye’nin başı hep belaya girer. Benim en temel ve büyük endişem siyasi kadronun dünyayı algılamaktan uzaklaşması. Bireyin, temel hak ve özgürlüklerin geliştiği bir dünyada yaşıyoruz.

    -Tarih boyunca önü kesilemeyen, sürekli gelişen en büyük kazanım insan hakları. Kölelikten bugüne gelindi. Bireyin bu kadar öne çıktığı bir dönemde birisinin kalkıp insanlara ayar verebileceğini düşünmesi dünyadan kopuşu hızlandırır. Türkiye’nin bütün krizleri dünyayı algılamamak yüzünden yaşandı. Ayrıca “Müslüman bir Kemalizm”e en başta dindarlar tepki gösterir. O zaman Kemalizm’e itiraz niyeydi ?

    Kışla yerine camiyi koyup herkese ayar verecekseniz, temel hak ve özgürlükler ortadan kalkacaksa, temel hak ve özgürlükler temelinde değil de din, ırk, mezhep üzerinden ülkeyi şekillendirmeye kalkacaksak, bu toplumsal dinamikle de, bu dünyaya da uyuşmaz. Anadolu’yu çok geziyorum. Onlar da bilir ki bu totaliter ve otoriter zihniyetin bir zaman sonra çok ağır tepkisi gelir.

    Anadolu’ya çok gittiğinizi biliyorum. Son durumunuzdan sonra bu ilgide bir azalma var mı?


    Hayır. Ben AKP’den önce de vardım. Bunu Anadolu biliyor. İlke üzerinden var olmak başka, siyaseten var olmak başka. Sadece siyasetle var olanlar iktidar değişince ortadan çekiliyorlar. Ayrıca Türkiye’deki hiç kimse robot değil, kimsenin robotu değil. Herkes iyi yaşamak istiyor, özgür olmak istiyor. Şunu da vurgulayayım, şike yasasında büyük bir vicdani kırılma yaşandı. Şike konusundaki gelişmeler hiç kimsenin içine sinmiyor. Hiçbir şeyin bu kadar hızlı geçmediği bir yerde şike yasasının bu kadar hızlı geçmesi. Uludere olayından da herkes çok rahatsız.

    Anladığım kadarıyla yeni anayasa konusunda hiç umudunuz yok.

    Yok. Bunu en başından beri söylüyorum. Ruhban okulu, Kürtler’in alfabesi, cemevleri gibi sorunlardan hiçbirinin çözülmediği bir yerde yeni anayasadan nasıl umutlu olabilir ki insan? Hepimiz uğraştık bu 12 Eylül referandumunda evet çıksın diye ama hiçbirinin uyum yasası çıkmadı HSYK dışında. Referandum sırf HSYK’yı değiştirmek için yapılmış gibi bir tablo çıktı ortaya.

    Galiba öyleymiş...

    Belki de öyle. Kimse bunu sormuyor. Ne oldu askeri yargı? Uyum yasası çıkmadı diye yerinde aynen duruyor. Çift başlı yargı devam ediyor. HSYK için çıkarıyorsun da niye askeri yargı için çıkarmıyorsun? Üstelik askeri yargı konusunda Anayasa’daki değişiklik radikal bir adım atmadı ama önemli bir reform yaptı, ancak o bile hayata geçmedi. Sayıştay konusunda askerlere yenik düştü; askeri harcamalar hâlâ saydam bir şekilde denetlenemez halde.

    AB’den neden kopuyor Türkiye? Çünkü siyasetçi padişah olmak istiyor.


    -Aynı cenahtan gelen isimlerin diğer bir yaklaşımı da sizin düşüncelerinizin belli bir halk tabanı olmadığı yönünde.
    Buna iki cevap veririm: Birincisi, bilim adamı, düşünür, yazar bir siyasetçi değildir. Bir şekilde içinde bulunduğu toplumun daha iyi şartlarda yaşabilmesi için belki de beyhude bir çaba gösterir. Ben Türkiye’nin daha iyi bir noktaya gelebileceğini görüyorum ve bunun için de yapılması gerekenler hakkında fikirlerimi söyleyip duruyorum. Bunu siyasetçi olarak söylemiyorum. Öyle olsa zaten siyaset yaparım. Düşünce boyutunda söylüyorum. Her şeye siyaset üzerinden bakıldığı için senin ne söylediğine de fikir üzerinden bakmıyorlar.

    İkincisi de, arkasında durabileceği ve mantıksal açıdan sağlam olan doğru ne ise onu söyler bir düşünür. Tabanı var mı yok mu, o siyasetçinin işidir. “Bir fikrin taraftarı kaç kişi?” algısı amatör siyasetçinin bakış açısıdır. Hayatını bundan kazanan sığ yorumcu yaklaşımdır. Üstelik o an için doğrunun hiç taraftarı da olmayabilir. Taraftarı yok diye bir fikir adamının doğruları söylememesi düşünülemez. Daha eğlenceli bir şey söyleyeyim, bir Fransız atasözü şöyle der: “Doğrular iktidara gelmez, düşmanları ölür.” “Siyaset iktidar demektir” anlayışının olduğu yerde konuşmanın, düşünmenin anlamı olmaz. Ama o toplum da bu anlayışla iflah olmaz...

    ‘Askeri rejimlerde bile böyle bir densizlik görmedim’


    -“Bugüne kadar neredeydi?” sorusu sizi eleştirenler tarafından sıkça soruluyor.
    Bugüne kadar da hep olduğum yerdeydim. Çünkü eğer başka bir yerde olsaydım bugün hâlâ yazıyor olurdum. Burada iki temel konu var. Birincisi şu:

    Yakın zamana kadar haftada 7, son zamanlarda ise haftada 5 gün yazı yazan biriydim. 35 de kitabım var. Bunları okumayıp izlemeyenlerin, somut düşünceleri yerine ispatlayamayacakları “kanaatleri” var. Her gün düşünce belirten birisine karşı “kanaat” olmaz! Eleştiri yapacaksan yazısı ve kitabı üzerinden yaparsın. İkincisi şu, düşünce üzerinden siyaseti yargılamak yerine, ilkeli düşünceleri olanları siyaset üzerinden yargılamaya kalkıyorlar. Ayrıca, sen niye benim görüşlerime göre AKP’yi değil de AKP üzerinden beni yargılıyorsun? Üstelik ben AKP’den evvel de vardım. Örneğin 2. Cumhuriyet kavramını 1991’de ortaya attım.

    Bu düşünce adamlarını, yazarları, çizerleri önemsek yerine, siyasetten para, rant, ün ve itibar sağlamaya yönelik bir zihniyet. Türkiye ortalama eğitim yılı 6, 5 olan bir ülke. 23-24 milyon insan var, bunun yüzde 60’ı mesleksiz. En büyük rantı siyaset getiriyor. Onun için de akademisyenler, yazarlar, fikir adamları, sanatçılar yerine siyaset üzerinden hayata bakmak daha kolay geliyor.

    -Sizin ve abiniz Ahmet Altan’ın yakın zamanlarda AKP ile sorun yaşamasını sanki aile refleksi olarak görenler de var.
    Düşünce ve ilke bazında olup biteni anlamak istemeyince herkesin aklına eseni söylemesi normal. Halbuki bunun eleştirel duruşa karşı bir süreç olduğunu birkaç kez tekrarladım. Yeni ortaya çıkmış bir şey değil. Bir gün kalktım, yazımdaki başyazı ibaresi gitmiş. Bir sabah baktım, internet sitesinde yerim değişmiş. Bir gün ilan bahanesiyle yazıların sayısı azalmış. Dostane eleştiriye bile tahammül kalmayınca işler çığrından çıkıyor.

    Mesela Başbakan “dindar bir nesil yaratacağız” diyor, bunu yazmayıp da ne yazacağız? Ben özgürlükçü, demokrat ve liberal biri olarak cami-kışla kavgası arasında kalmak istemeyen, bunu AB standardında bir yere taşımak isteyen biriyim.

    Bu şike yasasını, arkasından Uludere’yi hazmetmek mümkün mü? Bunlar kabul edilecek şeyler değil. Bunlara tahammül etmek ilkesel olarak benim açımdan mümkün değildi. Bunun ailesel bir refleksle ne alaksı olabilir ki? Ayrıca askeri rejimler dahil bana nereye, nasıl konuşacağıma dair bir akıl verme cüreti gösterilmesine ilk defa bu dönemde rastlıyorum. İlk yazım 1968 yılında yayımlandı. 30 yıldır hocayım. Benim bütün işim kendimi nasıl ifade ettiğim üzerinedir. Kiminle ne konuşmam gerektiğine, ne söylemem gerektiğine dair, bu birikimin çok uzağında olan biri bana talimat vermeye kalktığı vakit orada kalmanın da imkanı yoktur.

    Okumadığın adamla kavga

    Son olarak Paul Auster konusuna da girelim...
    Yazarlarla, çizerlerle, sanatçılarla, heykellerle, hayatla, dünyayla kavga eden bir siyasi anlayışının olması Türkiye’ye yakışmıyor. Türkiye’nin bunları aşması gerekir. Kaldı ki okumadığın adamla kavga ediyorsun. Adamın 21 kitabı yayınlanmış. Hiçbir kitabını okumadıysan kiminle kavga ettiğini bilmiyorsun ki! Yani bu dünyada nasıl algılanır, nasıl bir anlama gelir, ne olur ne biter bilmiyorsun. Paul Auster’i yazdıkları üzerinden değerlendirmediğin vakit sığ bir yaklaşım göstermiş olursun. Siyasi çıkar açısından hayata bakmaya başladığın zaman muazzam bir siyasileşme ve çok sığ ve ilkel bir rantçılık olur. Bu yüzden Türkiye sosyolojik olarak normalleşse de özgürlük ve nitelik anlamında oksijeni iyice yetersizleşiyor.
    Anahtar Kelimeler: Mehmet Altan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
  • Mehmet Altan Erdoğan'ı topa tuttu! - HABERİNE YORUM GÖNDER
    İLGİLİ HABERLER
  • Sakallı Yiğit, Star kadrosuna dahil edildi!
  • Panpiş canlı yayında poposunu elleyince...
  • Pelin Batu: Dünyanın en büyük porno arşivi TSK'da
  • Taraf'tan bir Erdoğan başlığı daha
  • 2 Cemaat arasındaki 7 fark
  • İşte Uğur Dündar'ın yeni gazetesi
  • Telegol programında Kaya Çilingiroğlu şoku!
  • Gazeteci Murat Aydın birincilik ödülünü aldı
  • TGC Yerel Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu
  • Canlı yayında PKK tartışması
  • Gürsel Tekin, Sarıgül'le parti mi kuracak?
  • Güncellenen Google Algoritması! Yeni Nesil SEO, Backlink
  • Günün en önemli gazete manşetleri
  • Burhan Altıntop Yalan Dünya'ya dönüyor
  • Doğuş Survivor'da Twitter'ı yine salladı
  • TGC ödülleri 24 Nisan'da dağıtılacak
  • Ahmet Hakan’dan CHP’ye 10 Emir
  • Kılıçdaroğlu neden iyi bir lider olamadı
  • Yahşi Cazibe bitiyor mu
  • Dizideki o figüran işkence mi
  • İlgili Haberler
    Sakallı Yiğit, Star kadrosuna dahil edildi!
    Bir süre önce Star binasında gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Mustafa...
    Panpiş canlı yayında poposunu elleyince...
    TV 8'de yayınlanan Bay Tahmin'e konuk olan Hilal Cebeci, canlı yayında...
    Pelin Batu: Dünyanın en büyük porno arşivi TSK'da
    Gaflarıyla ünlü Pelin Batu'nun TSK hakkındaki sözleri ilginç bir...
    Taraf'tan bir Erdoğan başlığı daha
    Başbakan Erdoğan'ın WSJ'nin Uludere haberi ile ilgili yorumuna Taraf'tan...
    2 Cemaat arasındaki 7 fark
    Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, bugünkü yazısının son bölümünde...
    İşte Uğur Dündar'ın yeni gazetesi
    Uğur Dündar istifasından bu yana geçen sürenin ardından yeniden...
    Telegol programında Kaya Çilingiroğlu şoku!
    Kanaltürk'te yayınlanan Telegol programı Kaya Çilingiroğlu şokuyla...
    Gazeteci Murat Aydın birincilik ödülünü aldı
    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Konrad Adenauer Stiftung’un ortaklaşa...
    TGC Yerel Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu
    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile Konrad Adenauer Stiftung’un ortaklaşa...
    Canlı yayında PKK tartışması
    Selahattin Demirtaş ve Ali Kırca arasında canlı yayında "PKK militanları...
    Gürsel Tekin, Sarıgül'le parti mi kuracak?
    Gürsel Tekin'in istifasını aylar önce duyuran Enver Aysever, ana muhalefeti...
    Güncellenen Google Algoritması! Yeni Nesil SEO,...
    Güncellenen Google Algoritması! Yeni Nesil SEO, Backlink ve Linkwheel...
    Günün en önemli gazete manşetleri
    İşte gündeme damgasını vuran haberlerin manşetleri. Tek tıkla gazete...
    Burhan Altıntop Yalan Dünya'ya dönüyor
    Gülse Birsel Kanal D'nin kahkaha rekoru kıran dizisi Yalan Dünya'da...
    Doğuş Survivor'da Twitter'ı yine salladı
    Survivor Ünlüler Gönüllüler yarışmasında adaya veda eden Doğuş...
    TGC ödülleri 24 Nisan'da dağıtılacak
    Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 2011 Yılı Geleneksel Türkiye Gazetecilik...
    Ahmet Hakan’dan CHP’ye 10 Emir
    Kendisi de İmam Hatip kökenli olan Ahmet Hakan, AKP'lilerle dini tartışmaya...
    YAZARLAR Tümü
    İnsan olana sesleniş! Prf. Dr. Nurullah Aydın İnsan olana sesleniş!
    Gerçek maç sahada değil tribünde... Mehmet Yüceer Gerçek maç sahada değil tribünde...
    Acı Bir Bayram Kutlaması Doğan Özdemir Acı Bir Bayram Kutlaması
    Hani Bayram Olacaktı? Aydın Pala Hani Bayram Olacaktı?
    Polonya Günlüğü 4 – Eğlence Kültürü Aziz Cem Polonya Günlüğü 4 – Eğlence Kültürü
    Tayyip Erdoğan ve Bahçeli'ye 9 Işık golü Murat AYDIN Tayyip Erdoğan ve Bahçeli'ye 9 Işık golü
    YÖK Orhan Kiverlioğlu YÖK
    12 Eylül'ü yargılamak Can Candan 12 Eylül'ü yargılamak
    Bir tutam şifa Müge AYDIN Bir tutam şifa
    Biraz onlar Türkçe öğrense Mehmet Koca Biraz onlar Türkçe öğrense
    GAZETE MANŞETLERİ
    SON DAKİKA
  • Rengarenk uçurtmalar Eyüp semalarında
  • Haluk Bilginer'den aşkla ilgili çarpıcı
  • Kayseri'deki patlamada 1 polis şehit oldu
  • Sakallı Yiğit, Star kadrosuna dahil edildi!
  • Çorum'da silahlı çatışma: 1 ölü, 1 yaralı
  • Eyüpspor, Şevket Sever'le yola devam dedi
  • Korsan taksiye binene 216 lira ceza
  • Erdoğan: MİT'i İmralı'ya ben gönderdim
  • Gül, sürücüsüz Google arabası ile hız
  • Abdullah Gül Google'ı ziyaret etti
  • Boşansanda aldatamazsın
  • Kazada yaralanan yavru ayı ameliyat edildi
  • Beyoğlu masalarına kavuşuyor
  • '27 Mayıs öncesi Akşam'ın Ankara bürosu,
  • PKK, Lice'de 10 köylüyü kaçırdı
  • FOTO GALERİ Tümü
    • 12 Haziran'daki kritik 24 viraj
      12 Haziran'daki kritik 24 viraj
    • Sultangazi'de yaşlılara bakım ve istihdama katılım
      Sultangazi'de yaşlılara bakım ve istihdama katılım
    • 23 Nisan'dan önce Köşke çıktılar
      23 Nisan'dan önce Köşke çıktılar
    • Eyüp’te Seçime Doğru Demokrasi Örneği
      Eyüp’te Seçime Doğru Demokrasi Örneği
    • Türkiye’de ilk kez bir halde fuar düzenlenecek
      Türkiye’de ilk kez bir halde fuar düzenlenecek
    • En saçma 32 iPhone uygulaması!
      En saçma 32 iPhone uygulaması!
    • Balta ve ateşle saç sakal traşı yapıyor
      Balta ve ateşle saç sakal traşı yapıyor
    • Çanakkale Savaşları 96 yıl sonra Bağcılar’da
      Çanakkale Savaşları 96 yıl sonra Bağcılar’da
    • Hangi ünlünün neresi güzel?
      Hangi ünlünün neresi güzel?
    • Kerbela Şehitleri Gözyaşlarıyla Anıldı
      Kerbela Şehitleri Gözyaşlarıyla Anıldı
    • Günün Karikatürleri
      Günün Karikatürleri
    • İlginç park
      İlginç park
    ÖZEL HABER
  • Gazeteci Murat Aydın birincilik ödülünü aldı
  • TGC Yerel Gazetecilik Ödülleri sahiplerini buldu
  • Zeki ile Metin'in yürek sızlatan hikayeleri
  • Eşini doğumda kaybeden Önal'dan ürperten iddia
  • Fatih'te tarihi vurgun
  • Süleyman Soylu'dan aydınSes’e çarpıcı açıklamalar!
  • Selman Esmerer: AKP rant sağlamada çok profesyonel!
  • HAVA DURUMU
    ANKET
    Anket Sonucu Tümü

    ?4+4+4 sizce sisteme katkı sağlayacak mı?

    VİDEO GALERİ Tümü
    • Memati müthiş topukla silah hareketi
      Memati müthiş topukla silah hareketi
    • Şahan Gökbakar - Halil Sezai Taklidi
      Şahan Gökbakar - Halil Sezai Taklidi
    • Ayı ve çocuk kavgası
      Ayı ve çocuk kavgası
    • Bölücü örgüt yandaşları Türk göstericilere böyle saldırdı
      Bölücü örgüt yandaşları Türk göstericilere...
    • Karadeniz usulü navigasyon cihazı
      Karadeniz usulü navigasyon cihazı
    • Sevilay Yükselir miyavladı!
      Sevilay Yükselir miyavladı!
    • Yaşlı çitfi alevlerin arasından itfaiye kurtardı
      Yaşlı çitfi alevlerin arasından itfaiye kurtardı
    • Nayer - Suave (Kiss Me) ft. Pitbull, Mohombi
      Nayer - Suave (Kiss Me) ft. Pitbull, Mohombi
    • Rihanna Humps & Grinds As She Dances In a Skimpy Red Thong-Bikini! Carnival Gets Hot! (Live VIDEO)
      Rihanna Humps & Grinds As She Dances In a Skimpy Red...
    • Türköne, canlı yayında sinirleri gerdi
      Türköne, canlı yayında sinirleri gerdi
    • Kavak Yelleri Efe'nin ölümü
      Kavak Yelleri Efe'nin ölümü
    • Buz Tutan Çıldır Gölü'nde Araba Sürdüler
      Buz Tutan Çıldır Gölü'nde Araba Sürdüler
    SÜPER LİG
    ARŞİV
    Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Künye | İletişim | Sitene Ekle | Reklam| RSS 2.0 2012 © Copyright © Aydinses Medya Bilişim Eğitim Gıda Sanayi Tic. Ltd. Şti

    Yazılım: Haber-Sistemi

    Mehmet Altan Erdoğan'ı topa tuttu!