banner314

banner325

DHA YURT - ÖZEL GÜNDEM

GÜNDEM 12.01.2020, 08:53
3
DHA YURT - ÖZEL GÜNDEM

Datça'da baharın müjdecileri anemonlar açtı
 
MUĞLA'nın Datça ilçesinde, yaklaşık 1 aydır aralıksız yağan yağmurun ardından güneşin açmasıyla doğa tekrar canlandı. İlçede baharın müjdecileri anemon çiçeklerinin açtığı görüldü.

Türkiye'nin birçok yerinde soğuk havanın etkisini gösterdiği günlerde, Datça'da baharın müjdecileri kır laleleri anemonlar açtı. İlçede hava sıcaklığı 16 dereceye kadar yükselirken, kırlar pembeden mora, eflatundan beyaza, rengarenk anemonlarla süslendi. Anemonların görüntüsü, soğuk kış günlerinin geride kaldığının habercisi olarak yorumlandı. İlçe merkezinde ilk yerleşim alanı olarak bilinen antik Burgaz kenti ve çevresindeki çayırlar anemonlarla kaplanırken, büyükbaş hayvanlar da yeşillik alanlara çıkarıldı. Otlaklara yayılan hayvanlar, anemonların arasında taptaze otlardan yedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-----------------
- Datça'da açan kır lalelerinin görüntü
- Burgaz ören yerinde kır laleleri ile renklenen kırlardan görüntü

Haber- Kamera: Mehmet ÇİL / DATÇA (Muğla),()

==============================

Tek elini kullanabilen Doğa'nın resimleri, İzmir'in 30 ilçesinde sergilenecek
 
İZMİR'de, zeka geriliği, işitme kaybı ve konuşma bozukluğu bulunan yüzde 96 engelli Doğa Taşar'ı (20), sadece sol elini kullanarak yaptığı resimler hayata bağlıyor. Resim yeteneği ile engellerini aşan Doğa için, İnsan İçin Umut Derneği'nce, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ'ın da desteğiyle 30 ilçede resim sergisi açılacak.

İzmir'de oturan yüzde 50 mental retardasyonu bulunan, serebral palsi hastası yüzde 96 engelli Doğa Taşar, kendini ifade edebilmek için resim çiziyor. Resimleri tişört ile bardaklara basılan ve internet üzerinden satışa sunulan, aynı zamanda daha önce pek çok resim sergisi açan Doğa, bu tutkusuyla hayata bağlanıyor. Sadece sol elini kullanarak yaptığı resimlerle hayal dünyasını yansıtan Doğa için, İnsan İçin Umut Derneği harekete geçip 'Umut Köprüsü' projesini başlattı. Proje kapsamında Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ'ın destekleriyle İzmir'in 30 ilçesinde Doğa'nın resimlerinden oluşan sergiler açılacak. Doğa'nın tüm engellerine rağmen resim yeteneğini sergilediğini söyleyen İnsan İçin Umut Derneği Başkanı Menşure Gökçe, "Doğa'nın bu resimlerinin İzmir'in her yerinde gösterilmesi için Ankara'da birtakım görüşmeler yaptık ve İzmir'in 30 ilçesinde resim sergisi açacağımız bir proje başlattık. İlk sergimizi Konak'ta açacağız. Bütün İzmir halkının bu umut köprüsünden geçmesini istiyoruz. Sergilerimizi ziyaret etsinler ve Doğa'ya destek olsunlar. Doğa'nın bu azminin tüm insanlara örnek olmasını istiyorum" dedi.

'EN BÜYÜK HAYALİM DOĞA'NIN RESİMLERİYLE TANINMASI'
Annesi Aslı Taşar ise, Doğa'nın yeteneğiyle ilerlemesini istediğini belirterek şöyle konuştu: 
"Doğa'nın yüzde 96 bizim engel olarak görmediğimiz engelleri var. Sağ kol ve sağ bacağında güçsüzlük var. Konuşması hiç yok. Biz Doğa'nın bu rahatsızlığını yaklaşık 8 aylıkken öğrendik ve fizik tedavi ile özel eğitime başladık. Doğa'yı 8 yaşındayken kaynaştırma öğrencisi olarak bir ilkokula kaydettirdik. Doğa arkadaşlarından geri kalmaya başladı ve sırada otururken resim yapmaya başladı. Şimdi de özellikle izlediği çizgi filmleri çizmeyi çok seviyor. O dönemde hiçbir resim eğitimi almamıştı, ancak üç yıldır kursa gidiyor. Doğa resim yapmaya başladığı zaman en az iki saat boyunca o resmi bitirmeden bırakmıyor. İnsan İçin Umut Derneği'nin desteğiyle Doğa'ya açılacak sergiler bizi çok mutlu etti. Doğa'nın resim yeteneğinin evde kalmasını istemiyorum. Doğa'nın yeteneği duyulmalı çünkü gerçekten çok yetenekli ve bu alanda ilerlemesini istiyorum. Doğa'nın engellerinden dolayı başka ilerleyebileceği bir alan yok. En büyük hayalim ve dileğim, Doğa'nın resimleriyle tanınması."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
----------------
- Aslı Taşar ile röportaj
- Menşure Gökçe ile röportaj
- Doğa resim yaparken genel detay görüntüler
- Doğa'nın resimlerinden görüntü

Haber: Hande NAYMAN Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, ()
==============================

Isırmaması için Miraç'ın ellerine bebek bezi bağlıyorlar
 
İZMİR'de yaşayan Asiye ve Serdal Maden çifti, çocukları Yusuf'un (7), bipolar mizaç bozukluğu ve obsesif kompulsif bozukluk sebebiyle ellerini ısırmasına çözüm bulmak için ellerine bebek bezi sardı. Serdal Maden, oğlunun tedavisi için yardım çağrısında bulunurken, Kızılay aileye gıda ve eşya yardımı yaptı.

Gaziemir ilçesinde oturan Asiye ve Serdal Maden çiftinin ilk çocuğu olan Yusuf, 1,5 yaşından sonra kendisine zarar vermeye başladı. Vücudu morarana kadar kendini tokatlayan Yusuf, bir süre sonra elleri ve kollarını ısırmaya başladı. Bunun üzerine aile, çocuklarını hastaneye götürdü ve Yusuf'a bipolar mizaç bozukluğu ile obsesif kompulsif bozukluk teşhisi konuldu. Tedavilerden sonuç alınamayınca aile yaklaşık 3 ay önce İzmir'e taşındı. Aile, oğullarının tedavisini burada da bulamadı. Serdal Maden, oğlunun hem kollarına, hem de dişlerine zarar verdiğini belirterek yardım feryadında bulundu. Maden, "Oğlum öncelikle kendini tokatlamaya başlamıştı. Bunu engellemek için ellerini arkadan bağlıyorduk. Bu sayede bu alışkanlığını bıraktı. Ancak ardından kollarını ısırmaya başladı. Hem kolları çok kötü durumda hem de dişlerini kırdı. Kendine zarar vermemesi için ellerini bebek beziyle bağlıyoruz. Kendi yiyemediği için yemeklerini ben yediriyorum. Ona yemek yedirirken hüngür hüngür ağlıyorum. Dayanacak gücüm kalmadı. Çocuğumu kurtarın" dedi.

'ZOR DURUMDAYIM'
Eşi ve çocuklarına bakmak için düzenli bir işte çalışamadığını söyleyen Maden, "Geçen ay hastaneye gittiğimizde bizi arayacaklarını söylediler, ama kimse aramadı. 6-7 senedir bir ilaç kullanıyoruz, ama sonuç ortada. Eşim de engelli olduğu için tüm işlerle ben ilgileniyorum. Bu yüzden düzenli bir işte çalışamıyorum. Psikolojik olarak zor durumdayım. Çocuğumla ilgilenilmesini istiyorum. Hastaneler, ileri tarihlere randevu veriyor. 7 yıldır çektiğimiz çileyi bir biz biliyoruz. Kendimiz için hiçbir şey istemiyoruz. Tek isteğimiz evladımızın iyi olması" diye konuştu. Öte yandan Kızılay, aileye gıda ve eşya yardımında bulundu. Gaziemir Kızılay Şube Başkanı Davut Dinçel, "Serdal Bey iki ay önce bize müracaat etti. Yaptığımız incelemenin ardından gıda ve eşya yardımında bulunduk. Engelli çocuğumuz için sağlık bakımından yardıma ihtiyaçları var. Biz Kızılay olarak sosyal faaliyetler ışığında; gıda, giyim ve kırtasiye yardımı yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-----------------
- Serdal Maden röportaj
- Aileden görüntü
- Yusuf Maden'den görüntü
- Genel ve detay görüntü

Haber: Tolga TAHÇI - Kamera: Ahmet Turan ARAS /İZMİR, ()

==============================

Meslek lisesi öğrencilerinden biyonik el
 
MUĞLA'nın Milas ilçesinde 3 lise öğrencisi, insan el hareketlerini birebir uygulayan 'biyonik el' yaptı. İhtiyaç halinde uzaktan da kontrol edilebilen biyonik elin patenti alınarak, seri üretime geçilmesi hedefleniyor.

Milas Mehmet Akif Ersoy Çok Programlı Anadolu Lisesi Bilişim Bölümü 11'inci sınıf öğrencileri Ayşenur Kavak, Murat Türkmen ve Ahmet Döner, 4 ay süren çalışmayla, biyonik el yaptı. İnsan el hareketlerini birebir yapan elin, sağlık başta olmak üzere birçok alanda kullanılması amaçlanıyor. Ayrıca biyonik el, insanlar için tehlike arz eden durumlarda uzaktan da kontrol edilebiliyor. Biyonik elin tescillenmesi için önümüzdeki günlerde Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurulacak.

'SAĞLIK BAŞTA OLMAK ÜZERE BİRÇOK ALANDA KULLANILABİLİR'
Yaptıkları ürünü tanıtan öğrencilerden Ayşenur Kavak, "Eldivene monte edilmiş esneklik sensörleri yardımıyla elimizden alınan konum bilgileri tasarladığımız devre tarafından işlenerek, motorlar yardımıyla robotik elin kontrolü sağlanır. Bu robotik elin tasarım amacı sağlık alanında kullanılması veya insanlar için tehlikeli olabilecek ortamlarda uzaktan kontrolü sağlanarak riski en aza indirmektir. Eldiveni giymiş birisi tarafından yapılan el hareketlerini birebir taklit edebiliyor. İnsan el hareketlerini birebir yapabilen robot kolun, sağlık başta olmak üzere birçok alanda kullanılması amaçlanıyor" diye konuştu.

'ÜLKEMİZ ADINA GÜZEL BİR ÇALIŞMA'
Bilişim Bölümü öğretmeni İsmet Aslan ise "Sağlık başta olmak üzere birçok alanda kullanılması amaçlanıyor. Ayrıca biyonik el, insanlar için tehlike arz eden durumlarda uzaktan kontrol edilebiliyor" dedi.
Okul Müdürü İsmail Özer ise, projenin hayata geçirilmesinden mutluluk duyduğunu belirterek, "Sağlık ve bomba imha konusunda kullanılabilecek olması önemli. Öğrencilerimle öğretmenlerimin her zaman yanındayım. Ülkemiz adına güzel bir çalışma" ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-----------------
- Öğrencilerin biyonik el çalışmasından görüntü 
- Biyonik elin çalıştırılmasından görüntü 
- Öğrencilerden Ayşenur Kavak'ın biyonik elin işlevi hakkında bilgi vermesi 
- Öğretmen İsmet Aslan ile röp.
- Okul Müdürü İsmail Özer ile röp. 

Haber- Kamera: Cavit AKGÜN / MİLAS (Muğla), ()
==============================

Arı zararlısıyla kurbağa derisi salgısından solüsyonla mücadele

EDİRNE'nin Keşan ilçesinde, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hasan Avcu, 'Kurbağa deri salgısında bulunan biyoaktivitelerin, arı zararlısı varroa paraziti üzerinde etkilerinin incelenerek ürüne dönüştürülmesi' adlı projeyle katıldığı Başakşehir Living Lab 6'ncı İnovasyon Yarışması'nda 'öğretmen- öğretim görevlisi' kategorisinde Türkiye 1'incisi oldu. Avcu'nun projesi sayesinde kurbağa derisi salgısından üretilen solüsyonla 'Varroa paraziti’ isimli arı zararlısı ile kimyasal ilaçlar kullanmadan ve balda, petekte kalıntı bırakmadan organik olarak mücadele edilebilecek.

İstanbul'da bu yıl 6'ncısı düzenlenen Başakşehir Living Lab İnovasyon Yarışması'na 'Kurbağa deri salgısında bulunan biyoaktivitelerin, arı zararlısı varroa paraziti üzerinde etkilerinin incelenerek ürüne dönüştürülmesi' adlı projeyle katılan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hasan Avcu, 'Öğretmen-öğretim görevlisi' kategorisinde Türkiye 1'incisi oldu. Avcu, proje kapsamında kurbağa derisi salgısından elde edilen solüsyonla 'Varroa paraziti’ isimli arı zararlısıyla kimyasal ilaçlar kullanmadan mücadele etmeyi başarırken, Avrupa pazarında yüksek fiyatlardan alıcı bulan kurbağaların derisinin de ilaç sektöründe ayrı bir pazar oluşturmasını hedefliyor.

'KURBAĞA DERİSİ, PARAZİT VE BAKTERİLERİ BARINDIRMIYOR'
Hasan Avcu, uzun yıllar arılar üzerine araştırmalar yürüttüğünü ve en çok dikkatini çekenin arı zararlısı olan Varroa parazitine karşı yapılan kimyasal ilaçlamalar olduğunu belirterek, "Yapılan çalışmalar sonucunda kovanların gereksiz yere ilaçlandığını gördüm. Piyasada özellikle ruhsatsız ilaçlar çok fazla. Bal, propolis, polen ve arı sütü organiktir. Bu kalıntı yapan ilaçlardan nasıl uzaklaşılır, yıllardan beri bunun üzerine çalışmalar yapıyorum. Bizim 2 yıl önce TÜBİTAK için hazırladığımız kurbağalar üzerine olan bir projemiz vardı. Bu projeden çıkan farklı bir çalışma oldu. Çalışmamızda kurbağaların dikkatimizi çeken bir yönü oldu. Kurbağanın derisinden salgıladığı maddelerden dolayı derisinde parazitleri, bakterileri barındırmadığını görünce, bunu arıların üzerinde, özellikle de 'Varroa paraziti’yle mücadelede denemek istedik. Özel kazanlarda konulan kurbağa derilerinden fermantasyonla bir solüsyon elde ettik. Bu yaklaşık 2 yıllık bir çalışma. Yüzlerce denemesi oldu" dedi.

'BU ÜRÜNÜN HAYVANSAL NİTELİKLİ OLMASI ÇOK ÖNEMLİ'
Kurbağalar üzerindeki deri salgısını toplayarak, solüsyon haline getirdiğini ifaden eden Avcu, "Bu solüsyonu geliştirdikten sonra yaklaşık 300 kovan üzerinde denememiz oldu. Denemelerin ardından çok ciddi olumlu sonuçlar aldığımızı gördük. Arıcılar, çok pratik ve basit şeyler istiyor. Bu solüsyonla 'Varroa paraziti’ ile organik olarak mücadele edebileceğimizi gördük. Kimyasal ilaçlar piyasada çok fazla var. Bu ürünün hayvansal nitelikli olması çok önemli" diye konuştu.

'NİYETİMİZ TAM ORGANİK ÜRETİM'
Hasan Avcu, bu yıl yaklaşık 600 projenin katıldığı yarışmada 1'inci olmaktan dolayı gurur duyduğunu belirterek, "İnşallah bu alandaki çalışmalar faydalı olur ve bu kimyasallardan kurtuluruz. Niyetimiz tam organik bal, propolis, polen ve arı sütü üretilmesi" dedi.

'KURBAĞA DERİSİ ALTERNATİF ÜRÜN OLABİLİR'
Özellikle İpsala ve Enez ilçelerinde toplanarak ihraç edilen kurbağa bacağının Avrupa mutfağında yüksek fiyatlara satıldığını kaydeden Avcu, "Kurbağa bacağı Avrupa'da yüksek fiyatlara satılıyor. Bunun derisi burada çöpe atılıyor. Bu solüsyonun üretilmesi için gereken kurbağa derileri ek bir sektör haline gelebilir. Kurbağa toplayıcılığı yaparak gelir sağlayan insanlar var. Bu gelecek için alternatif bir ürün" ifadelerini kullandı.

'BÖLGEMİZİN VE ÜLKEMİZİN GELİŞMESİNDE AKTİF ROL OYNAYACAK'
Keşan Milli Eğitim Müdürü İlhan Saz, "İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak bu ve bunun gibi projeleri önemsiyor ve destekliyoruz. Bu gibi iyi örneklerin, inovasyon ve teknolojik çalışmaların örnek olmasının, öğretmen ve öğrenciler arasında yaygınlaşmasının bölgemiz ve ülkemizin gelişmesinde aktif rol oynayacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------------------------
-Üretilen solüsyon
-Hasan Avcu'nun 1.'lik plaketi
-Kurbağalar ile yapılan çalışma
-Kurbağa derisinden elde edilen sıvı
-Arı kovanları
-Solüsyonun arı kovanlarında denenmesi
-Hasan Avcu röp.
-Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürü İlhan Saz röp.
-Detaylar  

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),()
==================================

Oltu çayı köpürdü
 
ERZURUM'daki Oltu Çayı'ndan akan köpük ve gelen kötü kokular halkı, tedirgin etti. Nedeni henüz belirlenemeyen koku ve köpüğün balık ölümlerine yol açtığı belirtilirken, halk sorunun kaynağının bulunmasını istedi.

İlçe merkezinin tam ortasından geçen Oltu Çayı'nın geceleri köpürmesi ve çevreye pis koku yayması endişeye neden oldu. Çaydaki balıkların da ölmeye başladığını belirten mahalleli, soruna çözüm bulunmasını istedi. 

Mahalle sakinlerinden Temel Vural, çayın ilk kez böyle köpürdüğüne şahit olduklarını belirterek, "Yıllardır Oltu'da yaşıyorum. Oltu Çayı'nın bu şekilde aktığına şahit olmadım. İki akşamdır Oltu Çayı köpürerek akıyor. Acaba gecenin karanlığından yararlanıp kimyasal atık mı atılıyor, yoksa başka bir şey mi var merak ediyoruz. Bunun acilen araştırılıp, halkın da aydınlatılmasını istiyoruz. İnşallah olumsuz bir şey olmaz, ama akıl ve mantık ölçüsünde baktığımızda neden böyle akıyor, anlamış değiliz" diye konuştu.
Beycan Onat ise, "Oltu Çayı köpürüyor. Nedeni ise bilinmiyor. Etrafa da pis koku yayıyor. Muhtemelen atık su bırakılmış. Çayın köpürmesinden dolayı balık ölümleri de yaşanıyor. Şayet böyle ise suçluların yakalanıp, en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Oltu Çayı geçen yıl da böyle akmış ve balık ölümleri olmuştu" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Köpüren Oltu çayından detaylar
-Vatanaşlarla röp

Haber-Kamera: Murat AYDIN / OLTU (ERZURUM), ()

===================================

Doğu Karadeniz'de deprem riski arttı

GÜRCİSTAN'da, 3 yıl meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki depremin Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki fay hattını tetiklendiği ve yarılmayı hızlandırdığı belirlendi. Jeoloji Mühendisi Prof.Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz'de deniz dolgusu üzerine kurulan yerleşim yerlerinde deniz erozyonuna uğrayan binaların depremde yıkılma riski taşıdığını belirterek, "Deprem hem Trabzon hem de Rize’nin deprem tehlikesini 3 kat artırdı. Karadeniz fayı, çok yavaş ve sinsi hareket ediyor. Dolgular üzerinde elbette binalar yapılacak ama dolgunun tekniğine uygun bir şekilde yapılması gerekiyor. Yapılar, yeni deprem yönetmeliğine uygun hale getirilmeli" dedi.

Gürcistan'ın başkenti Tiflis'ten yaklaşık 100 kilometre uzaklıktaki Kakheti bölgesinde, 2017'de meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki depremin Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki fay hattını tetiklediği ve yarılmayı hızlandırdığı saptandı. 4'üncü deprem kuşağındaki bölge, 3'üncü deprem riski bölgesine çekildi. Karadeniz sahil kesiminin deprem riskinin iç kesimlere oranla daha yüksek olduğunu belirten uzmanlar, deniz erozyonuna uğrayan binaların olası depremde yıkılma riski taşıdığını belirtiyor.

'DEPREM TEHLİKESİNİ 3 KAT ARTTIRDI'
Jeoloji Mühendisi Prof.Dr. Osman Bektaş, deprem riskinin bilinenden daha fazla olduğuna dikkat çekerek, "Doğu Karadeniz'de şehirleşmeye bağlı olarak aşırı nüfus artışı nedeni ile denizden yer kazanma olayları yani dolgu alanları yaygın bir şekilde kullanılmaya başladı. Ama artık dolguların yeni yönetmeliğe göre yapılması gerekiyor. Karadeniz’in içerisinde gerçekleşen 5.1 büyüklüğündeki deprem, hem Trabzon hem de Rize’nin deprem tehlikesini 3 kat artırdı. Dolgularda deprem tehlikesi daha da arttı. Dolgular üzerinde elbette binalar yapılacak ama dolgunun tekniğine uygun bir şekilde yapılması gerekiyor" dedi.

'ARTIK DOLGU RİZE’Yİ TAŞIMIYOR'
Yıllar önce denizin doldurulmasıyla oluşturulan 350 dönümlük alana kurulan Rize'nin büyük risk taşıdığını kaydeden Bektaş, "Deprem tehlikesini artık göz ardı etmemiz gerekiyor. Mesela Rize'de yapılan iki temel yanlış vardı. Birincisi 1960’lı yıllarda yapılan ve dünya standartlarına uygun olmayan dolgu idi. Artık bu dolgu Rize’yi taşımıyor. İkinci yanlış ise bölgenin gerçekçi deprem potansiyelinin ciddiye alınmaması. 2012 yılında Karadeniz’de oluşan deprem Rize’nin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor" diye konuştu.

'KARADENİZ FAYI YAVAŞ VE SİNSİ HAREKET EDİYOR'
Karadeniz fayının çok yavaş ve sinsi hareket ettiğine dikkat çeken Bektaş, "Bölgemizde 'deprem sık olmuyor' diye evlerinizde rahat uyuyor olabilirsiniz. Ama Karadeniz fayı, çok yavaş ve sinsi hareket ediyor. Bölgemizde yaşanabilecek orta büyüklükteki bir deprem bile bölgedeki heyelanlı sahaları aktif hale getirebilir ve ciddi kayıplara sebebiyet verebilir. Yapı stoklarımızın çoğu yeni deprem yönetmeliğine uygun değil. Çıkarılan yeni deprem haritasına uygun bir şekilde yapılanmaya gidilmeli" ifadelerinde bulundu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------------------------
-Karadeniz sahil dolgu alanlarından drone detay görüntüleri
-Rize'den drone görüntüleri
-Sahilden görüntüler
-Dolgu çalışması yapılan alanlardan görüntüler
-Osman Bektaş röportaj
-Haber genel ve detay görüntüleri

Haber-Kamera: Aleyna KESKİN-Selçuk BAŞAR TRABZON- ()
=====================================

Sabah sanayi sitesinde, akşam spor salonunda ter döküyor

DİYARBAKIR'da, Şaban Çiçek (22), çocukluk hayali olan boks sporuna 1 yıl önce başlayıp, katıldığı Diyarbakır, bölge ve Türkiye şampiyonalarında 3 madalya alarak büyük başarıya imza attı. Ailesini geçindirmek için gündüz oto sanayi sitesinde çalışıp, akşamları spor salonunda antrenman yapan Çiçek, daha büyük başarılara imza atmak için destek bekliyor. 

Merkez Bağlar ilçesinde oturan ve yaklaşık 8 yıldır oto sanayi sitesinde tamircilik yapan Şaban Çiçek, çocukluğunda beri merak saldığı boksla 1 yıl önce ilgilenmeye başladı. Gündüz oto sanayide çalışan Çiçek, akşamları da spor salonuna gidip antrenman yapmaya başladı. Boks sporunda kendine geliştiren Çiçek, Diyarbakır genelinde katıldığı turnuvada 2'ncilik aldı. Çelik, daha sonra bölgesel alanda düzenlenen turnuvalara katılma kararı kaldı. Erzincan'daki turnuvanın ardından Erzurum'daki Türkiye Boks Şampiyonası'nda bronz madalya alarak büyük bir başarıya imza attı. Ailesinin geçimini sağlamak zorunda olduğu için oto sanayi sitesinde çalışmaya devam eden Çiçek, daha büyük başarılara imza atmak için destek bekliyor.

'GÜNDÜZ ÇALIŞIYORUM AKŞAMLARI DA ANTRENMAN YAPIYORUM'
Boksa çocukluğundan beri merakı olduğunu söyleyen Çiçek, "8 yıldır oto sanayide çalışıyorum. Ailemin geçimini buradan sağlıyorum. Son 1 yıldır boks yapıyorum. Boksa merakım eskiden beri vardı. Yapamadım bir türlü. 1 yıl önce yapmaya karar verdim. Turnuvalara da katıldım. Gayet de başarılı geçti. İleride U-22 şampiyonası var. Hedefim orada şampiyon olmak. Daha ilerideki zamanlarda da uluslararası alanlarda başarılı olmak istiyorum. Gündüzleri çalışıyorum. Akşamları da gelip antrenman yapıyorum. Zor oluyor ama boksu seviyorum. Onun için de bırakmak istemiyorum. Sabah 05.00'da koşuya gidiyorum, sonrasında 07.00 gibi de işe geliyorum. Akşam saatlerinde de antrenmana geliyorum. Maddi açıdan sıkıntı olmasa çalışmazdım, sadece antrenman yapardım. Hem çalışmak hem de antrenman yapmak zorundayım" diye konuştu.

'ELİNDEN TUTULMASINI İSTİYORUZ'
Şaban Çiçek'in boks antrenörü Ali Rıza Ayşin, ilk yılda 3 madalya almasının büyük başarı olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:

"Azmiyle, çalışmasıyla başardı bunu. Şimdi U-22 Türkiye Şampiyonası'na hazırlanacağız. Önümüzde uzun bir zaman var. Ondan sonraki hedefimiz ise Avrupa ve dünya şampiyonalarında derece elde etmek. Şaban gündüz işte çalışıyor. Ağır bir işte çalışıyor. Onun bu azmi her sporcuda görülmez. Kendisinin çabalarıyla bizim ona verdiğimiz emekle inşallah iyi bir başarı getirir. İlk yılda aldığı 3 madalya bize umut verdi. Elinden tutulmasını istiyoruz."

Şaban Çiçek'in ustası Veysi Eren ise, 8 yıldır yanında çalıştığını belirterek, her zaman destek olacağını söyledi. Eren, "Buradaki işi bittikten sonra spora gidiyor. Her türlü destekçiyiz. Maçlarına beraber gidiyoruz. Elimizden geldiği kadar maddi ve manevi olarak yardımcı olmak istiyoruz. Sadece bizim yardımımız yeterli olmayabilir. 2 gümüş bir bronz madalyaya sahip. Amacımız Türkiye'de daha iyi yerlere gelmesi" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
-Şaban Çiçek'in oto sanayide çalışmasından detay
-Spor salonunda çalışmasından detay
-Muhabir Emrah Kızıl anons
-Şaban Çiçek'in konuşması
-Ali Rıza Ayşin'in konuşması
-Veysi Eren'in konuşması
-Genel ve detay

Haber-Kamera: Emrah KIZIL, Elif FİLİZ/DİYARBAKIR,()
===========================================

İşkence edilerek öldürülen gencin ölüme gittiği anlar

BURSA'da üç gün önce yapımı devam eden hızlı tren inşaatı yakınında ağzı bantlandıktan sonra kalbinden 2 kez bıçaklanarak öldürülen Furkan Kahraman'ın (27) cinayet zanlılarından Ömer Y. tarafından Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali'nden alınışı güvenlik kameralarına yansıdı.

Olay, üç gün önce merkez Osmangazi ilçesi Dereçavuş Mahallesi'nde bulunan hızlı tren inşaatının yakınındaki boş arazide meydana geldi. Yerde hareketsiz yatan kişiyi görenler, polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. İhbarla olay yerine gelen sağlık görevlileri, yaptığı kontrolde, yerde hareketsiz yatan kişinin yaşamını yitirdiğini belirledi. Yapılan incelemede ağzı koli bandıyla bantlanan kişinin, kalbinden 2 kez bıçaklandığı tespit edildi. Olayın ardından Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince soruşturma başlatılırken, cansız bedenin, Yozgat nüfusuna kayıtlı Furkan Kahraman'a ait olduğu belirlendi.

CİNAYETİ KABUL ETTİ
Olayın ardından Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Cinayet Büro dedektifleri, Furkan Kahraman'ın telefonundan en son kimlerle görüşme yaptığını belirledi. Bunun üzerine harekete geçen ekipler Ömer Y. (28), Fatma Y. (21), Muhammet D. (28) ve 1 ay önce evlendiği Ezgi D.'yi (24) gözaltına aldı. Şüphelilerden Muhammet D.'nin, emniyetteki sorgusunda cinayeti kabul ettiği öğrenildi. Kahraman'ın, eski sevgilisi Ezgi D.'yi Muhammet D. ile evlendiğini öğrenince rahatsız etmeye başladığı, bunun üzerine Muhammet D.'nin, Kahraman'ı öldürmek için arkadaşlarıyla plan yaptığı belirtildi. Muhammet D.'nin, polise verdiği ifadede, eşini bir daha rahatsız etmemesi için Furkan Kahraman'ı telefonla aradığını, görüşmede tartışıp, küfürleştiklerini söylediği öğrenildi.

SOSYAL MEDYADAN SAHTE HESAP AÇMIŞLAR
Muhammet D.'nin, Kahraman'ı Bursa'ya getirmek için sosyal medyada kadın fotoğrafıyla sahte hesap açıp, yazıştığı ve inandırmak için arkadaşı Ömer Y.'nin kız kardeşi Fatma Y. ile görüştürüp, Bursa'ya davet ettiği öğrenildi. Fatma Y. terminale gelen Kahraman'a müsait olmadığını ve kendisini arkadaşının karşılayacağını söyledi. Bunun üzerine Bursa'ya gelen Furkan Kahraman, Muhammet D.'nin cinayet planını yaptığı Ömer Y. tarafından Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali'nden alınıp kırmızı bir kamyonete bindirildi. Hızlı tren inşaatı yakınlarına silah zoruyla götürülen Kahraman'a burada plastik kelepçe takan cinayet zanlılarının işkence yaptıktan sonra kalbinden 2 kez bıçaklanarak öldürdüğü öğrenildi.

CİNAYET, EMNİYET EKİPLERİ TARAFINDAN 8 SAATTE ÇÖZÜLDÜ
Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler ihbar üzerine olay yerine gitti. Asayiş Şube Müdürlüğü cinayet büro ekipleri olay yeri incelemesinin ardından harekete geçti. Cesedin Yozgat nüfusuna kayıtlı Furkan Kahraman’a ait olduğunu belirleyen ekipler telefon kayıtlarını inceledi. Ardından çevredeki güvenlik kameralarını incelemeye alan ekipler şüphelilere 8 saat gibi kısa sürede ulaştı ve gözaltına aldı.

ÖLÜME BÖYLE GİTTİ
Sosyal medyada konuştuğu sahte hesapla kandırılarak Bursa'ya gelen Furkan Kahraman'ın son anları güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde, cinayet zanlılarından Ömer Y. ve Muhammet D. 28 NA 056 plakalı kırmızı kamyonet ile saat 11.45'te Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali'ne giriş yapıyor. Ardından terminale birlikte giren zanlılardan Muhammet D. gözden kayboluyor. Daha sonra Muhammet D.’nin kamyonete saklandığı öğrenilirken Ömer Y. Kayseri'den otobüsle gelen Kahraman'ı 12.48'de karşılıyor ve otoparka gidiyor.

Otoparktan ayrıldıktan sonra Muhammet D. saklandığı yerden çıkarak silah zoruyla ağzını koli bandıyla bantlayıp, ellerini kelepçelediği ardından eşi Ezgi D.’yi de alarak olay yerine gittikleri ve cinayeti işledikleri öğrenildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------------------
-Katil zanlıları Muhammet D. ve Ömer Y. terminale girerken
-Katil zanlısı Ömer Y. ve öldürülen Furkan kahraman beraber yürürken
-Katil zanlısı Ömer Y. ve öldürülen Furkan kahraman kamyonete binerken

Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA, ()
=====================================

Erkek Barınma evi kış aylarında evsizlerin yuvası oluyor

TÜRKİYE'de ilk kez Bursa Büyükşehir Belediyesi'nce kış aylarında sokakta yaşayan kişilerin soğuktan korunması için yapılan Ürünlü Erkek Barınma Evi, 15 Ekim'de kapılarını açtı. Birbirinden farklı hikayelere sahip onlarca kişinin kaldığı evde, ressamlık yapan ve ailesi tarafından bu tutkusu nedeniyle terk edilen Halil Özyanık (56) da kalıyor. Özyanık, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'a, soğuktan korunmalarına yardım etmesi nedeniyle teşekkür etmek için yaptığı portreyi hediye etti.

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nce 2011 yılında hizmete açılan Ürünlü Erkek Barınma Evi, 15 Ekim 2019'da kapılarını açtı. Kış aylarının gelmesiyle Türkiye'nin her yerinden buraya gelen sokakta yaşayan birçok kişi, sıcak yemek ve yatacak yer buluyor. Türkiye'nin ilk erkek barınma evi olan Ürünlü Erkek Barınma Evi'nde televizyon ve kitaplar da bulunuyor. 

Barınma Evi'nde kalan kişilerin birçoğu da birbirinden farklı hayat hikayelerine sahip. Yaz aylarında İstanbul'da sokaklarda kalan ve geçimini severek yaptığı ressamlıkla sağlayan Halil Özyanık, ailesi tarafından bu nedenle reddedildi. Özyanık, yaklaşık 6 yıldır barınma evine geldiğini ve burada sıcak bir ortam bulduğunu belirterek, "Allah devletimize zeval vermesin. Kışın sokakta kalmıyoruz, burada barınıyoruz. Soğuktan korunuyoruz. Burada bize her türlü imkanı sağlıyorlar. Günümüz güzel geçiyor. Bazen burada resim yapıyorum, dileniyorum, televizyon izliyorum. Günüm böyle geçiyor" dedi.

'SANAT İÇİN SOKAKTA KALDIM'
Eşi ve çocuklarının olduğunu belirten Halil Özyanık, "Eşim beni terk etti. Yalnız kaldığım için evim de yok. Buradayım. Benim buraya gelme sebebim sanat. Başka işler yapsaydım belki burada olmazdım. Sanata ilgimden dolayı ailevi sorun yaşadım. Bu yüzden buradayım" diye konuştu. 

Kendisinin ödüllü ressam olduğunu belirten Özyanık, "2003 yılında Tekel Resim yarışmasında mansiyon ödülü aldım. İstanbul Harbiye Askeri Müzesi'nde, Çanakkale Güzel Sanatlar Galerisi'nde resimim sergilendi. Her branşta resim yaptım ama sokakta para kazanmak için kara kalem çalıştım. Ama o da olmuyor. Bırakmıyorlar çalışalım" dedi.

Ürünlü Erkek Barınma Evi'nde günlerinin resim yapmakla geçtiğini söyleyen Halil Özyanık "Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın portresini yapıyorum. Böyle bir imkan sağlıyor, güzel bir yer yaptı biz de onun sayesinde soğuklardan korunuyoruz. Ben de teşekkür etmek için böyle bir çalışma yaptım" diye konuştu.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Barınma Evi'ni ziyarete gitti. Ziyarette Özyanık, Belediye Başkanı Aktaş'a, soğuktan korunmalarına yardım etmesi nedeniyle teşekkür etmek için yaptığı portreyi hediye etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
-Barınma evinden genel görüntüler
-Barınma evinde yemek dağıtımı yapılırken
-Barınma evinde kalan evsiz vatandaşlar televizyon izlerken
-Ressam Halil Özyanık resim çizerken
-Ressam Halil Özyanık röportaj
-Ressam Halil Özyanık Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'a portresini hediye etmesi
-Detaylar

Haber: Semih ŞAHİN - Kamera: Mehmet İNAN/BURSA, ()
====================================

Libyalı Ahmed, ağabeyinin böbreğiyle yeniden doğdu

LİBYA'nın Sokna kentinde yaşayan böbrek hastası Ahmed Babae (29) yeni yılda Antalya'da yapılan ikinci böbrek nakliyle yeniden doğdu. 9 yıldır kronik böbrek yetmezliği hastası olan ve daha önce Pakistan'da böbrek nakli olan Ahmed Babae, hayatını böbrek bağışında bulunan ağabeyi Elmahde Babae'e (30) borçlu olduğunu söyledi.

Libya'da 20 yaşında kronik böbrek yetmezliği tanısı konulan ve diyalize başlayan Ahmed Babae, böbrek nakli olması gerektiği söylenince yaptığı araştırmalar sonucu nakil olmak için Pakistan'a gitti. Burada canlı vericiden aldığı böbrekle tüm sıkıntılarının sona ereceğini düşünen Babae, nakilden kısa süre sonra organ reddiyle karşı karşıya kaldı. Yaklaşık 5 yıl boyunca ilaçlarla hayata tutunmaya çalışan Babae, takılan böbreğin tamamen işlevini yitirmesi üzerine yeniden diyaliz tedavisi görmeye başladı.

AĞABEYİ DONÖR OLDU
Hastalığına çare aramak için tekrar araştırmaya başlayan Babae, bir yakınının tavsiyesi üzerine böbrek nakli olmak için Antalya'ya geldi. Kardeşinin diyalizdeki sıkıntılarını gören ağabey Elmahde Babae, böbreğini vermek için donör oldu. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi'nde yapılan tetkik ve tahliller sonucu ağabeyinin böbreğinin uyumlu olduğu belirlenince ameliyat süreci başladı. 2 Ocak'ta Elmahde Babae'den alınan böbrek, Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş ve ekibi tarafından yapılan nakille Ahmed Babae, hayata tutundu.

'ÖLÜMÜ YAKINIMDA HİSSETTİM'
Pakistan'da olduğu böbrek nakli ameliyatından sonra durumunun daha da kötüleştiğini anlatan Ahmed Babae, "Diyalize girerken çok daha fazla zorlanmaya başladım. Ölüm artık çok yakındı. Hayatım bitmek üzereydi" dedi.

Bir akrabasının tavsiyesiyle böbrek nakli olmak için Antalya'ya geldiğini söyleyen Babae, bir hafta önce ağabeyinin böbreğiyle yeniden hayata döndüğünü kaydetti. "Çok şükür çok iyiyim" diyen Ahmed Babae, "Ağabeyime ve doktorlarıma bana yeniden hayat verdikleri için teşekkür ediyorum. Sanki yeniden doğdum" diye konuştu.

'YETER Kİ KARDEŞİM İYİ OLSUN, DİĞER BÖBREĞİMİ DE VERİRİM'
Ülkesinde ticaretle uğraşan Elmahde Babae ise tek istediğinin kardeşinin artık diyalize girmemesi olduğunu söyledi. Elmahde Babae, "Yeter ki o diyalize girmesin ben diğer böbreğimi bile veririm. Tek istediğim artık normal hayatına devam edebilmesi" dedi.

'DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAN HASTALARA DEVA BULUYORUZ'
Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş ise Ahmed Babae'nin başarılı bir böbrek nakli ameliyatının ardından dördüncü günde taburcu edildiğini belirtti. Hastanın sağlık durumunun gayet iyi olduğunu söyleyen Prof.Dr. Demirbaş, "Türkiye'nin artık uluslararası alanda da organ naklinde önemli bir yeri var. Dünyanın dört bir yanından gelen hastaların dertlerine deva buluyoruz. Libya'daki o karmaşanın içinden çıkıp buraya gelen hasta, Antalya'da yeniden hayat buldu. Bu, bizi çok mutlu etti" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------------------------
Organ nakil merkezi dış plan görüntü
Kardeşlerin parkta yürürken görüntüsü
Bankta oturmaları
Kardeşlerin görüntüsü
RÖP 1: Ahmed Babae
RÖP 2: Elmahde Babae
Kardeşlerin Prof. Dr. Alper Demirbaş'ı ziyareti
RÖP 3: Prof. Dr. Alper Demirbaş

Haber: Selma KUNAR - Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,()
=======================================

Doğa harikası şelaleye HES'i Danıştay iptal etti

ANTALYA'da, doğa harikası Uçansu Şelalesi'ni oluşturan Alara Çayı üzerinde, Kamer regülatörü ve HES projesi için Mayıs 2015'te verilen 'ÇED olumlu' raporunun iptali için köylülerin açtığı davada Antalya 2'nci İdare Mahkemesi'nin iptal kararı Danıştay 14'üncü Daire tarafından da onaylandı. Karara göre, HES projesi iptal oldu.

Gündoğmuş ilçesinde, Torosların zirvesi Akdağ ve Geyik dağlarında, 50 metre yükseklikten dökülen Uçansu Şelalesi'nin kaynağını da oluşturan Alara Çayı üzerinde, 7'si dere, 1'i baraj tipi olmak üzere 8 HES projesi bulunuyor. Akdeniz'e döküldüğü alana kadar yaklaşık 80 kilometre uzunluğa sahip nehir üzerindeki HES projelerinden Hayat 1, Hayat 2 ve Kamer HES ile ilgili hukuki süreç devam ediyor. ÇED raporlarında harita üzerinde belirtilen Uçankaya, Gündoğmuş, Erka, Oğuz HES projesi ve Alara Barajı'yla ilgili hukuki süreç ise başlatılmadı.

DANIŞTAY İPTAL KARARINI ONAYLADI
Nehir üzerinde şelaleye çok yakın bölgede planlanan Kamer regülatörü ve HES projesi için Mayıs 2015'te verilen 'ÇED olumlu' raporunun iptali için köylülerin açtığı davada Antalya 2'nci İdare Mahkemesi, 2016 yılında iptal kararı verdi. Karar temyiz edildi. Danıştay 14'üncü Dairesi itirazı reddederek, Kamer HES projesini iptal eden kararı onayladı.

'DİĞER PROJELER DE İPTAL EDİLMELİDİR'
HES'e karşı dava açan köylülerin avukatı Münip Ermiş, neredeyse 10 yıldır devam eden dava sürecinin tamamlandığını belirterek, "Danıştay, Gündoğmuş/Alara Çayında son sözü söyledi. Kamer HES projesi bitti, yok oldu. Danıştay da bunu ilan etti. Bölgede 6 kez keşif yapıldı. Hepsinde bilirkişiler, 'Buraya HES yapılamaz' dedi. Karar, bu sebeple sadece bu projeyi ilgilendirmiyor. Bölgedeki diğer HES projeleri için de bağlayıcı. Bu karardan sonra artık Alara Çayı'nın hiçbir noktasında HES yapılamaz ve başvuruların tümünü reddetmeli, ÇED süreçlerini durdurmalıdır" dedi.

40'A YAKIN BİLİM İNSANI 6 RAPOR HAZIRLADI
Nehir üzerindeki toplam 8 projesinden 3'üyle ilgili hukuki sürecin 10 yıldır devam ettiğini belirten Ermiş, "Bu davalarda 40'a yakın profesör ve doçentten oluşan bilirkişi heyetleri tarafından hazırlanan 6 raporda, Uçansu Şelalesi'nin de bulunduğu Alara Çayı'na kesinlikle HES yapılamayacağı kaydedildi. Buna rağmen davalarda itiraz üzerine sürekli yeni bilirkişi heyeti oluşturulması talep edilerek mahkeme kararları bozuluyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------------------------
Alara çayı uçansu şelalesinden görüntü
RÖP: Av: Münip Ermiş

Haber: Mehmet ÇINAR - Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,()
========================================

Oteller artık kimlik fotokopisi almayacak
 
KİŞİSEL Verilerin Koruma Kanunu kapsamında, oteller, konaklayan misafirin kimlik fotokopisini alamayacak. Müşteri isterse kimlik fotokopi alınacak. Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Ülkay Atmaca, konukları hemen tatile başlaması ve resepsiyonda bekletmemek için pratik olsun diye kimlik fotokopisi aldıklarını, vermek istemeyen müşteriyi mecbur tutmadıklarını söyledi.

2016 yılında yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na göre otellerin kimlik fotokopisi, kasiyerlerin cep telefonu numarası, spor salonlarının parmak izi, iş verenlerin ise din ve ırk gibi bilgileri isteme yetkisi bulunmuyor. Kişi isterse bu bilgileri paylaşabilir. İşletme, kişilerin paylaştığı bu bilgilerin üçüncü kişilerin eline geçmesinden sorumlu ve bu bilgileri güvenli şekilde saklamak zorunda.

Turizm kenti Antalya'da 5 yıldızlı otellerden pansiyonlara kadar birçok işletme, otele giriş yapan tüm misafirlerinin kimlik bilgilerini alıyor. Alınan kimlik bilgileri otel kırsal bölgedeyse jandarmaya, değilse polise bildiriliyor. Böylece otelde konaklayan misafirler kolluk kuvvetleri tarafından da görülebiliyor ve kayıt altına alınıyor. Otele gelen misafirin kimliğinin fotokopisinin çekilmesiyle ilgili ise bazı müşteriler izin vermezken, bazıları ise güvendiği için müsaade ediyor.

6 AY UZATILDI
POYD Başkanı Ülkay Atmaca, otele gelen tüm misafirlerin kimlik bilgilerini almak ve sistemlerine işlemek zorunda olduklarını söyledi. 1 Ocak 2020'den itibaren kanunla ilgili hazırlıklarını yaptıklarını, ancak sürenin 6 ay uzatıldığını öğrendiklerini belirten Atmaca, "Bütün tesis yöneticileri bu konuyla ilgili hazırlıklarını yaptı. Ne yapmamız gerekiyorsa, ona göre hareket edeceğiz. Çok hassas ve büyük cezaların olduğu bir konu. Biz müşterinin bilgilerini alıp, belli bir süre saklayıp, sonra da imha ederiz" dedi.

'FOTOKOPİYİ İŞLEMLER HIZLI OLSUN DİYE ALIYORUZ'
Kimlik bilgilerini alıp sisteme işlerken zaten tüm bilgileri aldıklarını anlatan Başkan Atmaca, kayıt yaptırılırken de misafirden bilgilerinin alındığına dair bir onay evrakı imzalatıldığını söyledi. Fotokopiyi almalarındaki amaçlarının pratiklik olduğunu da kaydeden Atmaca, "Bilgileri aldıktan sonra fotokopiye ihtiyaç yok. Sıra olmasın, misafirimiz çok fazla beklemesin diye fotokopi alıyoruz ve arka planda arkadaşlarımız sistemimize bilgileri giriyor. Misafirimizin bir an önce tatile başlaması için çoğu zaman fotokopi alıyoruz. İşlemler tamamlandıktan sonra bu fotokopiler imha ediliyor. Pratiklik sağlıyor" diye konuştu.

GÜVENLİ ŞEKİLDE SAKLIYORUZ
Otel görevlisi Davut Hıracı ise misafirlerin bilgilerini en güvenli şekilde, paylaşılmayacak şekilde saklamak zorunda olduklarını söyledi. Zaman zaman bazı misafirlerin kimlik bilgilerini vermek istemediğini de anlatan Hıracı, gerekli açıklamayı yaptıktan sonra kimlik bilgilerini alıp sisteme işlediklerini ifade etti.

İTİRAZ EDEN OTEL MİSAFİRİ İKNA OLDU
Öte yandan, otele giriş yaparken kimliğinin fotokopisinin neden çekildiğini soran Oğuz Altıkardeşler'e (33) otel görevlisi gerekli açıklamayı yaparak bilgilerin kolluk kuvvetlerine bildirilmesi gerektiği ve sisteme işleyeceğini anlattı. İkna olan Altıkardeşler, "Yasa gereği vermem gerektiği anlatıldı. Burada bir form var, orada da yazıyormuş. İzin verdim, kimliğimin fotokopisini çekebilirler. Güveniyorum, otele gerekli işlemleri yapabilirler" diye konuştu.

OTELLERİ ZORLAYAN BİR UYGULAMA
Kemer Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (KETOB) Başkan Yardımcısı Dinçer Sarıkaya ise Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kimlik fotokopisi alınmamasına yönelik kararın, otellere toplu girişlerde sıkıntı yaratacağını söyledi. Bin kişinin giriş çıkış yaptığı bir ortamda, müşterilerden kimlik fotokopisi almadan işlem yapmanın çok ciddi zaman kaybına ve kuyruklara neden olduğunu anlatan Başkan Sarıkaya, "Polis ve jandarma, giriş yapan her müşterinin bilgilerinin yarım saat içinde güvenlik gerekçesiyle kendilerine bildirilmesini istiyor. Aynı şekilde çıkış yapan kişinin de yarım saat içerisinde bildirilmesini istiyor. Bizim gibi yüksek müşteri potansiyeli olan otellerin fotokopi almadan işlem yapması çok zor" ifadelerini kullandı.
Tatil için Kemer'e gelen Leyla Dilki (22) de, "Otele giriş yaptım. Resepsiyondaki görevliye kimliği ilk başta vermek istemedim. Ancak görevli kayıt için istediğini söyledi. Bilgilerimiz polis ve jandarmaya da bildiriliyor. Bu nedenle alması gerektiğini, sadece T.C. kimlik numarasının yeterli olmadığını belirtti. Sistem girilen tüm bilgilerimiz daha sonra siliniyormuş. Gelmeden önce oteli araştırmıştım. Güvendiğimiz için kimliğimi verdim" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ (1)
----------------------------------
-Otel resepsiyon görevlilerinin görüntüsü
-Ülkay Atmaca'nın görüntüsü
-RÖP 1: Ülkay Atmaca
-RÖP 2: Oğuz Altıkardeşler
-RÖP 3: Davut Iracı ( Resepsiyon görevlisi )

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ (2)
-----------------
-Resepsiyondan işlem yapanlar
-Kimlik taratılması
-Röp1: KETOB Başkan Yardımcısı Dinçer Sarıkaya
-Detaylar
-Röp2: Leyla Dilki (müşteri)

Haber: Alparslan ÇINAR Levent YENİGÜN - Kamera: Mehmet KILIÇASLAN / ANTALYA,()
==========================================

Atölyesinde arazi aracı yapıyor

KOCAELİ'nin Başiskele ilçesinde yaşayan Arif Banabak (75) evinin altındaki atölyesinde, arızalı ya da hurda durumunda olan araçlardan topladığı parçalarla arazi aracı yapıyor. Aracın iskelet bölümünü tamamlayan Banabak, yaklaşık 6 ay sonra aracı tamamlayıp sokaklarda gezebileceğini söyledi. 

Başiskele Fatih Mahallesi'nde bulunan 3 katlı evinin giriş katında bulunan garajı atölye olarak kullanan Arif Banabak, arızalı ya da hurda durumunda olan araçlardan topladığı parçalarla kendi tasarladığı arazi aracını yapıyor. Baba mesleği olan oto tamirciliğiyle çok küçük yaşlarda tanıştığını ifade eden Banabak, 2 aydır uğraştığı aracın gövde ve motor kısmının tamamlandığını ifade ederek, arazi aracının yaklaşık 6 ay sonra yollara çıkabileceğini söyledi. 

Emekli olan, bir dönem mesleği olan bu işi şu an hobi amaçlı devam ettirdiğini söyleyen Banabak, "Bu iş benim baba mesleğim. Çocukluğumdan beri babamın yanında oto tamirciliğinin içinde yetiştim. 75 yaşındayım, şimdi burada hobi amaçlı çalışıyorum. Para kazanmak gibi herhangi bir amacım yok bu yaştan sonra. Torunum için yapmaya başladım bu aracı. Sıfırdan toplamaya başladım. Kaportasını, çamurluğunu, motorunu, frenini, diferansiyelini hep kendi tornamda yaptım. Yıllardır benim hobim ve mesleğim bu. Yaptığım arabaların büyük bir bölümünü sattım. Bana ülkenin birçok farklı yerinden siparişler geliyor. Ankara'dan bir müşterime bir araç yapmıştım en son. Şu an hobi amaçlı yapıyorum." dedi. 

"ÇOK ZOR VE ÇOK ZEVKLİ BİR İŞ" 
İşini çok sevdiğini ifade eden Banabak şöyle konuştu: 
“Kazalı ya da hurdaya çıkan araçlar bana geldiği zaman aracı söküp işime yarayacak parçaları alıyorum, temizledikten sonra hangisinin işime yarayıp yaramayacağını kontrol ediyorum. Parça tespitlerini yaptıktan sonra eksik parçalar varsa elimden geldiğince kendi atölyemdeki tezgahımda yapıyorum. Atölyemde bazen tornacılık yapıyorum, bazen kaportacılık yapıyorum, bazen mekanik işleriyle uğraşıyorum, aracımda ne eksikse o işin çalışanı oluyorum. İyi bir aracı tasarlayıp yeniden yapmak için yaklaşık olarak 6-8 aya ihtiyaç duyuyorum. Çünkü çok uğraş isteyen bir iş, aceleye getiremezsin. Yapacaksan özenle çok güzel bir şey yapacaksın ki sen de mutlu olacaksın, aracı satın alan da mutlu olacak yoksa bu iş olmaz. Asla hatayı kabul etmeyen bir iş çok zor ama çok da zevkli bir iş. Ben 75 yaşındayım hala sıkılmadım, hala uğraşmaya devam ediyorum" 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------------------------ 
-Atölyeden görüntüler 
-Arif Banabak'ın tasarladığı araçtan görüntüler 
-Arif Banabak'ın atölyede çalışırken görüntüleri 
-Muhabir anonsu 
-Detaylar 
Haber-Kamera: Ergün AYAZ-Alişan KOYUNCU/BAŞİSKELE(Kocaeli),()  
=====================================

Av tüfeğiyle vurulan köpek tedaviye alındı

OSMANİYE'de, Özel Harekat polislerince dağlık alanda yaralı halde bulunan ve av tüfeğiyle vurulduğu belirlenen sokak köpeği, tedaviye alındı.

Korkut Ata Gençlik, Spor ve Doğa Derneği'ne ait bilim evindeki Karakız Görüntüleme Merkezi'ne getirilerek röntgen filmi çekilen 3 yaşlarındaki erkek sokak köpeğinin sağ ön bacağında saçma olduğu belirlendi. Ameliyata alınan köpeğin vücudundaki saçmalar gönüllü veteriner hekimler Ali Nuri Yiğit, Ali Laçinbala ve Kadir Yalman'ın yaklaşık bir saat süren başarılı operasyonla çıkartıldı.

Operasyona katılan Veteriner Hekim Ali Nuri Yiğit, sokak köpeğinin kendilerine geldiğinde sağ ön bacağında saçma yaraları tespit ettiklerini belirterek, "Karakız Görüntüleme Merkezi'nde çekilen röntgende, ulna kemiğinde av tüfeği saçmaları ve bir saçmadan oluşan kırık tespit ettik. Yapılan cerrahi operasyonla saçmalar çıkarttık. Kırık uçları sabit, kemik uçları karşılıklı bulunduğundan destekli bandaj ile kırık tedavisini ne başladık. Gerekli antibiyotik, kalsiyum ve mineral desteğini verdiğimiz sokak canımızı bize getiren özel harekat timlerine teslim ettik. Kısa zamanda eski sağlığına kavuşacağını tahmin ediyoruz" dedi.

'SOKAK HAYVANI SORUNU DEĞİL, SOKAK HAYVANLARININ SORUNU'
HAYTAP Osmaniye İl Temsilcisi Ali Laçinbala ise Özel Harekat timlerinin dağlık alanda beslediği bir canın bu şekilde travmaya uğramasının kendilerini üzdüğünü söyledi. Laçinbala, "Şehrimizde bu tip vakalar hiç görmeyiz, görmek de istemeyiz. Sahipsiz sokak hayvanı diye bir sorun yoktur. Sahipsiz sokak hayvanlarının sorunları vardır" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
---------------------------
-Köpeğin sedye üzerinde kliniğe alınması
-Köpeğin bacağındaki saçmaların röntgen filminde görüntüleri
-Köpeğin yaralı bacağındaki tüylerin kesilmesi
-Bacağın tüylerinin jiletle kazınması
-Bacaktaki saçmaların elle gösterilmesi 
-Gönüllü veteriner hekimlerin operasyona başlaması
-Bacaktan çıkartılan saçmalar 
-Saçmaların bir kaba konulması
-Operasyon sonrası yaranın pansuman ve dikilmesi
-İlaç ve bandaj sarımı
-Veteriner Hekim Ali Nuri Yiğit'in konuşması
-Veteriner hekim Ali Laçinbala'nın konuşması
Haber-Kamera: İbrahim EMÜL/OSMANİYE


 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Bugün seçim olsa oyunu hangi partiye verirsin?
Günün Karikatürü Tümü
Günlük GazetelerTümü
sanalbasin.com üyesidir