DHA YURT BÜLTENİ - 4

  Hastaneden kaçan baba- oğul, kovalamacayla yakalandı Bursa'nın İnegöl ilçesinde çaldıkları otomobille polisten kaçmak isterken kaza yapıp yaralanan baba- oğul, tedavi gördükleri hastaneden kaçtı. Otomobil kiralayarak, izlerini kaybettirmeye...

DHA YURT BÜLTENİ - 4

 

Hastaneden kaçan baba- oğul, kovalamacayla yakalandı

Bursa'nın İnegöl ilçesinde çaldıkları otomobille polisten kaçmak isterken kaza yapıp yaralanan baba- oğul, tedavi gördükleri hastaneden kaçtı. Otomobil kiralayarak, izlerini kaybettirmeye çalışan baba- oğul, ikinci kez polisle girdikleri kovalamaca sonunda yeniden yakalandı.
Bursa'nın İnegöl ilçesinde geçen hafta yaşanan olayda Burhan Ş. (45) ile oğlu Batuhan Ş. (20), çaldıkları otomobil ile polisten kaçmak isterken elektrik direğine çarparak, kaza yaptı. Yaralanan baba- oğul, Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Ancak ikili, dün öğle saatlerinde hastaneden kaçarak, otomobil kiraladı. Ardından da İnegöl'e gitti.
Burada polis ekiplerince fark edilerek, 'dur' ihtarında bulunulan baba oğul, yeniden kaçmaya başladı. Yaşanan kovalamaca sırasında otomobilden inip yaya olarak kaçmak isteyen ikili, kısa sürede yakalandı.
Kovalamaca sırasında düşerek bacağında kırık oluşan Batuhan Ş., İnegöl Devlet Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Gözaltına alınan baba Burhan Ş. ise emniyete götürüldü. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Görüntü Dökümü
---------------
-Kaçtıkları araçtan detaylar
-Polis ekiplerinin şüphelileri kovalaması
-Şüphelilerin gözaltına alınması

Süre: 01.58 Boyut: 220 MB

Haber-Kamera: Yavuz YILMAZ/ İNEGÖL (Bursa), ()

===================

Doğu Anadolu'nun tuz ihtiyacı bu ocaktan sağlanıyor

Erzincan’ın Kemah İlçesi'ne bağlı Kömür Köyü’nde 450 yıllık olan tuz ocağında üretim kurulan seralarda yapılıyor. Dev seralarda bekletilen tuzlu sudan artık daha hızlı ve fazla verim alınması hedefleniyor.
Kemah İlçesi'ne 4 kilometre uzaklıkta bulunan Kömür Köyü’nde yıllarca Tuz İşletmeleri Genel Müdürlüğü tarafından işletildikten sonra özelleştirilen tuz ocağında Doğu Anadolu Bölgesi’nin tuz ihtiyacı karşılanıyor. Osmanlı döneminde Ermeniler tarafından işletilen tuz ocağında yaklaşık 100 metre derinlikteki tünelden gelen tuzlu su sayıları 150’yi bulan göletlerde bekletiliyor. Su buharlaştıktan sonra havuzlar içerisinde kalan tuzlar işçiler yardımı ile toplanıyor. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde övgü ile bahsettiği tuz ocağının geçmişi 450 yıl öncesine dayanıyor. Yaklaşık 250 bin metrekare arazi üzerine kurulu tuz ocağında, hava sıcaklığının mevsim normalleri üzerinde seyretmesi nedeni ile üretim de artı.
İşçilerin 60 dereceye çıkan sıcaklar altında zahmetli uğraşları sonucu üretilen Kemah tuzu, Doğu Anadolu ve çevredeki iller başta olmak üzere İstanbul, Ankara ve İzmir'in de yer aldığı birçok kentte satışa sunuluyor. Yörede yıllardır üretildiği belirtilen ve lezzetinin yanı sıra gıda ürünlerinin raf ömrünün uzatılmasını sağlayan Kemah tuzu, yörede peynirciler, yaylacılar ve salamuracılar tarafından tercih ediliyor.
KAYNAK TUZUNU SERALARDA ÜRETMEYE BAŞLADILAR
Tuzladaki havuzlarda mevsim koşullarına bağlı olarak yılın 3-4 ayı üretim yapılırken, kurulan dev seralar ile birlikte sürenin daha da uzatılması hedefleniyor. Genellikle sebze ve meyve üretimi için kullanılan seraların bir benzeri olan cam ve çelikten kurulan seralardaki havuzlarda bekletilen tuzlusudan, kurulan özel havalandırma sistemi ile daha hızlı ve kaliteli tuz üretilecek. Geçen yıl bin ton olan üretim hedefi bu yıl bin 500 tona çıkması hedefleniyor.
Tuz ocağı İşletmecisi Metin Tanrıkulu hava sıcaklıklarının artması ile birlikte sezona başladıklarını ifade ederek; Kaynak tuzu üretiminde doğal buharlaştırma yöntemi kullanıyoruz, Dağın içerisindeki kaya tuzu tabakalarından, kar ve yağmur sularının geçerek, yüzeye çıkmasının ardından oluşturduğumuz göllere alıyoruz, çeşitli evrelerden geçirerek, dinlendirme ve yoğunlaştırma işlemi yapıyoruz ve kristalleşmesini sağlıyoruz. Güneş ışığı altında kuruttuktan sonra hiçbir koruyucu madde veya kimyasal katmadan paketleyerek satışa sunuyoruz" dedi.
Kurduğu sera sisteminden de bahseden Tanrıkulu, seralarda 1 yıl boyunca sebze ve meyve üretiyorlar, bizde bundan yola çıkarak araştırma yaptık ve tuzu daha hızlı ve kaliteli üretmek için cam ve çelikten seralar kurduk. Özel havalandırma sistemi sayesinde bu yıl başladığımız üretimin daha da verimli olacağın planlıyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
--------
-Tuzlanın havadan drone ile görüntüsü
-Kurulan seraların havadan drone ile görüntülenmesi
-Tuz üretiminden genel detay görüntü
-Seralardan genel detay görüntü
-Tuz işletmesi sahibinin açıklaması

Haber-Kamera: Coşkun MENEK / ERZİNCAN, ()

===================

Feray Şahin davasında Yargıtay kararı bekleniyor

Mersin'de üniversite son sınıf öğrencisi kızları Feray Şahin'i öldürdüğü iddiasıyla yargılanan polis memuru Fatih Burak Aykul'un (26), 5 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılıp, tahliye edilmesinin ardından hukuk savaşını sürdüren aile, dosyayı Yargıtay'a taşıdı. Adana Bölge Adliyesi 4'üncü Ceza Dairesi'nce onanan kararı temyiz eden acılı anne baba, "Ödül gibi bir ceza alarak, dışarıda geziyor. Biz katilin hak ettiği cezayı almasını istiyoruz" dedi.
19 Eylül 2017'de Mersin'in Mezitli ilçesinde meydana gelen olayda, Toros Üniversitesi öğrencisi Feray Şahin, evinde, polis memuru Fatih Burak Aykul'un tabancasından çıkan tek kurşunla vurularak, yaşamını yitirdi. Tutuklanan polis memuru hakkında Mersin 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'kasten adam öldürme' suçundan ömür boyu hapis cezası istemiyle dava açıldı. Ancak yargılamanın 9 Eylül'de görülen karar duruşmasında, mahkeme, polis memuru sanığı 'bilinçli taksirle adam öldürmek' suçundan 5 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Savunmalarında olayın kaza olduğunu savunan Aykul'u yurt dışı yasağı getirerek, tahliye etti. Kararı, Adana Bölge Adliyesi 4'üncü Ceza Dairesi de onadı. 
AİLENİN TEK UMUDU YARGITAY
Genç kızın ailesi ise dosyayı Yargıtay'a taşıdı. Acılı baba Bekir Şahin, "Kızım, bir polis tarafından hiçbir suçu yokken katledildi. Yaklaşık bir yıldır süren davada mahkeme, katile indirimli 5 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Biz de karara itiraz ettik. Ancak, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4'üncü Ceza Dairesi, dosyadaki eksikleri, çelişkileri gidermeden, cinayetin karanlıkta kalan kısımlarını aydınlatmadan, eldeki delilleri yeterli şekilde incelemeden, katilin ifadesi doğrultusunda ve katili adeta korumaya yönelik verilen kararı onadı.  Polis, ödül gibi bir ceza alarak şu an dışarıda geziyor. Davamız şimdi Yargıtay'da. Süreci bilerek, uzatıyorlar. O katili,  eline silahı verip, sokağa göndermek istiyorlar. Biz katilin hak ettiği cezayı almasını istiyoruz" dedi.
Anne Aysel Şahin de "Öldürülen kadınlar, çocuklar ve kızım için adalet istiyorum. Artık kadın cinayetleri olmasın istiyoruz. Bizim davamızın örnek olmasını istiyoruz. Bu katillerin en ağır cezayı almasını istiyorum. 23 yaşındaki gencecik kızımızı 23 saniyede bizden aldı. Ve ödül gibi ceza alarak, serbest kaldı. Elini kolunu sallayarak, sokaklarda geziyor. Bu da yetmezmiş gibi eline silah verip mesleğine geri döndürülmesine çalışıyor. Biz bu davanın sonuçlanmasını ve hakettiği cezayı almasını istiyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
-----------
- Feray Şahin'in ailesi
- Bekir Şahin'in konuşması
- Aysel Şahin'in konuşması
- Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU:  357 MB

Haber: Kamera: Mustafa KANLI -GAZİANTEP-)

=========================

Lavanta tarlasında yoga yaptılar

Edirne'de düzenlenen Lavanta Tarla Günler etkinlikleri kapsamında, 15 kişi mor tarlalar içinde yoga yaptı.
Edirne’de tarımsal çeşitliği artırmak ve tarım odakla kültürel gastronomi turizmine destek vermek amacıyla Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü öncülüğünde Edirne Lavanta Tarla Günleri düzenlendi. Edirne Turizm ve Tanıtma Derneği’nin de katkı verdiği etkinlikler kapsamında bu sabah saatlerinde yoga yapıldı.  Edirne Turizm ve Tanıtma Derneği üyeleri yoga eğitmeni Cansel Karabaş, eşliğinde sabah  erken saatlerinde mor lavanta tarlasında yoga yaptı.  Yaklaşık 2 saat süren yoga renkli görüntülere sahne oldu.
 Yoga eğitmeni Cansel Karabaş, “Lavanta kokusu insan bilincini  çok etkilediği ve çok faydalı olduğu için burada yoga yapmayı tercih ettik. Bugün 15 kişilik ekiple burada yoga yaptık. Lavanta tarlasında olduğumuz için çok mutluyum. Buradan yoga yapanlara seslenmek istiyorum, mutlaka sabah erken kalkarak yoga yapın" dedi.

Görüntü Dökümü
------
Yoga yapanlar
Detay görüntü
Lavanta tarlası
Lavata tarlasında yoga 
Cansel Karabaş ile röp.
Detay görüntü
Yoga yapanlar ile röp.
Farklı açılardan detay

Haber-Kamera: Ali Can ZERAY/EDİRNE,()

=================

Bataklıkta 15 saat mahsur kalan ineği AFAD kurtardı

Burdur Gölü kenarında otlamaya bırakılan 'Elvan' adlı Holstein cinsi 5 yaşındaki inek, bataklığa saplandı. 15 saat mahsur kalan ineği AFAD ekipleri yaklaşık 2 saatlik çalışmalar sonucu kurtarıldı. İneğin sahibi Hüseyin Korkmaz, "Hayvanları otlatmak için buraya bırakıp gidiyorduk. Bundan sonra başında bekleyeceğim. AFAD ekibine teşekkür ediyorum. Büyük özveri gösterdiler" dedi.
Burdur merkez Yarıköy'de çiftçi Hüseyin Korkmaz hayvanlarını Burdur Gölü Soğanlı sazlığı kenarındaki arazide otlattı. Önceki akşam ineklerini sağmak için çiftliğine götüren Korkmaz sağım hanede ineklerden birisinin olmadığını gördü. İneklerini otlattığı yere dönen Hüseyin Korkmaz, hayvanı sazlık içerisindeki bataklıkta olduğunu fark etti. Korkmaz'ın haber vermesi üzerine olay yerine İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) ekipleri sevk edildi.
KURTARMA ÇALIŞMASI 2 SAAT SÜRDÜ
Gelen AFAD ekipleri ineğin bulunduğu yeri tespit etti. Gece bataklıkta çalışmanın tehlikeli olduğunu belirleyen AFAD ekipleri, dün sabah saatlerinde 8x8 amfibi araçla kurtarma çalışmalarına başladı. AFAD İl Müdürü Yasin Tokgöz'ün de yer aldığı ve amfibi aracı kullandığı kurtarma çalışmaları yaklaşık 2 saat sürdü. 
15 SAAT BATALIKTA KALDI
Saplandığı bataklıkta AFAD ekibi tarafından branda üzerine yatırılan 'Elvan' adlı inek amfibi aracın vinci yardımıyla yatırıldığı brandayla çekilerek zarar görmeden bataklıktan çıkarıldı. Yaklaşık 15 saat bataklık alanda kanlan ve kuru alana çıkınca bir süre yattığı yerden sazlıklardaki otlarla karnını doyuran Elvan daha sonra yürüyerek çiftliğe döndü.
'BATAKLIKTA YATAR VAZİYETTE GÖRDÜM'
Hüseyin Korkmaz (61), çocukluğundan bu yana aynı yerde hayvan otlattığını ancak ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını söyledi. Korkmaz, "Gündüz hayvanlarımı burada otlattım. Saat 19.00 sıralarında hayvanlarımı süt sağmak için götürdüm. Sağım hanede birinin olmadığını fark ettim. Geri gelip arayınca 200 metre içeride bataklıkta yatar vaziyette olduğunu görüp AFAD Müdürlüğü'nden yardım istedim. Gece gelip baktılar. Sabah saatlerinde de gelip ineğimi kurtardılar. Onlar olmasa bizim çıkarmamızın imkanı yoktu. Hayvanları otlatmak için buraya bırakıp gidiyorduk. Bundan sonra başında bekleyeceğim. AFAD ekibine teşekkür ediyorum. Büyük özveri gösterdiler" dedi.

Görüntü Dökümü
-----------
- AFAD ekibini olay yerine gidişi
- Amfibi aracın indirilmesi
- Amfibi aracın bataklıkta ilerlemesi
- Ekiplerin bataklıkta ineği brandaya sarmaları
- İneğin bataklık alandan çekilmesi
- İneğin çıktığı alanda karnını doyurması
- Ayağa kalkan inek
- İneğin yürüyerek gidişi
- Hüseyin Korkmaz ile röportaj

Haber-Kamera: Mesut MADAN/BURDUR, ()

====================

İngiliz emekli öğretmen 33 sokak köpeğine bakıyor

Antalya'nın Kumluca ilçesinde oturan emekli İngilizce öğretmeni İngiliz asıllı Jane Gülcüler (60), 13'ü Ankara'da toplam 33 sokak köpeğine bakıyor. Kendi imkanlarıyla köpeklerin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan Jane Gülcüler, maddi olarak yetemeyince ilkokul öğrencilerine okul dışı İngilizce dersi vererek, elde ettiği gelirle de köpeklerinin mama ve bakım giderlerini karşılıyor. 
Türkiye'ye 1987 yılında İngilizce öğretmeni olarak gelen Jane Gülcüler, 2 yıl sonra bir Türk'le evlendi. 1 çocuk annesi Jane Gülcüler, birkaç yıl önce eşini kaybetti. Ankara'da oturan Jane Gülcüler, her yıl tatil için geldiği Kumluca'ya bağlı Mavikent Mahallesi'ne yerleşmeye karar verdi. 
33 KÖPEĞE BAKIYOR
Geçen yıl Ankara'daki evini satan Jane Gülcüler, Kumluca'ya 10 kilometre uzaklıktaki İncircik Mahallesi'nde 7 dönüm arazi satın aldı. Arazisine küçük bir ev ve kapalı alan inşa ettiren Jane Gülcüler, buraya yerleşti. Ankara'da otururken bir çiftlikte 13 sokak köpeğinin bakımını üstlenen Jane Gülcüler, Kumluca'ya yerleştiğinde de 20 sokak köpeğine bakmaya başladı. Hayvanların mama ve bakım ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılayan Jane Gülcüler, bu duruma maddi olarak yetişemeyince Kumluca'da ilkokul öğrencilerine özel İngilizce dersi vermeye başladı. Okuldan arta kalan zamanlarda Cumhuriyet İlkokulu'nda ders veren Jane Gülcüler, çocukların ailelerinin verdiği ücretlerle de köpeklerinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. 
'MASRAFLARINI ÜSTLENİYORUM'
Jane Gülcüler, "Cumhuriyet İlkokulu'nda okuldan sonra İngilizce dersi veriyorum. Ankara'daki evimi satarak İncircik Mahallesi'nden 6-7 dönüm arazi satın aldım. Köpeklerin daha rahat yaşaması için buradan arazi satın aldım. 20 köpeğim var. Ankara'daki çiftlikte bakılan ve masraflarını ödediğim 13 köpeğim daha var. Bakıcım var ama her gün köpeklerimi kontrol ediyorum. Bakıcı, mama ve veteriner masraflarını üstleniyorum. Sokak köpeklerine de bakıyorum. Karaöz'de köpekleri veteriner kontrolünde aşı ve kısırlaştırma işlerini yaptırıyorum. Veteriner masraflarını ödüyorum" dedi.
'SADECE MAMA VE SU VERMEK YETMEZ'
Köpeklerime iyi mama vermediği zaman hastalandıklarını söyleyen Jane Gülcüler, "Birçok vatandaşımız kedi ve köpek bakıyor. Bu yetmez. Mümkünse onları kısırlaştırmak lazım. Sadece mama ve su vermek yetmez. Hayvanları azaltmak lazım. Mümkünse herkesin birkaç kedi ve köpeği kısırlaştırması lazım. Türkiye'de bir yanlış anlaşılma var. Bir dişi köpek bir defa da olsa yavru yapması lazım. Bu düşünce doğru değil. Onlar 10 yavru yaptıktan sonra kim bakacak bu yavrulara? O zaman bunlar evsiz kalıyor. Bu düşünceyi değiştirmek lazım. Her köpeğin doğurması gerekmiyor" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
--------------
- Jane Gülcüler'in sınıfa girip öğrencileri selamlaması
- Jane Gülcüler'in öğrencilere ders vermesi
- Öğrencilerle röportaj
- Jane Gülcüler'in baktığı köpekler
- Jane Gülcüler'in köpeklerle ilgilenmesi
- Köpeklerden detaylar
- Jane Gülcüler'in köpekleri sevmesi
- Köpeklerden detay
- RÖP: Jane Gülcüler
- Detaylar

Haber- Kamera: Ramazan SARIKAYALI/KUMLUCA (Antalya), ()

===================

Tatil harçlığını karaoke mikrofonu satarak çıkarıyor

Adana’da Mahmut Ağda (12) karaoke mikrofonu satarak hem tatil harçlığını çıkarttığını hem de ailesine maddi destekte bulunduğunu söyledi.
Merkez Seyhan ilçesi Çakmak Caddesi'nde üzerinde açtığı seyyar tezgahta karaoke mikrofonu ve cep telefonu aksesuarları satan Mahmut Ağda, satış yaparken sıcaktan korunmak için hasır taktığ hasar şapkasıyla ilgi çekiyor. Yoldan geçenlere karaoke mikrofonuyla seslenen  Ağda, "Çalışmayı çok seviyorum. Hem tatil harçlığımı çıkarıyorum hem de aileme destek oluyorum. Okulu 6’ncı sınıfta bıraktım. Maddi durumumuz iyi olmadığı için bu işi yapmaya başladım. Tanesi 50 TL’den günde 4-5 tane karaoke mikrofonu satıyorum" dedi.

Görüntü Dökümü
----------
- Karaoke mikrofon satan Mahmut Ağda'nın görüntüleri
- Mahmut Ağda ile röp.

SÜRE:01'03" BOYUT:116 mb

Haber-Kamera: Can ÇELİK/ ADANA, ()

======================

47 yıllık camiinin kıblesinin yanlış yönde olduğu ortaya çıktı

 ADAPAZARI’nda, 1972 yılında yapılan Merkez Çökekler Camii’nin kıblesinin 25 derece yanlış yönde olduğu ortaya çıktı. Cami imamı Erhan Özkırklar müftülük ile görüştüklerini, 45 dereceye kadar sapmalarda herhangi bir sorun olmadığını söyledi.
Adapazarı Çökekler Mahallesi'nde 1972 yılında ibadete açılan Merkez Çökekler Camii’nin kıblesinin 25 derece yanlış yönde olduğu belirlendi. Camii cemaatinin ısrarları sonrasında yapılan ölçümlerde kıblenin sol tarafına 25 derecelik bir sapma olduğu tespit edildi. Yaklaşık 8 ay önce göreve başlayan cami İmamı Erhan Özkırklar, "Camimizin kıblesiyle ilgili vatandaşlarımız tarafından bir tereddüt hasıl olmuş. Sol tarafa 25 derecelik bir sapma söz konusu uydudan aldığımız verilere göre. Dolayısıyla Adapazarı İlçe Müftülüğümüz ile görüştük bu konuyu. Dediler ki yüzde 45'e kadar sapmalarda herhangi bir sorun olmaz namazın kabulü açısından. Bizim de yüzde 25 civarında, dolayısıyla namazlarımız tamdır, kıldığımız namazlar makbuldür. Bir tereddüde mahal yoktur. Vatandaşlarımızın gönlü rahat olsun. Namazlarımızı aynı bu şekilde kılmaya devam edeceğiz. Cami 1972 yılında yapılmış, o günün şartlarına göre o günün kıble tespitine göre yapılmış." dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
Caminin kıblesinden görüntü
Camiden detaylar
Röportaj,

HABER-KAMERA: Aziz GÜVENER/ADAPAZARI(Sakarya), ()

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner314

banner325

banner328