DHA YURT BÜLTENİ-4

1)VAN'DA ARANAN PKK'LI TESLİM OLDU VAN'da, terör örgütü PKK'ya 8 yıl önce katılan, hakkında 'Silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan yakalama kararı bulunan terörist, teslim oldu. Teröristin alınan ifadesinde, birçok örgüt...

DHA YURT BÜLTENİ-4

1)VAN'DA ARANAN PKK'LI TESLİM OLDU

VAN'da, terör örgütü PKK'ya 8 yıl önce katılan, hakkında 'Silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan yakalama kararı bulunan terörist, teslim oldu. Teröristin alınan ifadesinde, birçok örgüt mensubunun terör örgütünden kaçmak için fırsat kolladığını anlattı. 
Van Valiliği, teslim olan PKK'lı teröristle ilgili açıklama yaptı. Teröristin örgüte 2010 yılında katıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:?"Bölücü terör örgütü PKK/KCK’ya 2010 yılında katılan ve hakkında;  ‘Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak’ suçundan yakalama kararı bulunan 1 terörist, ikna çalışmaları sonucunda, 11 Ağustos 2018 günü, Van’da jandarmaya teslim oldu. Teslim olan terörist, alınan ilk ifadesinde; uzun zamandan bu yana kaçmaya çalıştığı örgütte, teslim oldukları takdirde sağ bırakılmayacakları yönünde kendilerine devamlı telkinde bulunulduğunu anlatmıştır. Daha önce teslim olan arkadaşlarının herhangi bir olumsuz durumla karşılaşmadıklarını öğrendiği için teslim olmaya karar verdiğini belirten örgüt mensubu, birçok arkadaşının da teslim olmak için fırsat kolladığını dile getirmiştir. Söz konusu bölücü terör örgütü mensubuyla ilgili adli işlemler devam ederken, bölgemizde halkımızın huzur ve güvenliğini sağlamaya yönelik terörle mücadele faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir. Terörle mücadele faaliyetlerinde, devletimizin her zaman en büyük destekçisi olan duyarlı vatandaşlarımızın, terör örgütü bünyesinde faaliyet sürdüren yakınlarına sağ-salim kavuşabilmeleri için bir an önce en yakın kolluk birimine müracaat etmeleri önem arz etmektedir."
 
VAN, ()- 

========================================================

2)ELAZIĞ'DA 'DOWN KAFE'DE ÇOCUKLAR TOPLUMA KAZANDIRILIYOR

ELAZIĞ'da, Down sendromlu çocukların sosyal hayata katılımlarını artırmak amacıyla açılan, 'Down Kafe'de söz konusu çocuklar hem çalışarak harçlık kazanıyorlar hem de hayata kazandırılıyorlar. Elazığ Belediyesi ve Down Sendromlular Derneği'nce kentte bulunan Kültür Park'ta 2016 yılında açılan kafe de çalışan Down sendromlu çocuklar, çalışarak yaşama tutunuyor. Down sendromu sorunu yaşayan çocuk ve gençlerin özgüvenlerini artırmak için açılan 'Down Kafe' hizmetini sürdürürken, insanların ağırlıklı olarak orayı tercih etmesi ise, Down sendromu çocukların hem kaynaşmasını hem de özgüvenini tazelediği belirtildi. Down Sendromlular Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi ve Elazığ Down Sendromlular Derneği Başkanı Fethi Ahmet Balın, Down Kafe'yi 2016 yılında Elazığ Belediyesi ile iş birliği yaparak açtıklarını söyledi. Dernek Başkanı Balın, temel amaçlarının Elazığ'daki Down Sendromlu çocukları hem sosyal hayata katılmalarını, hem de aileleri ile birlikte burda bir araya getirmek olduğunu ve kültür, sanat ile spor etkinlikleriyle tanışmalarını sağlamak olduğunu söyledi. Balın, "180 Down Sendromlu çocuğumuz var burada. Temel ilkemiz, Down Sendromlu çocuklarımızın hizmet alan değil hizmet vermesidir. Bu konuda da çok başarılı olduk. Belki kendi evlerinde yada misafirliğe gittiklerinde hizmet vermeyen sadece ailesinden hizmet alan ve bekleyen çocuklarımız kafe sayesinde çay servisi yaparak hem mutlu olmaları hem de insanlar ile kaynaşmaları sağlandı. Down Sendromlu çocuklar ile ilgili kafalarda oluşan olumsuz düşünceler  de  bitti" diye konuştu.
Elazığ Down Sendromlular Derneği Yönetim Kurulu üyesi Gülgüle Yerli ise, Kafenin çocukların gelişiminde önemli olduğunu fark ettiklerini belirterek, "Kafe'de hem sosyalleşiyorlar, hem de yeni gelen insanlar ile tanışıyorlar. Arkadaşlıkları ve dostlukları oluşuyor. Kendilerini önemli ve değerli hissediyorlar. Sağ olsun halkımız da bu konuda çok duyarlı. Çocuklarımız sevgi ve ilgiyle yaklaşıyorlar"dedi.
Down Kafede çalışan Down Sendromlu Ayşegül Canpolat da, kafede çalıştığını ve çok mutlu olduğunu dile getirdi. Nisa Yerli de, kafe de sipariş alarak hizmet verdiğini ve müşteriler ile ilgilendiğini ifade etti.

Görüntü Dökümü:
-----------------------
-Down Kafeden Görüntü
-Çocukların Çay Servisi 
-Çocuklardan detaylar
-Röportajlar
-Genel ve Detay Görüntü 

Haber-Kamera: Erkan BAY/ELAZIĞ,()

=====================================================

3)UZMANDAN HAVUZLARDA SALGIN VE BULAŞICI HASTALIK UYARISI

KİMYA Mühendisleri Odası Antalya Temsilcisi Celal Güzelyürek, insanların yaz aylarında yoğunluk yaşanan yüzme havuzlarından dizanteri, tifo, kolera, dış kulak, orta kulak iltihapları, akciğer enfeksiyonları, mantari hastalıklar, hepatit A gibi birçok hastalığı kapabileceği uyarısında bulundu. Celal Güzelyürek, yaz aylarında kullanımı artan ve özellikle Antalya gibi turizm bölgelerinde çok yoğun olan yüzme havuzlarında kullanılan kimyasallar ve insan sağlığı açısından önemli uyarılarda bulundu. Yüzme havuzlarının sağlıklı kullanımının, Sağlık Bakanlığı'nın yüzme havuzlarına ilişkin yönetmelik şartlarını uygulamakla mümkün olduğuna işaret eden Güzelyürek, “Aksi halde bunun içerisinde kimyasal parametreler, mikrobiyolik parametreler, fizik parametreleri vardır. Özellikle mikrobiyolojik parametrelerle kimyasal parametreleri uygun hale getiremezsek havuzumuzda salgın, bulaşıcı hastalıklar meydana gelir. Yüzme havuzları deniz gibi değildir, kapalı sistemdir. İnsanlar yaz aylarında çok terler. Eğer duş alınmazsa ter, idrar, vücut derileri, vücut yağları ve saç yağlarından dolayı havuzları çok çabuk kirletir. Havuz kirlediğinde insanlar için tehlike arz eder. Mikrobiyolojik tehlikeler başlar" diye konuştu.
Bu tehlikelerle ilgili bilgi veren Güzelyürek, “Eğer havuzları tekniğine uygun idare etmezsek, dizanteri, tifo, kolera, dış kulak, orta kulak iltihapları, akciğer enfeksiyonları, mantari hastalıklar, hepatit A gibi birçok hastalığa çocuklar ve sporcuların yakalanma riski yüksektir. İlla yakalanırlar diye bir şey yok tabi ki. Ancak bu kurallara uymazsak, her an böyle bir riskle karşı karşıya kalabiliriz. Dolayısıyla yönetmelikte belirtilen kimyasal ve mikrobiyolojik parametrelere uymamız, bunları havuzlarımızda sağlamamız gerekiyor" dedi.
Havuzlardaki dezenfeksiyon işlemleriyle ilgili havuz operatörlerinin görev yaptığını dile getiren Güzelyürek, özellikle Antalya gibi turizm yoğun olan bölgelerde ciddi sayıda havuz bulunması nedeniyle denetim yetkisi bulunan sağlık müdürlüklerinin yetersiz kalabileceğini söyledi. Denetimler için Kimya Mühendisleri Odası'nın da yetkili olması amacıyla başvuruda bulunduklarını belirten Güzelyürek, “Havuzlarda kullanılan kimyasal maddelerle ilgili kimya bilgisine ihtiyaç vardır. Biz bunu bakanlık nezdinde de anlatmaya çalıştık. Eğer kimya bilgisine sahip değilseniz o zaman havuzlarımızdaki muhtemel kimyasal madde tehlikelerini önleyemezsiniz. Çünkü çok yoğun kimyasallar kullanılıyor" şeklinde konuştu.
Yeterli denetimler yapılamadığı takdirde yapılması gerekenler konusunda hafife alma durumunun yaşanabildiğini vurgulayan Güzelyürek, bu nedenle de birçok kişinin havuzlardan hastalıklar kapabildiğini, zehirlenme, komaya girme ve hatta ölümle sonuçlanabildiğini dile getirdi. Güzelyürek, “Yaşanan olayların birçoğu basına intikal etmiyor. Her yıl yaz ayları gelince ölüm, zehirlenme ve komaya girme gibi havuzlardan kaynaklanan bir sürü sorun var. Bu sorunların çoğunu toplum duymuyor. Ama bizim uzmanlık alanımız olduğundan bize bir şekilde geliyor, bazen bilgi istiyorlar. Gerektiği kadar denetlenmediği kanaatindeyim" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------------------
Su havuzunda serinleyenlerden görüntü
RÖP: Celal Güzelyürek
Havuz detay görüntüler
482 MB --  4 dakika

Haber: Mehmet ÇINAR-Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,()

===================================================

(ÖZEL)
4) ANTEP FISTIĞI İÇİN GECE GÜNDÜZ SİLAHLI NÖBET

GAZİANTEP'te 'Yeşil altın' olarak bilinen Antep fıstığı hasadı yaklaştıkça tarlalardaki önlemler de arttı. Ellerinde av tüfekleriyle 15- 20 metre yüksekliğindeki gözetleme kulelerine çıkan bekçiler, ağaçlardaki mahsulün çalınmaması için yaklaşık 2 ay, gece- gündüz nöbet tutuyor.Son yıllarda yaşanan fiyat artışları nedeniyle gündemden düşmeyen Antep fıstığında, ben fıstık hasadı yaklaştıkça bahçelerdeki güvenlik önlemleri de arttı. Arazi sahipleri fıstık bahçelerine askeri birliklerdeki kuleleri anımsatan 15- 20 metre yükseklikte nöbet kulübeleri yaptırarak bekçi tutuyor. Fıstığın olgunlaşmaya başlamasından hasat döneminde kadar olan 2 aylık sürede, bekçiler av tüfekleriyle 7 gün 24 saat nöbet tutuyor. Arazideki ağaçlardan fıstık toplamaya çalışanları havaya açtıkları uyarı ateşiyle uyaran bekçiler, jandarmayı arayarak ihbarda bulunuyor.
'HIRSIZLARIN GÖZÜNÜ KAN BÜRÜMÜŞ'
Karkamış’ta yaklaşık 40 dönüm fıstık bahçesi bulunan Mehmet İnal, hırsızlarla baş etmenin en iyi yolunun bekçilerle anlaşmak olduğunu söyledi. Hırsızların bekçisi olmayan arazilere büyük araçlarla gelerek ağaçtaki bütün mahsulü topladığını ifade eden İnal, şunları söyledi:
“Burada bana ait 40 dönüm arazi var. Diğer komşularıma ait olan da var, toplam 220 dönüm kadar arazi var. Burayı korumak için bekçi tuttuk. Burada bekçi, av tüfeğiyle güvenlik amaçlı bekliyor. Bununla beraber kule yaptırdık. Kulenin üzerinden etraf daha rahat görünsün diye. Hırsızlar fıstığın değerli olduğunu biliyor. Hırsızlar her yerden gelip bahçelere dalıyorlar. Saldırıyorlar seni görse başka bir taraftan saldırıyor. 5-10 kişi birden gelerek çadırı seriyorlar ağacın altına. Mahsulü çalıyorlar. Adamların gözlerini kan bürümüş."
'HIRSIZLARI GÖRÜNCE UYARI ATEŞİ YAPIYORUZ'
Uzun yıllardan beri arazilerde bekçilik yaptığını dile getiren Mustafa Kaplan ise sürekli arazide olduklarını ve 24 saat nöbet tutuklarını dile getirdi. Aylık 2 bin 500 -3 bin lira civarı ücret aldığını ifade eden Kaplan, “Sabah namazı olunca uyanıyoruz dolaşmaya başlıyoruz. Gece vakti, birkaç saat uyuyabiliyoruz. Buraya hırsız çok geliyor. Gördüğümüzde ya düdük çalıyoruz, ya da tüfekle ikaz ateşi yapıyoruz. Onlar da burada birisinin olduğunu anlayıp gidiyorlar. Akşamları kulede oluyoruz, fener tutuyoruz. Yaklaşık 2 ay buradayız. Can tehlikemiz var ama ekmek parası için çalışıyoruzö diye konuştu.
Ürün hasadının Eylül ayının ortasına doğru son bulması bekleniyor.

Görüntü Dökümü
------------------------

- Bekçilerin yemek yemesi
- Arazideki kulenin havadan görüntüsü
- Fıstık bahçesinin havadan görüntüsü
- Bekçi Mustafa Kaplan’ın nöbet kulübesinde çevreyi izlemesi
- Bekçilerin havaya ateş etmesi
- Arazi sahibi Mehmet İnal ile röp.
- Bekçi Mustafa Kaplan ile röp.
- Genel ve detay görüntüler
 Haber-Kamera: Eyyüp BURUN-GAZİANTEP-)
GÖRÜNTÜ BOYUTU: 523 MB

=====================================================
5)CUMHURİYET TARİHİNİN İLKLERİNDEN OLAN UN FABRİKASI, MÜZE OLUYOR

AKSARAY'da  1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle, 250 bin lira sermayeyle kurulan un fabrikası, müze oluyor. Milletin azmi anlamına gelen ‘Azmi Milli’ adı verilen un fabrikası, 1997 yılına kadar üretimini sürdürdü. Türkiye’de kurulan 3’üncü un fabrikası unvanına sahip Azmi Milli, aynı zamanda Mamasın Barajına kurulan elektrik santraliyle de kendi enerjisini üreten bir fabrika özelliğini taşıyor. Sanayi ve Bilim Müzesi olacak olan Azmi Milli'nin öne çıkan özelliği ise makine tesisatının halen çalışır vaziyette olması.
Mustafa Kemal Atatürk, meclisteki bir konuşması sırasında ülkenin ve ordunun  yardıma ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Aksaraylı iş adamı  Vehbi Çorakçı da 'Paşam İkinci Ordunun ve bu günkü Hükümetin bütçesine konulan masraflarını arzu ettiğiniz zaman vermeyi taahhüt ediyorum' der. Ardından da  Aksaray'ın il olmasını ve un  fabrikası kurulmasını istiyor. Atatürk, Aksaray'ın il statüsü kazandırılmasını ve un fabrikasının da kurulmasının talimatını veriyor. Vehbi Çorakçı, Aksaray'da köy ve kasabalardaki vatandaşlarla görüşüp, para toplayarak dönemin parası 250 bin lira sermayeyle 'Azmi Milli Türk Anonim Şirketi' kuruldu.
CUMHURİYET TARİHİNİN İLK HİDROELEKTRİK SANTRALİ AZMİ MİLLİ'YE ENERJİ VERDİ
Milletin 'Azmi' anlamına gelen 'Azmi Mili' un fabrikası, 1924 yılında çalışmaya başlayarak Cumhuriyet tarihinin de ilk fabrikaları arasında yerini aldı. Fabrikanın başka bir özelliği ise, kendi enerjisini kendinin üretebilmesi. Aynı tarihlerde Mamasın Barajına kurulan elektrik santraliyle fabrikanın enerjisi de sağlanmış oldu. Fazla enerji de Aksaray'ın aydınlatılmasında kullanıldı. Azmi Milli, 1997 yılına kadar hizmet verdi. 
Azmi Milli Sanayi ve Bilim Müzesi Müdürü Mustafa Fırat Gül, fabrikanın Cumhuriyet tarihinde kurulan ilk fabrikalardan biri olduğunu belirtti. Gül, "Sakarya ve Balıkesir'de açıldıktan sonra üçüncü olarak Aksaray'da Azmi Milli açıldı. Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk hidroelektrik santrali bu fabrikayla beraber kuruldu. Santral de 9 kilometre uzaklıkta Mamasın Barajında ve çalışır vaziyette." dedi.   
BİLİM VE SANAYİ MÜZESİ OLMAYA HAZIRLANIYOR  
Fabrikanın tarihin en önemli yapılarından biri olduğunu ifade eden  Gül,  şunları söyledi:
"Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk un fabrikalarından biri Azmi Milli Türk Anonim Şirketi, 1924 yılının Ağustos ayında nizamnamesi onaylanıyor ve kuruluyor. 1925'te Almanya'dan makineler geliyor, hem elektrik aksamı hem de diğer makineler geliyor. 29 Ekim 1926 yılında açılması planlanıyor fakat Teknik bir arızadan dolayı açılış 13 Aralık'a erteleniyor. Mustafa Kemal Atatürk'ün daha önceden Uşak Şeker Fabrikası açılışına katılma sözü olduğu için buraya gelemiyor. Katılamadığı içinde bir telgraf gönderiyor. O telgraf örnekleri elimizde bulunuyor. 250 bin lira sermayeyle kurulan fabrika 1926 yılından 1997'ye kadar bir fiil çalışıyor. Tamamen Aksaraylıların parasıyla kuruluyor. Fakat teknoloji olarak Almanlardan istifade ediliyor. İlk 9 yıl zarar ediyor 10'uncu yıldan sonra kar etmeye başlıyor. Kızılay ve askeri birlikler özellikle piyade alayları buradan un alıyor. Hatta yakın dönemde bir belge elimize geçti . Ankara Büyükşehir Belediyesi halk ekmek fabrikasının da un ihtiyacının da buradan karşıladığını öğreniyoruz."

Gül, fabrikanın  yakın zamanda Bilim ve Sanayi Müzesi olarak kapılarını açacağını belirterek, "Fabrikanın müzeye dönüştürülmesi projesi Aksaray Belediyesi'ne aittir. Aksaray Belediyesi, un fabrikasını satın alıp, müze için gerekli tüm çalışmaları sürdürüyor. Çalışan işçilerin bal mumu heykelleriyle, belgeleriyle resmi açılışına hazırlanıyoruz. "dedi. 

Görüntü Dökümü 
-----------------
- Un fabrikasının içinden ve dışından detay
- Makinalardan detay
- Mustafa Fırat Gül röp.
(Haber- Kamera: Hasan DÖNMEZ AKSARAY ))
========================================

6)YÜKSEK SADAKAT VE İREM DERİCİ MANAVGAT'TA KONSER VERDİ

MANAVGAT Belediyesi tarafından bu yıl 22'ncisi düzenlenen Manavgat Barış Suyu Festivali'nde rock müziğin sevilen grubu Yüksek Sadakat ve İrem Derici konser verdi.
Manavgat Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi önündeki konseri binlerce vatandaş izledi. Erkin Koray'dan Cem Karaca'ya kadar Anadolu rock müziğinin efsane isimlerinin şarkılarını seslendiren Yüksek Sadakat, izleyenleri coşturdu. Manavgat'ta ikinci konserlerini verdiklerini belirten grubun solisti Kenan Vural, rock müziğe duyulan ilgiden memnun olduklarını belirtti. Konser sırasında rahatsızlık geçiren bir kadına sağlık ekipleri müdahale ederek alan dışına çıkardı.
Konser sonrasında vatandaşlara seslenen Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, 22 yıldır düzenlenen festivalin adına yakışır bir şekilde yapıldığını kaydetti.
Adını tertemiz denizi, ırmağı ve şelalesinden alan, özünde dostluk, barış ve sevgiyi barındıran festivalin azimle, kararlılıkla devam ettiğine değinen Başkan Sözen, Bu festival sizlerin; hoşgörüye, birlik ve beraberliğe olan inancınızla bugünlere geldi" dedi. 
Manavgat'ta Atatürk'ün, Cumhuriyetin, özgürlüğün, demokrasinin yerinin ayrı olduğunu anlatan Başkan Sözen, "Bu toprakların değerini bilmemiz gerekir. Farklı görüşlerimiz, farklı kimliklerimiz olabilir. Ama hepimiz birlikte yaşamak ve çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakmak zorundayız. Bu birlik ve beraberliğimizle tüm Türkiye'ye örnek olduğumuz inancındayım. Barışı, sevgiyi, hoşgörüyü anlatma fırsatını bulduğumuz festivallerimizin daha nice yıllar, bizi birbirimize bağlamaya devam etmesini temenni ediyorum" diye konuştu.
Başkan Şükrü Sözen konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu ülkede insanlarımızın yüzünü güldürmek oldukça zorlaştı. Ekonominin gidişatı ortada. Emperyalist ülkelerin baskısı üzerimizde. Turizmci, esnaf, emekli, kadın, genç, öğrenci, işçi herkes gülmeyi unutmuş. İnsanlarımız, gününü zor geçiriyor. En çok da kadınlarımız ve çocuklarımıza yapılan istismarlara üzülüyoruz. Vicdanlar nereye gitti? Duyduklarımız içimizi acıtıyor. Yüreğimiz burkuluyor. Çocuklarımızı sokağa çıkarmaya korkar olduk. Mutluluğun ve özgürlüğün anahtarı ise kadınlardır, çocuklardır."
Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen'in ardından şarkıcı İrem Derici ise 1 saatlik gecikmeyle sahneye çıkarak konser verdi.

Görüntü Dökümü 
-----------------
Yüksek Sadakat konserinden görüntü
Konser alanından detay görüntüler
Rahatsızlık geçiren izleyicinin alandan çıkarılması
Başkan Şükrü Sözen'in konuşması


Haber- Kamera: Mithat ABAKAN/MANAVGAT(Antalya),() -

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner314

banner325

banner328

istanbul escort