DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 5 

1- (ek bilgiyle aktüel görüntüyle) HAYDARPAŞA GARINDA VAGONLARDA YANGIN ÇIKTI  * TCDD:  "Hurda kesimi yapılırken oksijen kaynağından kaynaklı yangın çıkmıştır" Haber: Ramazan EĞRİ - İSTANBUL Haydarpaşa garında boş vagonlarda...

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 5 

1- (ek bilgiyle aktüel görüntüyle) HAYDARPAŞA GARINDA VAGONLARDA YANGIN ÇIKTI 

* TCDD: 

"Hurda kesimi yapılırken oksijen kaynağından kaynaklı yangın çıkmıştır"

Haber: Ramazan EĞRİ - İSTANBUL
Haydarpaşa garında boş vagonlarda yangın çıktı. 
Kadıköy Haydarpaşa garındaki kullanılmayan boş vagonlarda saat 16.15 sıralarında yangın çıktı. Yangına müdahale için çok sayıda itfaiye ekibi Haydarpaşa garına geldi. İtfaiye ekiplerinin çalışması sonucu yangın büyümeden kontrol altına alınarak söndürüldü. 

YANGINLA İLGİLİ AÇIKLAMA
Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğü (TCDD) 'nden yapılan açıklamada, "Haydarpaşa Depo Sahasında bulunan ve Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu'na teslim edilen hurda yolcu vagonlarının MKEK tarafından hurda kesimi yapılırken oksijen kaynağından kaynaklı vagonlarda yangın çıkmıştır" denildi.

Görüntü Dökümü;
----------
-Yangından görüntüler 
-İtfaiyenin müdahalesi
-Görgü tanıkları ile röp.
-Yanan vagon
-Detaylar

16.04.2018 - 17.21 Haber Kodu : 180416203
16.04.2018 - 16.47 Haber Kodu : 180416184
=================================

2- (Aktüel Görüntülerle Geniş Haber) ERDOĞAN: BİRÇOK BATI ÜLKESİ BU İŞE BENZİN DÖKÜYOR

* Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,

"Birçok Batı ülkesi de kendi iç sorunlarını perdelemek için adeta bu ateşe benzin döküyor. Çok temizler ya. Ahlaksızlığın daniskası onlarda, katliamların daniskasını onlar yaptılar, utanmadan, sıkılmadan burada kalkıp fatura kesiyor. Durun bakalım."

"Geçen bir tanesine söyledim telefonda; 'Siz, Cezayir'de 5 milyon insanı katletmediniz mi? Önce bunun hesabını verin. 5 milyon insanı siz Cezayir'de katlettiniz şimdi kalkıyorsun Suriye'yle ilgili bana akıl veriyorsun' dedim"

"Mesele, petrol, altın, elmas, pazar payı olunca bu ülkelerin adeta kan kokusu almış köpek balığı gibi binlerce kilometre öteden koşup geldiklerini biz çok iyi biliyoruz"

Haber: Gülseli KENARLI - Kamera: Güven USTA / İstanbul  
İstanbul'da düzenlenen "Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi"nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birçok Batı ülkesi de kendi iç sorunlarını perdelemek için adeta bu ateşe benzin döküyor. Çok temizler ya. Ahlaksızlığın daniskası onlarda, katliamların daniskasını onlar yaptılar, utanmadan, sıkılmadan burada kalkıp fatura kesiyor. Durun bakalım. Geçen bir tanesine söyledim telefonda; 'Siz, Cezayir'de 5 milyon insanı katletmediniz mi? Önce bunun hesabını verin. 5 milyon insanı siz Cezayir'de katlettiniz şimdi kalkıyorsun Suriye'yle ilgili bana akıl veriyorsun' dedim" ifadesini kullandı. 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi"ne katıldı. Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım da katıldı. 
Erdoğan, "Meselelerin ve problemlerle ilgili çözüm yollarının tespiti elbette çok değerlidir. Fakat alınan kararların, kuvveden fiile geçirilmesi çok daha önemlidir. Yoksa verilen bunca emek, harcanan onca mesai eksik kalacaktır, yarım kalacaktır. Benim kendime, siyasi ve idari hayatım boyunca pusula olarak kıldığım dört başlığım var. Özellikle istikbalimizin teminatı olarak gördüğümüz gençlerimize, bu dört prensibi sık sık hatırlatıyorum. Oku, düşün, uygula, neticelendir. Başarı zincirini oluşturan bu dört halkanın herhangi birinde kopma veya kırılma olursa hedeflenen noktaya varılması da mümkün değildir" dedi. 

"YAKALANAN İVMENİN DEVAM ETTİRİLMESİ GEREKİYOR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede alınacak kararların hayata geçirilmesinin önemine vurgu yaparak, "Gerekirse ayrı bir platform oluşturularak, gerekse şu an dönem başkanlığını yürüttüğümüz İİT bünyesinde kurumsal bir yapı tesis edilerek; ama mutlaka bu zirve ile yakalanan ivmenin devam ettirilmesi gerekiyor. Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi'nin bu bakımdan da örnek olacağına, alanında fark oluşturacağına inanıyorum" şeklinde konuştu. 

"ÖZELLİKLE İSLAM DÜNYASININ BELLİ BÖLGELERİNDE ACIMASIZCA YAŞIYORUZ"
Erdoğan, "Rabbimiz, Hucurat Suresi'nde bu hakikati 'Müminler ancak kardeştirler' diyerek ifade ediyor. Bizde ayrım yok. Ama ayrım var mı? Ne yazık ki var. İşte bunu şu anda son dönemlerde özellikle İslam dünyasının belli bölgelerinde acımasızca yaşıyoruz. Hep söylüyoruz. Öldüren Allah-u Ekber diyor. Ölen, o da Allah-u Ekber diyor. Sorulduğu zaman o da İslam için Allah için öldürüyor. Ölen, o da Allah için ölüyor. Bu nasıl bir şeydir. Bunu anlamak, atlatmak mümkün değil. Gerilere döndük. Mızrakların ucuna Kuran-ı Kerim sayfalarını yerleştirmek suretiyle nasıl o geçmişte, bizim önderimiz durumunda olanlar öldülerse, şimdi tekrar oralara döndük. Öyleyse bizim bunu tekrar ele alıp bu işi düzeltmemiz lazım. Yüce Mevla, Hucurat Suresi'nin devamında bu hukukun gereği olarak 'Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin' emri ilahisiyle bize bugün yapmamız gerekeni emrediyor. Müslümanlara kardeş olduklarının hatırlatılmasından hemen sonra arabuluculuk vazifesinin de verilmesi çok dikkat çekicidir. Hayatın doğal akışı içinde Müslümanlar arasında ayrılıkların, anlaşmazlıkların, kimi zaman dargınlıkların, hatta kavgaların, çatışmaların olması ne yazık ki kaçınılmaz hale geliyor. Bunu siyasette de yaptığım işin içinde de ne yazık ki yaşıyorum. Bundan sıyrılamıyoruz. Niye? Emre uymadığımız için. İçimizdeki en büyük düşmanı, Cihad-ı Ekbere gidiş olayını kavrayamadığımız için. O da nefis" ifadesini kullandı. 

"KENDİ ARAMIZDAKİ MESELELERİ MÜSLÜMANLAR OLARAK KENDİMİZ ÇÖZMÜYORUZ"
Erdoğan, "Kardeşlerimizden başlayarak, halka halka vuku bulan gerilimlere, sorun ve sıkıntılara müdahale etmemiz önem arz ediyor. Kendi aramızdaki meseleleri, çıkan çatışmaları Müslümanlar olarak kendimiz çözmüyoruz. Burası sıkıntılı. İslam'ın dışındakiler bunu çözüyor" diye konuştu.

"NETİCESİ ÖLÜM OLDUKTAN SONRA SEBEBİ HANGİ SİLAH OLURSA OLSUN BU SUÇTUR"
Erdoğan, "Müslümanların sorunları, İslam'ın dışındakiler tarafından çözülmesi halinde varil bombalarının yağmaya başlıyor. Adını da koyuyorlar. Bunun adı zaman zaman kimyasal silah oluyor, zaman zaman konvansiyonel silahlar oluyor. Adı koymak kolay. Neymiş? Geçmişte bir anlaşma yapılmış, kimyasal silahlara karşı uluslararası kuruluşlar tavır koymalıymış. Koyun bir kenara ya. Neticesi ölüm olduktan sonra sebebi hangi silah olursa olsun bu suçtur. Ama bakın buna buradan yanaşmıyor. Şu anda kimyasal silahlarla Ortadoğu'da bin kişi ölmüşse, konvansiyonel silahlarla yüzbinler öldürüldü. Hiç bunu konuşmuyorlar. Dile getirdikleri hep bir. Bu tespitlerimizin özellikle içinde yaşadığımız  süreçte son derece mühim olduğunu düşünüyorum" dedi. 

"AHLAKSIZLIĞIN DANİSKASI ONLARDA, KATLİAMLARIN DANİSKASINI ONLAR YAPTILAR"
Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: 
"11 Eylül terör saldırılarından bu yana Müslümanlar çok taraflı, çok katmanlı bir saldırı dalgasıyla yüzleşiyor. Eli kanlı çeteler üzerinden Müslümanların istikbali karartılmaya çalışıldığı, hak ve hürriyetlerin gasp edilmek istendiğini görüyoruz. İşte DEAŞ, Boko Haram, Eş Şebab, FETÖ gibi katil sürülerinin terör eylemleri bize zarar vermesinin yanında İslam karşıtı çevrelere dört gözle bekledikleri fırsatı da veriyor. 'Sizin İslam dediğiniz bu mu?' diyorlar. 'Hani Müslüman kan dökmezdi', bunu diyorlar. 'Hani siz barış diniydiniz.' diyorlar. Biz onlara malzeme veriyoruz. Öyleyse bu işi bizim tersine çevirmemiz lazım. Bu örgütlerin hunharca katlettiği veya hayatını kararttığı Müslümanların masumiyeti görmezden gelindiği gibi işlenen vahşi cinayetlerin faturası da dinimize ve Müminlere kesiliyor. Birçok Batı ülkesi de kendi iç sorunlarını perdelemek için adeta bu ateşe benzin döküyor. Çok temizler ya. Ahlaksızlığın daniskası onlarda, katliamların daniskasını onlar yaptılar, utanmadan, sıkılmadan burada kalkıp fatura kesiyor. Durun bakalım. Geçen bir tanesine söyledim telefonda; 'Siz, Cezayir'de 5 milyon insanı katletmediniz mi? Önce bunun hesabını verin. 5 milyon insanı siz Cezayir'de katlettiniz şimdi kalkıyorsun Suriye'yle ilgili bana akıl veriyorsun' dedim. Sadece orada mı? Libya'da yaptınız, Ruanda'da yaptınız. Buralardaki insanları katlettiniz. Bunun hesabını verdiniz mi? Hayır, vermediler ve vermeyecekler de. Bir diğeri bakıyorsun başka ülkede, bir diğeri başka ülkede ama eğer Müslüman olursa bu, Müslümana kestikleri fatura çok ağır. Bunlara bu fırsatı bizim vermemiz lazım. Batı dünyası İslam karşıtlığı üzerinden kendi ideolojisini, kendi hayat biçimini tahkim etmek istiyor. Onu güçlendirmek istiyor. Modern insanın buhranlarına cevap verebilecek yegane din olan İslam, proje mahsulü teröristler üzerinden yaftalanmaya, lekelenmeye çalışılıyor. İşte bunlar, son dönemlerin proje terör örgütleridir." 

"FRANSA, ROMANLARI FRANSA'DAN DERDEST ETTİ"
"Bugün demokrasi ve hukuk havariliği yapan birçok devlette Müslümanlara ve mültecilere yönelik saldırılar sıradan hale gelmiştir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Müslümanların iş yerleri, evleri, ibadethaneleri, hemen her gün ırkçıların ve faşist grupların hedefi oluyor ve bunun en önemli şu anda zemini de işte Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa. Şimdi buralarda bunlar devam ediyor. Müslüman kadınlar, sırf başörtüsü taktıkları için sokakta, çarşıda, iş yerlerinde tacize uğruyor. Bunun da en önemli örneği Fransa. Sadece o mu? Başörtüsüyle kalmıyor, bunun yanında bunlar insanları da ayırıyorlar. Mesela Fransa, Romanları Fransa'dan derdest etti. Hani sen Avrupa Birliği üyesiydin. Avrupa Birliği müktesebatında sen kalkıp da herhangi bir ırka mensup olanı derdest edebilir misin? Ülkenden, topraklarından atabilir misin? Atamazsın ama bunlar Romanlara karşı bunu uyguladı. Peki bizde böyle bir şey var mı? Ben Romanlarla iç içeyim. Onların içinde doğdum, onların içinde büyüdüm, onların içinden Milletvekili oldum, Belediye Başkanı oldum, Başbakan oldum, Cumhurbaşkanı oldum. İşte onlar Roman. Bu incelikleri bizim yakalamamız lazım ve dinimizi bu örneklerle de bizim güçlendirmemiz lazım. Çünkü bizim dinimizde ayrım yok ve biz bunları da yapmadık. Adı Ahmet, Muhammet, Ali, Mustafa olanların resmi kurumlarda ve özel sektörde iş bulma imkanları kısıtlanıyor Batı'da. Müslüman çocukların hiç olmadık bahanelerle eğitim öğretim hakları elinden alınıyor" dedi.

"BİRİLERİ BİZİ HEP GETTOLARA HAPSETMEYE ALIŞSA DA BİZİM TUZAĞA DÜŞMEMEMİZ GEREKİYOR"
Erdoğan, "Bu ara ben muhtarlardan grup grup İspanya'ya gönderiyorum. Dün akşam bir yerdeydim. Oraya giden muhtarlarımızdan biri yanıma geldi, 'Cumhurbaşkanım, siz bizi iyi ki Endülüs'e gönderdiniz'. Hayırdır dedim. 'Sizin anlattığınız kadar ben birçok şeyi orada öğrendim ama bir şeyi çok farklı öğrendim'. Nedir? 'Ben, Başkanım yeniden doğdum' dedi. Hani kubbenin etrafında yazıyor ya 'La galibe illallah'. Hakikaten gezmek, buraları görmek, yeniden doğmak, yeniden yaşamak ve bunu tüm buradaki temsilci kardeşlerim, ülkelerinden grupları, grup grup İstanbul'a, Kudüs'e, Endülüs'e buralara göndererek, her şey okumakla bitmiyor. Hani okumak, gezmek, görmek, bunlar hepsi birbirinin mütemmimi. Birileri bizi hep gettolara hapsetmeye alışsa da bizim tuzağa düşmememiz gerekiyor, vesselam. Bize kurulan kumpası dağıtmamız için öncelikle böyle olduğu gibi bir araya gelmeli, imanımızı tazelemeliyiz. Diyaloğumuzu artırmalı, iş birliğimizi daha da güçlendirmeliyiz. Proje sahiplerinin bilhassa gençlerimizi çekmek istediği o pasifimiz veya şiddet ikilemine kesinlikle düşmemeliyiz. Ne haklarımızdan vazgeçeceğiz ne toplumdan kopacağız ne de meydanı hukuk ve ahlak tanımazlara bırakacağız. Meşruiyetten sapmadan elimizdeki tüm imkanlarla haklarımızı korumanın mücadelesini vereceğiz. Tecrübelerimizden istifade edecek, kendimizi her konuda geliştirecek, siyaset, eğitim öğretim, ticaret ve kültür alanında söz sahibi, etki sahibi olmanın yollarını arayacağız" diye konuştu.

"MESELE DEAŞ BAHANESİYLE BİR ÜLKENİN KAYNAKLARINA ÇÖKME"
Erdoğan, "Batılı güçlerin işin ucu çıkarlarına dokununca neler yaptıklarını, ortalığı nasıl ayağa kaldırdıklarını hepimiz görüyoruz. Mesele, petrol, altın, elmas, pazar payı olunca bu ülkelerin adeta kan kokusu almış köpek balığı gibi binlerce kilometre öteden koşup geldiklerini biz çok iyi biliyoruz. Ama aynı ülkelerin Filistin'deki katliamlara, Arakan'daki soykırıma, komşumuz Suriye'de yüz binlerce masumun hayatına mal olan zulme nasıl sırtlarını döndüklerini de gayet iyi farkındayız. Mesele DEAŞ bahanesiyle bir ülkenin kaynaklarına çökme, bunun için yeni terör örgütlerini palazlandırma düşüncesidir. BM Güvenlik Konseyi gibi kağıt üzerindeki görevi, küresel istikrarı sağlamak olan kurumların, barış ve güvenliğin önünde en büyük engele dönüşmeleri de bir başka sorundur. Onun için ne zamandan beri BM Güvenlik Konseyi'nin, BM'nin reforme edilmesi gereğini bunun için konuşuyoruz. Dünya 5'ten büyük derken, bunun için söylüyoruz. Ama gel gör ki Müslüman ülkelerin liderleri dahi dünya 5'ten büyüktür tezini hala kavramış, anlamış değil. Çünkü köleleştirme politikalarına onlar da alıştılar. Konuşuyoruz; 'Doğru söylüyorsun, haklısın'. O zaman çıkışımızı yapalım. Yoksa bu iş çözülmeyecek. Bir ülkenin iki dudağının arasındasın. 'Hayır' dedi mi bitti iş. 'Evet' dedi mi bitti iş. Ne istiyorlarsa onlar yapıyor. Tamam da artık dünya, 2. Dünya Savaşı'nın şartlarını yaşamıyor. Şimdi bizim yeni dünya kurmamız lazım. Öyleyse terörle mücadelemizden sınır ötesi operasyonlara kadar pek çok konuda dost ve müttefik bildiğimiz ülkelerin riyakarlığıyla karşılaşmaya devam ediyoruz" şeklinde konuştu. 

"SUSACAK MIYIZ?"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "13-14 yaşında, hatta daha küçük, kız ve kemiğini orada kayalara vurarak o çocuğu bağırtıyor, ölümle karşı karşıya getiriyor. 20 tane İsrail askeri bakıyorsun 14 yaşında bir yavrumuzu alıyor aralarına, sürükleye sürükleye getiriyor. Dünya bunları görüyor. Dünya bunları görüyor ama bunların karşısında bir tavır var mı? Yok. Ondan sonra İsrail ile ilgili bir laf söylediğin zaman 'İsrail'e çok sataşıyor'. E ne yapacağız? Susacak mıyız? Ya elimizle ya dilimizle ya da kalbimizle buğuz edeceğiz. Meşru mücadelemiz sebebiyle bizi kıyasıya eleştirenler Filistinlilerin kameraların önünde kurşuna dizilmesine ses çıkarmıyor. Ülkemizi kimi hırsızlık, kimi gasp, kimi terör suçundan hapse atılan sözde gazeteciler üzerinden suçlayanlar, tek suçu İsrail'in katliamlarını belgelemek olan gazetecilerin infaz edilmesine adeta alkış tutuyorlar. İslam ülkelerini azınlık hakları konusunda sıkıştıranlar, birçok Afrika ve Asya ülkesinde Müslüman azınlıklara yönelik etnik temizlik faaliyetlerini görmüyorlar. Bu riyakarlıkların, bizi yolumuzdan ve haklı mücadelemizden alıkoymasına izin veremeyiz. Müslüman, İ'lay-ı Kelimetullah için tüm dünyada hak ve adaletin tecellisi için çalışmak zorundadır" şeklinde konuştu. 
 
Görüntü Dökümü:
------------------------
-Erdoğan'ın açıklamaları
-Detaylar

16.04.2018 - 17.20 Haber Kodu : 180416200
16.04.2018 - 17.17 Haber Kodu : 180416198
16.04.2018 - 16.15 Haber Kodu : 180416165
16.04.2018 - 16.14 Haber Kodu : 180416164
16.04.2018 - 16.13 Haber Kodu : 180416162
16.04.2018 - 16.12 Haber Kodu : 180416160
16.04.2018 - 16.10 Haber Kodu : 180416159
==================================

3- BAŞBAKAN YILDIRIM: İSLAMOFOBİ BİR DİNDEN ZİYADE İNSAN HAKLARI SORUNUDUR

*Başbakan Binali Yıldırım,
"İslamofobi bir dinden ziyade insan hakları sorunudur. Müslümanlara karşı temelsiz korku, düşmanlık ve nefret söylemi İslamofobinin ırkçılık ve yabancı düşmanlığının çağdaş yansımalarından biridir."
"Müslüman azınlıklar asimilasyon tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Kimlik probleminin hemen ardından dikkati çeken en önemli sorun eğitim ve öğretimdir."

Haber: Gülseli KENARLI - Kamera: Güven USTA / İstanbul  
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, "Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi"ne katıldı. Dolmabahçe Sarayı'nda düzenlenen zirvede bir konuşma yapan Başbakan Yıldırım, "Azınlık sorunu küresel bir meseledir ve biz Müslümanları da yakından, doğrudan ilgilendirmektedir. Bugün dünya Müslüman nüfusunun yaklaşık üçte biri yaşadığı ülkelerde azınlık muamelesi görmektedir. Müslüman azınlıkların yaşadığı en yakıcı sorun Batı'da yükselen İslam karşıtlığı, diğer adıyla İslamofobi ve azınlık düşmanlığı meselesidir. İslamofobi bir dinden ziyade insan hakları sorunudur. Müslümanlara karşı temelsiz korku, düşmanlık ve nefret söylemi İslamofobinin ırkçılık ve yabancı düşmanlığının çağdaş yansımalarından biridir. Bu tanımıyla İslamofobi tıpkı antisemitizm gibi tarihi, sosyolojik, siyasi dini birçok nedeni bünyesinde barındıran özel bir ırkçılık türü olarak ele alınmalı ve değerlendirilmelidir. Özel bir ayrımcılık türü olarak İslamofobi haklar arasında diğerlerinin yanı sıra en fazla din özgürlüğü, iş hakkı, eğitim hakkı, ifade özgürlüğünün kullanımıyla ilgili olarak gündeme gelmektedir. İslam düşmanlığının yol açtığı nefret söylemi, sosyal dışlanma, toplumlarda uyumu, çok kültürlülüğü ve ortak yaşamı ciddi olarak tehdit etmektedir. İnsan hakları, demokratik değerler, İslamofobi yüzünden günden güne örselenmektedir. Hal böyleyken Avrupa'da yükselen aşırıcılık ve İslam karşıtlığının boyutları, eğer gerekli müdahaleler olmazsa daha da vahim bir boyuta ulaşacaktır" dedi. 

"TEK SÖZ SÖYLEYECEK ÜLKE TÜRKİYE"
Binali Yıldırım, "Her yıl Avrupa Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı gurubu tarafından BM İnsan Hakları Konseyi'ne sunulan din ve inanç özgürlüğü, din temelli hoşgörüsüzlükle mücadele karar tasarılarının her ikisi de ülkemiz tarafından desteklenmektedir. 2016'da Türkiye'de gerçekleşen İslam Zirvesi'nde Sayın Cumhurbaşkanımız önemli bir adım yapmıştır, öncülük etmiştir. İslam İşbirliği Teşkilatı içerisinde Avrupa Müslümanları Temas Grubu oluşturulmuştur. Böylece Avrupa'da artan şiddet eylemlerine karşılık önlemlerin alınabileceği önemli bir platform teşkil edilmiştir. İslam İşbirliği Teşkilatı Müslüman azınlıklara elini uzatacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Sivil toplum örgütleri, vakıflarımız bu noktada odaklanarak kazanım elde edebileceğimiz işler gerçekleştirmelidir. İftiharla söyleyebilirim ki, ülkemizin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce bugüne kadar köken temelinde herhangi bir ayrımcılık yasağı ihlali söz konusu olmamıştır. Yani bu konuda tek söz söyleyecek ülke varsa o da Türkiye'dir" şeklinde konuştu.

ASİMİLASYON TEHLİKESİ
Başbakan Yıldırım, "Müslüman azınlıklar asimilasyon tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Kimlik probleminin hemen ardından dikkati çeken en önemli sorun eğitim ve öğretimdir. Örneğin; Avrupa'daki Müslüman gençlerin sadece yüzde 5'i lise eğitimi görmekte, diğer kısmı ise erken yaşlarda eğitim hayatından uzaklaşmaktadır. Böyle olunca da Müslüman birey, idareci, bilim adamı, aydın olmak yerine bir işçi olarak hayatına devam etmek zorunda kalmaktadır. Müslüman azınlıkların önemli bir diğer sorunu da; İslam ilimlerinde yetişmiş uzman azlığıdır. Azınlık Müslümanların kimliklerini korumada hayati öneme sahip cami, okul, dernek, diğer sivil toplum kuruluşlarını finanse edecek mali kaynak sıkıntısı da bir başka sorundur. İslam ülkelerinden gelen yardımlar önemli bir miktar olsa da, ihtiyaçlar dikkate alındığında yeterli olduğu söylenemez. Bilindiği üzere Afrika söz konusu olduğunda Müslümanların mücadele ettiği en büyük sorun açlık ve fakirliktir. Bu konuda coğrafi şartların etkisi olmakla beraber, siyasi nedenler başlıca etken olarak önümüze çıkmaktadır. Sömürge dönemi ve sonrası ortaya çıkan siyasi durumdan en fazla Müslümanlar etkilenmiştir" diye konuştu.  

Görüntü Dökümü:
------------------
- Yıldırım'ın açıklamaları
- Detaylar 

16.04.2018 - 16.08 Haber Kodu : 180416158
16.04.2018 - 16.06 Haber Kodu : 180416156

==============================

4- ESENYURT DEHŞETİNDE SALDIRIYA UĞRAYAN KADIN ÖLDÜ

Haber: Ali AKSOYER / İSTANBUL
Esenyurt'ta, boşanma davaları süren eşi tarafından silahlı saldırıya uğrayarak ağır yaralanan Derya Çolak hayatını kaybetti. Olaydan sonra intihara teşebbüs eden Vedat H.'nin ise tedavisi sürüyor.
Esenyurt Talatpaşa Mahallesi 1008 Sokak'ta, 9 Nisan'da meydana gelen olayda, işe gitmek için evden çıkan Derya Çolak, boşanma davaları süren eşi Vedat H. tarafından kurşun yağmuruna tutulmuştu. Saldırı sonucu Çolak, kanlar içinde kalarak ağır yaralanırken, eski eşi Vedat H. de başına ateş ederek intihara teşebbüs etti. 
Saldırı gününden bu yana yoğun bakımda tedavisi süren Derya Çolak, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Vedat H.'nin ise, tedavisi sürüyor.

Görüntü Dökümü:(ARŞİV)
-----------
-Olay yerinden görüntüler
-Polisin incelemesi
-Görgü tanıkları ile röp.
-Detaylar

==========================

5- TÜNELDEKİ ZİNCİRLEME KAZA KAMERADA

Haber-Kamera: Özgür Deniz KAYA / İSTANBUL
Üsküdar Tantavi tünelinde bu sabah kazaya karışan 3 araçtan biri takla attı. Kazada 1 kişi yaralanırken yoğunluğu yaşandı.
Kaza anı güvenlik kameralarınca saniye saniye kaydedildi.
Görüntülerde, hızla gelen bir aracın oluşan trafik nedeniyle duran önündeki araca çarparak yan dönüp takla atıyor.
Arkadan gelenler durdurdukları araçlarından inerek takla atan araçtaki sürücüye yardım için koşuyor. Takla atan aracın etrafından bir anda kalabalık oluşuyor.

Görüntü Dökümü:
---------------
Güvenlik kamera görüntüleri
-Seyir halindeki araçlar
-Hızla gelen aracın önündeki araca çarparak yan dönüp takla atması
-Araçlarını durdurarak kaza yapan araca koşanlar

16.04.2018 - 16.43 Haber Kodu : 180416181
16.04.2018 - 10.01 Haber Kodu : 180416012

========================

6- 15 TEMMUZ'DA HAVA HARP OKULU'NDAKİ EYLEMLERE İLİŞKİN AÇILAN DAVA....

MAHKEME BAŞKANI: DARBE GİRİŞİMİ GECESİ CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANIN AÇIKLAMASINI DUYMADIN MI?

SANIK: TELEFONUMUN İNTERNETE VERİSİ KAPALIYDI

Haber- Kamera: Serpil KIRKESER / İstanbul  
FETÖ / PDY'nin 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Hava Harp Okulu'ndaki eylemlerine ilişkin 34'ü tutuklu 44 şüpheli hakkında açılan davanın ilk duruşmasında sanıklar savunma yaptı. Sanıklar darbe girişiminden haberleri olmadığını savundu. Mahkeme Başkanı Erdoğan Şimşek, tutuklu sanıklardan eski Üsteğmen İsa Pek'e "O gece Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan açıklama yaptı. Darbe kalkışması olduğunu söyledi. 'Sokağa çıkın' dedi. Onları da mı duymadın? Benim telefonuma tık tık düştü. 
Komutanın 'At kendini buradan dese atacak mısın? Komutanın emri daha mı fazla basıyor? Bunlara cevap ver? Bunları sormak zorundayım. Suçlamaları anlat" diye sordu. Sanık Pek "Telefonumun internet verisi kapalıydı" dedi.

33 TUTUKLU SANIK SALONDA HAZIR BULUNDU
İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Bakırköy Adalet Sarayı'nda bulunan konferans salonunda yapılan duruşmaya 33 tutuklu ile 9 tutuksuz sanık katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık, Milli Savunma Bakanlığı ve TBMM'nin avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmayı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakcı Kan da izledi. 

SANIK AVUKATI OLMADIĞI İÇİN SAVUNMA YAPMADI 
Mahkeme Başkanı, iddianameyi özetleyerek okudu ve sanıklara suçlamaların neler olduğunu söyledi. Mahkeme Başkanı Erdoğan Şimşek, savunmasını yapması için tutuklu sanık Hüseyin Ergezen'i kürsüye çağırdı. Eski Albay Sanık Ergezen avukatının salonda olmadığını, avukatı gelince savunma yapmak istediğini söyledi. Mahkeme Başkanı Şimşek de, "Barodan sana avukat gönderilmiş. Savunma yapacak mısın? Yoksa susma hakkını mı kullanacaksın" diye sordu. Sanık Ergezen de, "Ben savunma yapacağım. Kendi avukatım var. O gelince yapacağım" diye konuştu. Mahkeme Başkanı Şimşek de bunun üzerine "...Sanığın ısrarla savunma yapmaktan kaçındığı ve sanık savunmasıyla ilgili yapılan bir işlem olmadığı görüldü..." şeklinde tutanağa yazdırdı. 

"DARBECİ DEĞİLİM"
Tutuklu sanık eski albay Süleyman Demirci de, 15 Temmuz darbe günü kendilerine terör saldırısının olabileceğinin söylendiğini ve kışladan çıktıklarını kaydederek "Ataköy Konakları'nın orada sivil bir araç bizi durdurdu. Polisler arabamızdan inmemizi istedi. Polisin tavrı dikkatli ve olumluydu. Kazasız belasız silahımızı aldılar. Bize kelepçe takılmadı. Karakola gittik, tuvalet ve su ihtiyacımızı karşıladık. Şehitler olunca, polisler bize parmak ve kafa sallamaya başladı. Bize karşı tavırları değişti" diye konuştu. "Darbeci değilim" diyen sanık Demirci, komutanları Barbaros Akça'ın talimatı üzerine yanlarına silahlarını aldıklarını, kendilerine darbe konusunda bilgilendirme yapılmadığını ve darbe gecesi kimseye silah doğrultmadığını belirtti. 

"AHMET GÜMÜŞ'ÜN ÇAĞRISI ÜZERİNE BİRLİĞE GİTTİM"
Tutuklu sanık eski üsteğmen İsa Pek de, 15 Temmuz gecesi evinde misafir olduğunu ve komutanı Ahmet Gümüş'ün kendisini telefonla arayarak birliğe çağırdığını ve kendisinin de birliğe gittiğini söyledi. Verilen emir üzerine birliğe gittiğini ve askerlikte verilen emrin önemini anlatan sanık Pek, terör saldırısı olacağının kendisine söylendiğini, "Okulun büyük bir kısmı Yalova'daydı. 
Personelin çoğu oraya intikal etmişti. Tayin dönemiydi. Ben de verilen emirde hukuka aykırılık görmedim. Bir yıldır terör olayları oluyordu. Terör olaylarına ilişkin mesajlar geliyordu" diye konuştu.

"KOMUTANIN AT KENDİNİ BURADAN DESE ATACAK MISIN?"
Mahkeme Başkanı Şimşek, "o gece Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan açıklama yaptı. Darbe kalkışması olduğunu söyledi. 'Sokağa çıkın' dedi. Onları da mı duymadın? Benim telefonuma tık tık düştü. Komutanın 'At kendini buradan dese atacak mısın? Komutanın emri daha mı fazla basıyor. Bunlara cevap ver? Bunları sormak zorundayım. Suçlamaları anlat" diye sordu. Sanık Pek de "Telefonumun internet verisi kapalıydı" diye cevap verdi. 

"KİMSEDEN DARBE YA DA SIKIYÖNETİM İFADESİ DUYMADIM"
"Kimseden darbe ya da sıkıyönetim ifadesi duymadım" diyen sanık Pek, Harbiyelilere saldırı olduğunun söylenmesi üzerine araçlarla destek için ayrıldıklarını, birliğin içinde silahları aldıklarını kaydetti. Mahkeme Başkanı Şimşek, "Sanıkların bir tanesinin üzerinden TRT'de yurtta sulh konseyinin okuduğu bildiri metni çıktı" demesi üzerine sanık Pek de "O metinden haberim yok" diye konuştu. 

"DARBE OLDUĞUNU POLİSTEN ÖĞRENDİM"
İddianameyi eleştiren sanık Pek şunları söyledi:  "Polis, darbe oluyor farkında değil misiniz?' dedi. Silahımı verdim. Ben o zaman karakoldaydım. 'Işıkları karartma yapın' dedik. Sabah kadar. Tabi sabah herşey değişti. Ben darbe olduğunu polisin ifadesiyle öğrendim. Ben herhangi bir terör örgütüne üye değilim. Ben hiç bir olaya karışmadım. Kimseden konusu suç teşkil edecek bir emir almadım. Hakkaniyetli bir karar vereceğinize inanıyorum" dedi.
Söz alan diğer sanıklar da suçlamaları reddetti. Bugün başlayan duruşma bir hafta boyunca devam edecek.

İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılığı tarafından hazırlanan 687 sayfalık iddianamede, Hava Harp Okulu'ndaki darbe kalkışması öncesi düzenlenen toplantı ve koordinasyon çalışmaları ile 15 Temmuz günü Hava Harp Okulu'nda sabahtan başlayarak darbe kalkışması ve ardından gelişen eylemlere yer veriliyor.
Darbe koordinasyon toplantısının Tümgeneral Fethi Alpay'ın Hava Harp Okulu Komutanlığı'ndaki odasında 14 Temmuz günü öğle saatlerinde yapıldığı, bu toplantıya da darbe girişimine destek veren birlik komutanlarının da katıldığı belirtiliyor. İddianamede söz konusu toplantıda Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı'nda görevli Tuğgeneral Gökhan Sönmezateş'in de katılarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın derdest edilmesi kararını bu toplantı aldığı kaydediliyor. Toplantının gizlilik içinde yapıldığına dikkat çekilen iddianamede, 16 Temmuz günü katlarda bulunan kameraların söküldüğü ancak sonrasında yapılan incelemelerde toplantının görüntülerine ulaşıldığı da belirtiliyor. 
İddianamede, 34'ü tutuklu 44 şüpheli hakkında "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlarından 3 'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor. Şüpheliler için ayrıca "Silahlı terör örgütü üyeliği, "Hava ulaşım araçlarının alıkonulması" ve "Görevi kötüye kullanma" suçlarından da değişik oranlarda hapis cezalarına çarptırılması, cezalandırılmaları isteniyor.  

DAVAYI İZLEYEN RAVZA KAVAKCI KAN AÇIKLAMA YAPTI 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakcı Kan, davaya verilen arada basın açıklaması yaptı. Ravza Kavakcı Kan yaptığı açıklamada şunları söyledi: Bugün Bakırköy Adliyesi'nde Hava Harp Okulu Komutanlığı davasını takip ettik. İlk duruşmaydı, 44 tane sanık var. Bu dava özellikle FETÖ darbe girişimi davaları arasında önem arz ediyor. Bütün hava harp okullarının Türkiye'deki öğrencilerinin ve hava harekâtının beyninin planlaması buradan yapılmış. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada hava harp okulunun subaylarının yapmış olduğu koordinasyon toplantılarıyla alakalı dava konusu. TRT binasının basılmasının planlanması, TRT'de okunan darbe girişimin metninin aynısının sanıkların birinin üzerinden çıkması, Valiliğinin işgaliyle alakalı planlamanın yapılması, hatta bu toplantılarda 15 Temmuz darbe girişimi öncesi yapılan toplantılarda eski Tuğgeneral şu anda yargılanmakta olan Gökhan Şahin Sönmezateş'in, sayın Cumhurbaşkanımızın derdest edilmesinin emrinin verildiği toplantılar bu da davanın konusu. İstanbul'daki bütün kritik noktaların işgali de bu dava içerisinde yer alıyor. Bu dava çerçevesinde hava harekatının planlamasını yapmış olan sanıklar olarak mahkeme huzurunda cevap verecekler. Bu davaların en sağlıklı şekilde ve en sağlık zamanda neticelenecek. 251 şehidimiz ve 2 bin 194 gazimize de biz de bu manada darbeye karşı 'dur' diyen bütün vatandaşlarımıza vefa borcumuz yerine gelmiş olacak, acımız biraz daha hafiflemiş olacak." Açıklamanın ardından Ravza Kavakcı Kan, Bakırköy Adalet Sarayı'ndan ayrıldı.

Görüntü Dökümü:
--------------
-Ravza Kavakcı Kan'ın açıklaması
-Genel ve detaylar

16.04.2018 - 17.53 Haber Kodu : 180416213


.


 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner314

banner325

banner328

istanbul escort