Toplu taşıma araçlarında son zamanların modası tilki uykusu.

Ah gençlik vah gençlik, geleceğimizin teminatı saygısız duyarsız bu nesil mi olacak? Kızıyorum, üzülüyorum, bazen kendime “yok oğlum sen geri kafalısın” diyorum, ama sonuçta bu tuhaflık karşısında kayıtsız kalamıyorum.

Yaşlıya, büyüğe, hamileye, hastaya, kucağında çocuğu olana ne anlayış kalmış nede saygı!
Ben kırk dört yaşımdayım, benim emsallerim bunu asla yapmazdı, kaldı ki halada yapamıyoruz, bırakın bir yaşlı, hasta, vesaireyi ayakta rahatsız olacağını hissettiğimiz bir hanıma yaşına bakmaksızın hala yer veriyoruz.

Eeee artık bizde orta yaş üstüne doğru seyrediyoruz, malum saç sakalda ağarınca tuhaf durumlarla da karşılaşıyoruz. Geçenlerde bir hanıma “gel ablacığım buyur otur” dedim, hanımefendi “yok amca estağfurullah” deyince. Hah kocamışız işte dedim.

Gençlik…

Umudumuz, yarınımız dediğimiz gençlik, fatihin fethettiği, Mehmetçiğin Çanakkale de şehit düştüğü yaşta ki gençlik! Otobüste, minibüste camdan dışarı bakacağına dön de bir tarihine bak, orada daha on dördünde katarlarla cephelere taşınan gençliğe bir bak, onlar sen saygısız bir nesil ol diye can vermedi senin yaşında…

Ey hocalar, öğretmenler…


Bu nesil sizin aynanız hepimiz bu saygısızlığın sorumlularıyız. Derste, okulda camii de anlatmalıyız, sokakta, otobüste gördüğümüz her yerde konuşmalıyız. Gençliği bu bilince taşımak için ne gerekiyorsa yapmalıyız…

Ey Anne baba sen…

İyi kıyafetler alarak, bir dediğini iki etmeyerek maddi bir ilişki içinde olduğun çocuğunu aslında çıkar odaklı ve saygısız yetiştirdiğinin farkın damısın? Para sevgimizin ete kemiğe bürünmüş hali oldu, çocuğuna karşı ekonomik gücünü gösteriyorsan babalık vazifeni tastamam yerine getirmiş sayıyorsun! Oysa yanılıyorsun, Babalık öğüt ve nasihat yoluyla saygı, ahlak, erdem, gibi duyguları çocuğuna aktarmaktır. Sürekli balık almaktan ziyade olta alarak balık tutmayı öğretmektir.

Saygı olan yerde “Sevgi, aşk, muhabbet, barış, huzur” her şey olur…

LÜTFEN!

Kendimizi bu mekanik dünyanın debdebesinden sıyıralım, en yalın, en saf halimize dönelim. Helak’ı yaklaşan kavimlere döndük. Bencil, egoist, maddiyatçı, kibirli, gıybet eden ve en acısı PARAMIZ KADAR İNSAN OLDUĞUMUZU SANAN…