Finansal Mükemmeliyet Merkezi'nde 2016-2017 değerlendirildi

İstanbul, 28 Aralık () - Akbank’ın desteğiyle Sabancı Üniversitesi’nin bünyesinde kurulan Finansal Mükemmeliyet Merkezi (Center of Excellence in Finance - CEF)“2016 Yılı Ekonomisini Değerlendirme ve 2017 Yılına Detaylı Bakış”...

Finansal Mükemmeliyet Merkezi'nde 2016-2017 değerlendirildi

İstanbul, 28 Aralık () - Akbank’ın desteğiyle Sabancı Üniversitesi’nin bünyesinde kurulan Finansal Mükemmeliyet Merkezi (Center of Excellence in Finance - CEF)“2016 Yılı Ekonomisini Değerlendirme ve 2017 Yılına Detaylı Bakış” başlıklı panel düzenledi.
Sabancı Üniversitesi'nin, Akbank’ın kurucu sponsorluğunda hayata geçirdiği, "finansta mükemmelliği" hedefleyen “Sabancı Üniversitesi Center of Excellence in Finance” (CEF) 23 Aralık 2016 Cuma günü Sabancı Center’da bir panel gerçekleştirdi.
“2016 Yılı Ekonomisini Değerlendirme ve 2017 Yılına Detaylı Bakış” başlıklı panelin moderatörlüğünü Akbank Baş Ekonomisti Fatma Melek üstlendi. Panelde; Merkez Bankası Baş Ekonomisti Hakan Kara, Yapı Kredi Bankası Baş Ekonomisti Cevdet Akçay ve İş Yatırım Araştırma Direktörü Serhat Gürleyen konuşmacı oldular.
Panelin ilk bölümünde küresel ekonomik görünüm ve Türkiye başlığı ele alındı. Burada özellikle gelişmiş ülkelerde, risk azaltımının devam etmesi ve bunun da yatırım kararlarında da uzun süreli bir durağan seyre neden olduğu, emtia fiyatlarının da gerilemesi ile büyük ölçüde yatırım malı ve hammadde ticaretine dayalı dünya ticaretinin de bundan ciddi yara aldığı belirtildi.
Dünyadaki ekonomi politikalarındaki belirsizliğin, genişlemeci politikalardaki artışın ABD’deki politika ve uzun vadeli faizleri artırdığı, gelişmekte olan ülkeleri, oynak sermaye hareketleri üzerinden etkilediği, faiz ve kurları etkilediği belirtildi. Risksiz faizlerin yükselme potansiyeli aynı zamanda, gelişmekte olan ülkelerde finansal koşullarda sıkılaştırmayı da getirebilecek.
Türkiye’de özel yatırımların, yatırım ortamının tekrar güçlenmesi için ne gibi adımların atılması gerektiği;  dış ticaret performansında; küresel dinamiklerin yanı sıra yerel/sektörel dinamiklerin ne olabileceği, Türkiye ihracatının ürün portföyünü daha katma değeri yüksek bir yapıya nasıl çekilebileceği; tasarruf büyümesinin nereden gelmesi gerektiği konuları ele alındı.
Kara: MB enflasyonla mücadelede farkındalığı artırma gayreti içinde olacak
Finansal piyasa dengesi ve para politikalarının ele alındığı ikinci bölümde Merkez Bankası Baş Ekonomisti Hakan Kara, enflasyon hedeflemesi döneminde yaşanan birçok farklı nitelikteki şoka rağmen enflasyonun tek haneli seviyelerde tutulabildiği, ancak henüz fiyat istikrarına ulaşılamadığını söyledi.
Kara, son yıllarda elde edilen tecrübelerin fiyat istikrarının daha düşük maliyetle ve kalıcı olarak sağlanabilmesi açısından ortak çabanın gerekliliğine işaret ettiğini sözlerine ekledi.
Hakan Kara “Merkez Bankası, önümüzdeki dönemde paydaşlarla yakın iletişim halinde, enflasyonla mücadelede öne çıkan yapısal unsurlara dair farkındalığı artırma ve bu konuda gerekli teknik alt yapıyı destekleme gayreti içinde olacaktır” diyerek sözlerine son verdi.
2017’ye dair projeksiyonların ele alındığı üçüncü bölümde ise, Türkiye’yi 2017’de nasıl bir büyüme projeksiyonu ve büyüme kompozisyonu beklediği; 2017’de izlenmesi gereken temel  makro ekonomik risk parametrelerinin neler olduğu sorularına yanıt arandı.
Gürleyen: 2017 yılında iç talep ağırlıklı olarak yüzde 3.0 büyüme bekliyoruz
İş Yatırım Araştırma Direktörü Serhat Gürleyen, doların küresel olarak değer kazanmasına ve faiz oranlarındaki yükselişe rağmen Türkiye ekonomisinin 2017 yılında iç talep ağırlıklı olarak yüzde 3.0 büyümesini beklediklerini ifade etti.
Türkiye  büyümesinin ağırlıklı olarak banka kredileri ile finanse edilmeye devam edileceğini belirten Gürleyen, bankacılık sektörünün güçlü sermayesi ve sağlam bilançosu ile Türkiye’yi taşımaya devam edecek güçte olduğunun altını çizdi.
Cumhurbaşkanı’nın Türk lirasında seferberlik çağrısı sonrasında mevduatlardaki dolarizasyonun gerilemeye başladığını vurgulayan Gürleyen, "Ancak, finans sektörü dışındaki şirketlerin 210 milyar dolarlık açık döviz pozisyonu, portföy çıkışlarının devam ettiği bir ortamda, kur üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor" dedi.
Serhat Gürleyen, "Türk lirasındaki değer kaybı, petrol fiyatlarındaki artış ve yüzde 30’luk asgari ücret artışının toplu sözleşme görüşmelerinde yaratacağı baskı nedeniyle enflasyonun 2017 yılında 150 baz puan artarak yüzde 9.0’a yükselmesini bekliyoruz” diye ekledi.
(Fotoğraflı)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner314