"Amacımız öğrencilere geniş çerçeveden bakmayı öğretmek"

İSTANBUL, () ÜNİVERSİTE tercih döneminin sonunda öğrenciler okullara yerleşti. Vakıf üniversiteleri içinde ise kontenjanını yüzde 100 dolduran sadece 5 üniversite oldu. Bunlardan bir tanesi olan ve sadece sosyal bilimler alanında eğitim veren...

"Amacımız öğrencilere geniş çerçeveden bakmayı öğretmek"

İSTANBUL, () ÜNİVERSİTE tercih döneminin sonunda öğrenciler okullara yerleşti. Vakıf üniversiteleri içinde ise kontenjanını yüzde 100 dolduran sadece 5 üniversite oldu. Bunlardan bir tanesi olan ve sadece sosyal bilimler alanında eğitim veren İbn Haldun Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Rektör Danışmanı Hakkı Öcal bunun en önemli nedeninin üniversite olarak karşılaştırmalı bir eğitim vermeleri ve kontenjanlarını düşük tutarak öğrencileriyle aile ortamı oluşturmaları olduğunu söyledi. Çok iddialı olduklarını da belirten Öcal, "Birinci sebep çok iddialı olduk. ‘Dil öğretiminde sosyal bilimlerde kaliteli eğitim yapacağım, çok az kontenjan koyarak öğrencilerim ile öğretmenlerim arasında aile ilişkisi kuracağım’ diye ortaya çıkan ve İbn Haldun gibi zaten kendisi başlı başına iddia olan bir isim alıyor" dedi.

BATI ÜLKELERİNDE DE İBN HALDUN GİBİ İSİMLERİN GÖRÜŞLERİNE YER VERİLİYOR

Artık Batı ülkelerinde verilen eğitimlerde de İbn Haldun gibi isimlerin görüşlerine de sıkça yer verildiğini söyleyen Hakkı Öcal, mukayeseli bir eğitim vereceklerini ve eğitim görecek öğrencilerin sosyal bilimler alanında birçok farklı ismi öğreneceğini söyledi. Üniversite olarak yüzde 100 doluluk oranına ulaştığını söyleyen Öcal, bu başarının nedenini şöyle açıkladı:

"Dil eğitimine verilen önem de bunda bir etkendir. Öğretmenlerimiz Türkçeyi iddialı bir şekilde kullanan isimler. Kitaplarını güzel ve iddialı bir Türkçe ile yazmış öğretmenler. Hazırlık okulunda öğrencileri yurt dışına gönderebilen bir okul. Bir diğer etken de bu okulda Arapça dil öğretilmesi. Başta söylediğim sosyal bilimlerde mukayeseli eğitim yaklaşımının bir gereği bu. Çünkü öğrenciler mezun olduktan sonra kendileri de master, doktora yaparak kitap yazacaklar. Sadece İngilizce bilmek yeterli olmayabilir. Bu nedenle Arapça da bilmeleri gerekiyor. Yüzde 100 dolulukta bir diğer unsur da kontenjanlarımızın çok düşük olması. Çünkü biz öğrencilerimizle aile ilişkisinde olmak istiyoruz. Bizim bölümümüzde 10 öğrenci olacak ve 10 öğretim görevlisi var yani her öğretim görevlisine 1 öğrenci düşüyor olacak."

"HEM DOĞU'YU HEM BATI'YI İÇİNE ALAN BİR EĞİTİM MODELİ TASARLANDI"

İbn Haldun Üniversitesi'nin kurulurken sadece yüksek lisans düzeyinde eğitim vermesinin planlandığını ancak daha sonra lisans düzeyinde de eğitim vermeye karar verdiğini belirten Öcal, neden sadece sosyal bilimlerde eğitim verdiklerini de açıkladı:

"Bu üniversite kurulurken sadece yüksek lisans ve doktora veren bir okul olsun istendi ancak daha sonra lisans düzeyinde de eğitim verme gereği ortaya çıktı. Neden sadece yüksek lisans düzeyinde eğitim vermek gerekiyor diye düşünüldüğünde, Türkiye'de sosyal bilimler alanında sözünü ettiğimiz mukayeseli eğitim yapabilecek, hem Doğu'yu hem Batı'yı içine alacak bir eğitim tasarlandı. Türkiye'de bazı şeylerin hakkını vermek istiyoruz ki eğitim çok kötü değil. Türk bilim insanları fen bilimlerinde bir gezegen keşfedecek kadar ileriye gittiler ancak ne yazık ki sosyal bilimlerde aynı başarıyı yakalayamıyoruz. Neresinden bakarsanız bakın Türkiye'de sosyolojik araştırmalar çok güçlü değil. Bir araştırma kurumumuz yok. Dolayısıyla bizim sosyal bilimlerde bir açığımız var."

"ARAPÇA ÖĞRENİRSENİZ FARABİ'Yİ ANA DİLİNDE OKURSUNUZ"

Türkçe ve İngilizce dışında Arapça dilinde de eğitim verilen İbn Haldun Üniversitesi'nde neden Arapça tercih edildiğini de açıklayan Öcal, "İbn Sina'yı, Gazali'yi, İbn Haldun'u hâlâİngilizce'den, Fransızca'danokuyorsak sebebi budur. Çocuklarımıza farklı diller öğretmiyoruz. 'Bir dil öğrenmek bir kültürü öğrenmektir' diye bir söz vardır. Arapça öğrenirseniz bir uygarlığın, bir medeniyetin, bir kültür küresini öğrenmiş oluyorsunuz. Herkes İbn Haldun'u İngilizce tercümesinden okuyor" dedi.

Karşılaştırmalı eğitim verme amacını bir örnekle açıklayan Öcal, "Antarktika'da bir kelebek larvası keşfedildi. Araştırıldığında Afrika'da var olan bir tür olduğu ortaya çıktı. Genetik kodlarında ise hem Ekvator'da hem Kutuplar'da yaşayabilecek özellikleri olduğu ortaya çıktı. Biz de maalesef bir tek dünyayı öğretiyoruz ve öğrencilerimiz bunu mukayese etmiyor. Montesque'yüWeber'i yalanlamak gibi bir amaç yok ama farklı görüşleri anlamak lazım. Karl Marx teoriler geliştiriyorsa bunun yanında Farabi'nin ne dediğine de bakmak gerekiyor. Bunun amacı daha geniş bir çerçeveden bakmayı öğretmek, öğrencilere muhakeme yeteneği kazandırmak. Amacımız öğrencinin Durkheim'ın yanlış olduğu sonucuna vardırmak değil sadece muhakeme yeteneğini geliştirmek. Türkiye ile ilgili daha sağlıklı bir analiz yapan bir kuşak insan ortaya çıkmış olabilir."

(FOTOĞRAFLI) 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner314