istanbul escort

banner314

banner325

25.10.2019, 15:07

Arayış devam ediyor.

İnsanlık avcı toplayıcı düzenden yerleşik düzene geçmesi yaklaşık on beş bin yıl önce oldu.

Yerleşik düzene geçişle birlikte bir arada yaşamın kuralları da ortaya çıktı.

Yerleşik düzende rahat yaşamak için insanlık bir çok arayışa girdi.

İlk olarak peygamber krallar, tanrı krallar yönetime geldiler.

 Bu yetmedi mutlu toplum oluşmadı,çok tanrılı inanç biçimleriyle toplumlar belli kurallar içinde yan yana yaşamı denedi.

Çok tanrılı inanç biçimi  ve pagan dönemler de insanları çok mutlu etmedi ve tek tanrılı dinlere yöneldiler.

Tek tanrılı dinlerde insanlığın yan yana yaşamasına, mutlu olmasına daha iyi olmak yerine daha kötüye gitti.

Öyleki arka akaya ortaya çıkan tek tanrılı dinler, insanlığın kendi arasındaki husumeti ve düşmanlığı daha da büyüttü.

Bütün bunların olması ve bu güne gelmesiyse yaklaşık on beş bin yıl.

Tek tanrılı dinlerin barış ve kardeşliği getirmediğini gören insanlık yeni arayışlara girdi.

Önce dinleri içinde arayışlar mezhep ve tarikatlar şeklinde ortaya çıktı.

Bu arayış sadece İslam dininde değil diğer dinlerde de meydana geldi.

Nasılki İslam dininde bir çok mezhep ve tarikat çıktıysa aynı durum diğer dinlerde de oldu.

Bunun anlamı şuydu, ortaya çıkan din anlayışı insanlığın birliğini, dirliğini, mutluluğunu ve adaletli yaşamın oluşmasına yetmediği için arayış devam etti.

Özellikle binli yıllarda İslam'da çok farklı yollar ve görüşler ortaya çıktı.

Diğer dinlerde ise bu durum daha hızlı oluştu.

Özellikle batıdaki Hıristiyanlık dinde reform sayılacak hamleleri beş yüz yılda tamamladı ve 1789 Fransız devrimiyle de dini kiliseye hapsetti.

Batı şunu dedi ''Ey din ve din adamları, sizler ne yapacaksanız kilisede yapacaksınız, insanların dini taleplerini karşılayacaksınız, ayrıca size inananlarda sizi finanse edecek, devletten para beklemeyin ve de devletin yönetim biçiminden de uzak durun''

Yani Hıristiyanlığın beş yüz Avrupa'yı kasıp kavurması, din savaşları,engizisyon uygulamalarına son vermek için reformlara,mücadeleye rönesansa ve bilimin ilerleyişi hız kesmeden devam etti.

İslam'da ise bu arayışlar tarikatlarla devam etti, mezheplerle kendisini gösteri ama hiç bir zaman bir reform veya bir rönesansı yaşayamadı veya yaşamasına fırsat vermeyen çok keskin din anlayışı bu güne kadar sürdü gitti.

Eğer dinler, insanlığın  mutluluğunu sağlasaydı,adalet, hakça bölüşüm,barış,kardeşlik,eşitlik ve sınıflar arsındaki uçurumu azaltsaydı hiç bir zaman ne demokrasi,ne de diğer yönetim biçimleri insanlık tarafından kabul görmezdi.

İşte bu arayış, kavga, dövüş ve kaos on beş bin yıldır sürerken, bu gün batı bilimin aydınlığıyla nefes almışken,doğunun İslam ülkeleri batının on beşinci yüz yıla kadar sürdüğü orta çağ karanlığını bu gün yaşar hale gelmiştir.

On beş bin yıldır insanlık ne arıyordu,neyin peşindeydi?

Adalet,eşitlik,kardeşlik,hakça bölüşüm,insanlar arasında ayrımın olmaması,üretilen her değerin eşit olmasa bile adaletli bölüşülmesi,mülkiyet hakkının adaletli olması ve bir çok insanlık onurunu kurtaracak talepleri oldu.

Bu talepleri dinler karşılayamadığı için, arka arakaya monarşiler,demokrasiler,otoriter rejimler,Marksizm, sosyalizm, komünizm arayışları sürekli devam etti ve halada arayış devam ediyor.

Bu süreçte tek bilinen bir şey var, dinler hangi din olursa olsun yerleşik düzenin adaletsizliğini yapanların rahat yaşamaları ve sömürünün devamı için sürekli destek olmuşlardır.

Bu durum bu gün içinde geçerlidir.

Nerede devrimci bir hareket varsa, nerede bir adaletsizliğe baş kaldırı varsa, dinler adaletsizlik yapanların yanında yer almıştır.

İşte bundan dolayı, bu gün de arayış devam etmektedir.

Özellikle İslam ülkelerinin ve İslam inancının egemen olduğu topraklarda kan ve göz yaşı, cehalet,kıtlık, yokluk devam ediyorsa o coğrafyaların bu hale gelmesinde dini öğreti çıkış, yol gösterici olma özelliğini ya kullanamadı,  ya da sömürüyü sürdüren egemen güçler dini sömürünün bir öznesi olarak kullanmayı çok iyi başardılar.

Bu gün de insanlık mutlu değil, insanlık adaletli bir düzen kuramadı, bu gün batı rejimleri ortaçağ karanlığını ve dinin baskıcı, adaletsiz nizamını yıktığı için biraz olsun dünya üzerinde huzuru yakalamış olmalarından dolayı bütün İslam ülke insanı yönünü batıya çevirmiş,canı pahasına dağları denizleri aşmaya çalışıyor.

İslam ve İslam coğrafyasıysa büyük bir kargaşanın, mutsuzluğun karamsarlığın içinde boğuşmaya devam ediyor.

Peki bu durum İslam ülkelerinde ne zaman biter diye sorulursa cevabı şudur.

Batı nasılki dini 1789 yılında Fransız devrimiyle ve daha sonrada iki yüz yıl mücadele ederek kiliseye çekilmesini sağladıysa o zaman.

Yani İslam cami içine girmeli, inancın bir yönetin biçimi olma ve şeriatı bir yönetim biçimi olma iddiasından vazgeçmediği sürece, İslam ülkelerini kanayan yarası hiç durmayacak, o kan akmaya devam edecektir.

İşte yüz yılın başında Atatürk batıda gelişen seküler, laik yaşamın iyi bir yol olduğunu farkettiği için o devrimleri yaptı.

 Devrimlerin hatası neydi?

Devrimleri halkın eliyle değil de etrafındaki bir avuç insanla yaptı tepeden tabana yaymaya (jakoben yaklaşım)  çalışırken de ömrü yetmedi.

Oysa devrim talebi ve reformlar hayata geçmeden önce, halkın içine,gönlüne sokulmalı, halk tarafından benimsenmesi için yıllara dayanan eğitimler verilmeli ve ondan sonra kanunlaşmalıydı.

İşte Atatürk devrimleri bir sanman alevi gibi yirmi yıl yandı, parladı ve Menderes geldi üzerine suyu sıktı arkadan gelenlerde altmış yıl o suyu sıkmaya devam etti.

Bu gün ise mevcut iktidar o ateşin son kalıntıların söndürmek için var gücüyle mücadeleye devam ediyor.

Halkın benimsemediği hiç bir devrim kalıcı olamaz.

Sonuç bu gün İSLAM ülkeleri orta çağ karanlığını yaşamaya devam ediyor ve bu karanlık her gün zifiri karanlığa doğru gidiyor.

Emperyalistlerde İslam ülkelerinin yaşadığı karanlığı daha da karanlık olması için elinden geleni yapıyor.

 Çünkü karanlıkta soygun yapmanın çok kolay olduğunu iyi biliyor.

Uzatmayalım İslam ve İslam'ın her türlü anlayışı İslam ülkelerinin bunalımdan ve karanlıktan çıkmasına  bu gün yetmiyor.

Batının beş yüz yılda yaptığı reformları ve rönesansı yaşamaktan,yapmaktan ve uygulamaktan başka bir çözüm yolu görünmüyor.

Yorumlar (0)
15°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde oyunu hangi partiye vereceksin?
Namaz Vakti 22 Kasım 2019
İmsak 06:24
Güneş 07:53
Öğle 12:55
İkindi 15:25
Akşam 17:48
Yatsı 19:12
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 11 21
2. Fenerbahçe 11 20
3. Trabzonspor 11 19
4. Alanyaspor 11 19
5. Başakşehir 11 19
6. Galatasaray 11 19
7. Malatyaspor 11 18
8. Beşiktaş 11 18
9. Gaziantep FK 11 15
10. Çaykur Rizespor 11 14
11. Göztepe 11 13
12. Konyaspor 11 13
13. Kasımpaşa 11 12
14. Denizlispor 11 11
15. Antalyaspor 11 11
16. Gençlerbirliği 11 10
17. Ankaragücü 11 9
18. Kayserispor 11 7
Takımlar O P
1. Hatayspor 11 21
2. Fatih Karagümrük 11 19
3. Ümraniye 11 18
4. Balıkesirspor 11 18
5. Akhisar Bld.Spor 11 18
6. Erzurum BB 11 18
7. Keçiörengücü 11 18
8. Bursaspor 11 17
9. Menemen Belediyespor 11 17
10. Altay 11 15
11. Adana Demirspor 11 12
12. İstanbulspor 11 12
13. Giresunspor 11 12
14. Boluspor 11 10
15. Osmanlıspor 11 10
16. Adanaspor 11 8
17. Altınordu 11 7
18. Eskişehirspor 11 1
Takımlar O P
1. Liverpool 12 34
2. Leicester City 12 26
3. Chelsea 12 26
4. Man City 12 25
5. Sheffield United 12 17
6. Arsenal 12 17
7. M. United 12 16
8. Wolverhampton 12 16
9. Bournemouth 12 16
10. Burnley 12 15
11. Brighton 12 15
12. Crystal Palace 12 15
13. Newcastle 12 15
14. Tottenham 12 14
15. Everton 12 14
16. West Ham 12 13
17. Aston Villa 12 11
18. Watford 12 8
19. Southampton 12 8
20. Norwich City 12 7
Takımlar O P
1. Barcelona 12 25
2. Real Madrid 12 25
3. Atletico Madrid 13 24
4. Sevilla 13 24
5. Real Sociedad 13 23
6. Athletic Bilbao 13 20
7. Getafe 13 20
8. Granada 13 20
9. Valencia 13 20
10. Osasuna 13 19
11. Villarreal 13 18
12. Levante 13 17
13. Real Valladolid 13 17
14. Deportivo Alaves 13 15
15. Eibar 13 15
16. Mallorca 13 14
17. Real Betis 13 13
18. Celta de Vigo 13 9
19. Espanyol 13 8
20. Leganés 13 6